Showing posts with label Dünyanın. Show all posts
Showing posts with label Dünyanın. Show all posts

Saturday, April 10, 2010

Baharın ilk tatilini yapmak isteyenler...

İSTANBUL - EtsTur Kültür Turları Müdürü Serdar Eşmeli, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı hafta sonuyla birleştirmek isteyenlerin, farklı yörelerin tarih, Eğlence, Müzik ve yemek kültürünü tanıtan ''Anadolu Kültür Turları''nı tercih edebileceğini söyledi.
Likya, Safranbolu-Ilgaz-Amasra-Bartın ya da Assos, Bozcaada, Foça, Ayvalık, Cunda gibi yerlerin kültür turları kapsamında ilgi gördüğünü belirten Eşmeli, şu bilgileri verdi:
- Adını tarihi Likya uygarlığından alan ve Muğla yöresine yönelik gerçekleştirilen tur 22 Nisanda başlayacak. Misafirlerimizi Dalyan'ın rahatlatıcı doğası karşılayacak. Dalyan'daki ilk tekne turuyla birlikte Ölüdeniz ve Kelebekler Vadisi ile 12 Adalar tekne turları sizi maviye doyuracak. Bu özel turla hem Kral Mezarları'nı gezebilecek hem de caretta carettaları görebileceksiniz. Üç gece Otel konaklamalı turun fiyatı 271 TL'den başlıyor.
- Dünyanın sayılı güzelliklerinden olan Kapadokya, kültür turları kapsamında ilgi görüyor. 22 Nisan akşamı yola çıkarak, peri bacaları arasında dolaşabilir, balonla yöreyi yukarıdan inceleyebilir, yer altı mağaralarının ilgi çekici hikayesini öğrenebilirsiniz. Turun fiyatı 330 TL'den başlıyor.
- Karya turuna çıkanlar, Efes Antik Kenti'nin ilgi çekici hikayesini dinleyebilir, ünlü Şirince Şarapları'nı tadabilir ve Azmak Çayı'nda tekne turuna çıkabilir. Üç gece otel konaklamalı turun fiyatı 229 TL'den başlıyor. - Safranbolu-Ilgaz-Amasra-Bartın'ı kapsayan Bitinya turunun çok sıcak olmayan bir dönemde gezginlere yeni yerler keşfetme fırsatı veriyor. 23 Nisanda yola çıkacak üç gece otel konaklamalı turun fiyatı 330 TL'den başlıyor.
- Yüzyıllardır şifa dağıtan Pamukkale de güzel bir Tatil alternatifi olabilir. Bu turun fiyatı ise 329 TL'den başlıyor.
YURT DIŞI TATİL FIRSATLARI 23 Nisan tatilinde yeni ülkeler görmek isteyenler için de farklı seçenekler bulunuyor.
- Gösterişli katedraller, kuleler, köprüler ve müzeler arasında keyifle geçecek Prag turu, 22 Nisanda başlayacak ve üç gece sürecek. Fiyatlar ise 299 euro'dan başlıyor.
- Yunanistan'ın en gözde üç şehri, Selanik, Atina ve Kalambaka'nın bahar aylarında görülmeye değer... 20 Nisanda hareket edecek turun fiyatı 299 Euro'dan başlıyor.
- İtalya'nın sıcak kültürünü tanıma fırsatı sağlayan Roma turu da 22 Nisanda başlayacak ve turun satış fiyatı ortalama 499 Euro.
ÇOCUKLARIYLA TATİL PLANI YAPAN AİLELER İÇİN BİRKAÇ ÖNERİ - Tunus turu 22 Nisanda hareket edecek. Üç gece, beş yıldızlı otelde yarım pansiyon konaklama transferler, Türkçe rehberlik hizmeti dahil paket fiyatı kişi başı 349 Euro'dan başlıyor.
- Filler adası Sri Lanka'da çocuklarınızla farklı bir kültürü keşfedebilirsiniz. 20 Nisanda yola çıkacak ve yedi gece sürecek turda, beş yıldızlı otellerde 999 Euro'dan başlayan fiyatlarla konaklayabilirsiniz.
Baharın ilk tatilini yapmak isteyenler...

Hedef: 5 yılda 5 milyon turist

İZMİR - İzmir Vali Yardımcısı Haluk Tunçsu, İzmir'in Turizm ağırlıklı bir il olduğunu, valilik olarak kentin tanıtımı konusunda yoğun bir çalışma içinde olduklarını anlattı.
2007'den bu yana Londra, Hollanda, İsviçre, Belçika, Almanya Berlin, Moskova, Selanik'teki fuarlar ile Almanya Frankfurt ve Barcelona'da düzenlenen kongre turizmi fuarlarına katıldıklarını vurgulayan Tunçsu, bu katılımları İzmir Valisi Cahit Kıraç'ın il özel idaresinden verdiği destekle gerçekleştirdiklerini kaydetti. LUFTHANSA DÜNYA TOPLANTISI İZMİR'DE YAPILACAKTürkiye'nin iki büyük fuarı olan Travel Turkey ve Emit fuarına katılarak İzmir'in tanıtımını etkin olarak gerçekleştirdiklerini altını çizen Tunçsu, ''Emit fuarında en iyi stand düzenleme ödülünü alarak İzmir'in tanıtımını sağladık'' dedi.
En son olarak 17-20 Mart günlerinde düzenlenen Moskova ve 11-14 Mart günlerinde Almanya'da düzenlenen fuarlara katıldıklarına işaret eden Tunçsu, Türkiye'nin onur konuğu ülke olarak katıldığı Berlin'deki fuara ilişkin şunları söyledi:
''Sektörün birinci karar verme noktasındakilerle fuara katıldık. Orada Çeşme ve Pamucak bölgeleri için 2010-2011 yatırımlarıyla ilgili bağlantılar yapıldı.
Lufthansa City Center'in dünyada bulunan bütün noktalarındaki satış temsilcilerinin Kasım 2010'daki dünya toplantısını İzmir'e aldık. Bu kongre turizmi açısından da çok güzel bir gelişme. Dünyanın en önemli uçak operatörünün ülkemizde bu toplantıyı yapması, ülkemizin tanıtımı için büyük önem taşıyor.
HEDEF 5 MİLYON TURİSTGeçtiğimiz yıl yabancı turist sayısında 1 milyonu aştık. Ekonomik krizin yaşandığı 2009'da dünyada turizm yüzde 12 düşerken biz artı 2 ile kapattık. Bu önemsenecek bir rakamdır. Hedefimiz bu sene 1.5 milyon civarına gelmek daha sonra 2-3 milyona ulaşmak. 100 bin yeni yatak kapasitesini hedefleyen 5 yeni turizm planlamamız var.
Seferihisar, Balçova, Dikili, Bergama ve Çeşme'de olmak üzere termal turizme yönelik planlama bittiği zaman yılın 12 ayına yayılan bir turizm çeşitlemesine gitmiş olacağız. Antalya'daki, Muğla'daki turizm çeşitlemesi sadece yaz aylarına, deniz-kum-güneşe dayalıdır. Bunun getirisiyle yılın 12 ayına yayılan termal, kongre, kültür turizmi çeşitlemesi ile en az 5 milyonluk turist hedefliyoruz.
Hedef: 5 yılda 5 milyon turist

En kültürlü turistler: Ruslar

MOSKOVA - Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Türkiye'nin tanıtımı için Rusya'daki kampanya hakkında bilgi verdi:
"Rusya için bu yıl reklam harcaması için bakanlık olarak ayırdığımız miktar şu an 8 milyon dolar. Geçen yıl kriz olmasına rağmen bu rakamı 10 milyon doların üstüne çıkarmıştık. Bu sadece bakanlık olarak ayırdığımız bütçe. Bunun 4-5 katı kadar bir harcamayı da turizm sektörü çeşitli bileşenleriyle kendisi yapıyor. Kamu ve özel sektör olarak yıl içinde Rusya'da 50 milyon dolar civarında bir tanıtım kampanyası yapacağız."
Günay, Rusya'dan bu yıl Türkiye'ye 3 milyon civarında turist beklediklerini ve Türkiye'nin 2010 yılını yüzde 10'luk bir artışla 30 milyon turist civarında kapatmasını beklediklerini söyledi.
"Rusya ve Türkiye, Avrasya'nın iki önemli ülkesi. İki büyük imparatorluk, iki büyük devlet kökünden geliyor. Kültürlerini çok geniş bir coğrafyada tanıtabilmiştir. Şu anda çok büyük bir coğrafyada Rusya ve Türkiye kültürleri arasında çok büyük bir işbirliği var."
EN KÜLTÜRLÜ TURİSTLERGünay, Türkiye'ye gelen en kültürlü turistleri derin bir Edebiyat ve sanat geçmişine sahip Rusların oluşturduğunu belirterek şunları kaydetti:
"Elbette ben Rus halkının çok kültürlü bir halk olduğunu biliyorum. Bu edebiyat, Şiir, Müzik, felsefe, resim, ancak kültürlü bir halka ait olabilir. Antalya'ya gelen Rus turistler günübirlik kültür turlarına da katılıyor. Ama doğrudan Anadolu içlerine yapılan kültür turlarına da katılmalarını önemsiyoruz. Örneğin Antalya'ya gelen Rusların önemli bir St. Nikolaos'u görmeye Demre'ye gidiyorlar. Ayrıca Antalya'ya gelenler Aspendos gibi çeşitli kazı yerlerine gidiyorlar. Türkiye'de çok sayıda, şu anda devlet olarak 100 kadar arkeolojik kazı yapıyoruz. Başka ülkelerin Arkeoloji üniversiteleri de 50 kadar kazı yapıyor. Yani şu anda 150 kazı yapıyoruz. Bunlar Türkiye'nin her tarafına yayılıyor. Urfa yakınlarında şu anda Almanlar tarafından 20 yıldan beri bir kazı yapılıyor. Bu kazıdaki buluntular milattan 9 bin 9 bin 500 yıl öncesine kadar gidiyor. Çok etkileyici, anıtsal ve belki Dünyanın en eski tapınak bölgesi. Gaziantep yöresinde bir kazı yapılıyor. Milattan 12 bin yıl kadar eskiye gidiyor. Anadolu'nun ortasında Japonlar bir kazı yapıyor, milattan 4 bin yıl kadar eskiye gidiyor. Biz bu topraklarda hangi uygarlığa ait kalıntılar varsa, hiçbir ayrım yapmadan geleceğe aktarmak için çıkarmaya çalışıyoruz."
En kültürlü turistler: Ruslar

Dünyanın en iyi havaalanı bekleme salonu

İSTANBUL - Dünyanın en büyük yolcu uçuş programı Priority Pass, 30 bin üyesi üzerinde araştırma yaptı.
Dünyanın en iyi havaalanı bekleme salonu 600 aday arasından Peru'nun başkenti Lima'daki Jorge Chavez Uluslararası Havaalanı'nınki seçildi.
Salonda; battaniye, yorgan ve duşların olduğu dinlenme odaları bulunuyor.
Priority Pass Marka başkanı Jonathan French, "ödüller Lima SUMAQ VIP Lounge ve diğer ödül alan salonların örnek hizmet standartlarını yansıtıyor" dedi.
En iyi havaalanı bekleme salonu ödüllerini Kuzey Amerika bölgesi için Teksas Houston havaalanının E terminalindeki Continental Presidents Club, Avrupa için Zürih havaalanındaki Panorama Lounge kazandı.
Dünyanın en iyi havaalanı bekleme salonu

Her şeyin başladığı yer e gidin

KAHİRE - Turizmde 2010 yılını yatırım yılı olarak belirleyen Mısır, Türkiye'den gelecek turist sayısını artırmayı amaçlıyor. Bu kapsamda İstanbul'daki ''14. Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı'na da (EMITT) katılan ülke, reklam ve tanıtıma ağırlık vererek Türkiye'den turist çekmeyi planlıyor.
Prontotour Pazarlama Müdürü Sarp Özkar, Türkiye'den Mısır'a geçen yıl 4 bin 500 kişiyi götürdüklerini söyledi.
Mısır'ın bu yıl turist sayısını artırmaya yönelik tur operatörlerine Gazete ilanları ve getirilen kişi sayısı bazında toplam 270 bin dolarlık bir teşvikte bulunacağını ifade eden Özkar, ''Sektörün paket tur satış totalinde yüzde 40'lara varan bir satış yüzdemiz olduğu için, teşviğin büyük bir kısmının bize verilmesi ön görülüyor'' dedi.
Mısır'ın 11 Şubatta İstanbul'da düzenlenen ''14. Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı''na katılarak reklam ve tanıtım yaptığını anımsatan Özkar, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Çok ciddi miktarlarda yaklaşık 200 bin TL'lik gibi bir reklam harcaması yaptılar. Mısır'ı tanıtan ve EMITT Fuarı'nın sponsoru olduklarını anlatan bir çalışmaydı bu. 2010 yılında bu reklam çalışmalarını bilboard ve gazete ilanlarıyla sürdüreceklerini belirttiler. Bizlerden de tur operatörü olarak destek bekliyorlar.
Açıkçası 'turist sayısını şu kadar yüzde artıralım' gibi bir hedeften ziyade 2010 yılını biraz da yatırım yılı olarak görüyorlar. Yapılacak reklamlarla acenteleri teşvik ederek, gerek acentelerin eski müşterilerine gerekse onların yapacağı reklamlarda Mısır'ın ön planda tutulmasını, uygun fiyatta olduğunu, yurt içi fiyatına orada Tatil yapılabileceğini insanlara anlatmak istiyorlar.'' ''AMAÇ, İNSANLARIN AKLINA MISIR'I SOKMAK'' Reklam kampanyasındaki diğer bir amacın da Mısır'a gitmeyi hiç düşünmeyen insanların aklına bu ülkeyi sokmak olduğunu vurgulayan Özkar, bu doğrultuda Mısır'ın imajını artırmaya yönelik çalışmalar yapılacağını belirtti.
Mısır Turizm Bakanlığının belirlediği ''Her şeyin başladığı yer'' sloganının çok doğru olduğunu ifade eden Özkar, ''Dünyada her şeyin başladığı yer olarak nitelendirilen 5 bin yıllık bir medeniyet olan Mısır'a, tarih, kültür gezmek isteyenler mutlaka gitmeli'' dedi.
Mısır'ın her türlü zevke ve her türlü tatilciye hitap ettiğini vurgulayan Özkar, Avrupa'ya alternatif olarak gezilip görülmesi gereken bir yer olduğunu belirtti.
MISIR TURLARI Özkar, 4 yıldır Mısır'a tur düzenlediğini, ilk yılda yaklaşık 500 kişiyi gezdirdiklerini söyledi. Bu turların tarifeli seferlerle yapıldığını anlatan Özkar, ''Bugünlere göre fiyatlarımız biraz daha fazla idi. Örneğin şu anda 199 Euro'ya satılan Kahire, İskenderiye Şarm paketleri o dönemde 499-649 euro arasında değişiyordu'' dedi.
Mısır'a götürdükleri Türk sayısının her yıl katlanarak arttığını dile getiren Özkar, rakamın bir yıl sonra 700'lere sonraki yıl 2500'e 2009 yılında ise 4500'e yükseldiğini bildirdi.
Turları iki yıl önce tarifesiz uçak (charter) ile yapmaya başladıklarını belirten Özkar, şu bilgileri verdi:
''Kasım ayının 15'inden Martın başına kadar her hafta düzenli olarak Kahire, Şarm, İskenderiye charterini kaldırdık. O zamanlar ücrete herşey dahil değildi. Mısır'da 199 avrodan başlayan 499 avroya kadar değişen bir haftalık paketlerimiz var.
Burada yapılabilecek çok fazla ekstra tur var. Ekstralar 20-60 Euro arasında değişiyor. Bir haftalık turlarda 4 akşam yemeği dahil. Misafirlerimiz 3 akşam yemeğini ve 7 öğle yemeğini kendileri alıyorlar. Mısır ekonomik bir yer olduğu için çok fazla para harcanmıyor. Buraya gelenler aşağı yukarı kişi başına 300 avro yanlarında getirse yeterli oluyor.'' ''YURT İÇİ TATİL FİYATINA YURT DIŞI FIRSATI''Mısır'a gelmek için en uygun zamanın Şubat ile Haziran ayı arası olduğunu dile getiren Özkar, ''Haziran ayından sonra sıcaklıklar arttığı için dolaşmak biraz sıkıntılı olabiliyor. Ancak yaz aylarında buradaki deniz kıyılarında da yurt içine alternatif tatil yapılabilir'' diye konuştu.
199 avrodan başlayan ekonomik turlardaki amaçlarının sürekli yurt içinde tatil yapan kişilerin, çok düşük rakamlara ve taksit imkanlarıyla yurt dışına çıkmalarını sağlamak olduğunu ifade eden Özkar, Türk tatilcilerin ''bir ülkeye bir kez gideyim her yerini göreyim'' mantığıyla hareket ettiklerini söyledi.
Özkar, sundukları bir haftalık paketlerde tarih, kültür, deniz ve güneş gibi birçok seçeneğin bulunduğunu belirtti.
Gezginlerin, ülkeye birkaç kez gelmiş olanların ise Mısır tarihinin yüzde 70'inin bulunduğu Luxor bölgesini tercih ettiğini anlatan Özkar, ''Luxor Aswan arasında gemilerle nehir turu yapılan turlarımız da var. Bu turların fiyatları ise 699 ile 899 avro gibi fiyatlardan başlıyor bin 200, bin 300 avroya kadar yükselebiliyor'' dedi.
YAPMADAN MISIR'DAN DÖNMEYİNÖzkan, Mısır'da gezilecek ve yapılacak çok şey olduğunu ifade ederek, şu tavsiyelerde bulundu:
''Kahire'de Dünyanın 7 harikasından tek ayakta olan Piramitler mutlaka gezilmeli. Turistlerin ilgisini çeken Khan-el Halili Çarşısı da görülmeye değer. Kahire Müzesi, kalesi ve kulesi de görülmesi gereken diğer yerler. Ülkenin tarihini merak edenler daha ziyade Luxor bölgesini tercih etmeli.
İskenderiye'de eski Osmanlı yerleşimlerinden biri. Görmek mümkün olmasa da İskenderiye Feneri'nin bulunduğu yerde yapılan kale, İskenderiye Kütüphanesi ve Muntaza sarayı gezilmeden bu şehirden dönmeyin. Ayrıca burada Akdeniz'den tutulan nefis balıkları tadabileceğiniz bir çok Restoran var. Bu alternatifi de mutlaka değerlendirin.
'Her şeyin başladığı yer'e gidin

Turizmde dünyaya rakibiz

İSTANBUL - Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) ve Turizm Yatırımcıları Derneği (TYD) işbirliğiyle, Ekin Fuarcılık tarafından bu yıl 14. düzenlenen Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı (EMITT), 11-14 Şubat tarihleri arasında İstanbul TÜYAP Beylikdüzü Fuar ve Kongre Merkezi’nde kapılarını açtı.
TÜROFED Başkanı Ahmet Barut, Türkiye’nin bugün artık turizmden pay alan her hangi bir ülke değil, tüm ülkeler için gerçek bir rakip haline geldiğini söyledi.
Türkiye’deki otelleri temsil eden meslek örgütü TÜROFED olarak, ulaşılan büyüklüğe paralel katkı sağlayabilmek için daha fazla güç istediklerini vurgulayan Barut, “Türkiye turizminin geleceğinde daha etkin olmak istiyoruz. Her platformda söylüyorum; sadece manevi değil, maddi katma değer, yani fon yaratmaya hazırız” dedi.
Barut, buna paralel olarak da 2010 yılında, yıllardır beklenen yasal düzenlemelerin hayata geçeceğine inanmak istediklerini belirterek “Umarım önümüzdeki yıl EMITT açılış konuşmasını bu yeni kanunla kurulmuş meslek birliğimizin başkanı yapar” ifadesini kullandı ve şunları söyledi:
“EMITT’te yabancı katılımcı sayısı artıyor, çünkü ITB, WTM fuarlarında da olduğu gibi aynı anda onlarca, yüzlerce partnerinizi bir arada görebiliyorsunuz. Bunda, aldığımız turist sayısı arttıkça, daha fazla ziyaret edilmesi gereken bir ülke haline gelmemizin de etkisi büyük. Öte yandan Türkiye’nin outgoing yani turist gönderme potansiyelinin her yıl yükseliyor olması da bir diğer etkeni oluşturuyor.
Tüm tur operatörlerimiz burada. Çünkü iç turizmin en yoğun gündeme geldiği, yüzbinin üzerinde ziyaretçinin uğradığı bir fuar düzenleniyor burada. Vatandaşlarımız erken rezervasyon terimini ilk defa burada duydu. Oteller yabancıya daha ucuz fiyat vermekle suçlanırken, artık vatandaşlarımız da tatillerini erkenden planlayarak, aynen yabancıların yararlandığı indirimleri kullanabiliyor.. Bu noktada da profesyonellik adına ciddi bir yol katettik.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, yabancı ülkelerde tanıtım yapar gibi, ülkemizde de daha fazla insanımızı tatile teşvik etmek için tanıtım yapmaktadır ve bu bir ilktir.” Türkiye'nin çok kısa sürede, Dünyanın 7. büyük turizm ülkesi olduğuna da değinen Barut, bundan dolayı duydukları gururu şu sözlerle anlattı:
"Bu bizi bir yandan çok sevindirmekte, ama aynı zamanda sorumluluğumuzu da artırmaktadır. Artık Türkiye, turizmden pay alan her hangi bir “ülke” değil, tüm ülkeler için gerçek bir “rakip” olmuştur. Bu nedenle, Otel sahibi, acente, garson, şoför, halı tezgahtarı, belediyeler, bakanlık bürokratı, bakan, meslek örgütleri, kısaca her kesim eskisinden daha iyi hizmet üretmelidir.”
TÜRKİYE BAŞARISINI DOĞAL VE TARİHİ GÜZELLİKLERİNE BORÇLU Mısır Turizm Bakanı Zoheir Garranah, global dünyada turizmin ekonomik açıdan giderek artan bir gelir teşkil ettiğini, buna rağmen bazı ülkelerce yeterince önemsenmediğini belirterek, ''Bu anlamda Türkiye, turizmin önemini idrak eden istisnai ülkelerden biri'' dedi.
Garranah, doğu ile batının birleştiği bir ülke olan Mısır'ın, EMITT'te ''onur konuğu'' olmasından büyük gurur duyduğunu söyledi.
EMITT'in öneminin giderek arttığını, fuarın turizm açısından ülkeler arasındaki uluslararası işbirliğini güçlendirdiğini belirten Garranah, ''Global dünyada turizm, ekonomik açıdan giderek artan bir gelir teşkil etmektedir. Turizm, buna rağmen bazı ülkelerce yeterince önemsenmiyor. Bu anlamda Türkiye, turizmin önemini idrak eden istisna ülkelerden biri'' diye konuştu.
Zoheir Garranah, Türkiye'nin 100 destinasyon arasında ilk 10'a girdiğini, bunun bir tesadüf olmadığını, bu başarıyı doğal ve tarihi güzellikleriyle elde ettiğine dikkati çekti.
Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığının son yıllarda yaptığı başarılı çalışmaların da bunda etkisi olduğunu dile getiren Garranah, Türkiye'de özel ve kamu kurumlarının ele ele vererek turizme önemli bir ivme kazandırdığını kaydetti.
Turizmde dünyaya rakibiz

Sunday, February 28, 2010

Kontrol delisi misiniz?

İSTANBUL - Peki kontrol delisi ne demek, kontrol delisi olmak bir rahatsızlık mı ve eğer öyleyse bu durumda ne yapmak gerekir? Amerikan Hastanesi’nden Uzman Psikolog Aslı Akkan, bu durumun psikolojide Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu olduğunu söyledi. "Bu durum, hata yapma, eksik ve yetersiz olma gibi korkular ile "Yaşamımı devam ettirebilemek için kontrolde olmalıyım" gibi fonksiyonel olmayan temel inançların bulunması halidir. Yani Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu olarak da tanımlanan durumdur" diyen Akkan, 'kontrol delisi” olma hali hakkında merak edilen soruları şöyle yanıtladı. Kontrol delisi insanlar, bir yerde diğer insanlara güvenmiyorlar. Kendilerini diğer insanlardan daha akıllı ve üstün mü görüyorlar?Bu tip insanlar kendilerini üstün görmekten ziyade diğerlerini yetersiz görürler. Hem kendilerinden hem de çevrelerinden beklentileri oldukça ve çoğu zaman rasyonel olmayan bir biçimde fazladır. Güvensizliklerinin temelinde felaket beklentileri ve bunu ancak kendilerinin önleyebilecekleri yönünde inançları vardır.
Kontrol delisi olmak, psikolojik bir rahatsızlık mıdır?Her ne kadar OKKB’ yani Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğunun tek belirtisi kontrolde olma isteği değilse ve ayrıntılara dikkat, disiplinli olma, katılık, mükemmeliyetçilik, Temizlik, kuralcılık, kararsızlık gibi uç noktalara ulaşan ve işlevsel olmayan yönleri varsa da “kontrol deliliğini”, kişinin işlevselliğini engellediği durumlarda OKKB olarak sınıflandırabiliriz veya “kontrol delisi” olma özelliğini bir tip OKKB özelliği olarak düşünebiliriz.
Evde, işte, arkadaşlıkta, aile hayatında nasıl davranıyorlar? Mesela, kişi Okul veya iş hayatında bir grup projesi yapmakta oldukça zorlanabilir. Tüm projenin sorumluluğunu ve yükünü üstüne almak zorunda olduğu inancına sahiptir. Çünkü kimse o projeyi onun kadar “mükkemel” yapamayacaktır. Başkasına verdiği sorumlulukla birlikte kontrolü de kaybetmiş olacak ve felaketler silsilesini başlatmış olacaktır. Bu, doğal olarak işlevsel olmayan bir süreçtir. Kişi, dört beş kişinin yapıp ancak yerine getirebileceği görevi tek başına üstlenmeye kalkınca, hem diğerleriyle çatışma yaşayacak hem de projeyi tehlikeye sokacaktır. Ayrıca bu yük onu çok yoğun Stres altına sokacaktır ki bu duygudurum OKKB patolojisinin iyice alevlenmesine yol açabilecektir.
Bu kişiler, “kontrolde olma” özelliğinin sıkıntılarını aile ortamına da yansıtabilir. Zevk, Eğlence ve paylaşım için yapılacak olan bir Tatil planı, ailenin kabusu haline dönüşebilir. Çünkü bu kişi, tatil planının her anının mükemmel olması adına kontrolde olmaya çalışacak, her detayı planlayacak ya da planlamaya çalışacak, olası bir aksilikte bunu Dünyanın sonu haline getirecek, sonuçta yoğun öfke, mutsuzluk ve tatminsizlik duygularının ortaya çıkmasına yol açacaktır.
Neden insanlar kontrol delisi olurlar? Doğuştan gelen mi, yoksa sonradan, yaşananlar karşısında geliştirilen bir özellik mi?Farklı psikolojik ekoller OKKB'yi farklı süreçlere dayandırırlar. Bu açıklamalar arasında anne–baba tutumları, biyolojik, Genetik süreçler, öğrenilen davranışların bu durumu tetiklemesi ve irrasyonel düşüncüleri oluşturması sayılabilir. Hipotez sayısı çok olmakla birlikte bu hipotezleri destekleyen Bilimsel çalışma sayısı azdır. Bunların bazıları doğuştan gelen genetik faktörlerin OKKB'ye etkisini göstermekte, kimisi ise öğrenilmiş süreçleri desteklemektedir. Ancak halen tam bir anlaşma sağlanamamıştır.
Kontrol delisi olan insanlar, çevrelerini rahatsız ettiklerinin farkında mıdırlar yoksa yaptıklarının normal olduğunu mu düşünürler?Bu kişilerin tıpkı diğer kişilik bozukluğu patalojilerinde olduğu gibi içgörüleri ya çok azdır veya yoktur. Onlara göre “normal” olan budur. Hatta aksi, kınanacak ve eleştirilecek bir haldir. Bu yüzdendir ki terapiye çoğu zaman bu sorunla değil, bu sorunun yarattığı başka bir sorun ve zorunlu olarak yani başka seçenek kalmadığında başvururlar.Sık karşılaşılan bir rahatsızlık mıdır, daha çok hangi meslek gruplarında görülüyor, böyle bir ayrım var mı? Böyle bir ayrım yapmam zor. Herhangi bir kişilik bozukluğu tanısı koymak, o danışanla uzun bir terapötik süreç içinde olmayı gerektirir. Ancak OKKB bozukluğundan çok, OKKB özelliklerine sahip danışanlarımın olduğunu söyleyebilirim. Son dönemlerde bu özelliklere sahip danışanların sayısının daha fazla olduğunu görmekteyim. Bunun bir sebebi ekonomik krizin yarattığı stres ve kontrol kaybının bu özellikleri alevlendirmesi olabilir. Ancak tam bir sebep sonuç ilişkisi çıkarmak olası değil.
Ayrıca, bu kişilerin OKKB özelliklerinden dolayı yaşadıkları işlevsel sorunlarla değil, daha çok bunların yarattığı eş problemleri, iş veya arkadaş ortamlarındaki zorlanmalardan dolayı geldiklerini de belirtmem lazım. OKKB özellikleri taşıyan çok ender danışan direkt olarak “Ben bu kontrolde olma halini veya isteğini bırakmak istiyorum” diye başvurur. Böyle bir farkındalık durumda bile ifadeleri “Ben bu halimi bırakmalıyım” veya “Bu halimi daha rahat kontrol etmeliyim” gibi patolojileriyle uyumlu fonksiyonel olmayan düşünce kalıpları öndedir.
'Kontrol delisi' misiniz?

Wednesday, February 17, 2010

En iyi 99 otel arasına girdi


Otellerde konaklayan misafirlerin oylarıyla yapılan seçimde Dünyanın da “En iyi 99 Otel”i arasına giren Ela Quality Resort Hotel, Türkiye’nin de en iyi 6. oteli oldu. Tamamen ağırladıkları misafirlerin oylarıyla seçildiklerini hatırlatan Ela Quality Resort Hotel Genel Koordinatörü Vadi Karatopraklı, dünyanın dört bir yanından 81 bin Otel için yapılan anket sonuçlarının Türk turizmi adına gurur verici olduğunu söyledi. Karatopraklı, Alman turistlerin tercihlerinde önemli bir yer tutan HolidayCheck portalının ülke turizmine avantaj sağlayacağının da altını çizdi. Ela Quality Resort Hotel, internet üzerinden satış yapan ve kurduğu sistem ile dünyanın en güvenilir seyahat ve Tatil portallarından olan HolidayCheck'in müşteri anketleriyle belirlediği 2010 yılı dünyanın “En İyi 99 Oteli” arasına girdi. HolidayCheck portalında 2 milyondan fazla yorum bulunduğunu ve tatilcilerin bunları dikkate aldığını hatırlatan Ela Quality Resort Hotel Genel Koordinatörü Vadi Karatopraklı, Belek’te bir numaralı otel olmaların yanı sıra Türkiye’nin de destinasyon olarak 38 otel ile portalda birinci sırada yer almasının ülke turizmi adına büyük başarı olduğunu söyledi. Ela Quality Resort Hotel Belek’te 1 numara Dünyada 200 ülkeyi ziyaret eden 200 binin üzerinde katılımcının izlenimleriyle belirlenen istatistiklere göre Belek’in 1 numarası olan Ela Quality Resort Hotel, Akdeniz çanağında yer alan 1674 otel arasında ise 6. sırada yer aldı. Karatopraklı, krize rağmen oldukça yoğun geçen ve en önemlisi başarı ile tamamladıkları sezonun ardından böylesi bir sonucun kendileri için büyük bir armağan olduğunu, ancak hak ettikleri ödülün sürpriz olmadığını belirterek bu sezon başarılarını daha üst sıralara taşıyacaklarını vurguladı. Türkiye’nin dünyanın en iyi otellerine ev sahipliği yaptığını ve sunduğu hizmet kalitesinin üstünlüğünü bugün artık tüm Turizm otoritelerinin kabul ettiğini hatırlatan Karatopraklı, “Avrupa’nın en büyük seyahat portallarından olan HolidayCheck’de dünyanın dört bir yanından yaklaşık 81.000 otel için yapılmış 2 milyonun üzerinde yorum mevcut. Tüm bu yorumlar çerçevesinde Türkiye’nin destinasyon olarak 38 otelle birinci sırada yer alıyor olması ülkemiz adına gurur verici. Türkiye’yi 14 otel ile Almanya, 13 Otel ile Avusturya izliyor” dedi. Almanlara karşı avantaj sağladıkÖzellikle Alman turistlerin HolidayCheck portalına tatilleri ile ilgili değerlendirmelerini mutlaka yazdıklarını ve tatil tercihlerinde de önemli bir yer tuttuğunu aktaran Karatopraklı, bu sonuçla Türkiye adına büyük bir ajantaj sağladığının altını çizdi. Karatopraklı, “Biz Ela Quality Resort olarak yola çıktığımız ilk günden bu yana adımızdaki “Kalite” sıfatını yüzde 100 misafir memnuniyeti için her alanda geliştirme hedefinde olduk. Her sezon birçok yeni otel turistlerin beğenisine sunuluyor, artan rekabet çerçevesinde oteli çekici kılacak tek vazgeçilmez hizmet üstünlüğüdür, biz bunun bilincindeyiz. Bugüne kadar pek çok ödülle onurlandırıldık ama HolidayCheck gibi misafir yorumlarının değerlendirildiği ve tatile çıkacak turistin en güvenilir referans olarak gördüğü bir portaldan bu ödülün bize gelmesi farklı bir mutluluk. Ela Quality Resort’ta tek bir hedef var: Kişiye özel hizmetle maksimum müşteri memnuniyeti! Ve görüyoruz ki yüzde 100 misafir memnuniyeti için doğru yoldayız” şeklinde konuştu. Personel Academy Q’da eğitiliyorTurizmde başarının sırrının insana yatırımda gizli olduğuna inanan otel yetkilileri, toplam kalite için her hizmette kalite bilincini tüm çalışanlarına aşılamak amacıyla henüz inşaat aşamasındayken yaklaşık 500 bin dolarlık bir yatırımla Academy Q’yu faaliyete geçirmiş. Çalışanlarının Academy Q’da eğitime tabii tutularak, sınavdan geçerek göreve başladığı Ela Quality Resort Hotel’de eğitimli ve kaliteli hizmet anlayışı çerçevesinde yıl boyunca personeline yabancıl dil, kişisel gelişim, kurumsal kültür gibi alanlarda Eğitim programları uygulanıyor. Otel, işletim sistemini A’dan Z’ye belgelendirmeye yönelik düzenlediği prosedür ve talimatlar ile her departmanında yüzde 100 kalite hedefleniyor. Personel kalitesini sunduğu en önemli ayrıcalık olarak gören Ela Quality Resort Hotel, yaşanan global Ekonomik Kriz çerçevesinde bir çok kurumun öncelikli olarak ertelediği ya da iptal ettiği eğitim giderlerine bu yıl da pay ayırmaya devam ediyor. Otel, önümüzdeki yaz sezonu için şimdiden çalışmalara başlayarak, özellikle dil eğitimlerine önümüzdeki aylarda da devam edecek. 5 Mart’ta Almanya’nın Frankfurt şehrinde düzenlenecek HolidayCheck Awards 2010 ödül Töreni için geri sayım başladı.
En iyi 99 otel arasına girdi

Doğu Anadolu nun kar rekoru bu kış Sarıkamış ta

Havayolu ulaşımının yaygınlaşması, bölgedeki Turizm yatırımlarının artması nedeniyle son yıllarda yıldızı hızla parladı. Bu sezonda ise güçlü güney rüzgarları Türkiye’nin tüm kayak merkezlerindeki kar kalınlıklarını azaltırken, Sarıkamış’ta kar kalınlığı 130 santim civarında kaldı. Palandöken hariç Doğu Anadolu’nun diğer kayak merkezlerinin çeşitli sorunlarla boğuşması da Sarıkamış’a rağbeti artırdı. Otellerin sömestr rezervasyonları dolmak üzere. Bölgedeki turizmciler 2010 sezonuna umutla bakıyor.

Sarıkamış Kayak Merkezi, Kars’ın güneybatısındaki Güllü Dağları üstünde. Kars Havaalanı’na karayoluyla 50 kilometre uzaklıkta. İstanbul’dan uçakla yola çıkıldığında, en geç 2,5 saat sonra ayağınıza kayaklarınızı geçirip Dünyanın en güzel pistlerinden birinde kayağa başlayabiliyorsunuz.


ÇIĞ TEHLİKESİ YOK


Cıbıltepe’deki kayak merkezi dünyanın en uzun kayak pistlerinden birine sahip. Bu nedenle “Türkiye’nin Innsbruck’u” diye adlandırılıyor. Günde 5 bin kişi yararlanabiliyor. Sarıkamış’ı diğer pistlerden ayıran özelliklerin başında bölgeye yağan karın cinsi ve oranı geliyor. Sarıkamış dışında sadece Alpler’de bulunan kristal kar, kayak sporu için son derece elverişli. Yılın büyük bir bölümünün güneşli geçmesine rağmen, kar ilk yağdığı günkü özelliğini kaybetmiyor. Kars’ta kışın ortalama gündüz sıcaklıkları 3-4 derece (en düşük - 34). Kayak sezonu Türkiye’nin diğer merkezlerine oranla uzun. En uygun dönem kasım sonu, nisan başı arasında. Cıbıltepe, normal koşullarda yılda ortalama dört ay, yaklaşık 1 metre karla kaplı. Alp ve Kuzey disiplini kayak türleri yapılabildiği gibi tur kayağı ve kızaklı geziler için mükemmel parkurlar var. PİSTLER 9’A ÇIKTI ÇILGIN PİSTİ AÇILDISarıkamış Kayak Merkezi’nin kayak pistlerinde çığ tehlikesi yok, çünkü çevresi sarı çam ormanlarıyla kaplı. Pistler rüzgara karşı korunaklı. Çamkar Otel’in yanından başlayan Sarıçam Kayak Tesisleri, saatte 2400 kişi kapasiteli, Bilgisayar donanımlı telesiyeji ile Türkiye’nin en büyük kayak tesislerinden birisi. Cıbıltepe’deki kayak alanları 2200’den 2900 metreye yükselen bir platoda yer alıyor. Kayak merkezinin 1435 metrelik telesiyeji saatte 1800 kişiyi, 2250 metre uzunluğundaki ise saatte 800 kişiyi taşıyor. Yeni açılan iki yeni pistle birlikte toplam pist sayısı dokuza ulaştı. En uzunu 3500 metre uzunluğunda. Toplamları 25 kilometreyi buluyor. Pistler iki etaplı. Zirveden birinci etaba beş, buradan aşağıya iki pist yer alıyor. İlaveten zirveden Karanlık Dere denilen bölgeye iki pist iniyor. Bu bölgede 200 metrelik snowboard pisti bulunuyor. Birinci etaptaki 2400 metrelik pist yeni başlayanlar için. 2200 metrelik ikinci etabın dört pisti farklı zorluk derecelerinde. 1610 metredeki Karanlık Dere pisti ise yüzde 28 eğime sahip. Sarıkamışlıların “Çılgınlar Pisti” ismini taktığı parkur sadece çok usta sporculara açık. Ayrıca, 5 kilometresi Uluslararası Federasyon tarafından tescilli Cross Country Alanı (Toplam uzunluğu 50 kilometre) kullanıma açık. Tüm bölgedeki telesiyejlerin kapasitesi ise saatte 2400 kişi.




NEREDE KALINIR?

Sarıkamış Kayak Merkezi’nde bir beş yıldızlı, iki üç yıldızlı Otel bulunuyor. Üç otelin inşaatı sürüyor. İlçe merkezinde de konaklanabilecek belediye ruhsatlı oteller, ayrıca kamu kurumlarına ait ve turizme açık Öğretmenevi, Orduevi ve Kızılay otelleri bulunuyor. ? Toprak Oteli: Altı yıl önce açıldı, beş yıldızlı. 350 yataklı, 145 odalı. Türklerin yanı sıra Rus, Ukrayna, Gürcistan, İtalya ve İran’dan müşteriler ağırlıkta. Sömestr fiyatları tam pansiyon, limitsiz yerli içki dahil kişi başı 230 TL. Özel kampanyalar ve tanıtım sayesinde şu sıralar doluluk oranı yüzde 100. Şubat ayına kadar yer yok. (Tel: 0474 413 41 11) ? Çamkar Oteli: Üç yıldızlı, 155 yataklı. Diskosundan jakuzili saunasına, kış bahçesinden çocuk Oyun alanlarına kadar pek çok sosyal alanı bulunuyor. Mönüde yerel yemekler ağırlıkta. Restoranı kaz yemeklerinde iddialı. Sömestr rezervasyonları geçen hafta yüzde 70’e ulaşmıştı. Çift kişilik odada kişi başı tam pansiyon 180 TL. (Tel: 0474 413 52 59) ? Kar Otel: Üç yıldızlı. 23 standart odası, bir süiti var. Müşterilerinden yüzde 40’ı yurtiçinden. Sömestr rezervasyonları tamamlanmak üzere. Sömestr fiyatları yarım pansiyon 140 TL. Sabah akşam açık büfe yemekler, havalimanı transferi bu ücrete dahil. (Tel: 0474 413 51 52)




NASIL GİDİLİR?

 KARAYOLU: İstanbul’dan Kars, karayoluyla 1453 kilometre. İzmir’den 1668, Ankara’dan 1086 kilometre. İstanbul’dan otobüsle 21 saat sürüyor, bilet fiyatları 60 TL civarında. ? UÇAK: THY ve Sun Ekspress’in İstanbul’dan her gün, Anadolu Jet’in Ankara’dan her gün, Sun Ekspress’in İzmir’den salı, perşembe, cumartesi Kars’a direkt uçuşu bulunuyor. THY’nin İstanbul’dan tek yön bilet fiyatları 79 TL’den, Sun Ekspress’in 99 TL’den başlıyor. Kayak merkezindeki otellerin havaalanından ücretsiz servisi bulunuyor. ? DEMİRYOLU: Kars’a her gün Ankara’dan Erzurum Ekspresi, İstanbul’dan Doğu Ekspresi sefer yapıyor. Yolculuk süresi İstanbul’dan 40 saat. Kuşetli 55, yataklı 87 TL. Ankara’dan ise yolculuk 15 saat sürüyor. Kuşetli 42, yataklı 74 TL.

KAYAK KİRASI 20 TL

Sarıkamış Kayak Merkezi’nde kayak baton ve botların günlük kirası 20 TL civarında. Kayak hocalarının ders ücretleri ise ortalama olarak 80-100 TL. Özel ders ücretleri pahalı gelirse, grup eğitimlerini seçip yüzde 50 indirim alabilirsiniz.




GEREKLİ TELEFONLAR




Kars Turizm Danışma Bürosu: 0 474 212 68 17 Kars İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü: 0 474 212 21 79




LEZZET DURAKLARI




Yörenin ünlü cağ kebabı ve kaz yemeklerinin dışında Kars’ta pek çok yerel lezzet tadabilirsiniz. Sarıkamış’taki Antep Sofrası’nda Nurten Yıldız, ısırganlı mantıdan, patatesli velibağına meşhur yemekleri kendisi hazırlıyor. Akşam 22.00’ye kadar açık. (Tel: 0474 4134094) Tandırda pişirilen kaz yemeklerini ilçedeki Güler Yurt Lokantası’nda bulabilirsiniz. Kars merkezinde ise seçenekler daha fazla. Atatürk Caddesi’ndeki Ocakbaşı’nın aşçısı Bünyamin Usta, kaz yemeklerinde iddialı. (Tel: 0474 2120056) Resul Yıldız Caddesi’ndeki Bistro Kar Restoran’a uğrarsanız nohut ve kuzu etiyle hazırlanan piti, mercimekli erişte pilavını, yufka ve yarma buğdayla hazırlanan hıngeli tatmayı unutmayın. (Tel: 0474 212 80 50). Zamanınız varsa Ani Ocakbaşı (Tel: 0474 2120423) ve Nuran Abla’nın Yeri / Kars Kaz Evi (Tel: 0474 2123713) uğramanız gereken diğer iki adres. Kars’a gitmişken, Kars kaşarı almanızı öneririz. Dinlenme süresine göre kilo fiyatları 9-15 TL arasında değişiyor. Sadece mayısta inek sütüyle üretilen Kars gravyerinin tadı müthiştir. Kilo fiyatı 20-25 TL arasında.




STES EMEN TAŞLAR




Sarıkamış obsidyeni olarak bilinen taşlar yönenin en önemli hediyelik eşyaları arasında. Kolye ve yüzük yapılıyor. Vücuttaki elektriği emdiği iddia edilen bu taşlar, SPA salonlarında Stres azaltıcı olarak kullanılıyor. Kars’tan alabileceğiniz diğer hediyelikler: Bebekler, dokuma kilimler, gümüş kemerler. Kazım Paşa Caddesi’ndeki kuyumcularda gümüş kemerlerin fiyatları 450 TL’den başlayıp 2 bin TL’ye kadar yükseliyor.




MUŞ / Güzeltepe Kayak MerkeziTesis yenilendi

Muş merkezine 14 kilometre uzaklıktaki 800 metre rakımlı Güzeltepe’ye 2003’te il valiliği kayak evi inşa ettirmiş, 300’er metrelik iki babylift kurdurmuştu. Güzeltepe Kayak Merkezi’nin işletme hakkını devralan firma bu yıl 90 milyar TL yatırımla 10 yataklı bir otel, kafeterya ve Restoran kurdu. Üç zorluk aşamasına göre yapılan, üç kilometrelik kayak pistleri genişletildi. Yaz aylarında çelik halatları çalınan iki kilometrelik teleski yenilendi. Geçen yıl bugünlerde Güzeltepe’de kar kalınlığı 30 santimetre civarındaydı. Ancak bu yıl henüz kar yağmadı. (Tel: 436 212 64 94)




ELAZIĞ / Hazar Baba Kayak Merkeziİki hafta içinde açılıyor

İl merkezine 33, Sivrice ilçesine 6 kilometre uzaklıktaki kayak merkezi göl manzaralı. 2000 yılında açılan tesisin pist uzunluğu 1200 metre, genişliği 3500 metre. Kayak merkezini bu yıl devralan Sivrice Kaymakamlığı, teleskiyi yeniledi, kiralanmak üzere yeni kayak malzemeleri satın aldı. Yeni işletmeci bulunana kadar, kaymakamlık tarafından işletilecek tesisler günübirlik kullanılıyor. Kayak dersleri veriliyor. Hazar Baba’dan yararlananlar Sivrice merkezindeki otellerde ve Öğretmenevi’nde konaklayabiliyor. Tesisler ve kar durumu hakkında güncel bilgiyi Sivrice Kaymakamlığı’ndan edinebilirsiniz. (Tel: 0424 4112014)




ERZİNCAN / Akbulut Kayak MerkeziKayak merkezi açık, otel kapalı

Sakaltutan Geçidi’ndeki Yıldırım Akbulut Kayak Merkezi, il merkezine 42 kilometre uzaklıkta. Kolay, orta, ve zor derecelerdeki pistlerinin uzunluğu 1200 ila 3500 metre arasında. 1046 metrelik bir telesiyeji, 60 yataklı, saunalı, konferans salonlu bir oteli bulunuyor. İl Özel İdaresi’nce özel sektöre kiralanan tesisler, işletmecinin başarısız olması nedeniyle bu yıl Gençlik Spor İl Müdürlüğü’ne devredildi. Teleski ve otelin kafeteryası onarıldı. Kalorifer sistemi arızalı olduğu için şu anda otel açık değil. Ancak şubat sonuna kadar onarımın tamamlanması hedefleniyor. Erzincanlı sporcuların kamp yaptığı tesisler sadece günlük kullanıma açık. Geçen hafta itibarıyla Sakaltutan’daki kar kalınlığı 40 santimetreydi. Tesisler hakkında güncel bilgi için Gençlik Spor İl Müdürlüğü’nü arayabilirsiniz. (Tel: 0446 223 69 33-34)




BİTLİS / Nemrut, Çiftkaya Kayak MerkeziNemrut’u lodos vurdu Çiftkaya kar bekliyor

Bitlis’in Tatvan ilçesindeki Nemrut Kayak Merkezi bu yıl yenilenmiş, 70 yataklı bir otel açılmıştı. Tesisin 25 yıllık işletme hakkı İl Özel İdaresi’nce 25 yıllığına turizmci Abdülmenaf Kocakaplan’a verilmişti. Yeni sezon hazırlıkları sürerken, üç hafta önce tüm Türkiye’yi etkisi altına alan lodos fırtınası Nemrut Kayak Merkezi’nde büyük hasara yol açtı. Telesiyejin çelik halatları koptu, oturakları söküldü. Otelin çatısının bir kısmı uçtu. Geçen hafta hasar tespit çalışmaları sürdürülüyordu. Onarımın sömestr tatilinden önce tamamlanması beklenmiyor. Nemrut’ta kar kalınlığı da henüz beklenilen düzeye ulaşmadı. Tesislerin son durumu hakkında Kocakaplan’ın Tatvan’daki Kardelen Oteli’nden bilgi alabilirsiniz. (Tel: 0434 827 95 00) Kent merkezindeki, Türkiye’nin en dik pistine sahip Çiftkaya Kayak Tesisleri, Gençlik Spor Müdürlüğü’nce işletiliyor. Tesisin 70 yatak kapasiteli kayak evi, bu yıldan itibaren 40 yatakla hizmet verecek. Tesis, kent merkezindeki otellere yakın olduğu için sorun yaşanmıyor. 726 metre uzunluğunda teleskisi, 10 kişilik eğitimci kadrosu bulunan kayak merkezinde bu yıl tek eksik kar! Bu haftadan itibaren gelecek soğuk hava dalgasıyla pistlerin kar tutması bekleniyor. Kayak evindeki konaklamalarda geçen yılın ücretleri geçerli: Kişi başı 15 TL, gruplara tam pansiyon konaklama kişi başı 40 TL. (Tel: 0434 226 87 55)


Doğu Anadolu’nun kar rekoru bu kış Sarıkamış’ta

Salyangoz simgeli Umbria güzeli


Üç yıl aradan sonra İtalya’da olmanın keyfi anlatılamaz benim için. Toscana güzelliklerini doyasıya yaşamıştım geçen gezimde ve ruhum selvilerin dallarına asılı kalmıştı. Nice çeşmelere para atmıştım kısa zamanda dönebilmek için. Lazio ve Umbria tanrıları kabul etti dualarımı. Kış günü yolunuzu İtalya’ya çevirirseniz Roma yakınlarındaki Orvieto’yı görmeden dönmek seyahatinize haksızlık olur. Orvieto, Dünyanın en önemli ortaçağ miraslarından, İtalyan “Yavaş Şehir”lerinin en önemlilerinden. Yaşanılır şehirler yaratmak fikrinden yola çıkan “Yavaş Şehir” akımı, küçük kentlerin geleneksel yapılarını, sıkı kurallarla korumaları gerektiğini savunuyor. Bugün dünyada sayıları 91’e yükseldi. Amaç, Modern ile geleneksel arasında, kaliteli yaşamı destekleyen bir denge oluşturabilmek. Yavaş şehirli olabilmenin en önemli kuralları gürültü kirliliğini ve trafiği kesmek, yeşil alanları, yaya bölgelerini artırmak, yerel üretim yapan çiftçilerle bu ürünleri satan dükkan ve lokantaları desteklemek, yerel sanatı ve zanaatı korumak. Bu küçük şehirlerde, süpermarket ya da McDonald’s sakın aramayın, bulamazsınız.Orvieto, geniş Paglia Vadisi’nin ortasında bir ada gibi yükselen volkanik tüf birikimlerinin üzerinde, yassı platoya kurulmuş. Puslu bir havada Roma-Floransa otobanından baktığınızda, köpüklü dalgalar arasında ilerleyen bir Savaş Gemisi gibi görünür. Eteklerinde üzüm bağlarıyla donanmış arazilerle buluşur.Roma Termini Garı’ndan Orvieto’ya trenle 1,5 saatte, gidiş-dönüş 11-13 Euro’ya ulaşabilirsiniz. Otobüs bir başka seçenek. (www.atcterni.it/). Şehir merkezine 1888’de yapılan, 1990 yılında yenilenen finüküler, 580 metre uzunluktaki raylı yoldan sizi 157 metre yuksekliğe üç dakikada çıkarır. Bundan sonrasını yürüyerek veya bisikletle dolaşabilirsiniz.SÜNGER TAŞINDAN BİNALAR, SOKAKLARÖnemli bir Etrüsk kenti olan Orvieto, çanak çömlek endüstrisi nedeniyle Roma zamanında da önemini sürdürmüş. Roma yıkılınca Vizigotların akınına uğramış. 12. yüzyılda kendini yöneten bir komün olarak kardinale bağlanıp, Papalık şehri olmuş. 1860’da İtalya Birliği’ne katılıyor. 15. yüzyıl sonunda sivil yenilenme geçirip, eski bölgelerde düzenli bir şekil oluşturuluyor Orvieto’nun tarihi bölgesinin görüntüsü o zamandan günümüze korunmuş. Dar kemerli ortaçağ sokakları, evler tüf (sünger taşı) ve bazalt taşından yapılmış. Sarımsı renkte.Merkezde, Orvieto Katedrali’nin bulunduğu Doumo Meydanı sade, orantılı. Sol köşedeki ortaçağdan kalma saat kulesinin tepesinde çan ve heykel bulunuyor. Duomo’ya çıkan dar caddeler el ürünleri satan hediyelik eşya mağazalarıyla dolu. Seramikler, toprak kaplar, tahta oyma oyuncaklar, demirden yapılmış hediyelikler, Şarap mağazaları... İsteseniz de eliniz boş dönemezsiniz Orvieto’dan. Sofralık Rosso şarabının iki şişesini altı Euro’ya almamak zaten düşünülemez. İmzalı seramik çanaklar boy boy. El yapımı çikolata dükkanından eli boş dönmek imkansız. İnanın gözünüz doyacak şehrin renkli sokaklarında. Soliano Sarayı’nın 1. katında Emilio Greco Müzesi’ni gezin. 1995’te ölmüş heykel sanatçısının grafik çalışmalarını da izleyebilirsiniz. Katedralin karşısında Palazzo Papale (Papalık Sarayı) 1200’lerde yapılmış, en zarif binalardan biri, içinde Arkeoloji Müzesi’ni gezebilirsiniz. Etrüsk, Korint, Yunan vazoları ayrıca bronz savaş aletleri, başlıklar, kalkanlar sergileniyor.KAPADOKYA BENZERİ YERALTI ŞEHRİOrvieto ile Kapadokya arasındaki benzerlik şaşırtıcı. Halkı, volkanik platonun doğasını 3 bin yıl boyunca iyi kullanmış. Yeraltında tüneller, pasajlar, atölyeler, kuyular, su sarnıçları inşa etmiş. Yeraltındaki şehir 1970’lerde, toprak kayması sonucu bulunmuş. “Orvieto’nun altı bomboş” sözünün doğruluğu ortaya çıkmış. Etrüskler yağmur suyunu tutmak, dağıtmak amacıyla kanallar yapmış. 264’te, tam iki yıl kuşatmaya bu sistem sayesinde dayanmışlar.Çok sayıda odalar tünellerle bağlı birbirine, penceler var, mağaralar bir takım alet tamirinde kullanılan yerler, depolama yerleri olarak yapılmış. Yer altında ortaçağdan kalma bir zeytin presi, değirmeni bulunmuş. Asil ailelerin çoğu, şehir kuşatıldığında evlerindeki gizli tünelle surların eteklerine ulaşıyormuş. San Patrizio Kuyusu, finüküler istasyonuna yakın panoramik terasın kenarında. 1527’de, Papa VII. Clements tarafından inşasına başlanmış. 10 yılda tamamlanmış. Kuşatmalara karşı sarnıç işlevi gören kuyu, 62 metre derinliğinde. MÖ 5.yüzyılda yapılan Belvedere Tapınağı, şehirdeki tek Etrüsk kalıntısı. Etrüskler zamanında başlayan sur yapıları her dönemde onarım geçirmiş. Kent surları eski çağlarda tüf kayalıklarının doğal halinden oluşmuş olmalı, koruma amacıyla daha sonra duvarlar daha da yukseltilmiş. Albornoz Kulesi’nden vadiyi, doğanın renklerini seyretmelisiniz.Piazza del Popolo, 13. yy gotik-romanesk stilde yapılmış. Umbria Kış Caz Festivali’ne ev sahipliği yapan güzel binalardan biri. Şehir Festival nedeniyle ocak ayında çok canlı. Meydanda pazar kuruluyor. Cumhuriyet Meydanı’ndaki Gotik Belediye Binası 16. yüzyılda yapılmış. Gün batarken meydanın sokak lambaları yağmur damlalarıyla ışıldıyor.
ORVIETO VE YORTULARI
Etrüsk döneminin ruhani merkezi Orvieto, Hıristiyan dünyası için önemli iki yortunun da başladığı yer. 1263’te bir papaz Roma’ya hacca gider. Dönerken yolda Santa Cristina Kilisesi’nde ayine katılır. Ekmekten sunağın örtüsüne kan damladığını görür. Papa örtünün Orvieto’ya getirilmesini ister. Corpus Christi (İsa’nın bedeni) yortusunu başlatır. Hem rahipler hem de kasaba halkı bu örtü için değerli bir mabet yapılması konusunda anlaşır. 1290’da yapımına başlanan ve bugün İtalya’nın en büyük katedrallerinden biri olan yapı, görkemli mimarisi, iç ve dış cephelerindeki işlemeleriyle dikkat çekiyor. 1960’da restorasyondan geçmiş. Geçmişte Papa, Corpus Cristi yortusunda kente gelip, kanlı örtüyü sokakta taşıyormuş. Bugün ortaçağ giysili kalabalıklar yürüyüş yapıyor. Yortu bu yıl 3 Haziran’da kutlanacak. Diğer önemli dini kutlama Palombella (Beyaz Güvercin) Yortusu, Orvietolu bayan asilzadenin vasiyetiyle başlatılmış. Paskalya pazarından 50 gün sonra kutlanıyor. Katedral önüne gotik tarzda içinde Meryem, Havarilerin figürleri bulunan ayaklı seyyar bir tapınak konuyor. Üzerine çelik tel geriliyor, kutsal ruhu temsil eden beyaz güvercin figürü kayarak geliyor, havai fişek gösterisi yapılıyor.
Salyangoz simgeli Umbria güzeli

Tek boyutlu dünyada hayali kış yolculuğu

Siz haritaya baktığınızda ne görürsünüz? Kahverengiye boyanmış dağlar, maviye boyanmış denizler ve göller, sınırları gösteren kalın çizgiler, kıvrım kıvrım çizilerle gösterilen yollar, yeşil nehirler... en büyük noktaların olduğu yerlerde başkentler, bir boy küçük noktalarda kentler, görünür görünmez küçüklükteki noktalarda ise kasabalar. Ve çöller, ovalar, koylar, fiyortlar... Büyükçe bir kağıt üstünde, bir bakışta her yerin görüldüğü tek boyutlu bir dünya. Sizi bilmem ama ben haritaları çok severim. Odamın duvarında büyükçe bir dünya haritası durur. Üstünde de kırmızı başlıklı raptiyeler. Bunlar gezdiğim yerleri gösterir. Bazı yerlerde yan yana dizilen raptiyeler, o bölgeyi gelincik tarlasına çevirir... En çok raptiye Avrupa’ya saplanmıştır. Daha sonra Amerika gelir. Kuzeyde daha çok, güneyde daha az kırmızı raptiye görülür. Benim haritamda Dünyanın hemen her yerine bir raptiye vardır. Sibirya’nın kuzeyinin, Avustralya’nın, Yeni Zelanda’nın, Okyanusya adalarının üstüne ise henüz raptiye saplanamamıştır.


SİNEMA PERDESİ


Sizi bilmem ama ben haritalara tutkunum. En keyifli yolculuklarımı haritanın karşısında, oturduğum koltukta yaparım. Sizin için fazla anlam taşımayan noktalar, bana çok şeyler anlatır. O noktaların simgelediği kentler gözümün önünde canlanır. Caddeler, sokaklar, binalar, dükkanlar, işyerleri, lokantalar, barlar, mağazalar ayan beyan görünür. İnsanlar koşuşturmaya başlar, klakson sesleri havada uçuşur, Güzel Kızlar salına salına yürür. Mutfaklardan yayılan kokular haritadan çıkıp odama yayılır. Şık insanlar, pejmürdeler, avare avare yürüyenler, bir telaş koşturanlar, siren sesleri, kahkahalar, gözyaşları... Bunların hepsini bir bakışta görürüm, duyarım, koklarım...Sizi bilmem ama ben haritalara baktığımda Film seyreder gibi olurum. Kağıdın üstünde anılarla dolu kareler sıralanır. Her film ayrı bir dilden seslenir. Siz Arjantin’in Şili sınırına yakın bölgesinde, minik bir noktayla işaretlenmiş Salta sözcüğünü gördüğünüzde neler düşünürsünüz? Bu küçücük kent size bir şey anlatır mı? Ben Salta’ya baktığımda, bunaltıcı sıcakta girdiğim barı görürüm. Biraya İspanyolca’da cervase dendiğini, soğuğu anlatmak için barmene buz resmini gösterdiğimi hatırlarım. Sonra bu küçük kentin sokaklarında, koka yaprağı çiğneyerek uykusuz kalmaya çalıştığım geceler aklıma gelir.Veya Şili’nin okyanus kıyısına kondurulmuş küçük noktanın üstünde yazan Antofagasta kelimesi size bir şey anımsatır mı? Ben o küçük noktaya baktığımda, kızgın kumsalda koşup, buz gibi sulara atıldığımı görürüm. Yıllar sonra, okyanustan binlerce kilometre ötede bir kez daha üşürüm. Akşam, güneş bir ateş topu gibi sulara gömülürken, yudumladığım lezzetli kırmızı şarabın tadını damağımda yine hissederim.


PİRİ REİS ÖZLEMİ


Alaska’da, kıvrım kıvrım uzanan bir çizginin üstündeki Susitma yazısını görünce adrenalim yükselir. Akıntılı sularda, küçük bir kayığın içinde yaptığım 13 saatlik zorlu yolculuk aklıma gelir. Yalnız kartallar, sessiz taygalar, asırlar öncesinin izlerini taşıyan buzullar gözlerimin önünden akıp gider.Kuzey Denizi’ndeki küçücük bir adanın üstünde, beş puntoyla yazılmış, çok zor okunan Kirkwall kelimesi dikkatinizi hiç çekmemiş olabilir. Ama ben o noktaya bakınca, bitmek bilmeyen günleri, sabaha karşı mora boyanan suların oynaştığı körfezi, şişeden yudumladığım malt viskinin kadifemsi tadını hatırlarım. Kendimi ıssız barlarda, siyah biranın yoğun köpüğüne parmağımla şekil çizerken yakalarım.Siz Portekiz’in güney ucunda yer alan Pontimao yazısını görmeden geçebilirsiniz. Ama benim bakışlarım o yazıya takılır kalır. Sardalye yerken dinlediğim, yanık ve boğuk sesli şarkıcıların söyledikleri fadolar kulaklarımda çınlar. Anlamını bilmediğim şarkılara döktüğüm gözyaşları aklıma gelir.Sizi bilmem ama ben bir haritacı olmak isterim. Ama öyle bugünkü gibi üniversite sıralarından yetişmiş, rakamları, uzaydan gelen verileri birleştirip yükseltileri, sınırları, nehirleri, yolları, kentleri işaretleyen haritacılardan değil. Ben “acımasız korsan” Piri Reis gibi bir haritacı olmayı arzularım. Onun gibi baskınlara katılıp, Kristof Kolomb’un dünya haritasını ele geçirmek, ondan yararlanarak yeni bir dünya haritası çizmek hayalinden hiç kurtulamam. Kurtulmak da istemem. Rüyalarımda bir korsan gemisiyle dolaştığımı, geri dönünce uğradığım limanları kağıt üstüne çizdiğimi görmekten hiç bıkmam.


HARİTACI KEŞİŞ Veya Roman kahramanı keşiş Fra Mauros gibi bir haritacı olmayı arzularım. Bu da kim derseniz anlatayım: Amerikalı yazar James Cowan’ın, “A Mapmaker’s Dream” adlı romanının kahramanıdır. Venedik’te, San Michele di Murano Manastırı’nda yaşamaktadır. Hücresinden ziyaretçi eksik olmaz. Elçiler, gezginler, tüccarlar, Din adamları, çeşitli görevliler, geziden dönünce soluğu Fra Mauros’un yanında alırlar ve gördüklerini anlatırlar. Keşiş, bu anlatılanlarla bir dünya haritası oluşturur. Bu haritada sadece kentler, yollar, sınırlar yer almaz. Tutkular, istekler, inançlar, rüyalar, aşklar da görüntüye girer. Yani Keşiş Fra, hücresinden hiç çıkmadan, benim hep yapmayı hayal ettiğim dünya haritasını çizer.Odamın duvarında asılı duran dünya haritamı keşişin haritasına benzetirim. Ona bakınca, birtakım renkler ve çizgiler yerine heyecan, duygu, tehlike, yorgunluk, lezzet yüklü gezilerimi görürüm. Ve canım sıkıldığımda, haritamın karşısına oturup yalnız yolculuklara çıkarım. Size de böyle bir harita oluşturmanızı hararetle öneririm.Gezmek için uçağa, vapura, arabaya, trene binmeye gerek yok. Bir haritaya bakarak veya bilgisayarınızın ekranı aracılığı ile de dünyanın dört bir yanına gidebilirsiniz. Yeter ki niyetlenin.




DÜNYA’YI UZAYDAN SEYREDİN

Bir başka “Düş Gezintisi Aracım” da internette yeni keşfettiğim “Google Earth.” Bu Program sayesinde, bilgisayarım aracılığı ile hiç bilmediğim uzak köşelere giderim. Ekranda beliren kentlerin sokak görüntüleri arasında, kaybolma korkusu yaşamadan dolaşır dururum. Bazen çöllere gidip, bunaltıcı sıcağı hissetmeden kum tepelerinin üstünden bir kuş gibi uçarım. Bazen çok uzak denizlerdeki, küçücük adalara uzanırım. Kumsalda yaz rüyaları görürüm, denizin dibinde rengarenk mercan kayalarının arasında yüzdüğümü, balıklarla oynaştığımı düşlerim. Bilmediğim, görmediğim, gitmediğim, hiç gidemeyeceğim yerleri bilgisayarımın ekranına getirip, vahşi ormanlarda, geçit vermeyen dağların zirvesinde, yoksul sokaklarda, fırtınalı denizlerde korkusuzca dolaşmak boş zamanlarımın vazgeçilmez tutkusu oldu.“Google Earth” sayesinde bazen anılarımı tazelediğim de oluyor. Örneğin, New York’ta kızımın yaşadığı caddeyi ekrana getirip, onunla gittiğim yerleri, yediğim yemekleri hatırlıyorum. Gittiğimiz sokaklarda dolaşıp duruyorum. O zaman özlemden burnumun direği sızlıyor. Bazen çok önceleri gittiğim kentlerde dolaşıyorum. Örneğin Rio’da Copacabana plajını görünce minicik mayolu Güzel Kadınlar aklıma geliyor. O günleri anıp gülümsüyorum. Veya Somali’ye geçip, Mogadişu kentinin caddelerinde dolaşıp, başıma gelenleri hatırlıyorum. Tüylerim diken diken oluyor.


Tek boyutlu dünyada hayali kış yolculuğu

Zamanın izinde Beyrut tan Baalbek e


Yunanca adı Heliopolis (Güneş Kenti) olan eski zaman şehri Venüs, Jüpiter ve Bacchus Tapınağı başta olmak üzere pek çok tarihi kalıntıya ev sahipliği yapıyor. UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde. Tarih boyu pek çok kez el değiştirmiş. Ortadoğu’daki en önemli Roma kalıntısı.
Lübnan’ın başkenti Beyrut’un ne kadar güzel ve kendine özgü bir şehir olduğunu hep duyar, dinlerdim. Gösterişli Eğlence hayatı, Batı’yı aratmayan lüks otelleri, ünlü markaların boy gösterdiği vitrinleri, görkemli binaları ve Korniş’iyle Ortadoğu’nun Paris’iydi o. Bu cümleyi “bir zamanlar” sözcüğüyle bitirmemi bekleyebilirsiniz, çünkü son yıllarda Beyrut daha çok savaşla anılır oldu. Ancak savaşın ağır yaraları bile ondan bu unvanını alamadı. Kaybettiği çok şey vardı, yine de Kayıp şehre dönüşmedi. Silah ve top mermileriyle yıkıldığında bile asla harabe kent tanımını hak etmiyordu. Eğlenmeyi bilirken ağlamayı da öğrenmişti. İç burkan anılar, hâlâ hafızalarda tazeliğini koruyordu. Beyrut sadece bir ağıtı dillendirmiyordu. Onun herkese anlatacak başka başka hikâyeleri vardı. Gezmek, görmek, eğlenmek, anlatılanların izini sürmek ama en çok da yeni hikâyeler dinlemek için yola çıktım. Beyrut’la ilgili kurabileceğim ilk cümle şu olur: Kesinlikle hafızasını koruyan bir şehir. Sadece kendi hafızasını mı? Bunu daha ilk bakışta hem görüyor hem duyuyor hem de hissediyorsunuz. Hatta dokunabiliyorsunuz da... Üstelik karşınızda duran, savaşın izlerini hızla silmeye çalışıp kendini iyileştiren, durmadan yenileyen bir şehir iken. Beyrut’ta zaman, hem öncesiz hem sonrasız gibi; bugündesiniz, ama dün de yarın da sizinle. Karşınıza çıkan her sokakta, her yapıda, her yüzde hem yıllar, yüzyıllar öncesine gidiyorsunuz hem de bugünün ruhunu yakalıyorsunuz. Bellek, attığınız her adımda size eşlik ediyor ve her defasında yeni bir kapı aralıyor geçmiş zamana. Arnavutkaldırımlı sokakları arşınlarken, şık restoranlarda Beyrut mutfağıyla tanışırken, vitrinlerin ışıltısına dalarken, gece kulüplerinde çılgınca dans ederken ya da bir başınıza sessiz sakin bir köşede Feyruz’a kulak verirken zaman hep sizinle. Ünlü Lübnanlı ses sanatçısı Feyruz’un şarkılarıyla tanıştıysanız eğer, bu şehir kendiliğinden ve usulca sizi içine alıyor zaten. Feyruz bir şarkısında, “Seni seviyorum Beyrut/ Benim garip vatanım/ Kötü zamanlarda da seni özlüyor ve görmek istiyorum” derken, siz de savaşın acılarını yaşamış ve eski güzel günleri özleyen bir Beyrutlu oluveriyorsunuz.FENİKELİLER KURMUŞTUBeyrut’ta, kent merkezinde zamanı kovalamak şimdilik bir başka yazının konusu olsun, ben bu kez sizleri hâlâ zamanın tek boyutuyla hüküm sürdüğü Baalbek’e götürmek istiyorum. Buraya tam olarak şehir demek de mümkün değil. İsmini pek çoğumuz geçen yıl İsrail saldırıları sırasında duydu. Lübnan Kültür Bakanı’nın UNESCO’ya “Baalbek’i kurtarın” çağrısı yapmıştı. Her yıl Dünyanın dört bir yanından tarih meraklılarını ağırlıyan ıssız şehir, Beyrut’tan 180 kilometre uzaklıkta. Humus - Şam demiryolu üzerinde, Antilübnanların batı eteğinde. Dünya üzerindeki en geniş akropole sahip antik şehir. Aynı zamanda Ortadoğu’daki en önemli Roma kalıntısı. Baal tanrısına tapanların da merkezi.Roma egemenliği altındayken, güneş tanrısı Jüpiter için inşa edilen mabet dolayısıyla, “Heliopolis” (Güneş Şehir) ismini alan Baalbek şehrinin kurucusu Fenikeliler. Geçmişi MÖ 1100’e kadar uzanıyor. Tarih boyunca çeşitli uygarlıkların istilasına uğramış, pek çok kez el değiştirmiş. Romalıların, özellikle de Antonius’un zamanında çok gelişmiş. Ardından savaşlar yıkımlarla dolu asırlar geçirmiş. Şehirdeki en büyük yıkımı yapan Haçlılar. 14. yüzyılda Haçlılarca kaleye dönüştürülmüş. Ardından Ortadoğu seferine çıkan Timur’un gazabına uğramış. Sonra Osmanlı gelmiş. Zamanla yarısı toprağa gömülmüş. Osmanlılar, 1899’da ilk kez Almanlara kazı yapma izni vermiş. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Lübnan, Fransızların eline geçmiş ve sonraki onlar kazıları sürdürmüş. Antik şehrin kalıntıları ise Lübnanlılar tarafından ortaya çıkarılmış. SÜTUNLARINDAN BİRİ SÜLEYMANİYE CAMİİ’NDEGünümüzde Baalbek’te harabe halinde üç adet tapınak yer alıyor: Jüpiter, Bacchus ve Venüs tapınakları. En büyüğü olan Jüpiter Tapınağı, MS 3. yüzyılda yapılan büyük bir giriş kapısına sahip. Kapıdan geçince önce ön avluya, sonra da büyük avluya ulaşılıyor. Büyük avlunun eni 104,5 metre, genişliği ise 117 metre. Avludan sonra geniş bir kapıdan girilen tapınağın 84 granit sütunu var. Bugün bunlardan sadece altısı ayakta. Diğerlerinin bir kısmı kırılmış, bir kısmı da başka yerlere götürülmüş. Bu sütunlardan biriyse Süleymaniye Camii’nde bulunuyor. Bacchus Tapınağı Jüpiter’e göre daha iyi durumda. Tapınağın, her biri 18 metre yükseklikte olan 46 sütunu hâlâ ayakta bulunuyor. Venüs Tapınağı da son onarımlarla oldukça iyi durumda. Mabedin yapımında kullanılan ve Modern teknolojiyle bile hareket ettirilmesi çok zor olan birkaç bloğun, oraya nasıl taşındığı ise hâlâ muamma. Baalbek’in girişine inşa edilen müzeyi de mutlaka görün. Temmuzda yolunuz düşerse, 1956’dan bu yana sürdürülen Uluslararası Baalbek Festivali’nin bale gösterilerine, Klasik Müzik, caz, Rock konserlerine rastlayabilirsiniz. (www.baalbeck.org.lb) Gezi sonrası her ne kadar geri dönüp geceyi Beyrut’ta yaşamanızı tavsiye etsem de mutlaka kalmanız gerekiyorsa Ash-Shams veya Palmyra adlı otelleri tercih edebilirsiniz.
BEYRUT’A GELMİŞKEN…
Ünlü Lübnanlı sanatçılar Feyruz ve Ümmü Gülsüm’ün şarkılarıyla tanışın. · Gitmeden Batı Beyrut filmini izleyin. · Şehrin denizle buluştuğu kordon boyu La Corniche’de turlayın, Beyrutluları izleyin. · Oldukça uygun fiyata yolcu taşıyan taksi ya da dolmuşları da kullanmak mümkün ama bence bu şehri yürüyerek keşfetmelisiniz.· Beyrut geceleri çok hareketli, Beyrutlular eğlenmeyi gerçekten de iyi biliyorlar. Siz de bir gecenizi Beyrut eğlencesine ayırın.
YEMEDEN DÖNMEYİN
Lübnan mutfağı için Akdeniz mutfaklarının son derece ilginç bir karışımı diyebiliriz. Ege ve Akdeniz esintilerini de bulabiliyorsunuz, Güneydoğu ve Arap esintilerini de! İşte mutlaka tatmanız gerekenler: · Semsek (labneli börek), humus, tabuli (ince bulgurlu maydanoz salatası), nar ekşili zahter salatası, çiğ köfte (bulgurlu veya bulgursuz), patlıcan ezme (közlenmiş), zeytin, deniz ürünleri kibbe (içli köfte), binbir meze çeşidinden sadece birkaçı. · Beyrut mutfağının bir başka başrol oyuncusu da Zahter... Kekik türünden, ancak kekikten çok daha aromalı ve lezzetli... Tazesi, salata malzemesi; tozu, susam unu ve zeytinyağı ile karıştırılınca, kahvaltıda ekmeğe sürebiliyor veya kurusu, zahterli pide malzemesi şeklinde; günün her anında sofrada yer bulabiliyor kendine. · Ana yemeklerde bulgur, nohut, fasulye ve yoğurt başı çekiyor. Lebeniye (nohutlu yoğurt çorbası), kibbe lebeniye (içli köfteli versiyonu), falafel (kızarmış soğanlı nohut ezmesi), tavuklu pilav, maluf (fasulye ezmesi), ekşili yaprak sarma baştan çıkaran lezzetler arasında. · Lübnan, bir yandan da zeytin ve zeytinyağı cenneti. Salatalara ve yemeklere konanlar yetmiyormuş gibi; zeytinyağı, sabah, öğlen, akşam değişik karaf ve kâselerde sofrada da sunuluyor. Yemeklerden sonra ağır tatlılar ve kakuleli Türk kahvesi pek makbul. · Ekşili yaprak sarma da bir daha kolay kolay bulamayacağınız bir lezzet, kaçırmayın. · Alkolle arası iyi olanlar muhakkak “arak” içmeli. Hatta bir şişe de sevdiklerinize getirin.
Zamanın izinde Beyrut’tan Baalbek’e

Aynı adada iki farklı kader

DOMINIK CUMHURİYETİ - Karayipler'in Küba'dan sonra en büyük adası olan Hispanyola Adası'nda bulunan, Dünyanın en yoksul ülkelerinden Haiti son depremle enkaza dönerken, adanın diğer yarısındaki Dominik Cumhuriyeti, egzotik sahilleriyle turizmden önemli gelir elde ederek büyüyor.
Bağımsızlığını 1844 yılında Haiti'den alan Dominik Cumhuriyeti son yıllarda geçirdiği değişimlerle Karayiplerin en lüks Tatil mekanı haline geldi.
Boca Chica, Santo Domingo, Puerto Plata, Isla Catalina gibi şehirlerinde dünyanın en egzotik sahillerine sahip olan Dominik Cumhuriyeti, casinolarıyla da Kumar tutkunlarını ülkeye çekiyor.
Beyaz kumsalları, denize uzanan palmiye ağaçlarıyla tatilcileri büyüleyen kumsallara sahip olan Dominik Cumhuriyeti'nde yıllık gelirin yüzde 90'lara varan kısmı turizmden elde ediliyor.

Adanın diğer yarısında bulunan Haiti ise dünyada kölelerin kurduğu ilk bağımsız ülke olmasına karşın yıllar içinde fakirleşti. Birleşmiş Milletler'in belirlediği dünyanın en yoksul ülkeleri listesinin en üst sıralarında bulunan Haiti'de yaşanan son depremle birlikte iki milyonun üzerinde kişi evsiz kaldı.

Depremde açıklanan resmi rakamlara göre, 150 bin kişinin hayatını kaybettiği Hispanyola Adası'ndaki Haiti'de her 1000 çocuktan 80'i çeşitli nedenlerle hayatını kaybediyor.

DOMİNİK'TE İSPANYOLCA, HAİTİ'DE FRANSIZCA Hispanyola Adası'nı paylaşan iki ülkeden Dominik Cumhuriyeti, Avrupalıların Amerika kıtasında oluşturdukları ilk yerleşim yeri olarak biliniyor. Dominik Cumhuriyeti'nde İspanyolca konuşulurken, eski bir Fransız sömürgesi olan Haiti'de ise Fransızca anadil olarak konuşuluyor.
Aynı adada iki farklı kader

Sirkeci Konak, dünyanın en iyi aile oteli oldu

Dünyanın en büyük online Otel puanlama sistemlerinden biri olan Tripadvisor tarafından her yıl verilen ödüllerde bu yıl Sirkeci Konak 4 ödül aldı. Otel, seyahat edenlerin seçimleriyle belirlenen sıralamada 'Dünyanın en iyi 10 Aile Oteli' kategorisinde birinci oldu. Ayrıca 'Avrupa'nın en iyi 25 oteli' ve 'Avrupalıların 25 Favori Destinasyonu' sıralamalarında 16'ıncı sırada yer aldı.

Sirkeci Konak, dünyanın en iyi aile oteli oldu

Barut: Sonuçlar sürpriz olmadı

Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkanı Ahmet Barut "2009 Turizm gelirlerinde bir düşüş yaşanması bizim için sürpriz olmadı. Bu zaten bizim 2008 yılı sonundan itibaren öngördüğümüz bir olasılıktı. Bunu Dünyanın geçen yıl yaşadığı küresel mali kriz ortamında son derece normal buluyor hatta Türk turizminin misafir sayısını artırarak gelirde yüzde 3.1 oranında bir düşüşle 2009'u kapatmasını başarı olarak değerlendiriyoruz" dedi.
Barut: Sonuçlar sürpriz olmadı

Thursday, December 31, 2009

Çingene kızı Tuba geliyor


İŞTE ÇİNGENE TUBA(FOTO GALERİ)
Dizide çiçek satarak ailesinin geçimini sağlayan ve tesadüf sonucu şarkıcı olan Hasret’i canlandıran Büyüküstün, “Tomris Giritlioğlu, ‘My Fair Lady’ müzikalinden yola çıkarak oluşturduğu ‘Gönülçelen’ projesini getirdiğinde çok heyecanlandım. Zaten oldum olası Audrey Hepburn’ün o filmine bayılırdım. Yani bu çingene kızı ‘Bu kadar Tatil yeter’ dedirtti” dedi.
Çok uzun zamandır dizilerde oynuyorsunuz. Bir ara, “Dizilere daha ne kadar devam edeceğimi sorguluyorum” dediniz. Neden böyle bir sorgulama içine girdiğinizi açabilir miyiz?- Dizide oynarken, hayatınızı Dizi merkezli programlamak zorundasınız. Açıkçası o açıklamaya yorgun bir anda yapılan bir yorum olarak bakmak gerekir. Çünkü ben oyunculuğu dizi, Sinema filmi ve reklam filmi olarak kategorize eden bir oyuncu değilim. Bugüne kadar yer aldığım tüm projeler heyecanlanarak dahil olduğum, seyirci tarafından benimseneceğini düşündüğüm projelerdi. Sadece sinema, uzun yıllar sonra da internet üstünde veya şu anki Teknoloji ile DVD olarak yaşayan bir sanat dalı. Filmde oynamak tabii ki beni çok heyecanlandırıyor ama dediğim gibi bugüne kadar dizilerde oynadığım tüm karakterleri de severek, benimseyerek, elimden gelenin en fazlasını yapmaya çalışarak oynadım. Bundan sonra da bu böyle devam edecek. Oyunculukta samimiyet ve sahiciliğin peşindeyim. Çünkü her Proje dünyamı zenginleştirdiği gibi oyunculuğa dair yeni adımlar atmama yardımcı oluyor.“Asi” dizisinin çekimleri bittikten sonra dizi yapmamaya karar verdiniz, 6-7 aydır da ekranlardan uzaksınız. Bu zaman içerisinde neler yaptınız?- “Asi”nin çekimleri için Antakya’da yaşamak gerçekten çok keyifliydi. Ancak iki yıl evimden uzak kalmak ve dönüşte eve adaptasyon süreci kolay olmadı. Açıkçası bu yaz yurtdışında olmak gibi bir planım vardı ama Yusuf Kurçenli’nin senaryosu tüm planlarımı değiştirdi. “Yüreğine Sor” filmi, içinde olmaktan çok keyif aldığım bir proje. Aynı zamanda Karadeniz kültürünü de öğrenme şansı yakaladığım bir Film oldu. Çekimler boyunca Rize’de; Ayder Yaylası’nda yaşadım, film için şive ve horon dersleri aldım. Film sonrası, dizi için de hazırlık yapmaya ve karakterin gerektirdiği özellikler için dersler almaya başladım.ÇİNGENE KIZI ‘BU KADAR TATİL YETER’ DEDİRTTİPeki, şimdi yeni bir dizide, “Gönülçelen”de oynayacaksınız. Birkaç yıl dizi yapmama özgürlüğünüz vardı. Neden “Gönülçelen”i kabul ettiniz?- Yıllardır birlikte çalıştığım Tomris Giritlioğlu, “My Fair Lady” müzikalinden yola çıkarak oluşturduğu “Gönülçelen” projesini getirdiğinde çok heyecanlandım. Zaten oldum olası Audrey Hepburn’ün “My Fair Lady” filmine bayılırdım. Filmdeki sokak çiçekçisini başka bir etnik kültürden, Çingene bir kıza dönüştürdük. Bir etnik kimlik olarak kabulü 16’ncı yüzyıla dayanan Çingeneler, hayata bakışları ve yüzyıllardır yerleşik hayata tam adapte olamamış olmalarından ötürü, bugüne kadar genellikle televizyonda Komedi öğesi olarak yer aldı. Yüzyıllardır göçen bu halkın anlatılacak çok fazla şeyi olduğunu düşünüyorum. Özetle bu Çingene kızı, “Bu kadar tatil yeter” dedirtti bana. (Gülüyor)“Çingenelerin anlatılacak çok şeyi var” dediniz. “Gönülçelen”de neler anlatılacak?- Dizide baş erkek karakter Murat, Müzik konusunda kariyer yapmış, 30 yaşlarında bir akademisyen. Zengin olmasının yanı sıra kuşaklar boyu kökü ıstanbul’a bağlı bir ailede doğup büyümüş. Murat, ıstanbul’un en fakir semtlerinden birinde yaşayan, zengin semtlerinde çiçek satarak evine ekmek götüren Hasret’le bir araya geliyor. Onları bir araya getiren şey ise müzik. Semtin havalı şarkıcısı mahalle düğününde Sahne almayı reddedince, yerini Hasret alıyor. Böylece hayatı değişiyor. Bu eğitimsiz ve zaptedilmesi zor ses, daha fazla para kazanıp ailesinin selametini sağlamak adına kendisini Murat’a teslim ediyor. Tabii Murat, “Bu sesi öylesine adam ederim ki, onun geçmişine kimse inanamaz” iddiasını ortaya attıktan sonra! Hasret, Murat’ın ailesinin evine adım attığı andan itibaren bu eğitimin göründüğü kadar kolay olmayacağı ortaya çıkıyor. Hasret’in dobralığı, incelikle düzenlenmiş Sosyete kurallarına karşı ilgisizliği ve özgür ruhu, Murat’ın başına bela oluyor. Hasret’in yolculuğu ikisi için de çetin geçecek. Hasret’in dışarıdan bakıldığında değiştiğini düşünenlere cevabı net; kimsenin söküp atmaya yetmeyeceği kökü, hep aynı yerden nefes almaya yetecek.KIVRAK OLUP OLMADIĞIMI İZLERKEN GÖRECEKSİNİZBelli ki çok neşeli, renkli, keyifli, Türk Filmi lezzetinde bir proje. Sizi bugüne kadar hep az gülen, soğuk karakterlerde izledik. Hasret, bizi şaşırtacak ama eminim ki size de değişik ve ilginç gelmiştir...- Evet... Bol şarkılı, bol müzikli, bol danslı bir proje olacak. Bu projeyi kaçırmak istemedim. Çingenelerin özünde göçebe Yaşam vardır. “Asi” dizisinde toprağına bağlı, yüzyıllardır aynı toprak üzerinde yaşamış, hayatın anlamını toprakla bütünleştirmiş bir ailenin kızını oynadıktan sonra, hayatı günü gününe yaşamayı genlerine yerleştirmiş bir toplumun içinden gelen bir genç kızı canlandırma fikri, bana büyük heyecan verdi. Dediğiniz gibi bu projede izleyiciler, daha neşeli ve gülen bir Tuba ile buluşacak.Türk sinemasında Çingene’yi Türkan şoray, Gülşen Bubikoğlu gibi isimler de canlandırdı. O filmleri izlediniz mi?- Tabi ki izledim. Hemen hemen hepsini hem de. Çingene kültürü Dünyanın her yerinde olan, herkesin fikir sahibi olduğu, buna rağmen gizemini her zaman korumuş bir kültür bence. Çingenelerle ilgili her film, insanı kendine çekiyor. Ya da en azından beni...Hasret rolünü başarıyla canlandırabilmek için dans, şive ve ritim dersleri aldığınızı biliyoruz. Dans konusunda yetenekli misiniz? Bir Roman kıvraklığına sahip misiniz?- Dans dersleri alırken ve müziklerini dinlerken, zaten onların ruh halleriyle özdeşlik kurma şansı buluyorum. Bunun dışında mahallelerinde onları gözlemlemek de benim için önemli bir çalışma süreciydi. Bu süreç dizi boyunca da devam edecek. Bu proje için ağustos ayından beri Aydın Elbasan’dan şive ve ritim, ıstanbul Devlet Opera ve Balesi sanatçısı Hande Soner’den de şan dersleri alıyorum. Kıvrak mıyım, değil miyim, onu izlerken göreceksiniz...HASRET, FİŞEK GİBİ BİR KIZ Etnik bir kültürü yani Roman kültürünü inandırıcı bir şekilde canlandırabilmek için ağustos ayından itibaren ön çalışmalar yaptığınızı söylüyorsunuz. Bu yeterli olacak mı sizce?- Dersler dışında gözlem yapmak en önemli ön çalışma. Bir de Çingeneliğin tarihi hakkında teorik çalışma yaptım. Nereden geldikleri, tarihte nelerle karşılaştıkları, aldıkları tepkiler, göçebe hayatları, yerleşik hayata geçişleri gibi. Onların da oyunculuğuma yansıyacağına inanıyorum.Çingene kavminin aslen nereden geldiğini biliyor musunuz?- Hindistan’dan gelip dünyanın farklı yerlerine dağılmışlar. Avrupa’ya gidenler ‘soylu gezginler’ olarak adlandırılmış. Her yere gidip konaklayabilmeleri için, kraldan özel izin kağıdıyla dolaşıyorlarmış. Bir süre sonra skolastik düşünce etkisinden dolayı fal bakma yetenekleri gelişmiş ve ten renklerinin farklılığından dolayı da cadılık yapıyorlar diye suçlanıp her şehirden kovulmaya başlanmışlar. Konaklamalarına izin verilmemiş. Birkaç yüzyıl sonra yerleşik hayata geçmeye başlamışlar. Ancak hâlâ evlerini yanlarında taşıyan Çingeneler var. Hasret karakteri için “Güzelliği ve zekası ile herkesi kendine aşık eden bir genç kız” diyebilir miyiz?- Dobralığı, haksızlığa karşı çıkışı bence daha önde. Evine ekmek götürmek, hayta kardeşini okutmak gibi dertleri var bu kızın. Sokaklarda çiçek satarak büyümüş. Zorlukları iyi biliyor ama derdin içinde boğulmayıp gülmeyi, eğlenmeyi de seviyor. Yani fişek gibi, her yanından hayat taşan biri.“Sevdaya Durmak” filminde yasak aşkın içinde yer alıyorsunuz. Bir yanda aşka inanmayan bir Çingene kızı, diğer yanda yasak Aşk yaşayan bir kadın... Aşkın hallerini oyunculukta deneyimlemek nasıl bir şey?- Birinde Karadenizli bir genç kız, diğerinde Çingene... Bir sürü halde var olmayı deneyimlemek, farklı kültürlerin derinlerine inmek dolayısıyla başka başka insanlarla tanışmak, sohbet etmek, en iyisini yapabilmek için gözlem yapmak, hayatlarına bir nebze de olsa girmek çok keyifli.
Çingene kızı Tuba geliyor

Dünya basınından manşetler- 31 Aralık




--İngiliz anne en sonunda huzura kavuştu (İngiliz basını)
Kuşadası’nda 2005 yılında yaşanan bombalı saldırıda ölen İngiliz kadının annesi gazetelere verdiği röportajlarda bombacının ömür boyu hapis cezasına çarptırılmasıyla en sonunda huzura kavuştuğunu söyledi.

O zaman 21 yaşında olan Helyn Bennett, Temmuz 2005’te yaşanan patlamada hayatını kaybeden beş kişiden biriydi.

Mahkemenin Salı günü bombacı Mehmet Keskin’e altı ömür boyu hapis cezası vermesinin ardından konuşan anne Sharon Holden, kararı duyduğunda gözyaşlarını tutamadığını belirtti.

“Dört buçuk yıl bekledikten sonra en sonunda adalet yerini buldu” diyen anne “Şimdi huzura kavuştuk. Umarım hapishanedeki günleri zor geçer ve ailemizin çektiği gibi bir acı çeker” dedi.

Bugüne kadar sürekli olarak “Ya salıverilirse?” sorusuyla yaşadıklarını ifade eden Holden, “Artık bittiğini biliyoruz ve rahatız. Asla dışarı çıkamayacak” dedi.

Bu yıl sonbahar aylarında aile Türk yetkililerinden gelecek 1.1 milyon sterlinlik (o günün parasıyla 2.4 milyon TL) tazminatı kabul etmişti.

Holden, İngiliz hükümetinin ülkede Temmuz’da gerçekleşen terör olayında zarar görenlere verilen tazminatın yurtdışındaki saldırılarda zarar görenleri kapsamadığını söylediğini ifade etmiş ve “Kendi hükümetimiz bize sırt çevirdi. Ancak olaydan dört yıl sonra Türk hükümeti kendi hükümetimizin yapması gerekeni yaptı,” demişti.

İngiliz anne ayrıca davanın sona ermesi beklenen Temmuz ayında Türkiye’yi ziyaret etmişti.

DIŞ BASINDA TÜRKİYE
THE ECONOMIST
--Türkiye ve generalleri: Lanetli Komplo Teorileri
Türkiye’nin generalleri için 2009 zor bir yıl oldu. Bir Dizi sızdırılmış belge, telefon dinlemeleri ve bazen de basit kazalarla ortaya çıkan gelişmeler en güçlü laiklerin bile inancını sarstı.

VOICE OF AMERICA
--Rum Ortodoks Patrik’i ile hükümet arasında gerginlik artıyor
Fener Rum Patrik’i Bartolomeos, ABD kanalında yayınlanan 60 Minutes programında Türk yetkililerin ülkedeki Hıristiyanlara kötü muamelesinden şikayet etmişti.

XINHUA
--Türkiye Iraklı yaralılara tedavi olanağı sundu
Türkiye Çarşamba günü yaptığı açıklamada 15 Iraklı yaralının tedavi için Türkiye’ye getirileceğini duyurdu. Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada Pazar günkü bombalamada yaralanan Iraklıların, Türk Hava Kuvvetleri’ne ait bir ambulans uçağıyla Türkiye’ye getirileceği belirtildi.

DAILY MAIL
--İngiliz kadının annesi teröriste verilen cezayla huzura kavuştu
Kuşadası’nda yaşanan bombalı saldırıda ölen İngiliz kadının annesi teröriste hapis cezası verilmesiyle en sonunda huzura kavuşabildiğini söyledi.

BBC
--Türkiye’deki bomba kurbanı için sonunda adalet geldi
Türkiye’deki bombalı saldırıda ölen İngiliz kadının ailesi bombacının ölüm cezasına çarptırılmasıyla en sonunda adalete kavuştuklarını belirtti.

VOICE OF GREECE
--Eski bir Türk üst düzey yetkiliden itiraf: Heybeliada okulu konusunda çözüme ulaştık
O dönemde Patrik Bartolomeos’la görüşen Kemal Gürüz’ün yaptığı açıklamaya göre Patrikhane ve Ankara arasında Heybeliada Ruhban Okulu üzerinde 2000 yılında anlaşmaya varılmıştı.

THE ASSOCIATED PRESS
--Jim Walter Resources, Erdemir’e borç davası açıyor
Hammadde satan Jim Walter Resources, Türkiye’nin çelik üreticisi Erdemir’in 89 milyon dolardan fazla borcunu ödemediği için dava açtığını duyurdu.

DAILY TIMES
--Cumhurbaşkanı Gül, Zerdari’ye telefon etti
Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari’ye telefon ederek Aşure gününde Karaçi’de hayatını kaybedenler için başsağlığı diledi. Gül, Türkiye’nin Pakistan’daki demokrasi savaşına ve terörle mücadelesine destek verdiğini belirtti.

FINANCIAL TIMES
--Türk medya devi ayrılıyor
Türkiye’nin en büyük medya grubu Doğan Holding’in sahibi Aydın Doğan Cuma gününden itibaren başkanlıktan ayrılacağını ve yerine kızı Arzuhan Doğan Yalçındağ’ın geçeceğini duyurdu.

Dünya Basını


THE NEW YORK TIMES

--Casusluk kurumları terör üzerindeki ipuçlarını bir araya getirmeyi başaramadı
Ulusal Güvenlik Teşkilatı Yemen’deki El Kaide liderlerine ait bir plana yönelik değerlendirmeleri tespit ederken, casusluk kurumları değerlendirmeleri diğer bilgiler ile bir araya getirmedi.

--Havayolu şirketleri müşteri tepkisi ile karşı karşıya
ABD'deli havayolu şirketlerinin yöneticileri Detroit'e giden ABD uçağındaki bombalama girişiminin yolcuların gezi planları üzerindeki etkisini minimuma indirmeye çalışıyor.


--New York ilk bütçe açığını verdi
Aylarca düşen gelir ve bütçe savaşlarının ardından, Çarşamba günü itibari ile New York yaklaşık 1 milyar dolar borçlu durumda.

THE WASHINGTON POST
--İntihar bombacısı Afganistan’daki CIA üssüne saldırdı
Yetkililer Afganistan-Pakistan sınırında gerçekleşen bombalamanın, savaş süresince ABD istihbarat ajanlarına düzenlenen en ölümcül saldırı olduğunu belirtti.

--Obama uçaktaki terör saldırısı hatalarını gözden geçirecek
Bu araştrıma kapsamında CIA, Ulusal güvenlik Teşkilatı ve İçişleri Bakanlığı da bulunuyor.

--ABD GMAC’ı tekrar kurtardı
ABD Hazinesi General Motors'un kredi sağlayan birimi olan GMAC'e, verdiği 3.8 milyar dolarlık yeni destek ile yönetimin, şirkette ana mal sahibi konumuna gelmesini sağladı.

THE WALL STREET JOURNAL
--ABD, saldırı girişimi araştırmalarına devam ediyor
ABD’li güvenlik güçlerinin yaptıkları araştırmalar sonucunda, daha önce de pek çok terör eyleminde yer alan ABD doğumlu Yemenli Din adamı Enver el-Evlaki’nin Noel gününde Detroit’e giden uçağa yapılan saldırı girişimiyle bağlantılı olduğu ortaya çıktı.

--İran, başarılı öğrencilere savaş açıyor
İran sokaklarında yaşanan dramının ardından, ülkedeki yetkililerin en iyi öğrencilerine göz açtırmadığı ve öğrencilerin kariyerlerine büyük bir Darbe indirdikleri ortaya çıktı.

--Rusya, yılı düşük enflasyonla kapatıyor
Federal İstatistik Hizmetler Merkezi’nden gelen son veriler, Rusya’da tüketici fiyatlarının 28 Aralık’ta sona eren haftada da sabit kaldığını gösterdi. Bu şekilde Rusya, bu onyılda gördüğü en düşük yıllık enflasyon rakamlarından birine yaklaşmış oldu.

FINANCIAL TIMES
--Bankacılık sektörü liderleri ikramiyelerden alınan vergilere kızgın
İngiltere’nin bankacılık sektöründen isimler, hükümetin bankalar, çalışanlar ve bankacıların aldıkları ikramiyeler konusunda duygusal hareket ettiğini ve oldukça sorumsuz kararlar aldığını dile getiriyor.

--Sarkozy, karbon vergilerinde en iyisini yapmaya çalışıyor
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Anayasa mahkemesinin karbon vergilerinin yürürlüğe girmesinden iki gün önce kararı geçersiz kılmasının ardından, hükümetiyle birlikte vergiler konusunda elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor.

--Rus devi Rusal’dan 2.6 milyar dolarlık halka arz
Rus milyarder Oleg Deripaska’nın kontrolündeki alüminyum şirketi UC Rusal, Hong Kong’da gelecek ay gerçekleştireceği halka arz ile 2.6 milyar dolar elde etmeyi planlıyor.

THE GUARDIAN
--Bağdat’ta yaşanan kaçırılma olayında İran parmağı
The Guardian gazetesinin yaptığı araştırmalar Irak’ta kaçırılanların hemen ertesi gün İran’a götürüldüğünü ortaya çıkardı.

--Afganistan’daki patlamada CIA ajanları öldürüldü
Afganistan'daki Askeri üste yaşanan intihar saldırısında ölen sekiz sivilin CIA ajanları olduğu doğrulandı.

--ABD’nin, El Kaide’ye karşı planları başarılı oldu
Başarısız olan uçak bombacısını kimlerin idare ettiği araştırmaları sürerken Yemen’deki terörist üslerine karşı misilleme saldırıları ihtimali sürüyor.

HAARETZ


-- Hamas: İsrail’in Gilad Şalit’i yerini tespit etme çabalarını engelledik
Hamas, İsrail’in Gazze’deki El Fetih örgütü arayıcılığıyla esir asker hakkında bilgi toplamaya çalıştığını dile getirdi.

-- İsrail, Gazze sınırındaki köylere maddi yardım sağlayacak
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve Maliye Bakanı Yuval Steinitz, Pazar günü hükümete Gazze sınırındaki bazı yerleşimlere 190 milyon şekel değerinde maddi yardım vermeyi ön gören bir plan sunacak.

--Polis, Yahudi teröristten 10 yıl önce şüphe etmişti
Batı Şeria’daki yerleşimlerin durdurulması kararından sonra aşırı protesto gösterilerinde bulunan Jack Teitel’in birçok cinayet vakasında şüpheli olarak gözaltına alındığı ve birçok cinayet girişiminde bulunduğu ortaya çıktı.

FRANKFURTER ALLGEMEINE ZEITUNG
--ABD El Kaide'ye saldırmaya hazırlanıyor
El Kaide'nin, Amsterdam-Detroit uçağını havaya uçurma girişimi ABD'yi harekete geçirdi. ABD El Kaide'nin Yemen'deki üslerini vurmak için hazırlıklara başladı. Başkan Barack Obama ise istihbarat birimi yetkililerini görevlerini yapmamakla suçladı.

DIE WELT
--Merkel: 2010 zor bir yıl olacak
Almanya Başbakanı Angela Merkel yılın son gününde Alman halkına seslendi. Merkel 2010 yılının ekonomik açıdan zor bir yıl olacağı uyarısı yaptı. Ekonomik durgunluktan çıkmak için 2010 yılının belirleyici bir yıl olacağını ifade eden Merkel, Almanya'nın Afganistan misyonunu da savundu.

EKONOMİ BASINI

BLOOMBERG
--Asya borsaları 2003'ten beri en büyük yıllık kazanca hazırlanıyor
Asya borsaları, Çin'in önümüzdeki dönemde de küresel ekonominin resesyondan çıkmasına yardım eden politikalarını devam ettireceği taahhüdünde bulunmasıyla bu yılsonunda 2003 yılından beri en yüksek yıllık kazancını sağlayabilir. Aynı Politika, Petrol ve bakırın fiyatında da son onyıldaki en sert rallisini yaşamasına neden oldu.

--Fed’in alımları durdurmasıyla mortgage tahvillerindeki ralli sona erebilir
ABD Merkez Bankası'nın (Fed) Mart ayı itibariyle 1.25 trilyon dolar değerindeki mortgage destekli tahvilleri almaya son verecek olması, bu yatırım aracında yaşanana rallinin sona ermesine neden olabilir. Gelişme yeni konut fiyatları faizlerini de artırma potansiyeli taşıyor.

--Çin: Krizi 'defetmek' için 2010 kritik
Çin Merkez Bankası Başkanı Zhou Xiaochuan, 2010'un Dünyanın üçüncü büyük ülkesinin ekonomisini güçlendirme ve küresel finansal krizini etkilerini 'def etmek' için kritik bir yıl olacağını söyledi.

CNBC
--Hazine bonolarının açık artırmaları 2010’da azalabilir
ABD’de hazine tahvil piyasasında bu hafta 118 milyar dolar değerinde alım gerçekleştirdi ancak gelecek yıl bu kadar yüksek seviyede olmayabilir. Çünkü yatırımcılar enflasyon korkusuyla piyasadan çıkabilir.

-- Çin yuan konusunda kendi bildiğini yapmaya kararlı
Çin Merkez Bankası’ndan yetkili bir birim, Çarşamba günü Çin’in yuanın değerlendirilmesi konusunda, ekonomik büyüme ve istihdam piyasasını dikkate alarak büyük değişikliklere gitmeyeceğini açıkladı.

-- Küresel alüminyum piyasasında Rus etkisi
Rus alüminyum şirketi UC RUSAL, Salı günü şirketin Hong Kong’da 2.6 milyar dolarlık bir halka arz gerçekleştirmeyi planladığını açıkladı.


CNNMONEY
--Fox, Time Warner ile yaşanan sorunda pes etmiyor
ABD'li Televizyon yayıncısı Fox Network, Çarşamba günü Time Warner Cable şirketinin yaşanan bir ödeme sorunu nedeniyle Federal İletişim Komisyonu'yla tahkime gitme teklifini reddetti.

--Dow Jones ve Nasdaq 2009'un zirvesinde
ABD borsaları Dow Jones Sanayi Endeksi ve Nasdaq, Çarşamba günü dalgalı seyreden seansın sonrasında, yatırımcıların güçlü dolar beklentisi ve yılsonundaki temkinli hareketleriyle hafif yükseldi ve yılın yeni zirve seviyelerini gördü.

--Amazon.com Tatil sezonunun en mutlu eden şirketi oldu
ABD’de pazar araştırmaları yapan ForeSee Results şirketi tarafından yayımlanan veriler, Amazon.com'dan Alışveriş yapanların bu yılki tatil sezonundan en tatmin olmuş müşteriler olduğunu gösterdi.

FORBES
--Kuzey Kore yabancı para birimlerinin kullanılmasını yasakladı
Kuzey Kore’nin yabancı para birimlerinin kullanılmasını yasaklaması, aşırı tutucu hükümetin yeni gelişmekte olan piyasa ekonomisi üzerinde kontrolü ele geçirmeye yönelik niyetini gösterdi.

--Çin’in gelecek yılı
Çin'de önümzdeki sene büyümenin güçlü şekilde devam edecek olmasına rağmen, dış Ticaret ve iç politikadaki baskılar 2010'un ülke için bir test dönemi olacağını gösteriyor.

--Kriz bazı hükümetleri güçlendirdi
Latin Amerikalı liderler, küresel finansal krize gösterdikleri yönetimle popülaritelerini arttırdılar.

MARKETWATCH
-- Hazine'den GMAC’e ek 3.8 milyar dolarlık yardım
General Motors'un kredi sağlayan birimi olarak faaliyet gösteren GMAC, ABD Hazinesi'nden 3.79 milyar dolar daha kaynak aldığını açıkladı. Yapılan bu son yardımla, Hazine'nin şirket sahipliğindeki payı yüzde 56'nın üzerine çıkmış oldu.

--Gelişmekte olan ülkeler 2010'da yükselmeye devam edecek mi?
Gelişmekte olan ülkelere odaklanan uluslararası menkul kıymet yatırım fonları bu yılın en çok kazandıran enstrümanları olurken, aynı başarının 2010’da da devam edip etmeyeceği sorgulanıyor.

--ITC çelik boru dampinginde Çin karşıtı karar aldı
Uluslararası Ticaret Komisyonu (ITC), Çarşamba günü ABD'li çelik üreticilerini lehine karar vererek, Çin'in bu ülkede sattığı çelik boru ürünlerinin fiyatının adil olmadığını söyledi.







Dünya basınından manşetler- 31 Aralık