Showing posts with label İzmir. Show all posts
Showing posts with label İzmir. Show all posts

Saturday, April 10, 2010

İranlı turistler en çok nereye gidiyor?

VAN - 13 günlük tatili fırsat bilen çok sayıda İranlı turist, sınır kapılarından yurda giriş yaptı.
Bazı turistler Van'dan uçakla Antalya, İzmir ve İstanbul'a giderken, bazı kafileler de Van'da kalmayı tercih etti. Van'da konaklayan İranlı turistler kentteki Otel sahiplerinin ve esnafın yüzünü güldürdü.
VAN'DAKİ OTELLER DOLDU İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Salih Tatlı, Van'da 10'u turistik, toplam 34 otel bulunduğunu belirterek, "Bu otellerimizin tamamı İranlı turistlerle doldu. Otellerde ve misafirhanelerimizde toplam 5 bin yatak bulunmaktadır. Yatak kapasitesinin yetersiz kalması üzerine erkekler ve kadınlar ayrılarak, otellere yerleştirildi" dedi.
İranlı turistin eğlenmeyi ve Alışveriş yapmayı tercih ettiğ ini bildiren Tatlı, "Van'da 20 Martta başlayan hareketlilik, bu ayın sonuna kadar devam edecek. Bazı gruplar Van'dan geçerek İstanbul Ankara ve İzmir'i tercih ediyor, bazı İranlılar ise burada tatilini geçiriyor" diye konuştu.
VAN, İZMİR, İSTANBUL VE Antalya'DA HAREKET VAR Old Tuşba Turizm Seyahat Acentesi Bölge Müdürü Erkan Yılmaz, Van, İzmir, İstanbul ve Antalya'da büyük bir hareketlilik yaşandığını kaydetti.

"Şu anda Antalya'daki tüm oteller İranlı turistlerle dolmuş durumda. Yaklaşık 30 bin turist şu an Türkiye'de Tatil yapıyor. Bu durum, ekonomiye iyi bir canlılık getirdi. Ölü sezon İran turistle canlandı."
Van'a eşi ve çocuklarıyla geldiğini anlatan İranlı İbrahim Rızai, alışveriş yaptıklarını, kentin önemli güzelliklerini gördüklerini belirtti.
İLGİLİ HABER
İranlı turist bin 200 dolar bırakıyor
İlk kez Van'da geldiğini, kentin büyüleyici bir güzelliğe sahip olduğunu anlatan Rızai, "İran'a yakın olması nedeniyle Van'ı tercih ettik. Artık tatillerimizi burada geçirmeyi düşünüyoruz" dedi.
SATIŞLAR YÜZDE YÜZ ARTTI Piyasalardaki durgunluğun İranlı turistler sayesinde atlatıldığını ifade eden mağaza müdürü Özhan Karankaya ise İranlı turistler için indirim yapıldığını belirtti.
İLGİLİ HABER
İki ayda 1.7 milyon turist geldi
Mağazada, Farsça müzikler çalındığını anlatan Karankaya, İranlı turistlerin alışveriş yapmayı sevdiğini, satışların yüzde 100 oranında arttığını söyledi.

İranlı turistlerin rahat giysileri tercih ettiğini bildiren Karankaya, "Yaz sezonuna girmememize rağmen depolarda bulunan bütün yazlılıkları çıkardık. Çok talep var. Umarım sezon boyunca bu hareketlilik devam eder" dedi.
"NEVRUZUN OLAYSIZ GEÇMESİ ETKİLİ OLDU" İranlı turistlere rehberlik yapan Serdar Narin de Doğu Anadolu Bölgesi'nde Nevruz etkinliklerinin olaysız geçmesinin, turist sayısındaki artışı etkilediğini belirterek, şöyle konuştu:
İranlı turistler en çok nereye gidiyor?

THY de yaz tarifesi yarın başlıyor

İSTANBUL - İç hatlarda 5 Temmuz tarihinden itibaren Diyarbakır seferleri haftada 14'ten 21'e çıkacak. Ayrıca kış döneminde 14'ten 21 frekansa çıkan İstanbul-Hatay seferleri yaz tarifesi döneminde de aynı şekilde devam edecek.
SABİHA GÖKÇEN HAVALİMANISabiha Gökçen Havalimanı'ndan yapılan iç hat uçuş noktalarında da kapasite artışına gidildi. 2009 yılı kış tarifesi ile birlikte haftada 14 sefer olarak icra edilmeye başlanan Sabiha Gökçen-Adana seferleri haftada 21 sefere, Antalya seferleri haftada 7'den 21'e, İzmir seferleri 13'den 28'e, Ankara seferleri 13'den 31'e, Dalaman seferleri 8'den 11'e ve Bodrum seferleri 13'den 14'e çıkacak. DIŞ HAT SEFERLERİDış hatlarda ise 2010 yaz tarife döneminde Şiraz, Soçi, Accra ve İskenderiye'ye uçuş başlatılması planlanıyor. Şiraz seferlerinin haftada 4 frekans, Soçi seferlerinin haftada 3 frekans, Accra seferlerinin haftada 4 frekans, Lagos üzerinden İskenderiye seferlerinin haftada 4 frekans icra edilmesi planlanıyor.
Günde 3 sefer gerçekleştirilen Londra (Heathrow) seferleri, 2010 yaz tarifesi ile birlikte günde 4 sefer olacak şekilde icra edilecek. İstanbul-Londra (Stansted) seferleri ise Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan icra edilmeye devam edilecek.
Geçen yıl seferlere başlanan İstanbul-Dakar-Sao Paulo hattı, yaz tarifesi itibarıyla haftada 3'er frekans olacak şekilde ayrılarak, non-stop seferler şeklinde gerçekleştirilecek.
Uzun menzil hatlardan haftada 4 sefer yapılan Tokyo seferleri, 28 Mart itibarıyla Narita Havalimanı'ndan yeni temin edilen slotlar sayesinde haftada 6 olacak şekilde planlandı. Bunun yanı sıra, Osaka seferleri tarife başlangıcıyla birlikte haftada 3'ten 4'e, Seul seferleri 6 Temmuz itibarıyla haftada 4'den 5'e ve New York seferleri 11 Temmuz itibarıyla haftada 7'den 10'a çıkacak.
Orta menzil hatlardan Prag seferleri haftada 9'dan 14'e, Hamburg seferleri 14'den 17'ye, Madrid seferleri 10'dan 14'e, Beyrut seferleri 14'den 19'a, Tel Aviv seferleri 25'den 29'a, Berlin seferleri 17'den 20'ye, Göteborg seferleri 4'den 5'e ve Nairobi seferleri haftada 5'ten 7 frekansa yükseltilecek. Ayrıca İstanbul-Şam seferleri haftada 18 frekans, İstanbul-Tripoli seferleri ise haftada 13 frekans düzenlenecek.
THY'de yaz tarifesi yarın başlıyor

10 bin Türk yolcu bekleniyor

İSTANBUL - MSC Cruises Türkiye Genel Müdürü Necla Tuncel, 5 Martta Hamburg'da denize indirilen geminin ilk seferini, bugün İstanbul'dan başlattıklarını söyledi.
Tuncel, Kasım sonuna kadar 37 sefer yapacak olan geminin, İstanbul ve İzmir'e 100 bin turist getireceğini belirterek, ''Türkiye'den İzmir ve İstanbul çıkışlı olmak üzere her hafta bu standartta yolcu alan tek gemi budur'' dedi.
Geminin Kasım ayı sonuna kadar her hafta yaklaşık 150 Türk yolcusunun da olacağını anlatan Tuncel, ''Bu da yaklaşık 6 bin yolcu ediyor. MSC olarak bu yolculara her türlü hizmeti mümkün olduğunca Türkçe, Türk elemanlarla ve Türkçe menülerle vermeye çalışıyoruz. Rakı, okey, Tavla gibi... Bunun dışında gelen her türlü öneriyi değerlendirmeye çalışıyoruz'' diye konuştu.
Necla Tuncel, tur fiyatının kişi başına bir haftalık ortalama 700 euro olduğunu bildirdi.
MSC olarak 2005 yılında bu hizmeti vermeye başladıklarında İstanbul ve İzmir'den 1500 Türk yolcuyu gemilerinde ağırladıklarını dile getiren Tuncel, ''Gemilerimizde bu yıl 10 bin Türk yolcu ağırlamayı hedefliyoruz'' dedi.
Tuncel, bin personelin görev yaptığı geminin maliyetinin 600 milyon Euro olduğunu kaydetti.

GEMİNİN ÖZELLİKLERİİtalyan iç Mimari ve Tasarım stüdyosu De Jorio imzalı gemi, yaklaşık 293 metre uzunluğunda ve 15 kat yüksekliğinde.
Yaklaşık 3 bin yolcu kapasiteli gemide 809'u balkonlu bin 275 kabin bulunuyor.
10 bin Türk yolcu bekleniyor

Hedef: 5 yılda 5 milyon turist

İZMİR - İzmir Vali Yardımcısı Haluk Tunçsu, İzmir'in Turizm ağırlıklı bir il olduğunu, valilik olarak kentin tanıtımı konusunda yoğun bir çalışma içinde olduklarını anlattı.
2007'den bu yana Londra, Hollanda, İsviçre, Belçika, Almanya Berlin, Moskova, Selanik'teki fuarlar ile Almanya Frankfurt ve Barcelona'da düzenlenen kongre turizmi fuarlarına katıldıklarını vurgulayan Tunçsu, bu katılımları İzmir Valisi Cahit Kıraç'ın il özel idaresinden verdiği destekle gerçekleştirdiklerini kaydetti. LUFTHANSA DÜNYA TOPLANTISI İZMİR'DE YAPILACAKTürkiye'nin iki büyük fuarı olan Travel Turkey ve Emit fuarına katılarak İzmir'in tanıtımını etkin olarak gerçekleştirdiklerini altını çizen Tunçsu, ''Emit fuarında en iyi stand düzenleme ödülünü alarak İzmir'in tanıtımını sağladık'' dedi.
En son olarak 17-20 Mart günlerinde düzenlenen Moskova ve 11-14 Mart günlerinde Almanya'da düzenlenen fuarlara katıldıklarına işaret eden Tunçsu, Türkiye'nin onur konuğu ülke olarak katıldığı Berlin'deki fuara ilişkin şunları söyledi:
''Sektörün birinci karar verme noktasındakilerle fuara katıldık. Orada Çeşme ve Pamucak bölgeleri için 2010-2011 yatırımlarıyla ilgili bağlantılar yapıldı.
Lufthansa City Center'in dünyada bulunan bütün noktalarındaki satış temsilcilerinin Kasım 2010'daki dünya toplantısını İzmir'e aldık. Bu kongre turizmi açısından da çok güzel bir gelişme. Dünyanın en önemli uçak operatörünün ülkemizde bu toplantıyı yapması, ülkemizin tanıtımı için büyük önem taşıyor.
HEDEF 5 MİLYON TURİSTGeçtiğimiz yıl yabancı turist sayısında 1 milyonu aştık. Ekonomik krizin yaşandığı 2009'da dünyada turizm yüzde 12 düşerken biz artı 2 ile kapattık. Bu önemsenecek bir rakamdır. Hedefimiz bu sene 1.5 milyon civarına gelmek daha sonra 2-3 milyona ulaşmak. 100 bin yeni yatak kapasitesini hedefleyen 5 yeni turizm planlamamız var.
Seferihisar, Balçova, Dikili, Bergama ve Çeşme'de olmak üzere termal turizme yönelik planlama bittiği zaman yılın 12 ayına yayılan bir turizm çeşitlemesine gitmiş olacağız. Antalya'daki, Muğla'daki turizm çeşitlemesi sadece yaz aylarına, deniz-kum-güneşe dayalıdır. Bunun getirisiyle yılın 12 ayına yayılan termal, kongre, kültür turizmi çeşitlemesi ile en az 5 milyonluk turist hedefliyoruz.
Hedef: 5 yılda 5 milyon turist

Datça ya bahar geldi

DATÇA - Yaklaşık bir haftadır 19 derecenin altına düşmeyen sıcak hava Muğla'nın Datça ilçesinde İlkbahar mevsiminin tüm canlılığı ile yaşanmasına neden oldu. İlçe merkezinde yaşayanlar güneşli havayı fırsat bilerek doğal güzellikleriyle ünlü köylere ve antik kazı alanlarına geziler düzenliyor.
Datça'nın masmavi denizi ve doğal güzellikleriyle ünlü Palamutbükü Koyu'nda ise kırlar rengarenk çiçeklerle kaplandı. Koydaki badem ağaçlarının bir bölümü yılın ilk çağlasını verdi. Datça'nın deniz seviyesinden yüksekte bulunan köylerinde ise badem ağaçlarının çiçek açtığı görüldü.
Muğla Meteoroloji Müdürlüğü yetkileri ise Datça'da sıcak havanın perşembe gününe kadar süreceğini ve hava sıcaklığının 19 ila 22 derece arasında değişeceğini bildirdi.
BADEM ÜRETİCİLERİ SEVİNÇLİ Türkiye'de üreticilerin mevsimin ilk bademini topladığı Datça'nın Palamutbükü Koyu'nda ilkbaharın gelmesiyle ''badem'' hareketliliği yaşanıyor. Köyde yaşayan üreticiler mevsimin ilk bademlerini toplayarak kilosu 10 ila 15 liradan İzmir, Ankara, Antalya ve İstanbul'daki Alışveriş merkezlerine satıyor. Marketlerin ve alışveriş merkezlerinin Datça'dan satın aldıkları turfanda çağlayı kilosu 25 ila 30 liradan satışa sundukları öğrenildi.
Datça’ya bahar geldi

Sunday, February 28, 2010

Mısır, Türk turiste özel tanıtım yapacak

Türkiye'den sonra 2010 yılında yıldızı parlayacak Turizm ülkeleri arasında gösterilen Mısır, Türk turisti çekebilmek için tanıtım atağına başladı. Mısır Turizm Konsolosu Nehad Gamal Eldin, 3 aşamadan oluşacak tanıtım kampanyası boyunca toplam 1,5 milyon euro harcayacaklarını kaydetti. Eldin, Türkiye'nin her yıl ortalama yurtdışına 9.5 milyon turist göndermesine karşılık Mısır'ı sadece 52 bin Türk'ün ziyaret ettiğini gördükten sonra bu tanıtım atağına karar verdiklerini söyledi. Eldin 3 sene içinde bu sayıyı 500 bine çıkarmayı hedeflediklerini kaydetti. Eldin, turizm ilişkilerini geliştirmek amacıyla İstanbul, İzmir gibi şehirlerden Mısır'ın Luxor, Asfan gibi şehirlerine charter seferlere başlayacaklarını da kaydetti. Eldin, bu seferlerde uçağın yüzde 95 koltuk kapasitesini satın alacaklarını da kaydetti

Mısır, Türk turiste özel tanıtım yapacak

Wednesday, February 17, 2010

Zaliha nın çeyrek asırlık sırları


SANAT yaşamının zirvesindeyken 1984 yılında aniden sahnelere veda edip Muğla’nın Bodrum İlçesi’ne yerleşen şarkıcı Zaliha, hakkındaki bilinmeyenleri açıkladı. Boşanmak üzere olduğu eşinin, birlikte sahneye çıktığı Kutlu Payaslı tarafından da desteklenen, ‘Beni öldürmek istiyor’ iftirası yüzünden yargılandığını belirten 68 yaşındaki Zaliha, “Eşimle anlaşamıyorduk. Ayrılmaya karar vermiştik. O arada taşındığım evdeki özel çantamda bir gün eşime ait tabancayı bulunca şok olmuştum. Götürüp karakola teslim ettim. Aynı anda eşim ve Kutlu birlikte karakola gidip ifade vermişler. Kutlu, eşimi öldürmek için tabancayı çaldığım yönünde ifade verince ağır cezada yargılandım ve beraat ettim. 4 yıl birlikte sahneye çıktığım arkadaşım, beni en ağır iftira ile itham edince sanat yaşamıma nokta koyup Bodrum’a yerleştim” dedi.

‘Dağlar Kızı Reyhan’ adlı şarkısı ve güzelliğiyle ünlenen, sonrasında aniden ortalardan kaybolan bir dönemin unutulmaz ses sanatçılarından Zaliha, yerleştiği Bodrum’un Bitez Beldesi’nde hakkındaki bilinmeyenleri ve 25 yıllık sırrını DHA'ya açıkladı. 1942 yılında doğan ve müzikle 8 yaşında mandolin çalarak tanışan Zaliha, bir yandan Müzik eğitimine devam ederken, diğer yandan da Nişantaşı Kız Lisesi’ne gitti. Lisenin voleybol takımında oynayan, asıl adı Saliha Özgen olan Zaliha, ardından İstanbul Teknik Üniversitesi Spor Kulübü’ne transfer oldu. Eskrim, atletizm ve voleybol sporları ile uğraştı.

Türkiye Genç Kızlar Jimnastik Kulübü’nün kuruluşunda da yer alan Zaliha, Kızılay Ebe Hemşire Okulu’ndan 1962 yılında mezun olduktan sonra Kasımpaşa Deniz Hastanesi’nde hemşire olarak göreve başladı.

ÜSTEĞMENLE EVLENDİ Burada tanıştığı Deniz Üsteğmen Dr. Savaş Ilgaz ile evlendi. Müzik eğitimine devam eden Okul ve önemli günlerde sahneye çıkan Zaliha, İstanbul Radyosu Türk Halk Müziği korosunda yer aldı.

Barış Manco, Cem Karaca ve Timur Selçuk ile birlikte birçok ünlüyü Türk müziğine kazandıran Enver Halatçı’dan ders alarak ilk kez 1964 yılında Suadiye’de Reşat Gazinosu’nda sahneye çıktı.

KRAL HÜSEYİN ÖZEL HEDİYE VERDİ ÜRDÜN’E DAVET ETTİ Gazinodan gecede 150 lira verilince, ayda 500 liraya çalıştığı ve iki yıl yaptığı ebeliği bıraktığını anlatan Zaliha, o günleri şöyle anlattı: “Yokluk içinde geçen bir yaşamdan sonra gecede 150 lira almak benim için önemliydi, şarkı söylemeyi çok seviyordum. Hocam 3.5 oktavlık sesim olduğunu söylemişti. 1967 yılında Azeri türküsü Reyhan’ı Türkçe’ye uyarlayıp ilk kez sahnelerde söyledim. Aynı yıl Tatil için geldiğim Bodrum’da gittiğim köy düğününde Çökertme türküsünü dinleyince bunu da oyunuyla birlikte sahneye koydum ve sahneyi bırakana kadar Çökertme türküsünü her konserimde söyleyip oynadım. 12 dilde söylediğim şarkıların yer aldığı 30 plak yaptım. Kültür Bakanlığı aracılığıyla 20 yılda 70’in üzerinde ülkede konserler verdim. Paris, Londra ve Türki cumhuriyetlerinde verdiğim konserlerde, ülkemin aydınlık ve Modern yüzünü ve kültürel değerlerini tanıtıyordum. Bir konserimi izleyen Ürdün Kralı Hüseyin, beni kaldığı konuta davet edip kendi eliyle çay ikram ettikten sonra bir broş hediye etti. Beni Ürdün’e davet etti. Bir kralın elinden çay içmek ve sohbet etmek beni çok onore etmişti. Ancak savaş olması nedeniyle gidemedim. Ardından gazinolara gitmeyi sevmeyen sayın Başbakan Bülent Ecevit beni dinlemeye gelmişti. Ecevit’in teşekkürleri de hayatımda unutamayacağım anların arasında yer alıyor.”

MURAT 124’ÜN İSİM ANNESİ OLDU Dünyaca ünlü oyuncu Elizabeth Taylor’a çok benzetilen, yurt içi ve yurt dışında başta iş ve Siyaset dünyası olmak üzere çok sayıda çevrenin ilgi odağı haline gelen Zaliha, 1969 yılında İzmir Fuarı’ndaki gazinoda verdiği konserin ardından Fiat temsilcisi İtalyan işadamlarının davetini şöyle anlattı: “İtalyan işadamları söylediğim İtalyanca ve Fransızca şarkılara hayran kalmışlar. Davet ettikleri yemekte Türkiye’de iki ay sonra üretime geçilecek otomobilin adını ne olacağını sordular. Ben de espiri olsun diye ‘Murat’ dedim. Çok hoşlarına gitti, otomobilin adının Murat (Fiat'ın 124'ü de eklenerek) olmasına karar verdiklerini söylediler. Gülüştük, ayrıldık. Bir ay sonra Gazete ilanlarında otomobilin adının Murat 124 olduğunu duyunca şoke oldum. Otomobile Murat adını koydular, ama bana hediye edecekleri Murat Marka Otomobil bir türlü gelmedi.”

KUTLU PAYASLI'YA SUÇLAMA Ankara’da 1980- 84 yılları arasında Kutlu Payaslı ile birlikte sahneye çıktıklarını anlatan Zaliha, kendilerine ‘harika ikili’ denildiğini, İstanbul'dan dinlemeye gelenler olduğunu söyledi. Subay olan eşi ile aralarında geçimsizlik başladığını, bu nedenle ayrılmaya karar verdiklerini belirten Zaliha, sanatçı arkadaşı Kutlu Payaslı'nın da aleyhine tanıklık yaptığını ileri sürdü. Zaliha, şunları söyledi: “Eşyalarımı başka bir eve taşıdım. Bir gün kaldığım otelden eve döndüğümde tapu ve resmi evraklarımın bulunduğu çantamın içerisinde eşimin tabancasını görünce şoke oldum. Hemen yakındaki karakola giderek durumu anlattım ve amire tabancayı tutanakla teslim ettim. Bu arada boşanmak üzere olduğum eşim Savaş Ilgaz çok yakın aile dostumuz Kutlu Payaslı ile Levent Karakolu’na giderek hakkımda şikayetçi olmuş. Eşim tabancasını çaldığım yönünde ifade verip şikayetçi olurken, Kutlu Payaslı da tabancayı eşimi öldürmek için çalmış olabileceğim yönünde ifadeler vermiş. İfadesinde ‘Zaliha eşinin tabancasının çalmasının nedeni eşini öldürmekti, Savaş Ilgaz’ın hayati tehlikesi mevcut’ deyip eşim ile aramızda görmediği bilmediği olayları, görmüş biliyormuş gibi anlatınca hakkımda 20 yıl ağır hapis cezası ile Sultanahmet Adliyesi Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açılmıştı. İkinci duruşmada hakim beraat kararı verdi. Eşimi boşverin, boşanmak için bahane arıyordu zaten. Ama 4 yıl birlikte sahneye çıktığım sanatçı arkadaşım beni en ağır iftira ile itham edince sanat yaşamına nokta koydum. Bodrum’da turizme atıldım. Bu olayı ilk kez açıklıyorum. Karalama iftira sanat dünyasında geçmişe oranla günümüzde çok daha fazla.”

“68 YAŞINDAYIM HİÇ AŞIK OLAMADIM” Zaliha, yerleştiği Bodrum’daki evinde sayısız evlenme teklifi aldığını ancak bugüne kadar hiç aşık olamadığını belirterek, “Benim için hayat çok hızlı geçmişti. İlk eşimle çalıştığım yerde tanışmıştım. Ailecek ordumuza çok düşkündük. Babam Kurtuluş Savaşı sırasında balıkçılık yaparken cepheye balık ağlarının altında gizlice cephane taşırmış. Bir subayla evlenirsem hayatım düzene girer diye düşünmüştüm, ama olmadı”dedi.

Sahnede olduğu dönemlerde bir çok arkadaşlık ve evlenme teklifi aldığını anlatan Zaliha, “Ancak bu hayat tarzı bana göre değildi, kendimi korumak için çok güçlük çektim. İkinci kez 1986 yılında evlendiğim ve 2003 yılında yaşamını yitiren ikinci eşim Mimar Erol Ayvar ile de arkadaşlarımız aracılığı ile tanıştık, Erol bey çok iyi bir insandı, çok iyi arkadaştık. Asla beni üzmedi” diye konuştu.

“SANATÇI TOPLUMUN ÖNDERİ OLMALI” Sahneyi bıraktıktan sonra çeşitli panel, toplantı, sivil toplum örgütlerinin eylemlerine, siyasi etkinliklere katılan ve Bodrum ile Milas’taki köylerde 20’ye yakın öğrencinin Eğitim masraflarını karşılayan Zaliha şöyle devam etti: “Ülkemizin önde gelen sanatçıları zor günlerde mutlaka önderlik yapmalı. Türkiye’de siyasetçiye güven kalmadı. Ancak güvenilen, sevilen sanatçılar ne söylerse toplum tarafından büyük ilgi görüyor. Sanatçılar bir ülkenin yaşamını, kültürünü felsefesini yansıtırlar, politikacı gibi yapamayacaklarını değil, yapabileceklerini söylerler. İçten davranırlar, ancak her nedense son yıllarda sanatçılarımızın da ülkede yaşanan başta Ergenekon olmak üzere benzer hukuk skandallarına karşı sessiz kaldıklarını görüyoruz. Bir toplumun sanatçıları, yazarları, çizerleri konuşmuyorsa, halkın karşısına sadece para kazanmak amacı ile çıkıyorsa ve şarkı aralarında cumhuriyet, demokrasi, insan hakları konusunda iki cümle konuşmaktan korkuyorsa gecede aldıkları binlerce, milyonlarca liranın değeri olmadığı, sanatçının konuşmaya korktuğu bir ülkede demokrasiden bahsedilemez.”

PAYASLI: “BÖYLE BİR OLAYI HATIRLAMIYORUM” DHA muhabirinin telefonla ulaştığı, Türk sanat müziğinin ünlü seslerinden 74 yaşındaki Kutlu Payaslı ise Zaliha’nın iddialarının doğru olmadığını söyledi.

Kutlu Payaslı, “Zaliha ve eşi ile çok iyi arkadaştık, aralarında sorunlar vardı, ancak ben geçmişte yaşanan ve anlatılan bu olayı hatırlamadım. Ben Savaş Ilgaz’ın tabancasını bilmem. Bu konuda daha fazla söyleyebileceğim bir şey yok” demekle yetindi.

Zaliha'nın çeyrek asırlık sırları

Monday, December 14, 2009

Basra Körfezi nin parlayan incisi

Şikago ya da Şanghay’ı hatırlatan gökdelenler, geleneksel bir yaşamın hüküm sürdüğü ara sokaklar, denizin üzerine inşa edilmiş şehir Pearl Qatar, muhteşem İslam Eserleri Müzesi, Doha Film Festivali, ünlü tenisçilerin raket salladığı turnuvalar, yabancı üniversitelerin kampüslerine kucak açmış Eğitim Şehri Projesi, görkemli evler, Venedik’teki gibi kanallarla süslenmiş Alışveriş merkezleri, El Cezire Televizyonu, denizin kenarındaki çölde yapılan safari Katar’da beni şaşırtanlardan bazılarıydı. BODRUMLU HEREDOT 2500 YIL ÖNCE YAZMIŞ


Katar gittiğim 108’inci ülke oldu. Gördükten sonra bu kadar sona bıraktığıma üzüldüm. Gerçekten çok daha başlarda ziyaret edilmeyi haketmiş. Katar Emiri Şeyh Hamid Bin Halife El Tani ve eşi Mozah Bint Nasır El Missned ülkeyi bambaşka bir lige taşımış. Vizyonları Katar’ı Körfez’in incisi haline getirmiş.Dünyada Lihtenştayn’dan sonra en yüksek milli gelire sahip ikinci ülke olan Katar hakkındaki ilk yazılı belge, MÖ 5. yüzyılda yaşamış olan, Bodrumlu Heredot’a ait. Katar tarihinde fazla bir renk yok, yüzyıllarca fakir bir ülke olmuş. 16. yüzyılda Osmanlılar ele geçirip dört yüzyıl egemenlik sürmüş. Bedevi El Tani ailesi ise 18. yüzyılın ortalarında Katar’a gelip yerleşik düzene geçmiş. Ülkede özellikle balıkçılık ve inci ticareti ile uğraşmışlar. I. Dünya Savaşı sırasında, Şeyh Abdullah döneminde Osmanlı yönetimi sona ermiş. İngilizler kendilerinin izni olmadan başka yabancı güçlerle ilişkiye girmeme sözü karşılığında Katar’ın hamiliğini üstlenmiş. Bu süreç 3 Eylül 1971’deki özgürlük ilanına kadar devam etmiş. 3 Eylül Katarlılar için önemli bir tarih. Bağımsızlık Günü olarak kutlanıyor. Ülkenin en büyük gelir kaynağı inci ticareti 1930’larda değerini yitirince yoksulluk almış başını yürümüş. Petrolün bulunması ise Katar’ın makûs talihini değiştirmiş.


KADINLARA OY HAKKI VERİLDİ


1995’te babasını kansız bir darbeyle deviren Emir Şeyh Hamid Bin Halife El Tani ülkede çok seviliyor. Kadınlara Otomobil kullanma ve oy verme hakkı tanımış. Demokrasi yolunda önemli adımlar atılmış. 2003’teki referandumla nüfusun yüzde 96.6’sı yeni anayasaya “evet” demiş. Ama Katar’da hâlâ politik bir parti yok, monarşi devam ediyor. Emir aynı zamanda Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı. Dünyanın en büyük üçüncü doğal gaz rezervine sahip Katar’da son yıllarda kaydedilen gelişmeler inanılmaz. Ülke nüfusunun yarısının yaşadığı başkent Doha’nın silueti gökdelenlerle değişmeye başlamış. Her taraf inşaat dolu, hummalı faaliyet 24 saat devam ediyor. West Bay Lagoon’da, aynı Dubai’deki Palmiye misali denizi doldurup Pearl Qatar isimli inanılmaz bir yerleşim yaratmışlar. Burada her şey çok lüks, en bilindik markaların mağazaları ve marinalardaki görkemli yatlar dikkat çekiyor. Emirin başarısının arkasındaki kişi ise eşi. Şeyha diye geçen Mozah Bint Nasır El Missned’in internet sitesine (www.mozahbintnasser.qa) bir göz atın. Arap kadından ziyade Hollywood yıldızlarına benziyor. Onun modern, Batılı görünümü ülkedeki kadınlara da örnek olmuş.


2.5 YILDIR KATAR’DA YAŞAYAN ŞAFAK GÜVENÇ TAVSİYE ETTİ


Gece hayatının merkezi Crystal Lounge, en iyi Restoran Il TeatroŞafak Güvenç, Katar’ın en güzel otellerinden W’nun genel müdürü. İsviçre’de okuyan, New York ve Kahire’deki önemli otellerde çalışan Güvenç, 2007 Martı’ndan bu yana Doha’da yaşıyor. Katar izlenimlerini ve 2.5 yıllık tecrübesinden yararlanıp gezginlere önerilerini sordum. Güvenç, Katar’ın en çok dinamizminden etkilendiğini söylüyor. Bunun nedeni çok farklı kültürlerin Katar’da birbiriyle kaynaşması. Özel bir üniversite şehri kuracak kadar eğitime önem veriliyormuş. Hatta yakında bir kültür köyü açılacakmış. İslam Eserleri Müzesi’ndeki iddialı koleksiyonu mutlaka görmenizi tavsiye ediyor. Doha’daki en iyi Otel ve restoranları ise şöyle sıralıyor: “W, Four Seasons, Sharq Village, Hyatt iyi oteller arasında. Restoran olarak Spice Market, Il Teatro, Al Dana, Al Bandar, Tajine ve Bice’yi tavsiye ederim. Gece hayatının merkezi ise Crystal Lounge.”DOHA Dhow’la körfezi gezin, çölde safariye çıkınDoha Körfezi, İzmir Körfezi gibi şehri ikiye ayırmış. Ortasındaki bölüm yürüyüş yolu. Bir tarafı gökdelenlerle bezenmiş, adeta bir Avrupa şehri, diğer taraf ise yakın tarihin sıradan binalarıyla dolu. Modern kısımda beş yıldızlı oteller, uluslararası şirketlerin merkezleri ve büyükelçilikler bulunuyor. İki yerleşim arasında ise Korniş dedikleri, sekiz kilometrelik sahil şeridi var. Doha’nın tarihi bölgesi vasat bir yerleşim. Şehrin iki yüzü taban tabana zıt. Eski kısımda en ilginç yer Souq Waqif dedikleri kapalı çarşı. Burası oryantalistlerin anlattığı, resmettiği görünümdeki kişilerle dolu, geleneksel yapı korunmuş. Çarşı etrafında ilginç bir hayvan pazarı var, yan sokaklarında da otantik restoranlar ve nargile keyfi yapabileceğiniz kafeler. Eski Doha’nın yeni yüzü olan ve deniz üzerine inşa edilmiş İslam Eserleri Müzesi tam bir Mimari harikası. İçindeki eserler az ama öz, sergileme ise olağanüstü. Osmanlı’dan çok sayıda eser müzeyi süslüyor. İznik çinileri, halılar, yazı setleri bizden izlerin bazıları. Giriş ücretsiz. Bu müzeyi gördükten sonra İstanbul’daki Türk ve İslam Eserleri Müzesi öyle sıradan kalıyor ki... Eski Doha’da göreceğiniz bir başka güzel Müze, eski bir saraydaki Ulusal Müze. ÇÖL SAFARİSİ DENİZDE BİTİYORSize tavsiyem, Dhow adı verilen geleneksel teknelerle Doha Körfezi’nde tur atmanız. Dhow’lar İstanbul’un Boğaziçi’ndeki dolmuş motorları gibi. Sizi eski ve yeni Doha arasında yolculuğa çıkarıyor. Körfezin tam ortasına gelince iki tarafa da bakın, Katar’ın kat ettiği inanılmaz yolu göreceksiniz. Alışverişe meraklıysanız City Center Doha ve Landmark büyük alışveriş merkezleri ama en görkemlisi Villaggio. İçine kanallar yapıp gondol koymuşlar. Gondollarla dolaşırken vitrinleri seyretmeye ne dersiniz?Küçük bir ülke olan Katar’da yapılacak en güzel etkinliklerden biri de çölde safari. Doha’dan karayoluyla bir saatte ulaşabileceğiniz çöl bu iş için ideal. Dört çeker araçlarla kumun üzerinde adeta akrobasi yapıyorlar. Sonunda da denizin kenarında duruluyor ve kendinizi sulara atıyorsunuz. Körfez’de bir yarımada ülkesi olan Katar’ın Suudi Arabistan’la 60 kilometrelik bir sınırı var. Suudilerle ilişkileri iyi, İran, İsrail ve Batı dünyası ile de bağlantıları sağlam. Turistlere karşı hoşgörülüler. Arap ülkesi olmasına rağmen basın son derece özgür, baskı yok. Doha’dan yayın yapan El Cezire televizyonunun bu kadar güvenilir olmasının sebebi de bu. Etrafta Katarlı görmek çok zor. Onlar azınlık konumunda. 900 bin kişilik nüfusun sadece üçte biri Katarlı. Her taraf yabancı kaynıyor. Pakistanlı, Hintli, Filipinliler sokakları doldurmuş. Yabancılar her işi yapıyor, Katarlılar da yüksek duvarlı villalarında hayatın tadını çıkarıyor. işsizlik oranını merak ediyorsanız sadece yüzde 0.4!


ÇÖPÇATAN BLUETOOTH


Ülkede modern kadınlar da görüyorsunuz ama çoğu peçenin ardına gizlenmiş, gözleri bile örtülü. Kadın erkek ilişkilerini merak edip sorduğumda modern teknolojiyi kullandıklarını söylediler. Tanışmak için bir alışveriş merkezine gidiyorsunuz, restoran ya da kafeye oturuyorsunuz, kendinize uygun bir rumuz belirleyip Bluetooth’unuzu açıyorsunuz. Sonra mesajlaşmalar başlıyor. Adeta Oyun gibi! Size mesajı göndereni bulmaya çalışıyorsunuz. Sonra telefonla sohbet, ardından kaçamak buluşmalar başlıyor. Issız sokaklarda yan yana gelen siyah camlı otomobiller, araç arası transferler derken, belki de mutlu sona ulaşılıyor. İşin ilginç yanı daha sonra gittiğim Bahreyn’de de durumun aynı olmasıydı. Konuştuğum bir Türk, Türk olmanın avantajlarından bahsetti. Bizi Batılı Müslümanlar olarak gördükleri için Türk olduğunuzu belirten bir rumuz seçtiğinizde mesajlar yağmaya başlıyormuş! Diğer Arap ülkelerinde olduğu gibi Katar’da da Türk dizilerine büyük ilgi var. Ben Doha Film Festivali zamanı Katar’deyken Gümüş dizisinde oynayan Kıvanç Tatlıtuğ da oradaydı. Resminin basılı olduğu tişörtler dükkânlarda satılıyordu. Aşk-ı Memnu dizisinin ülke televizyonlarına gelmesi sabırsızlıkla bekleniyor. Türkiye’de oynayan bölümleri Arapça altyazılarla hemen You Tube’a konuluyor. Vahabi İslam’ın katı kurallarına rağmen Katar’da beş yıldızlı otellerin Bar ve restoranlarında içki serbest, sokak arası restoranlarda ise gazoz ve meyve suyuyla idare ediyorsunuz. Türk mutfağı çok popüler, bol miktarda döner ve kebap salonu var. Ülkeye giriş için vizeyi kapıda alıyorsunuz, ücretini de kredi kartınızdan çekiyorlar!Katar Arap dünyasının İsviçre’si olarak geçiyor, bu sıfatı da fazlasıyla hak etmiş. Listenize bir an önce koyun, pişman olmayacaksınız.


Basra Körfezi’nin parlayan incisi