Showing posts with label Kars. Show all posts
Showing posts with label Kars. Show all posts

Wednesday, February 17, 2010

Doğu Anadolu nun kar rekoru bu kış Sarıkamış ta

Havayolu ulaşımının yaygınlaşması, bölgedeki Turizm yatırımlarının artması nedeniyle son yıllarda yıldızı hızla parladı. Bu sezonda ise güçlü güney rüzgarları Türkiye’nin tüm kayak merkezlerindeki kar kalınlıklarını azaltırken, Sarıkamış’ta kar kalınlığı 130 santim civarında kaldı. Palandöken hariç Doğu Anadolu’nun diğer kayak merkezlerinin çeşitli sorunlarla boğuşması da Sarıkamış’a rağbeti artırdı. Otellerin sömestr rezervasyonları dolmak üzere. Bölgedeki turizmciler 2010 sezonuna umutla bakıyor.

Sarıkamış Kayak Merkezi, Kars’ın güneybatısındaki Güllü Dağları üstünde. Kars Havaalanı’na karayoluyla 50 kilometre uzaklıkta. İstanbul’dan uçakla yola çıkıldığında, en geç 2,5 saat sonra ayağınıza kayaklarınızı geçirip Dünyanın en güzel pistlerinden birinde kayağa başlayabiliyorsunuz.


ÇIĞ TEHLİKESİ YOK


Cıbıltepe’deki kayak merkezi dünyanın en uzun kayak pistlerinden birine sahip. Bu nedenle “Türkiye’nin Innsbruck’u” diye adlandırılıyor. Günde 5 bin kişi yararlanabiliyor. Sarıkamış’ı diğer pistlerden ayıran özelliklerin başında bölgeye yağan karın cinsi ve oranı geliyor. Sarıkamış dışında sadece Alpler’de bulunan kristal kar, kayak sporu için son derece elverişli. Yılın büyük bir bölümünün güneşli geçmesine rağmen, kar ilk yağdığı günkü özelliğini kaybetmiyor. Kars’ta kışın ortalama gündüz sıcaklıkları 3-4 derece (en düşük - 34). Kayak sezonu Türkiye’nin diğer merkezlerine oranla uzun. En uygun dönem kasım sonu, nisan başı arasında. Cıbıltepe, normal koşullarda yılda ortalama dört ay, yaklaşık 1 metre karla kaplı. Alp ve Kuzey disiplini kayak türleri yapılabildiği gibi tur kayağı ve kızaklı geziler için mükemmel parkurlar var. PİSTLER 9’A ÇIKTI ÇILGIN PİSTİ AÇILDISarıkamış Kayak Merkezi’nin kayak pistlerinde çığ tehlikesi yok, çünkü çevresi sarı çam ormanlarıyla kaplı. Pistler rüzgara karşı korunaklı. Çamkar Otel’in yanından başlayan Sarıçam Kayak Tesisleri, saatte 2400 kişi kapasiteli, Bilgisayar donanımlı telesiyeji ile Türkiye’nin en büyük kayak tesislerinden birisi. Cıbıltepe’deki kayak alanları 2200’den 2900 metreye yükselen bir platoda yer alıyor. Kayak merkezinin 1435 metrelik telesiyeji saatte 1800 kişiyi, 2250 metre uzunluğundaki ise saatte 800 kişiyi taşıyor. Yeni açılan iki yeni pistle birlikte toplam pist sayısı dokuza ulaştı. En uzunu 3500 metre uzunluğunda. Toplamları 25 kilometreyi buluyor. Pistler iki etaplı. Zirveden birinci etaba beş, buradan aşağıya iki pist yer alıyor. İlaveten zirveden Karanlık Dere denilen bölgeye iki pist iniyor. Bu bölgede 200 metrelik snowboard pisti bulunuyor. Birinci etaptaki 2400 metrelik pist yeni başlayanlar için. 2200 metrelik ikinci etabın dört pisti farklı zorluk derecelerinde. 1610 metredeki Karanlık Dere pisti ise yüzde 28 eğime sahip. Sarıkamışlıların “Çılgınlar Pisti” ismini taktığı parkur sadece çok usta sporculara açık. Ayrıca, 5 kilometresi Uluslararası Federasyon tarafından tescilli Cross Country Alanı (Toplam uzunluğu 50 kilometre) kullanıma açık. Tüm bölgedeki telesiyejlerin kapasitesi ise saatte 2400 kişi.




NEREDE KALINIR?

Sarıkamış Kayak Merkezi’nde bir beş yıldızlı, iki üç yıldızlı Otel bulunuyor. Üç otelin inşaatı sürüyor. İlçe merkezinde de konaklanabilecek belediye ruhsatlı oteller, ayrıca kamu kurumlarına ait ve turizme açık Öğretmenevi, Orduevi ve Kızılay otelleri bulunuyor. ? Toprak Oteli: Altı yıl önce açıldı, beş yıldızlı. 350 yataklı, 145 odalı. Türklerin yanı sıra Rus, Ukrayna, Gürcistan, İtalya ve İran’dan müşteriler ağırlıkta. Sömestr fiyatları tam pansiyon, limitsiz yerli içki dahil kişi başı 230 TL. Özel kampanyalar ve tanıtım sayesinde şu sıralar doluluk oranı yüzde 100. Şubat ayına kadar yer yok. (Tel: 0474 413 41 11) ? Çamkar Oteli: Üç yıldızlı, 155 yataklı. Diskosundan jakuzili saunasına, kış bahçesinden çocuk Oyun alanlarına kadar pek çok sosyal alanı bulunuyor. Mönüde yerel yemekler ağırlıkta. Restoranı kaz yemeklerinde iddialı. Sömestr rezervasyonları geçen hafta yüzde 70’e ulaşmıştı. Çift kişilik odada kişi başı tam pansiyon 180 TL. (Tel: 0474 413 52 59) ? Kar Otel: Üç yıldızlı. 23 standart odası, bir süiti var. Müşterilerinden yüzde 40’ı yurtiçinden. Sömestr rezervasyonları tamamlanmak üzere. Sömestr fiyatları yarım pansiyon 140 TL. Sabah akşam açık büfe yemekler, havalimanı transferi bu ücrete dahil. (Tel: 0474 413 51 52)




NASIL GİDİLİR?

 KARAYOLU: İstanbul’dan Kars, karayoluyla 1453 kilometre. İzmir’den 1668, Ankara’dan 1086 kilometre. İstanbul’dan otobüsle 21 saat sürüyor, bilet fiyatları 60 TL civarında. ? UÇAK: THY ve Sun Ekspress’in İstanbul’dan her gün, Anadolu Jet’in Ankara’dan her gün, Sun Ekspress’in İzmir’den salı, perşembe, cumartesi Kars’a direkt uçuşu bulunuyor. THY’nin İstanbul’dan tek yön bilet fiyatları 79 TL’den, Sun Ekspress’in 99 TL’den başlıyor. Kayak merkezindeki otellerin havaalanından ücretsiz servisi bulunuyor. ? DEMİRYOLU: Kars’a her gün Ankara’dan Erzurum Ekspresi, İstanbul’dan Doğu Ekspresi sefer yapıyor. Yolculuk süresi İstanbul’dan 40 saat. Kuşetli 55, yataklı 87 TL. Ankara’dan ise yolculuk 15 saat sürüyor. Kuşetli 42, yataklı 74 TL.

KAYAK KİRASI 20 TL

Sarıkamış Kayak Merkezi’nde kayak baton ve botların günlük kirası 20 TL civarında. Kayak hocalarının ders ücretleri ise ortalama olarak 80-100 TL. Özel ders ücretleri pahalı gelirse, grup eğitimlerini seçip yüzde 50 indirim alabilirsiniz.




GEREKLİ TELEFONLAR




Kars Turizm Danışma Bürosu: 0 474 212 68 17 Kars İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü: 0 474 212 21 79




LEZZET DURAKLARI




Yörenin ünlü cağ kebabı ve kaz yemeklerinin dışında Kars’ta pek çok yerel lezzet tadabilirsiniz. Sarıkamış’taki Antep Sofrası’nda Nurten Yıldız, ısırganlı mantıdan, patatesli velibağına meşhur yemekleri kendisi hazırlıyor. Akşam 22.00’ye kadar açık. (Tel: 0474 4134094) Tandırda pişirilen kaz yemeklerini ilçedeki Güler Yurt Lokantası’nda bulabilirsiniz. Kars merkezinde ise seçenekler daha fazla. Atatürk Caddesi’ndeki Ocakbaşı’nın aşçısı Bünyamin Usta, kaz yemeklerinde iddialı. (Tel: 0474 2120056) Resul Yıldız Caddesi’ndeki Bistro Kar Restoran’a uğrarsanız nohut ve kuzu etiyle hazırlanan piti, mercimekli erişte pilavını, yufka ve yarma buğdayla hazırlanan hıngeli tatmayı unutmayın. (Tel: 0474 212 80 50). Zamanınız varsa Ani Ocakbaşı (Tel: 0474 2120423) ve Nuran Abla’nın Yeri / Kars Kaz Evi (Tel: 0474 2123713) uğramanız gereken diğer iki adres. Kars’a gitmişken, Kars kaşarı almanızı öneririz. Dinlenme süresine göre kilo fiyatları 9-15 TL arasında değişiyor. Sadece mayısta inek sütüyle üretilen Kars gravyerinin tadı müthiştir. Kilo fiyatı 20-25 TL arasında.




STES EMEN TAŞLAR




Sarıkamış obsidyeni olarak bilinen taşlar yönenin en önemli hediyelik eşyaları arasında. Kolye ve yüzük yapılıyor. Vücuttaki elektriği emdiği iddia edilen bu taşlar, SPA salonlarında Stres azaltıcı olarak kullanılıyor. Kars’tan alabileceğiniz diğer hediyelikler: Bebekler, dokuma kilimler, gümüş kemerler. Kazım Paşa Caddesi’ndeki kuyumcularda gümüş kemerlerin fiyatları 450 TL’den başlayıp 2 bin TL’ye kadar yükseliyor.




MUŞ / Güzeltepe Kayak MerkeziTesis yenilendi

Muş merkezine 14 kilometre uzaklıktaki 800 metre rakımlı Güzeltepe’ye 2003’te il valiliği kayak evi inşa ettirmiş, 300’er metrelik iki babylift kurdurmuştu. Güzeltepe Kayak Merkezi’nin işletme hakkını devralan firma bu yıl 90 milyar TL yatırımla 10 yataklı bir otel, kafeterya ve Restoran kurdu. Üç zorluk aşamasına göre yapılan, üç kilometrelik kayak pistleri genişletildi. Yaz aylarında çelik halatları çalınan iki kilometrelik teleski yenilendi. Geçen yıl bugünlerde Güzeltepe’de kar kalınlığı 30 santimetre civarındaydı. Ancak bu yıl henüz kar yağmadı. (Tel: 436 212 64 94)




ELAZIĞ / Hazar Baba Kayak Merkeziİki hafta içinde açılıyor

İl merkezine 33, Sivrice ilçesine 6 kilometre uzaklıktaki kayak merkezi göl manzaralı. 2000 yılında açılan tesisin pist uzunluğu 1200 metre, genişliği 3500 metre. Kayak merkezini bu yıl devralan Sivrice Kaymakamlığı, teleskiyi yeniledi, kiralanmak üzere yeni kayak malzemeleri satın aldı. Yeni işletmeci bulunana kadar, kaymakamlık tarafından işletilecek tesisler günübirlik kullanılıyor. Kayak dersleri veriliyor. Hazar Baba’dan yararlananlar Sivrice merkezindeki otellerde ve Öğretmenevi’nde konaklayabiliyor. Tesisler ve kar durumu hakkında güncel bilgiyi Sivrice Kaymakamlığı’ndan edinebilirsiniz. (Tel: 0424 4112014)




ERZİNCAN / Akbulut Kayak MerkeziKayak merkezi açık, otel kapalı

Sakaltutan Geçidi’ndeki Yıldırım Akbulut Kayak Merkezi, il merkezine 42 kilometre uzaklıkta. Kolay, orta, ve zor derecelerdeki pistlerinin uzunluğu 1200 ila 3500 metre arasında. 1046 metrelik bir telesiyeji, 60 yataklı, saunalı, konferans salonlu bir oteli bulunuyor. İl Özel İdaresi’nce özel sektöre kiralanan tesisler, işletmecinin başarısız olması nedeniyle bu yıl Gençlik Spor İl Müdürlüğü’ne devredildi. Teleski ve otelin kafeteryası onarıldı. Kalorifer sistemi arızalı olduğu için şu anda otel açık değil. Ancak şubat sonuna kadar onarımın tamamlanması hedefleniyor. Erzincanlı sporcuların kamp yaptığı tesisler sadece günlük kullanıma açık. Geçen hafta itibarıyla Sakaltutan’daki kar kalınlığı 40 santimetreydi. Tesisler hakkında güncel bilgi için Gençlik Spor İl Müdürlüğü’nü arayabilirsiniz. (Tel: 0446 223 69 33-34)




BİTLİS / Nemrut, Çiftkaya Kayak MerkeziNemrut’u lodos vurdu Çiftkaya kar bekliyor

Bitlis’in Tatvan ilçesindeki Nemrut Kayak Merkezi bu yıl yenilenmiş, 70 yataklı bir otel açılmıştı. Tesisin 25 yıllık işletme hakkı İl Özel İdaresi’nce 25 yıllığına turizmci Abdülmenaf Kocakaplan’a verilmişti. Yeni sezon hazırlıkları sürerken, üç hafta önce tüm Türkiye’yi etkisi altına alan lodos fırtınası Nemrut Kayak Merkezi’nde büyük hasara yol açtı. Telesiyejin çelik halatları koptu, oturakları söküldü. Otelin çatısının bir kısmı uçtu. Geçen hafta hasar tespit çalışmaları sürdürülüyordu. Onarımın sömestr tatilinden önce tamamlanması beklenmiyor. Nemrut’ta kar kalınlığı da henüz beklenilen düzeye ulaşmadı. Tesislerin son durumu hakkında Kocakaplan’ın Tatvan’daki Kardelen Oteli’nden bilgi alabilirsiniz. (Tel: 0434 827 95 00) Kent merkezindeki, Türkiye’nin en dik pistine sahip Çiftkaya Kayak Tesisleri, Gençlik Spor Müdürlüğü’nce işletiliyor. Tesisin 70 yatak kapasiteli kayak evi, bu yıldan itibaren 40 yatakla hizmet verecek. Tesis, kent merkezindeki otellere yakın olduğu için sorun yaşanmıyor. 726 metre uzunluğunda teleskisi, 10 kişilik eğitimci kadrosu bulunan kayak merkezinde bu yıl tek eksik kar! Bu haftadan itibaren gelecek soğuk hava dalgasıyla pistlerin kar tutması bekleniyor. Kayak evindeki konaklamalarda geçen yılın ücretleri geçerli: Kişi başı 15 TL, gruplara tam pansiyon konaklama kişi başı 40 TL. (Tel: 0434 226 87 55)


Doğu Anadolu’nun kar rekoru bu kış Sarıkamış’ta

Tuesday, December 29, 2009

Yılbaşı akşamı için dört şehirden alternatifler

KARSSiz onu bir de karın beyaz battaniyesi örttüğünde görünEğer 2010 yılına nasıl girdiğinizi ballandıra ballandıra anlatmak niyetindeyseniz size uzun bir yolculuk önereceğim. Aslında kurduğum cümle sanırım yanlış oldu. Şöyle deseydim daha doğru olurdu sanırım; “Size iki saatte ulaşabileceğiniz, çok uzaklarda bir kent önereceğim...” Nasıl derseniz, anlatayım. Kars, Türkiye’nin en doğu ucunda. Ama uzakları yakın eden uçak, İstanbul’dan aldığı yolcuları yaklaşık iki saatte Kars’a ulaştırıyor. Kars uzak olduğu kadar, bu mevsimde çok soğuk da. Beyaz battaniyesini çoktan üstüne örtmüştür bile. Kars aslında kışın, kar altındayken güzeldir. Beyaz örtü bazı çirkinlikleri gözden saklar. Hem yeni yıl akşamı karla birlikte anılmaz mı zaten?Aslında Kars adı soğuğu çağrıştırır. Sonra da taş evler, geniş caddeler, kartal yuvası kale, tarihi köprü, gravyer ve kaşar peyniri, kaz kebabı, lezzetli yemekler, göllerin prensesi Çıldır ve asırlardır yapayalnız olan Ani harabeleri gelir insanın aklına. Ama Kars’ın baharı da, yazı da ayrı bir Güzellik sergiler. Doğası rengârenk tablolara dönüşür. Yani en doğudaki bu kentin her mevsimi güzeldir.Kars’ın tarihini uzun uzun anlatmayacağım. Çünkü o zaman yazı alır başını gider. Toparlamak zorlaşır. Onun için bugüne daha yakın geçmişten söz etmekte yarar var. Kenti gezmeye Kars Kalesi’nden başlayabilirsiniz. Kale, tepede, bir kayalığın üstünde kendini gösterir. Eteklerinde gürül gürül Kars Çayı akıp gider. Bu deli çayı aşmak için tarihi Taş Köprü’yü geçmeniz gerekir. Köprü ve etrafının fotoğrafçılara çok güzel pozlar verdiğini aklınızdan çıkarmayın. Kaleye ulaşan yol oldukça diktir. Tepeye kadar çıkmaya niyetliyseniz soluk soluğa kalmayı göze almalısınız. Kalenin güney eteklerinde eski Osmanlı mahallesi uzanır. İşte bu, kentin Mimari zenginliğinin kanıtlarından biridir. Bir yanda Rus mimarisini yansıtan taş evler, geniş caddeler, diğer yandan cumbalı Osmanlı evleri...EVLERİN HİKÂYESİYeni Kars’ta kuzeyden güneye uzanan dört ana caddeyi, doğudan batıya uzanan dört cadde dikine keser. Bu caddeleri, Baltık tarzı, düzgün kesme bazalt taşlarıyla yapılmış, bir veya iki katlı evler süsler. Bu evlerin hikâyesi şöyledir: 1877-78 savaşından sonra Kars’ı işgal eden Ruslar burayı Askeri vilayet ilan eder. Rus kumandanları ve aileleri için yeni bir kent inşa edilir. Kenti, 1890’da Hollanda’dan getirilen mimarlar düzenler. Buraya kadar geldikten sonra Çıldır’ı görmeden dönmek olmaz. Kars’tan çıkınca pencereden akıp giden görüntü birden boşalır. Karla kaplı düzlükler ve dağlar vardır artık... Göz alabildiğine hep aynı manzara uzanır gider. Arada bir, kara koyun sürülerini hayvan pazarına götüren çobanlar görüntüye girer. Köylerde kimsecikler görünmez. Ama bacalar beyaz beyaz tüter. Yolun iki yanındaki düzlüklerde tilkiler koşturup durur. Karların altında yiyecek bir şeyler ararlar. Arpaçay’ı geçince, uzaklarda Akbaba Dağı’nın karlı yamaçları görünür. Dağın arkasında Gürcistan ve Ermenistan vardır. Çıldır Gölü’nün önce ucu kendini gösterir. Küçük bir dere, sazlıkların arasından kıvrılıp göle kavuşur. Bir süre sonra bembeyaz göl görüntüye girer. O görününce, rüzgârın uğultusundan başka ses duyulmaz. Aslında Çıldır, çatırdayan buzlarıyla çığlık atar. Onu duymak için üstünde yürümek, gece ayazında kıyısında dikilmek gerekir. Çıldır insanı büyüler.Yeni yıla bu çığlık atan gölün üstünde şampanya patlatarak girmek, masalda yaşamak gibi bir şeydir. Yaşamınız boyunca unutamazsınız.Sınırdaki hayalet kentKars’a kadar gitmişken doğuya doğru 45 kilometre daha ilerleyip Türkiye’yi bitirmelisiniz. Çünkü burada 6.5 yüzyıldır bacası tütmeyen bir hayalet kent var. Ermeni Bagratuni Krallığı’nın başkenti... Daha önce bir Ermeni kale kasabası olan Ani, Kral III. Aşot’un hükümet merkezini Kars’tan buraya taşımasıyla önem kazanmıştır. Aşot’tan sonra tahta oturan I. Gagik, Ani’nin etrafını saran surları güçlendirmiş, kenti saraylar, kamu binaları, kiliseler ve muhteşem katedrallerle süslemiştir.Savaşlarla el değiştiren Ani, her seferinde biraz daha yıkılmıştır. Büyük darbeyi ise 1319 yılındaki deprem vurmuştur. Yerle bir olan kenti halk yavaş yavaş terk etmiştir. Ani’deki en son yazı 1348 tarihini taşır. Sonrasında şehrin üstüne sessizlik çökmüş, unutulup gitmiştir. Ta ki, 19. yüzyılda Batılı gezginlerce keşfedilene kadar. İngiliz gezgin Wilbraham, 1837’de Ani’yi görüp şunları yazmıştır: “Babil’in biçimsiz tümsekleri iskelete benziyor ama terk edilmiş Ani şehri, nefesi kesildiği halde yaşıyormuş gibi görünen bir cesedi andırıyor.”Batı tarafı yüksek surlarla çevrili olan kentin doğusunda Arpaçay’ın aktığı derin vadi bulunur. İşte bu vadi, Türkiye ile Ermenistan’ı birbirinden ayırır. İki ülke arasındaki mesafe öylesine yakındır ki, bir taş atsanız karşıdaki ülkeye düşer. Bu vadiyi gören bir yıkıntının üstüne oturup, uzaklardaki yüce dağlara bakmak, Ani’nin sessizliğini dinlemek, geçmişi düşlemek, Ermenistan’ı seyretmek insanı bir başka boyuta taşır.BALIKESİRİda Dağı’nın eteklerinde efsanelerle baş başaYeni yıla birkaç arkadaşla birlikte sessiz bir köşede lezzetli yemekler eşliğinde girmek isterseniz, size Kaz Dağları’nda bir adres önereceğim. Buraya nasıl gidildiğini şöyle anlatabilirim: Çanakkale üstünden gelirken Küçükkuyu’yu, beton yığınına dönüştürülen Altınoluk’u geçeceksiniz. Sol tarafta Tahtakuşlar sapağından içeri girip, döne döne Çamlıbel Köyü’ne tırmanacaksınız. Yeni yıla gireceğiniz Zeytinbağı Oteli’ni bulmakta hiç zorlanmayacaksınız. Sekiz odalı küçük otel, zeytin, incir, badem, fıstık ağaçlarının, bu mevsimde görünmeyen ama baharda rengârenk boy veren katırtırnaklarının, mevsiminde pembe mor çiçekler açan anemonların arasına saklanmıştır. Sizi büyük bir olasılıkla otelin işletmecisi, başaşçısı hem de her şeyi olan Erhan Şeker karşılayacaktır. Odanıza yerleştikten sonra, üstünüze kalın bir şeyler giyip bahçeye çıkın. Orada derin derin nefes alıp dağın seslerini dinleyin.Zeytinbağı’nda kaldığınız sürede yemek konusunda hiç endişe etmeyin. Çünkü Erhan Şeker bu konuda büyük ustadır. Onun eline kimse kolay kolay su dökemez. Siz gündüzleri dağ yürüyüşü yapın, akşamüstleri arkadaşlarınızla Ege’ye doğru kadeh kaldırın, sonra masanın başına geçip sizin için hazırlanan yemek şölenine katılın.Eğer şansınız varsa, yeni yıl gecesi Tunçel Kurtiz de sizinle kadeh tokuşturabilir. O davudi sesiyle size İda’nın efsanelerini anlatıp gecenize renk katabilir. Zeytinbağı’nda eski yılı yolcu etmek, yeni yıla hoş geldin demek yaşamınıza ayrı bir renk katacaktır. Tabii tüm bu güzel kutlamayı gerçekleştirebilmeniz için şimdiden yer ayırtmanız gerekiyor. Çat kapı giderseniz kapıda kalabilirsiniz.ORMANDA YÜRÜYÜŞEğer Kaz Dağları’nda başka bir adres isterseniz, size İlyada Otel’i öneririm. Buraya gitmek için Edremit’ten Kalkım istikametine sapmanız gerekir. Kızılçam ormanlarının içinden geçen bu yol, Kaz Dağları’nın çevrelediği yeşil çanağa doğru gider. İçlere doğru ilerledikçe termometrenin derecesinin hızla aşağıya indiğini göreceksiniz. İlyada Otel, ormanın içinde kaybolmuş küçük ve şık bir mekândır. Müşterileri daha çok Avrupa’dan gelen yabandomuzu avcılarıdır. Yeni yıla girmek bahanesiyle gideceğiniz İlyada Otel’de, kentin gürültüsünden uzakta bir-iki gün geçirmek Yaşam akülerinizi dolduracaktır. Yeni yıla zinde bir şekilde gireceğinizden emin olabilirsiniz. Gündüzleri ağaçkakanların gaga darbelerini, adını bilmediğiniz kuşların seslerini dinleye dinleye ormanın derinliklerine doğru yürüyün. Bu yürüyüş sizi kentin tüm zararlı etkilerinden arındıracaktır.Yeni yıla otelin havuzunun etrafında, eşinizle, dostunuzla kuş sesleri arasında girmek size çok keyif verecektir. KIRKLARELİKıyıköy’ün huzurunu Karadeniz mavisiyle buluşturunSize yeni yıl gecesi için Trakya’dan önereceğim kaçış noktası, Kırklareli’nin Karadeniz sahilindeki Kıyıköy’ü olacak. Bu cennet köşesine, İstanbul’dan otomobille yaklaşık 2.5 saatte ulaşırsınız. Yolu kısaltmak veya uzatmak sizin elinizde. TEM’den Edirne’ye doğru giderken Çerkezköy ayrımından otoyoldan çıkıyorsunuz. Daha sonra Saray’ı geçip, Kıyıköy istikametine ilerliyorsunuz. Yolun bu bölümü, insanın aklını başından alacak kadar güzel. Bu mevsimde yapraklarından soyunan ağaçlar, yolun iki yakasında uzanıp gidiyor. Acele etmemenizi, pencerenizi açıp, temiz havayla ciğerlerinizi yıkamanızı öneririm. Bu ağaçlıklı yolla birlikte tüm vücudunuzu bir huzur kapladığını hissedeceksiniz.Kıyıköy, Karadeniz’e akan Kazandere ve Pabuçdere’nin kucakladığı tepenin üstünde kurulmuş. Eski adı “Midye” olan bu köyde bir zamanlar Rumlar yaşıyormuş. Lozan Antlaşması’yla birlikte Rum nüfus, Batı Trakya’dan gelen Türklerle yer değiştirmiş. Köyün etrafı, büyük bir bölümü hâlâ ayakta duran Bizans surlarıyla çevrili. Bu surların 6. yüzyılda yapıldığı ve 9. yüzyılda onarım gördüğü belirtiliyor. Dere kıyısında ise kayalara oyularak yapılan 6. yüzyıldan kalma Aya Nikola Kilisesi, tüm bakımsızlığına rağmen insanı hayrete düşürüyor.SESSİZ VE LEZZETLİKaradeniz’e tepeden bakan bu şirin balıkçı köyüne, surların arasındaki asırlık bir kapıdan giriliyor. Daracık sokakların iki yanına eski ahşap evler sıralanmış. Yıkılmaya yüz tutmuş yaşlı evlerde hâlâ yaşayanlar var. Kim bilir kaç kuşaktan beri bu evlerde oturuyorlar? İnsan bu sokaklarda dolaşırken geçmişe yolculuk yaptığını sanıyor. Köyün bitimindeki kahvede oturup, Karadeniz’in lacivert sonsuzluğuna bakmak bir başka keyif veriyor.Köyün girişindeki Asmalı Kahve, adını etrafını saran yaşlı asmadan almış. Burada çay içen köy sakinleri, genellikle “Türkiye’nin hali ne olacak” sorusunun yanıtını arar. Tabii köy dedikoduları da asla ihmal edilmiyor.Kıyıköy’de yeni yıl gecesi için önereceğim mekân “Hotel Endorfina”. Karadeniz manzaralı temiz odaları, önünde geniş bir bahçenin uzandığı restoranı ile tam hafta sonu oteli. Mutfağı oldukça iddialı. Zeytinyağlıların yanı sıra, taze balıklar insanın damağında unutulmaz tatlar bırakıyor. Şef Mehmet Kartal, aynı zamanda tirol teknesi kaptanı, balıktan iyi anlıyor. Lezzetlisini seçiyor ve usulünde pişiriyor. Bir arkadaş grubuyla giderseniz, doya doya eğlenerek ve lezzetli yemekler yiyerek yeni yıla neşe içinde girersiniz. Aman gecenin sonunda kırlangıçtan yapılan balık çorbasını içmeyi unutmayın.İZMİRAlaçatı’nın butik otellerinde lezzet sörfüYazlık mekânlara kışın gitmeyi çok severim. Çünkü artık kalabalıklar çekilmiş, kasaba kendi kendine kalmıştır. Süslenmiş püslenmiş yazlık yüzünün altından gerçek yüzü çıkmıştır artık. Kimse kimseyi kazıklama telaşında değildir. Omuz omza yürünen sokaklar yalnızlığın tadını çıkarmaktadır. Herkes gerçek kimliğine bürünmüştür. Yaz gürültüsünün ve koşuşturmasının yerini artık dingin bir sessizlik almıştır.SESSİZLİĞİN KOLLARINDASize bu yeni yıla İzmir’in Alaçatı ilçesinde girmenizi öneriyorum. Yaz aylarının gözdesi bu ilçenin daracık sokaklarında bir aşağı bir yukarı yürümenin tam zamanıdır. Perşembe, cuma, cumartesi, pazar... Bir arkadaş grubu ile Alaçatı’nın birbirinden güzel butik otellerinden birini üs tutup, vur patlasın çal oynasın bir yılbaşı akşamından sonra, ertesi gün kendinizi sessizliğin kollarına atabilirsiniz.Eğer gidecek olursanız, size buranın geçmişi hakkında kısa bir bilgi vermek isterim. 1850 yılına kadar bir bataklık olan Alaçatı, sonradan kurutulmuş ve adalardan getirilen Rum işçilere burada bir liman inşa ettirilmiştir. Rum işçiler, limanın bir kilometre içine kendileri için taş evler yapıp bir köy oluşturmuşlar, çevreye de Şarap yapmak için bağlar dikmişlerdir. Bugün sokaklarda dolaşırken hayranlıkla seyrettiğiniz taş evler, işte bu Rum işçilerin yaptığı evlerdir. Tüm bölgede olduğu gibi burada yaşayan Rum ahali de, mübadele ile Alaçatı’dan sürülmüştür. Bu hüzünlü hikâyeyi uzatıp yeni yıl coşkusuna ket vurmamak gerekir galiba.Rüzgârların cirit attığı Alaçatı’da bu mevsimde sörf yapacağınızı pek sanmıyorum ama lezzetli yemekler yiyebileceğinizi umuyorum. Sanıyorum ilçenin gözde mekânları, yeni yıl için kapılarını açacaklardır. Örneğin Köşekahve’de, Ortakahve’de, Agrilia’da, Lavanta’da, Tual’de hem uzun uzun gazetenizi okuyabilir, kahvenizi çayınızı yiyebilir, lezzetli yiyeceklerle karnınızı doyurabilir, eğer vakit gelmişse içkinizi yudumlayabilirsiniz. VAKTİNİZ VARSA ÇEŞME’YE UZANINEğer cumartesi günü de orada kalırsanız, Alaçatı Pazarı’na uğramanızı öneririm. Burası, Ege’nin en renkli pazarıdır. Her ne kadar bu mevsimde çeşit azalsa da, pazarda sergilenenler hâlâ çekicidir. Alaçatı’ya çakılıp kalmak istemiyorsanız, size biraz ötedeki Çeşme’ye gitmenizi, Dalyan’da balık yemenizi, Ilıca’da Kumrucu Hüseyin’in kumrularıyla kahvaltı etmenizi, Ildırı sahilindeki balık lokantalarından bir-iki kadeh içmenizi, Urla’da Ünal kardeşlerin muhteşem katmerinin tadına bakmanızı, Dünyanın en eski zeytinyağı sıkım yeri olan Klazomenai’yi gezmenizi öneririm.Kış ortasında yazlık Alaçatı’da uzun bir hafta sonu geçirmek için, yılbaşından daha iyi bahane olmaz galiba. Arkadaşlarınızı ayartmak, uçak ve Otel rezervasyonu yaptırmak için çok vaktiniz yok. Hürriyet Seyahat’i okumayı bitirir bitirmez, telefona sarılmanızı öneririm. Alaçatı’da yeni yıla girmek yaşam pillerinizi tazeleyecektir emin olun.
Yılbaşı akşamı için dört şehirden alternatifler