Saturday, April 10, 2010

Yamaç paraşütçülerinin yeni adresi

ANTALYA - Kulüp Başkanı Mustafa Akkoca, Yönetim Kurulu üyeleri Orhan Şahiner, Erdoğan Aksoy, Gazipaşa THK İlçe Saymanı Sema Kalaycı, Alanya Doğa Dostları Kulübü Yamaç Paraşütü eğitmenleri Ergun Ulu, Murat Çiftçi ve Finlandiyalı pilot Tauno Montonen'den oluşan heyet, Karadağ bölgesinde kalkış rampası oluşturulacak alanda incelemelerde bulundu.
Bölgenin rüzgar durumu eğilimi ve coğrafi konumunu belirleyen heyet, rüzgar hızını ölçerek paraşütle rüzgar testi yaptı.
Karadağ'dan Selinus Plajı'na yamaç paraşütü yapılabileceğine karar veren heyet, daha sonra plaja inerek buradaki rüzgar durumunu inceledi.
Paraşüt eğitmeni Murat Çiftçi, yaptığı açıklamada, kulübün daveti üzerine Gazipaşa'ya geldiklerini belirtti.
Gazipaşa'da gerek Eğitim anlamında, gerek profesyonel anlamda uçuş alanlarını belirlediklerini anlatan Çiftçi, şöyle konuştu:
''İniş ve kalkış alanları için güzel yerler mevcut. Birkaç kalkış alanı tespit ettik. Gerçekten hem amatör hem de profesyoneller için ideal bir yer. Özellikle Avrupa'daki okulların eğitim için burayı tercih edeceğini düşünüyoruz. Gazipaşa, yamaç paraşütünde merkez haline gelecek.''
Gazipaşa Su ve Doğa Sporları Kulübü Başkanı Akkoca da ilçede her noktada Spor yapılabilmesi için çalıştıklarını söyledi.
Akkoca, Gazipaşa'da uzun zamandır yamaç paraşütüne yönelik çalışma yapmayı düşündüklerini ifade ederek, şunları kaydetti:
Yamaç paraşütçülerinin yeni adresi

Çeşme de kruvaziyer turizmi başlıyor

ÇEŞME - Çeşme'nin çok güzel bir ilçe olduğunu vurgulayan Ulusoy, şöyle devam etti:
''2012'de kruvaziyeri getireceğiz. Buraya kruvaziyerlerin geldiğini düşünün, Çeşme'nin çehresi değişecek. Bir kruvaziyerden 4 bin kişi çıkıyor, Çeşme'nin sosyal ve ekonomik yapısı değişir.''
Çeşme Limanı Genel Müdürü Can Özgen de Ro-Ro rıhtımının, bir bölümünün tamamlandığını, dolgu kısmının oturmasından sonra ikinci dolguyu yapacaklarını, mevcut 155 metre olan iskeleyi de 335 metreye çıkaracaklarını söyledi.
İskelenin tamamlanmasıyla kruvaziyer turizmin önünün açılacağını belirten Özgen, şunları kaydetti:
Çeşme'de kruvaziyer turizmi başlıyor

2011 yılı, Kıbrıs yılı ilan edilmeli

İSTANBUL - Deniz, kum ve güneş üçlüsü, akıllara hemen tatili getiriyor. Özellikle güneşin kendisini göstermeye başladığı şu bahar günlerinde... Çoğunuz Tatil planlarını yapmaya başladı bile, oteller seçildi, yerler ayırtıldı...
Ne tarafa yolunuz düşecek bilmiyoruz ama eğer Kıbrıs'a hiç gitmediyseniz, seçenekleriniz arasında yer verin deriz...
Akdeniz'de yer alan üçüncü büyük ada ve Anadolu yarımadasının 65 kilometre güneyindeki Kıbrıs adasının kuzey kısmında yer alan bir Türk devleti; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti...
Tertemiz plajları, eğlencenin hiç bitmediği gece hayatı, bakir koyları ile cennet bir ada...
Kısaca bahsedelim; adanın iç kesiminde, Beşparmak Dağları güneyinde Mesarya ovası, Ercan Havaalanı ve başkent Lefkoşa bulunuyor. Lefkoşa'nın merkezi, 5.5 kilometre uzunluğunda şehir duvarı ile çevrili. Doğu sahili boyunca tarihi Gazimağusa kenti ve Salamis antik kenti yer alıyor. Kıbrıs'ın sahil kıyıları, mayıs ve ağustos ayları arasında "Chelonia Mydas" ve "Caretta caretta" kaplumbağaları tarafından ziyeret ediliyor. Adanın en büyük yarımadası olan Karpaz yarımadası yeşil kaplumbağaların yumurtlama mekanı...
Batıda Soli ve Vouni, Lefkoşa’daki Arabahmet Camii, Mağusa’daki Salamis, doğudaki Apostolos Andreas Manastırı ziyarete açık yerler arasında...
Lefkoşa, Gazimağusa, Girne, Güzelyurt ve İskele olmak üzere 5 ilçeye ayrılmış ada, plajlarıyla ünlü. İsterseniz kalabalığın içinde eğlencenin; isterseniz de gözlerden uzak bir koyda romantizmin keyfini çıkarın. Seçim size kalmış...
Bu arada Macera arayanlar için ise Güzelyurt Koyu öneriliyor.
Escape, Alagadi, Altın Kum, Sunset, Mare Monte ve Camelot ünlü plajları...
Su sıcaklığı yılın 8 ayı boyunca yüzmek için ideal... Ayrıca yelken, dalış, sörf, deniz kayağı gibi su sporları yapma şansınız da var.
Evet bu cennet ada turistin başını döndürüyor ama yatırımcılar bazı konularda şikayet ediyor.
"1974'ten beri Kuzey Kıbrıs adeta açık bir hapishaneye döndürüldü. Devletten izolasyonun kaldırılmasını ve ulaşım probleminin çözülmesini istiyoruz."
Bu sözler Kıbrıs ve Azerbaycan'da Otel işletmeciliği yapan Net Holding İcra Kurulu Başkan Yardımcısı ve Merit Turizm AŞ. Yönetim Kurulu Başkanı Reha Arar'a ait.
Yatırım için verilen teşviklerin ülkeye yetmediğini, gelişim konusunda KKTC hükümeti ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne büyük görev düştüğünü söyleyen Arar, Türkiye'nin ve yavru vatanın turizm potansiyelini değerlendirdi...

Kıbrıs'a yeni yatırımcı çekmek ve turizmi geliştirmek için kime, ne görevler düşüyor? Bu konuda en büyük görev KKTC hükümetine ve TBMM'ye düşüyor. Bugün Kuzey Kıbrıs'a yapılan yatırımlara verilen teşvikler, ülkenin içinde bulunduğu sıkıntıları göz önüne alırsak, çok minimal seviyede kalıyor.
'TEŞVİK YASASI BİR AN EVVEL ÇIKMALI'1980'lerin Özal dönemini hatırlayalım; Antalya-Marmaris turizmi nasıl patlatıldı? Nasıl krediler ve teşvikler verildi. Bu konu ile ilgili teşvik yasasının bir an evvel çıkması gerekir.
Kıbrıs'ta yatırım yapmanın avantajları ve dezavantajları neler? Avantajı, bölgenin iklimi ve doğası; dezavantajı ise, Türkiye dışında hiç bir devletten ulaşım imkanı olmaması.
'KUZEY KIBRIS'A YAPILMIŞ EN BÜYÜK HAKSIZLIK'Kıbrıs izolasyonu hakkında neler söyleyeceksiniz? Çözüm yolu nedir?KKTC'deki en büyük sıkıntı, izolasyondur. Bu da turizmcinin belini kıran en önemli unsur. Kuzey Kıbrıs'a yapılmış çok büyük haksızlık. 1974'ten beri Kuzey Kıbrıs adeta açık bir hapishaneye döndürüldü. Devletten izolasyonun kaldırılmasını ve ulaşım probleminin çözülmesini istiyoruz. İzolasyonu isterse Türk Hava Yolları (THY) kırabilir. Bakü-Erzurum-Ercan, Tebriz-Adana-Ercan veya Tahran-Gaziantep-Ercan seferleri niye yok? İşte bu büyük bir sorun. Benim THY yetkililerinden bir ricam var; onların bu çok büyük potansiyelinin çok ufak bir parçasını gelsinler, bu yavru vatanın izolasyon olayını çözsünler. Bu arada Kıbrıs'ın bayrak taşıyıcı havayolu olan KTHY da görev düşüyor.
Kıbrıs turizmi gelecekte nasıl olacak? Kıbrıs yeterince tanıtılıyor mu?Önümüzdeki yıllarda çok daha başarılı olacak. Akdeniz'in en genç tesisleri, en başarılı hizmeti ve engin bir konukseverliği, misafirlerini bekliyor.
'2011 YILINI KIBRIS YILI İLAN ETMEK GEREK'Kıbrıs'ın tanıtımı için neler yapılabilir?Kuzey Kıbrıs'a yatırım yapmış ve yapacak olan yatırımcılar ile Turizm Bakanlığı el ele vererek Kıbrıs'ı Anavatan'da da tanıtması gerekir. Anavatan, Kuzey Kıbrıs'ın tüm turizm beklentilerini karşılar. İlgi çeken özellikleri göz önüne çıkartıp, 2011 yılını Anavatan'da "Kıbrıs yılı" ilan etmek gerekir.
Kıbrıs'ta seçim olacak. Seçim sonuçlarında çıkacak yeni hükümetten beklentileriniz neler?Bir tek cümle ile açıklamak isterim: Turizmin önünü açsınlar ve turizmciyi rahat çalışır hale getirsinler.
Kıbrıs'taki yatırımlarınızdan bahseder misiniz? Gelecekte neler planlıyorsunuz?Net Holding bünyesinde otelcilikle uğraşan halka açık bir şirketiz. Kuzey Kıbrıs'ta da büyümeye devam ediyoruz. Bundan 6 yıl önce, Merit Crystal Cove otelde bin 200 kişilik ilk kongre merkezini yapıp kongre turizmini adaya getirdik. Şimdi de Sağlık turizmi için çalışıyoruz. Girne'deki otelimizin hemen yanında "Afrodit Thalassoterapi" tesislerimizin inşaatı devam ediyor. "Denizden gelen sağlık" anlamına gelen "thalasoterapi" alanında Modern ve gelişmik bir otel inşa ediyoruz. 2011 yılında açmayı planlıyoruz.
Kıbrıs dışında yeni yatırımlarınız olacak mı?Şu an Kıbrıs dışında bir yatırım yapmıyoruz. Ama bazı gelişen projelerimiz var.
Müşteri memnuniyeti için neler yapıyorsunuz? Günümüzde yeni trend; insanların ihtiyaçlarını rahatlıkla çözme imkanına sahip olması ve konforudur. Biz devamlı Eğitim alan ve bu trendleri takip eden bir grubuz. Geçtiğimiz haftalarda Amerika'da müşteri mutluluğu ile ilgili eğitime katıldım. Bu müşteri odaklı hizmet eğitimiydi. 'YASTIK BANKASI KURDUK'Örneğin; otellerimizde "yastık bankası" kurduk. Her insanın alıştığı bir yastık vardır. Otellerde ise tek tip yastık vardır. Otele girdiğinizde yastık bankasına başvuruyorsunuz ve hangi tür yastık tercihinizi söylüyorsunuz ve bir daha ki gelişinizde aynı yastığı buluyorsunuz.
Bir işadamının odasında evindeki konforu bulması, ihtiyacı olduğunda ütü masasının ve ütünün hazır olması, hava yağışlı olduğunda dolabı açtığında şemsiyeyle karşılaşması, çalışma masasında gerekli tüm ihtiyaçlarının bulunması, kahve makinesinde kahvesini yapıp içmesi de bence konforun bir parçası...

2010 yılı hedefleri değerlendirildiğinde Bakan Günay'ın 30 milyon turist beklentisi söz konusu... Sizce bu rakam nasıl olacak? Yüzde kaçlık bir büyüme öngörülüyor? Günay'ın bugüne kadar verdiği rakamsal değerler çoğunlukla tutmuştur. Ben bu konudaki rakamın da oluşacağına inanıyorum.
Erken rezervasyon kampanyası, tatilci ve yatırımcılara nasıl bir fayda sağladı? Bu sayede; Türk haklı da tıpkı yabancı ülke misafirlerinde olduğu gibi tatillerini erken programlamaya başladı. Bu turizm için, otellerin sezonlarını net görebilmeleri açısından büyük bir avantaj.
Misafirlerimiz için ise en büyük avantaj; daha ucuza ve taksitle tatil satın alabilme imkanlarının olması...
'KKTC'NİN EN ÖNEMLİ EKSİKLİĞİ...'Türkiye ve Kıbrıs'ta, turizm pastasına rakamsal olarak bakıldığında nasıl bir sonuç çıkıyor? KKTC bilinen sebepler dolayısı ile gerekli payı alamıyor. Ancak yatırımcılar, otelciler ve acentalar sayesinde KKTC için yapılabilecek bir çok şey yapılmaya çalışılıyor.
En önemlisi ise KKTC'nin tanıtım eksiliği; ki bunun da zamanla çözüleceği inancındayız. Türkiye destinasyon olarak zaten dünyada oldukça popüler… Yeni oteller, yeni bölgeler ve tanıtımlar ile bunların desteklenmesi ülke açısından için büyük bir kazanç. Ama her iki taraf için de yapılabilecek çok şey var.
GİRNE POPÜLER, KARPAZ DA GELİŞİYOR En çok hangi ülkelerden turist geliyor ve hangi bölgeleri tercih ediyor? Kıbrıs'a bakıldığında durum nasıl? Yıllardır söylediğimiz gibi; KKTC'nin en çok misafir aldığı ülke Türkiye. Sırayla İngiltere ve Orta Doğu ülkeleri geliyor. Yüzde 80'lik bir rakam tamamen Türkiye pazarına aittir diyebiliriz.
Girne, oldukça popüler bir bölge… Ancak Karpaz bölgesi de son yıllarda (yeni açılan oteller ile) önem kazandı. Lefkoşa zaten başkent olması sebebiyle farklı bir konumda bulunuyor.
Kıbrıs'ın problemleri çözüldüğü an, dünyada yepyeni bir destinasyonda açılmış olacak. Denizi ve doğası keşfedilecek. Tanıtımlar daha rahat yapılacak ve en önemlisi uçuşlar artacak. Şu an sadece elimizden geleni yapabiliyoruz. Ancak çözüm sayesinde Kıbrıs bir cennet ada olarak tüm dünyada tanınacak.
Alman, Rus ya da İngiliz bir turist Türkiye'ye geldiğinde ne kadar para bırakıyor? En çok İranlıların harcama yaptığı söyleniyor. Sizce durum nasıl? Açıkçası geçmiş dönemle 2000'li yılların turizmi arasında ciddi farklar var. 2000 yılı öncesi rakamlar çok yüksekti, ancak şimdi harcama oranı daha düşük. Gelen misafirler sadece tatile odaklılar. Kıbrıs için de bu durum aynen geçerli. İranlı misafirler için de durum bölgesel olarak değişiyor.
İNTERNETTE TATİL SATIN ALIRKEN HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMAMAK İÇİN...İyi ve kaliteli bir işletme nasıl olmalı? Özellikle internet üzerinden rezervasyon yaptıran müşteriler neye ve hangi özelliklere dikkat etmeli? Misafirini ön planda tutan, isteklerini anında cevaplayabilen ve eğitimli personel ile çalışan tüm işletmeler iyi ve kaliteli olabilirler. Misafir odaklı çalışmak, her işletmeye, her anlamda kazandırır.
'2011 yılı, Kıbrıs yılı ilan edilmeli'

İranlı turistler en çok nereye gidiyor?

VAN - 13 günlük tatili fırsat bilen çok sayıda İranlı turist, sınır kapılarından yurda giriş yaptı.
Bazı turistler Van'dan uçakla Antalya, İzmir ve İstanbul'a giderken, bazı kafileler de Van'da kalmayı tercih etti. Van'da konaklayan İranlı turistler kentteki Otel sahiplerinin ve esnafın yüzünü güldürdü.
VAN'DAKİ OTELLER DOLDU İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Salih Tatlı, Van'da 10'u turistik, toplam 34 otel bulunduğunu belirterek, "Bu otellerimizin tamamı İranlı turistlerle doldu. Otellerde ve misafirhanelerimizde toplam 5 bin yatak bulunmaktadır. Yatak kapasitesinin yetersiz kalması üzerine erkekler ve kadınlar ayrılarak, otellere yerleştirildi" dedi.
İranlı turistin eğlenmeyi ve Alışveriş yapmayı tercih ettiğ ini bildiren Tatlı, "Van'da 20 Martta başlayan hareketlilik, bu ayın sonuna kadar devam edecek. Bazı gruplar Van'dan geçerek İstanbul Ankara ve İzmir'i tercih ediyor, bazı İranlılar ise burada tatilini geçiriyor" diye konuştu.
VAN, İZMİR, İSTANBUL VE Antalya'DA HAREKET VAR Old Tuşba Turizm Seyahat Acentesi Bölge Müdürü Erkan Yılmaz, Van, İzmir, İstanbul ve Antalya'da büyük bir hareketlilik yaşandığını kaydetti.

"Şu anda Antalya'daki tüm oteller İranlı turistlerle dolmuş durumda. Yaklaşık 30 bin turist şu an Türkiye'de Tatil yapıyor. Bu durum, ekonomiye iyi bir canlılık getirdi. Ölü sezon İran turistle canlandı."
Van'a eşi ve çocuklarıyla geldiğini anlatan İranlı İbrahim Rızai, alışveriş yaptıklarını, kentin önemli güzelliklerini gördüklerini belirtti.
İLGİLİ HABER
İranlı turist bin 200 dolar bırakıyor
İlk kez Van'da geldiğini, kentin büyüleyici bir güzelliğe sahip olduğunu anlatan Rızai, "İran'a yakın olması nedeniyle Van'ı tercih ettik. Artık tatillerimizi burada geçirmeyi düşünüyoruz" dedi.
SATIŞLAR YÜZDE YÜZ ARTTI Piyasalardaki durgunluğun İranlı turistler sayesinde atlatıldığını ifade eden mağaza müdürü Özhan Karankaya ise İranlı turistler için indirim yapıldığını belirtti.
İLGİLİ HABER
İki ayda 1.7 milyon turist geldi
Mağazada, Farsça müzikler çalındığını anlatan Karankaya, İranlı turistlerin alışveriş yapmayı sevdiğini, satışların yüzde 100 oranında arttığını söyledi.

İranlı turistlerin rahat giysileri tercih ettiğini bildiren Karankaya, "Yaz sezonuna girmememize rağmen depolarda bulunan bütün yazlılıkları çıkardık. Çok talep var. Umarım sezon boyunca bu hareketlilik devam eder" dedi.
"NEVRUZUN OLAYSIZ GEÇMESİ ETKİLİ OLDU" İranlı turistlere rehberlik yapan Serdar Narin de Doğu Anadolu Bölgesi'nde Nevruz etkinliklerinin olaysız geçmesinin, turist sayısındaki artışı etkilediğini belirterek, şöyle konuştu:
İranlı turistler en çok nereye gidiyor?

THY de yaz tarifesi yarın başlıyor

İSTANBUL - İç hatlarda 5 Temmuz tarihinden itibaren Diyarbakır seferleri haftada 14'ten 21'e çıkacak. Ayrıca kış döneminde 14'ten 21 frekansa çıkan İstanbul-Hatay seferleri yaz tarifesi döneminde de aynı şekilde devam edecek.
SABİHA GÖKÇEN HAVALİMANISabiha Gökçen Havalimanı'ndan yapılan iç hat uçuş noktalarında da kapasite artışına gidildi. 2009 yılı kış tarifesi ile birlikte haftada 14 sefer olarak icra edilmeye başlanan Sabiha Gökçen-Adana seferleri haftada 21 sefere, Antalya seferleri haftada 7'den 21'e, İzmir seferleri 13'den 28'e, Ankara seferleri 13'den 31'e, Dalaman seferleri 8'den 11'e ve Bodrum seferleri 13'den 14'e çıkacak. DIŞ HAT SEFERLERİDış hatlarda ise 2010 yaz tarife döneminde Şiraz, Soçi, Accra ve İskenderiye'ye uçuş başlatılması planlanıyor. Şiraz seferlerinin haftada 4 frekans, Soçi seferlerinin haftada 3 frekans, Accra seferlerinin haftada 4 frekans, Lagos üzerinden İskenderiye seferlerinin haftada 4 frekans icra edilmesi planlanıyor.
Günde 3 sefer gerçekleştirilen Londra (Heathrow) seferleri, 2010 yaz tarifesi ile birlikte günde 4 sefer olacak şekilde icra edilecek. İstanbul-Londra (Stansted) seferleri ise Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan icra edilmeye devam edilecek.
Geçen yıl seferlere başlanan İstanbul-Dakar-Sao Paulo hattı, yaz tarifesi itibarıyla haftada 3'er frekans olacak şekilde ayrılarak, non-stop seferler şeklinde gerçekleştirilecek.
Uzun menzil hatlardan haftada 4 sefer yapılan Tokyo seferleri, 28 Mart itibarıyla Narita Havalimanı'ndan yeni temin edilen slotlar sayesinde haftada 6 olacak şekilde planlandı. Bunun yanı sıra, Osaka seferleri tarife başlangıcıyla birlikte haftada 3'ten 4'e, Seul seferleri 6 Temmuz itibarıyla haftada 4'den 5'e ve New York seferleri 11 Temmuz itibarıyla haftada 7'den 10'a çıkacak.
Orta menzil hatlardan Prag seferleri haftada 9'dan 14'e, Hamburg seferleri 14'den 17'ye, Madrid seferleri 10'dan 14'e, Beyrut seferleri 14'den 19'a, Tel Aviv seferleri 25'den 29'a, Berlin seferleri 17'den 20'ye, Göteborg seferleri 4'den 5'e ve Nairobi seferleri haftada 5'ten 7 frekansa yükseltilecek. Ayrıca İstanbul-Şam seferleri haftada 18 frekans, İstanbul-Tripoli seferleri ise haftada 13 frekans düzenlenecek.
THY'de yaz tarifesi yarın başlıyor

Baharın ilk tatilini yapmak isteyenler...

İSTANBUL - EtsTur Kültür Turları Müdürü Serdar Eşmeli, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı hafta sonuyla birleştirmek isteyenlerin, farklı yörelerin tarih, Eğlence, Müzik ve yemek kültürünü tanıtan ''Anadolu Kültür Turları''nı tercih edebileceğini söyledi.
Likya, Safranbolu-Ilgaz-Amasra-Bartın ya da Assos, Bozcaada, Foça, Ayvalık, Cunda gibi yerlerin kültür turları kapsamında ilgi gördüğünü belirten Eşmeli, şu bilgileri verdi:
- Adını tarihi Likya uygarlığından alan ve Muğla yöresine yönelik gerçekleştirilen tur 22 Nisanda başlayacak. Misafirlerimizi Dalyan'ın rahatlatıcı doğası karşılayacak. Dalyan'daki ilk tekne turuyla birlikte Ölüdeniz ve Kelebekler Vadisi ile 12 Adalar tekne turları sizi maviye doyuracak. Bu özel turla hem Kral Mezarları'nı gezebilecek hem de caretta carettaları görebileceksiniz. Üç gece Otel konaklamalı turun fiyatı 271 TL'den başlıyor.
- Dünyanın sayılı güzelliklerinden olan Kapadokya, kültür turları kapsamında ilgi görüyor. 22 Nisan akşamı yola çıkarak, peri bacaları arasında dolaşabilir, balonla yöreyi yukarıdan inceleyebilir, yer altı mağaralarının ilgi çekici hikayesini öğrenebilirsiniz. Turun fiyatı 330 TL'den başlıyor.
- Karya turuna çıkanlar, Efes Antik Kenti'nin ilgi çekici hikayesini dinleyebilir, ünlü Şirince Şarapları'nı tadabilir ve Azmak Çayı'nda tekne turuna çıkabilir. Üç gece otel konaklamalı turun fiyatı 229 TL'den başlıyor. - Safranbolu-Ilgaz-Amasra-Bartın'ı kapsayan Bitinya turunun çok sıcak olmayan bir dönemde gezginlere yeni yerler keşfetme fırsatı veriyor. 23 Nisanda yola çıkacak üç gece otel konaklamalı turun fiyatı 330 TL'den başlıyor.
- Yüzyıllardır şifa dağıtan Pamukkale de güzel bir Tatil alternatifi olabilir. Bu turun fiyatı ise 329 TL'den başlıyor.
YURT DIŞI TATİL FIRSATLARI 23 Nisan tatilinde yeni ülkeler görmek isteyenler için de farklı seçenekler bulunuyor.
- Gösterişli katedraller, kuleler, köprüler ve müzeler arasında keyifle geçecek Prag turu, 22 Nisanda başlayacak ve üç gece sürecek. Fiyatlar ise 299 euro'dan başlıyor.
- Yunanistan'ın en gözde üç şehri, Selanik, Atina ve Kalambaka'nın bahar aylarında görülmeye değer... 20 Nisanda hareket edecek turun fiyatı 299 Euro'dan başlıyor.
- İtalya'nın sıcak kültürünü tanıma fırsatı sağlayan Roma turu da 22 Nisanda başlayacak ve turun satış fiyatı ortalama 499 Euro.
ÇOCUKLARIYLA TATİL PLANI YAPAN AİLELER İÇİN BİRKAÇ ÖNERİ - Tunus turu 22 Nisanda hareket edecek. Üç gece, beş yıldızlı otelde yarım pansiyon konaklama transferler, Türkçe rehberlik hizmeti dahil paket fiyatı kişi başı 349 Euro'dan başlıyor.
- Filler adası Sri Lanka'da çocuklarınızla farklı bir kültürü keşfedebilirsiniz. 20 Nisanda yola çıkacak ve yedi gece sürecek turda, beş yıldızlı otellerde 999 Euro'dan başlayan fiyatlarla konaklayabilirsiniz.
Baharın ilk tatilini yapmak isteyenler...

10 bin Türk yolcu bekleniyor

İSTANBUL - MSC Cruises Türkiye Genel Müdürü Necla Tuncel, 5 Martta Hamburg'da denize indirilen geminin ilk seferini, bugün İstanbul'dan başlattıklarını söyledi.
Tuncel, Kasım sonuna kadar 37 sefer yapacak olan geminin, İstanbul ve İzmir'e 100 bin turist getireceğini belirterek, ''Türkiye'den İzmir ve İstanbul çıkışlı olmak üzere her hafta bu standartta yolcu alan tek gemi budur'' dedi.
Geminin Kasım ayı sonuna kadar her hafta yaklaşık 150 Türk yolcusunun da olacağını anlatan Tuncel, ''Bu da yaklaşık 6 bin yolcu ediyor. MSC olarak bu yolculara her türlü hizmeti mümkün olduğunca Türkçe, Türk elemanlarla ve Türkçe menülerle vermeye çalışıyoruz. Rakı, okey, Tavla gibi... Bunun dışında gelen her türlü öneriyi değerlendirmeye çalışıyoruz'' diye konuştu.
Necla Tuncel, tur fiyatının kişi başına bir haftalık ortalama 700 euro olduğunu bildirdi.
MSC olarak 2005 yılında bu hizmeti vermeye başladıklarında İstanbul ve İzmir'den 1500 Türk yolcuyu gemilerinde ağırladıklarını dile getiren Tuncel, ''Gemilerimizde bu yıl 10 bin Türk yolcu ağırlamayı hedefliyoruz'' dedi.
Tuncel, bin personelin görev yaptığı geminin maliyetinin 600 milyon Euro olduğunu kaydetti.

GEMİNİN ÖZELLİKLERİİtalyan iç Mimari ve Tasarım stüdyosu De Jorio imzalı gemi, yaklaşık 293 metre uzunluğunda ve 15 kat yüksekliğinde.
Yaklaşık 3 bin yolcu kapasiteli gemide 809'u balkonlu bin 275 kabin bulunuyor.
10 bin Türk yolcu bekleniyor

En iyi havalimanı seçildi

İSTANBUL - TAV İstanbul'un 2000 yılından bu yana işlettiği Atatürk Havalimanı, Skytrax tarafından yapılan araştırmalar sonucunda, ''Dünyanın en iyi Havalimanları Ödülleri 2010'' kapsamında Güney Avrupa'nın En İyi Havalimanı unvanını almaya hak kazandı. İkinci ve üçüncülüğü ise İspanya'nın Barselona ve Madrid havalimanlarının kazandı.
TAV İstanbul Genel Müdürü Kemal Ünlü; Atatürk Havalimanı'nın, kategorisinde, Portekiz, İspanya, Fransa, İtalya ve Balkanlar'daki tüm havalimanlarının önünde yer aldığını, her gün yaklaşık 80 bin yolcuya hizmet verdiklerini, bu ödülün de büyük bir gurur yaşattığını söyledi.
'En iyi havalimanı' seçildi

Hedef: 5 yılda 5 milyon turist

İZMİR - İzmir Vali Yardımcısı Haluk Tunçsu, İzmir'in Turizm ağırlıklı bir il olduğunu, valilik olarak kentin tanıtımı konusunda yoğun bir çalışma içinde olduklarını anlattı.
2007'den bu yana Londra, Hollanda, İsviçre, Belçika, Almanya Berlin, Moskova, Selanik'teki fuarlar ile Almanya Frankfurt ve Barcelona'da düzenlenen kongre turizmi fuarlarına katıldıklarını vurgulayan Tunçsu, bu katılımları İzmir Valisi Cahit Kıraç'ın il özel idaresinden verdiği destekle gerçekleştirdiklerini kaydetti. LUFTHANSA DÜNYA TOPLANTISI İZMİR'DE YAPILACAKTürkiye'nin iki büyük fuarı olan Travel Turkey ve Emit fuarına katılarak İzmir'in tanıtımını etkin olarak gerçekleştirdiklerini altını çizen Tunçsu, ''Emit fuarında en iyi stand düzenleme ödülünü alarak İzmir'in tanıtımını sağladık'' dedi.
En son olarak 17-20 Mart günlerinde düzenlenen Moskova ve 11-14 Mart günlerinde Almanya'da düzenlenen fuarlara katıldıklarına işaret eden Tunçsu, Türkiye'nin onur konuğu ülke olarak katıldığı Berlin'deki fuara ilişkin şunları söyledi:
''Sektörün birinci karar verme noktasındakilerle fuara katıldık. Orada Çeşme ve Pamucak bölgeleri için 2010-2011 yatırımlarıyla ilgili bağlantılar yapıldı.
Lufthansa City Center'in dünyada bulunan bütün noktalarındaki satış temsilcilerinin Kasım 2010'daki dünya toplantısını İzmir'e aldık. Bu kongre turizmi açısından da çok güzel bir gelişme. Dünyanın en önemli uçak operatörünün ülkemizde bu toplantıyı yapması, ülkemizin tanıtımı için büyük önem taşıyor.
HEDEF 5 MİLYON TURİSTGeçtiğimiz yıl yabancı turist sayısında 1 milyonu aştık. Ekonomik krizin yaşandığı 2009'da dünyada turizm yüzde 12 düşerken biz artı 2 ile kapattık. Bu önemsenecek bir rakamdır. Hedefimiz bu sene 1.5 milyon civarına gelmek daha sonra 2-3 milyona ulaşmak. 100 bin yeni yatak kapasitesini hedefleyen 5 yeni turizm planlamamız var.
Seferihisar, Balçova, Dikili, Bergama ve Çeşme'de olmak üzere termal turizme yönelik planlama bittiği zaman yılın 12 ayına yayılan bir turizm çeşitlemesine gitmiş olacağız. Antalya'daki, Muğla'daki turizm çeşitlemesi sadece yaz aylarına, deniz-kum-güneşe dayalıdır. Bunun getirisiyle yılın 12 ayına yayılan termal, kongre, kültür turizmi çeşitlemesi ile en az 5 milyonluk turist hedefliyoruz.
Hedef: 5 yılda 5 milyon turist

En ucuz odanın geceliği 800 dolar

İSTANBUL - İlk seferine önceki gün Kalküta-Yeni Delhi arasında başlayan "Maharaja Express" adlı tren, 84 özel yolcuyu ağırlamak için tasarlandı.
Trende, özel banyolu, plazma televizyonlu ve klimalı odalarla birlikte, iki lokanta, Bar, Oyun masaları ve bir salon yer alıyor.
En ucuz odanın gecelik fiyatı 800 dolar. Ayrıca trenin iki odalı kral dairesinin gecelik fiyatı ise 2 bin 500 dolar.
Tren, ülkede sınırlı hatta sefer yapan turistlere yönelik diğer lüks trenlerin aksine, ülke çapında sefer yapabilecek.
En ucuz odanın geceliği 800 dolar

Dünyanın en seksi lerinden biri

İSTANBUL - Gazetenin gezi ekinde yayımlanan listede Roma, Londra, Paris ve New York gibi şehirlerin arasına giren İstanbul için "Zaman durmuş gibi gözüküyor" ifadesi kullanıldı.
Sultanahmet Camisi'nin bir fotoğrafına da yer verilen haberde, "Osmanlı sultanlarının eski başkentinde, egzotik siluetli camileriyle zaman durmuş gibi görünüyor. Ancak şehrin kulüpleri, barları ve şık restoranları 21. yüzyılın cinsel cazibesiyle dolup taşıyor" ifadelerine yer verildi.
"Kapalı Çarşı'nın birbiriyle kesişen koridorları arasında kaybolduktan sonra bir bardak şekerli çay içmek için küçük bir kafede nefeslenmenin ve güllü ya da fıstıklı lokumdan tatmanın zevkinin" anlatıldığı haberde, Beyoğlu'ndaki renkli ışıklı sıcak kafeler ve değişik mezeler sunan lokantalar anlatıldı.
Ortaköy'deki "renkli gece hayatından" da söz edilen haberde, kentte kadın-erkek ayrı kullanılan klasik hamamların yerine iki kişilik bir randevu ile Modern SPA'ların tercih edilebileceği belirtildi.
Dünyanın 'en seksi'lerinden biri

En kültürlü turistler: Ruslar

MOSKOVA - Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Türkiye'nin tanıtımı için Rusya'daki kampanya hakkında bilgi verdi:
"Rusya için bu yıl reklam harcaması için bakanlık olarak ayırdığımız miktar şu an 8 milyon dolar. Geçen yıl kriz olmasına rağmen bu rakamı 10 milyon doların üstüne çıkarmıştık. Bu sadece bakanlık olarak ayırdığımız bütçe. Bunun 4-5 katı kadar bir harcamayı da turizm sektörü çeşitli bileşenleriyle kendisi yapıyor. Kamu ve özel sektör olarak yıl içinde Rusya'da 50 milyon dolar civarında bir tanıtım kampanyası yapacağız."
Günay, Rusya'dan bu yıl Türkiye'ye 3 milyon civarında turist beklediklerini ve Türkiye'nin 2010 yılını yüzde 10'luk bir artışla 30 milyon turist civarında kapatmasını beklediklerini söyledi.
"Rusya ve Türkiye, Avrasya'nın iki önemli ülkesi. İki büyük imparatorluk, iki büyük devlet kökünden geliyor. Kültürlerini çok geniş bir coğrafyada tanıtabilmiştir. Şu anda çok büyük bir coğrafyada Rusya ve Türkiye kültürleri arasında çok büyük bir işbirliği var."
EN KÜLTÜRLÜ TURİSTLERGünay, Türkiye'ye gelen en kültürlü turistleri derin bir Edebiyat ve sanat geçmişine sahip Rusların oluşturduğunu belirterek şunları kaydetti:
"Elbette ben Rus halkının çok kültürlü bir halk olduğunu biliyorum. Bu edebiyat, Şiir, Müzik, felsefe, resim, ancak kültürlü bir halka ait olabilir. Antalya'ya gelen Rus turistler günübirlik kültür turlarına da katılıyor. Ama doğrudan Anadolu içlerine yapılan kültür turlarına da katılmalarını önemsiyoruz. Örneğin Antalya'ya gelen Rusların önemli bir St. Nikolaos'u görmeye Demre'ye gidiyorlar. Ayrıca Antalya'ya gelenler Aspendos gibi çeşitli kazı yerlerine gidiyorlar. Türkiye'de çok sayıda, şu anda devlet olarak 100 kadar arkeolojik kazı yapıyoruz. Başka ülkelerin Arkeoloji üniversiteleri de 50 kadar kazı yapıyor. Yani şu anda 150 kazı yapıyoruz. Bunlar Türkiye'nin her tarafına yayılıyor. Urfa yakınlarında şu anda Almanlar tarafından 20 yıldan beri bir kazı yapılıyor. Bu kazıdaki buluntular milattan 9 bin 9 bin 500 yıl öncesine kadar gidiyor. Çok etkileyici, anıtsal ve belki Dünyanın en eski tapınak bölgesi. Gaziantep yöresinde bir kazı yapılıyor. Milattan 12 bin yıl kadar eskiye gidiyor. Anadolu'nun ortasında Japonlar bir kazı yapıyor, milattan 4 bin yıl kadar eskiye gidiyor. Biz bu topraklarda hangi uygarlığa ait kalıntılar varsa, hiçbir ayrım yapmadan geleceğe aktarmak için çıkarmaya çalışıyoruz."
En kültürlü turistler: Ruslar

Buharlı trenle nostaljik tur

TCDD 6. Bölge Müdürü Hasan Tahsin Köprülü, geçen yılların verdiği yorgunluk ve teknolojinin gelişmesiyle ömrünü tamamlayan buharlı trenler depolara çekilirken, iki tanesinin ise bakımı yapıldıktan sonra yeniden hizmete sunulduğunu söyledi.
Nostalji tutkunlarından gelen talep ve tarihe sahip çıkma adına buharlı trenleri yenilediklerini anlatan Köprülü, yaptıkları bu çalışma sonunda özel seferlerde kullanıma sundukları bu trenlere duyulan ilginin çok doğru bir iş yaptıklarını ortaya koyduğunu kaydetti.
Nostalji yaşamak isteyenlerin trenlere yoğun ilgi gösterdiğini anlatan Köprülü, şöyle konuştu: ''Trenin özel tutkunları var. Özellikle Almanya'da bulunan Buharlı Lokomotif Sevenler Derneği üyeleri 1935 model bu trene büyük ilgi gösteriyor. Buharlının sesi, gidişindeki ahenk, bacasından çıkan yoğun duman yolculara bambaşka bir atmosfer yaşatıyor. Bu özellik nostalji yaşamak isteyenleri cezbediyor. Bize görüşlerini bildiren yerli turistler ise yurdun demir ağlarla örüldüğü Cumhuriyet'in ilk yıllarına gittiklerini bile anlatıyorlar. Treni bu bilinçle milli bayramlarda da hareket ettirerek, tarihimizin yeniden canlandırılmasına vesile oluyoruz. Ayrıca tarih yolculuğunda Almanlar kadar özellikle gençlerimizi de görmek istiyoruz.''
MAKİNİSTLERİ DE AZ KALDIBuharlı trenin 20 yıllık makinisti Bahattin Duran da buharlı lokomotif kullanmanın ayrı bir zorluğu bulunmasına karşın, verdiği hazzın kelimelerle tarif edilemeyeceğini söyledi.
Buharlı trenin ritmik bir düzende yol aldığını ifade eden Duran, ''Bu düzen içinde yolculuk yapmak çok keyifli oluyor. Buharlıdan çıkan sesi adeta bir ninni gibi dinleyebiliyorsunuz'' diye konuştu.
Buharlı trenle nostaljik tur

Türk turistin derdi büyük

İSTANBUL - Prontotour Pazarlama Müdürü Sarp Özkar, yılda 1-2 oda satan sistem acentelerinin bazılarında tur programı hakkında verilen bilgilerde bazı eksiklikler olabildiğini, misafirin sorularına bazen tatmin edici cevaplar alamadığını belirtti.
''İtalya Roma'da Temrini bölgesini şehir merkezi olarak anlatırken, metroya ve Colosseo-Aşk Çeşmesi gibi tarihi turistik yerlere de hem yürüyüş, hem metro hem de otobüsle kolay ulaşım olduğunu misafire tereddütsüz anlatmak gerekiyor. Misafir soru sorduğunda daha önceden o şehre satış temsilcisi gitmemiş ve hiçbir ön hazırlığı olmamış ise merkez ofise soruyor veya hiçbir şey sormadan kendince bir cevap veriyor. Sonrasında tura giden kişilerde yanlış bilgi sonucu hayal kırıklığı ve şikayetler oluşuyor.''
Türk turistin derdi büyük

Antalya 22 Mayıs ı bekliyor

İSTANBUL - Alanya Turistik İşletmeciler Derneği (ALTİD) Başkanı Gülçin Güner, ilk uçuşun charter firmalarından TAV Havayolu ile 22 Mayısta gerçekleşeceğini kaydetti.
Antalya 22 Mayıs'ı bekliyor

İstanbul Park Hotel-Tuzla ya konukseverlik ödülü

ANKARA - Birleşmiş Milletler tarafından resmi olarak tanınan birlik, Turizm endüstrisindeki tüm uluslararası acenteleri izliyor ve lobicilik faaliyetleri yürütüyor.
Üyeleri dünya çapında otel, Restoran birlikleri, uluslararası ve ulusal Otel ile restoran zincirleri, bağımsız otel ve restoranlar olan birlik, her yıl çeşitli kategorilerde ödüller veriyor.
Birlik tarafından bu yıl ilk kez açıklanan ''Konukseverlik Büyük Ödülü''ne İstanbul Park Hotel-Tuzla layık görüldü.
İstanbul Park Hotel (Tuzla) Müdürü Berkay Türkel, yaklaşık 300 bin otel ve 8 milyon restoranı temsil eden birliğin verdiği ödülün önem taşıdığını söyledi.
Ödülü 17-20 Ocak 2010 tarihleri arasında Sırbistan'ın başkenti Belgrat'ta gerçekleştirilen Yıllık Kongre Toplantısı'nda aldıklarını anlatan Türkel, törene İstanbul Park Hotel yetkililerinin yanı sıra TUROB (Turistik Otelciler, İşletmeciler ve Yatırımcılar Birliği) Başkanı Timur Bayındır'ın da katıldığını bildirdi.
Türkel, Hindistanlı bir iş adamının da ''The Leela Hotel'' zincirleriyle ''Yılın Otelcisi'' ödülüne layık görüldüğünü bildirdi.
İstanbul Park Hotel-Tuzla'ya 'konukseverlik ödülü'

Almanlar tatil süresini azalttı

BERLİN - Almanya'nın önemli Tatil Analiz raporlarından biri olan ve 44. Uluslararası Turizm Borsası Fuarı'nda (ITB) Peter Aderhold ve Martin Lohmann tarafından açıklanan "Reise Analyse" adlı rapora göre, 2009 yılında yaklaşık 65 milyon Alman tatil yaptı.
Geçen yıl Alman turistlerin yüzde 67'sinin yurt dışına gittiği, yüzde 33'ününse ülke içinde tatile çıktığı belirtildi.
Almanların ortalama tatil süresinin 15 günden 13,2 güne gerilediği kaydedilen raporda, bir Alman turistin ortalama 820 avro harcadığı ifade edildi.
Alman turistlerin beklentileriyle ilgili olarak da raporda, Almanların farklı destinasyon ve tatil programları arayışı içinde olduğu kaydedildi.
Raporda, Almanların yurt dışında en fazla tercih ettiği bölgenin başında Akdeniz havzasının geldiği, İspanya'nın bu alandaki liderliğini korurken, bu ülkeyi İtalya, Avusturya ve Türkiye'nin izlediği belirtildi.
Bu konuda özellikle Avusturya ve Türkiye arasında büyük bir rekabetin yaşandığına işaret edilen açıklamada, 2009 yılında Avusturya'yı ziyaret eden Alman turistlerin oranının yüzde 5,9, Türkiye'yi ziyaret eden Almanların oranının da yüzde 5,7 olduğu ifade edildi.
Almanlar tatil süresini azalttı

Antalya da gizli bir cennet

ANTALYA - Kaş'a 42, Kalkan'a 12 kilometre uzaklıkta, yaklaşık 1200 nüfuslu Bezirgan köyünde, İngiliz The Times Gazetesi'nde yayınlanan haberin heyecanı yaşanıyor. Bezirgan halkı, gazetede Annabelle Thorpe imzasıyla yayınlanan ve köyü Türkiye'de gidilmesi gereken gizli kalmış 6 yerden biri olarak gösteren haberin ardından turizmin de hareketlenmesini bekliyor. Köyde yaşayan 95 yaşındaki Mehmet Bölükbaşı, köyün isminin ''Pazar yeri'' anlamına geldiğini, yaklaşık 300 yıllık tarihe sahip köyün geçmişte de Alışveriş yapmak için gelenler tarafından ziyaret edildiğini anlattı. Köy halkından emekli bankacı Ayşe Önder de, ''Atalarım bu köyde doğmuş, büyümüşler. Ben de emekli olunca buraya geldim. Köyümüz iklim ve Turizm açısından önemli. The Times Gazetesi'nde çıkan Haber çok güzel. Bezirgan, turizm açısından geleceği çok açık olan Türkiye'nin sayılı köylerinden biri'' diye konuştu. Bezirgan köyünde yaşayan İskoçyalı Polin Şalvarlı da 11 senedir köyde yaşadığını kaydetti. İnsanların Bezirgan'ın değerini bilmediğini belirten Şalvarlı, ''Burası yazın, sonbahar ve ilkbaharda cennet gibi. Times Gazetesi'nde bu köyü duydum. Şimdi insanların belki dikkatini çeker. Bu köy gelecekte daha güzel olsun istiyorum'' dedi. İngiltere'de yayınlanan The Times Gazetesi'nde ''Gizli Türkiye: 6 gizli Tatil yeri'' başlıklı haberde Bezirgan köyünün yanı sıra Fethiye Ölüdeniz'deki Faralya köyü, Selimiye ve Söğüt, Akyaka, Fethiye'deki Şövalye Adası, Bodrum'daki Ortakent'e yer verilmişti. Haberde bu yerlerin az sayıda insan tarafından bilindiği, Trafik gürültüsünden uzak olduğu, doğal güzellikleriyle öne çıktığı anlatılmıştı.
Antalya'da gizli bir cennet

Dünyanın en iyi havaalanı bekleme salonu

İSTANBUL - Dünyanın en büyük yolcu uçuş programı Priority Pass, 30 bin üyesi üzerinde araştırma yaptı.
Dünyanın en iyi havaalanı bekleme salonu 600 aday arasından Peru'nun başkenti Lima'daki Jorge Chavez Uluslararası Havaalanı'nınki seçildi.
Salonda; battaniye, yorgan ve duşların olduğu dinlenme odaları bulunuyor.
Priority Pass Marka başkanı Jonathan French, "ödüller Lima SUMAQ VIP Lounge ve diğer ödül alan salonların örnek hizmet standartlarını yansıtıyor" dedi.
En iyi havaalanı bekleme salonu ödüllerini Kuzey Amerika bölgesi için Teksas Houston havaalanının E terminalindeki Continental Presidents Club, Avrupa için Zürih havaalanındaki Panorama Lounge kazandı.
Dünyanın en iyi havaalanı bekleme salonu

İtalyan seyahat dergisinden İstanbul a özel 14 sayfa

İSTANBUL - ''Türkiye: Boğaziçi'' başlığıyla İstanbul'dan çok sayıda fotoğrafın bulunduğu dergide, harita üzerinde müzelere ve saraylara ilişkin bilgiler aktarıldı. İtalya'dan İstanbul'a ulaşım hakkında bilgiler verildi. Oteller ve restoranlar tanıtıldı.
Cristina Gambaro'nun kaleme aldığı, Andrea Pistolesi'nin fotoğraflarıyla süslenen yazı, Topkapı Sarayı, Sultanahmet Tepesi ve İstanbul'daki ilk yerleşimlere ev sahipliği yapan Kadıköy'den söz ederek başlıyor.
Yazıda, çok iyi korunmuş durumdaki 34 Roma gemisinin enkazına ulaşıldığı, aralarında Kuzey Afrika'dan gelen amforalar, deriden yapılmış kıyafetler ve ayakkabılar, Ege'den tabaklar bulunan tarihi eserlerin antik dönemde Boğaziçi'ndeki Ticaret trafiğine ışık tuttuğu belirtiliyor.
İstanbul'un ''Marmara Denizi ile Karadeniz'i birbirine bağlayan aynı zamanda Asya ile Avrupa'yı birbirinden ayıran, resmi olmayan rakamlara göre 15 milyonluk nüfusuyla bir megapol'' olarak nitelendirildiği yazıda, Boğaz, ''iki kıyı arasında her gün milyonlarca kişiyi taşıyarak gidip gelen vapurların, balıkçı gemilerinin ve büyük Petrol tankerlerinin gezdiği bir nehre'' benzetiliyor.
İLGİLİ HABER
'Kıtalar arası zarafet'
ALTIN BOYNUZ VE HALİÇ''Altın Boynuz'' yani Haliç'in de anlatıldığı yazıda, 1502'de II. Beyazıd döneminde Leonardo Da Vinci'nin Galata'da bir köprü yapmak istediği ancak bunun gerçekleşemediği de anımsatılıyor.
Yazıda, Galata Köprüsü, ''alt katındaki balık lokantaları ve nargile kafeleri, üst katında ellerinde olta balık tutan onlarca insanla İstanbul'un en Canlı noktalarından biri'' olarak betimleniyor. Boğaziçi'nin asırlar boyunca yerleşim yerlerine ev sahipliği yapmadığı, surların dışında yaşamanın insanlara korkutucu geldiği ifade edilen yazıda, Bizans döneminde kıyıda sadece manastırların olduğu, Osmanlı döneminde ise Boğaziçi'nin Yaşam alanlarına açıldığı, 1471'de Hünkar İskelesi'nde ilk sarayın kurulduğu, bunu Beşiktaş, Bebek ve Ortaköy'dekilerin izlediği anlatılıyor.
Dolmabahçe Sarayı'nın ''muhteşem'' olarak nitelendirildiği yazıda, sarayın bölümlerine ilişkin ayrıntılı bilgi okurlarla paylaşılıyor.
Dergide, iki denizin tuzluluk ve sıcaklılık oranlarının farklı olmasının Boğaziçi'ni balık açısından zengin bir hale getirdiği belirtilerek, mevsimine göre tadılabilecek balıklar hakkında bilgi veriliyor.
Bir dönem Boğaz'daki balık bolluğunun, ''Boğaz'da neredeyse elinle balık yakalayabilirmişsin'' sözleriyle anlatıldığı yazıda, zaman içinde İstanbul yakınlarındaki balıkçı köylerinin sayısının azaldığına dikkat çekiliyor. HAMAMLAR VE YALILAR Kentte tarihi ve doğal güzelliklerin bir arada bulunduğu semtler, ''Boğaziçi Köprüsü'nün ayağındaki Ortaköy'de barlar, nargile kafeler, restoranlar, caz Müzik dinlenebilecek yerler var'', ''Asya tarafındaki en kalabalık semtlerden biri Üsküdar'' gibi kısa notlar da yer alıyor.
İstanbul'daki tarihi yapılar arasında hamamların önemine vurgu yapılan yazıda, kentin tarihinde özel bir öneme sahip yalılar hakkında da geniş bilgi bulunuyor.
Yalıların fiziki özelliklerinin anlatıldığı yazıda, bu yapıların bugün butik otellere dönüştürüldüğü kaydediliyor. Ayrıca, İstanbul'da çeşitli dinlere ait ibadet mekanlarının ziyaret edilebileceği de yazıda belirtiliyor.
İtalyan seyahat dergisinden İstanbul'a özel 14 sayfa

Avrupalı turist 800, İranlı bin 200 dolar bırakıyor

İSTANBUL - İran'dan büyük turist grupları Türkiye'de ağırlayan ve önümüzdeki yıllarda 100 bin İranlı turisti Türkiye'ye getirmeyi hedefleyen Hey Travel Trends, bu yıl İranlı turistlere Ege-Yunan adaları gemi turu yaptıracak.
Hey Travel Trends Yönetim Kurulu Başkanı Süreyya Sıtkı Bektaş, yaklaşık 1 milyon İranlı'nın her yıl Tatil amacıyla Türkiye'yi tercih ettiğini söyledi.
"İranlı turistler, Türkiye'ye gelmek için özellikle Nevruz ayını ve yaz aylarını tercih ediyorlar, genellikle ailece geliyorlar, eğlenceyi çok seviyorlar ve Boğaz gezilerinde mutlaka Canlı şarkı söyleyecek şarkıcı talep ediyorlar.
En çok Antalya ve İstanbul'u tercih ediyorlar. Kaprisli değiller. Otelleri beğenmemezlik ya da hizmete yönelik gereksiz eleştirileri olmuyor. Müslüman bir ülke olmamız onlar açısından büyük avantaj. Bizi tercih eden İranlılar'ın çoğu Türkçe biliyor. Ortalama 1 hafta kalıyorlar. Diğer yandan para harcama konusunda da gayet iyiler. Avrupalı bir turist 800 dolar bırakırken, İranlılar bin 200 dolar civarında para bırakıyor.'' İRAN'DA YAZ AYINA DENK GELEN SEÇİM, TURİST SAYISINI ETKİLEDİBektaş, 2009 yılında İran'da yaz aylarına denk gelen seçim nedeniyle Türkiye'ye gelen turist sayısında yüzde 15 civarında eksilme olduğuna değinirken, 2005-2008 yıllarının verimli geçtiğine dikkati çekti. İranlılar'ın gezilerinde genellikle İstanbul'u merkez yapıp, İstanbul üzerinden Avrupa ülkelerine devam etmek istediğini ancak Avrupa ülkeleriyle vize sorunu yaşanabildiğini kaydeden Bektaş, ''Avrupa ülkelerine giriş konusunda vize sorunu çözülürse, İranlı turist populasyonumuzda patlama yaşanır'' dedi.
Bektaş, özellikle yaz aylarında havalimanının kapasitesinin yetmediğine değinirken, ''Van Havaalanı'nı Nevruz ayında ve yaz aylarında kullanmaya çalışıyoruz ama yaz aylarında havalimanlarımız İran'dan gelişlerde yeterli olmuyor. Karayolu ise çok uzun sürüyor'' diye konuştu. ''KOMŞU PAZARLAR TURİZMDE GELECEK VAAT EDİYOR''Bektaş, Irak pazarının, 2011 yılında Türkiye için çok iyi olacağını düşündüğünü ifade ederek, Suriye ile ilişkilerin artmasından turizmin de olumlu etkilendiğini söyledi.
Türk Cumhuriyetlerinde gelecek gördüklerini vurgulayan Bektaş ''Bu ülkelerde giderek gezgin profili oluşmaya başladı. Bu ülkelerden ülkemize gelerek Otel almak isteyen iş adamları var. Komşu pazarlar turizmde gelecek vaat ediyor. Ermenistan'la ilişkilerimiz değişse de, artan ilişkiler olumlu gelişmelere gebe'' dedi. 2010'da turist sayısının 26 milyon ve gelirin ise 22 milyar dolar civarında olacağını beklediklerini söyleyen Bektaş, "Hedefin 50 milyon turist 50 milyar dolar pay almak olmalı. Eğer bu seviyelere ulaşırsak, pastadan yüzde 5 pay almış oluruz. Bu amacımızı 10 yıl içerisinde yakalamalıyız'' diye konuştu.
Avrupalı turist 800, İranlı bin 200 dolar bırakıyor

Kıtalar arası zarafet

BERLİN - Dergideki yazıda, "gururlu İstanbul'un" zengin geçmişi ile hızlı günümüz yaşantısını başarılı bir şekilde bir arada sergilediği, çok daha önceden bir "Avrupa Kültür Başkenti" olduğu belirtildi.
Kentte sanat yaşantısının büyük bir hızla geliştiği kaydedilen yazıda, çok Modern Alışveriş merkezlerine sahip olduğu için İstanbul'un turistleri sadece tarihi yerleriyle cezbetmekle kalmadığı, tanınmış dünya markalarının bulunabildiği bir alışveriş kenti haline geldiği kaydedildi.
Yazıda, kentin görüntüsünü birbirinden güzel camilerinin yanı sıra yüksek gökdelenlerin de belirlediği, son 40 yılda nüfusunun 6 kat arttığı, şansını denemek isteyen milyonlarca insanın İstanbul'a yerleştiği belirtildi.
Bazı projelerin planlandığı gibi yürümediğine işaret edilen yazıda, Marmaray'ın raylarının neredeyse hazır olduğu, ancak inşaatlar sırasında Bizans kalıntılarına rastlandığı için projenin 2014 yılından önce hayata geçirilemeyeceği ifade edildi.
Focus dergisinin tanıtım yazısında, yüz binlerce çalışan insanın İstanbul'un yollarında çok fazla zaman kaybetmekten şikayetçi olduğu, ancak vapurlarda bir fincan çay içerek rahatladığı kaydedildi. Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Orhan Pamuk'un da İstanbul'dan geldiği hatırlatılan yazıda, kentte camilerin yanı sıra kiliselerin de görülebildiği, özellikle çok sayıda balık restoranın kentin cazibesini artırdığı belirtildi.
Focus dergisi, Berlin'de yarın akşam resmi açılışı yapılacak, Türkiye'nin bu yıl konuk ülke olduğu 44. Uluslararası Turizm Borsası Fuarı (ITB) için Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği tarafından Almanca olarak hazırlanan Türkiye'yi tanıtıcı broşürler de dağıttı.
"Türkiye'ye Hoşgeldiniz" başlığıyla basılan 15 sayfalık broşürde, fotoğraflarla Türkiye tanıtıldı ve ITB'de düzenlenecek etkinliklere yer verildi.
'Kıtalar arası zarafet'

Cambridge te oda kahvaltı 95 TL

Üniversiteden yapılan açıklamada, isteyen ziyaretçilerin, tatile çıkan öğrenciler için ayrılan odalar ve yurtlarda konaklayabilecekleri belirtilerek, "bed and breakfast" (BB, oda-kahvaltı) imkanından faydalanmak isteyen turistlerin 41 ila 100 sterlin (95 TL ila 234 TL) ödemeleri gerektiği kaydedildi.
Turistlerin konaklamaları için kullanılacak binalarda Charles Darwin, Isaac Newton, William Wordsworth gibi ünlü bilimadamları kalmıştı.
Cambridge'te oda kahvaltı 95 TL

Suriye nin en modern şehri

ŞAM - Suriye'nin en Modern ve kalabalık şehri olarak bilinen Şam, ülkenin güzelliklerini bir arada barındırıyor. Modern dünyadan her ne kadar uzak görünse de günümüz çağını yakalamaya çalışan insanlarıyla dikkati çeken Şam, gelişmekte olan ülkelerdeki büyük kentlerin yaşadığı sıkıntıların izlerini taşıyor.
Hac yolu üzerinde olması nedeniyle ticari yönden tarihte her zaman önem taşıyan Şam, uzun yıllar hakimiyetinde kaldığı Osmanlı İmparatorluğu'nun izlerini halen taşıyor. Çok sayıda tarihi yapıyı bünyesinde barındıran Şam'da, Emevi Cami ve Hamidiye Çarşısı kente gelenlerin ziyaret etmek amacıyla uğradığı ilk duraklardan birini oluşturuyor.
Şam'daki Pagan inancı ile Yahudi, Hristiyan ve İslam inancı için önemli bir yere sahip olan Emevi Cami, her yıl çok sayıda yerli ve yabancı, çeşitli dinlere mensup turistin ziyaret ettiği yerlerin başında geliyor. Bütün inançlara ait Mimari ve süsleme özelliklerinin görülebildiği caminin geçmişi de çok eskiye dayanıyor.
Yaklaşık 3 bin yıl Pagan inancının ibadet yeri olarak kullanıldığı belirtilen caminin bulunduğu alandaki tapınağın yıkılmasının ardından, Suriye'nin Romalılar tarafından fethedilmesiyle ibadethane Jüpiter Tapınağı olarak da kullanıldı. Tapınağın kiliseye çevrilmesinin ardından yeni bölümler eklendi.
ORTAK KULLANILDIHalid Bin Velid'in Suriye'yi fethinden sonra ibadethanenin bulunduğu alanda çok sayıda insan alacak büyüklükte cami inşa ettirmesiyle ibadethane 72 yıl boyunca Müslümanlar ve Hristiyanlar tarafından ortak kullanıldı. Kilise kısmı yıkılmadan inşa edilen caminin 3 minaresi ve 4 kapısı bulunuyor, 4 büyük koridoru ise 4 halifenin adını taşıyor.
Hz. Yahya'nın da kabrinin yer aldığı caminin özellikle Şii inancına mensup kişilerin yoğun olarak ziyaret ettiği Hz. Ali koridorunda, Kerbela'da Yezid tarafından Şehit edilen Hz. Hüseyin'in başının bulunduğu ifade ediliyor. Kudüs'ü fetheden ünlü komutan Selahaddin Eyyübi'nin kabri, cami ile Roma sütunları arasındaki alanda yer alıyor. Selahaddin Eyyübi'nin kabrinin yanında ise 1914'te Filistin yakınlarında uçakları düşen ilk Türk Hava Şehitlerinin kabirleri bulunuyor.
Abbasiler tarafından uzun süre kamu hazinesinin saklandığı, sütunlar üzerine yapılan ve günümüze kadar ayakta kalan Hazine Kubbesi, avluya giren ziyaretçilerin ilgisini çeken yerler arasında. HAMİDİYE ÇARŞISIŞehrin merkezinde yükselen ve kentle bütünleşen Emevi Cami'nin yanında yer alan Hamidiye Çarşısı ise özellikle Alışveriş yapmak isteyenlerin uğrak yerleri arasında yer alıyor. 2. Abdülhamit döneminde yapıldığı belirtilen Hamidiye Çarşısı, hareketli, Canlı ve renkli atmosferiyle ziyarete gelenleri adeta büyülüyor.
İstanbul'daki Kapalıçarşı'yı anımsatan çarşıda, geleneksel giyim eşyalarından, turistik eşyalara kadar her türlü ürünün satıldığı dükkanların önemli bir kısmında, Suriye lirası ve ABD dolarının yanı sıra Türk Lirası geçiyor.

Suriye'nin en modern şehri

Datça ya bahar geldi

DATÇA - Yaklaşık bir haftadır 19 derecenin altına düşmeyen sıcak hava Muğla'nın Datça ilçesinde İlkbahar mevsiminin tüm canlılığı ile yaşanmasına neden oldu. İlçe merkezinde yaşayanlar güneşli havayı fırsat bilerek doğal güzellikleriyle ünlü köylere ve antik kazı alanlarına geziler düzenliyor.
Datça'nın masmavi denizi ve doğal güzellikleriyle ünlü Palamutbükü Koyu'nda ise kırlar rengarenk çiçeklerle kaplandı. Koydaki badem ağaçlarının bir bölümü yılın ilk çağlasını verdi. Datça'nın deniz seviyesinden yüksekte bulunan köylerinde ise badem ağaçlarının çiçek açtığı görüldü.
Muğla Meteoroloji Müdürlüğü yetkileri ise Datça'da sıcak havanın perşembe gününe kadar süreceğini ve hava sıcaklığının 19 ila 22 derece arasında değişeceğini bildirdi.
BADEM ÜRETİCİLERİ SEVİNÇLİ Türkiye'de üreticilerin mevsimin ilk bademini topladığı Datça'nın Palamutbükü Koyu'nda ilkbaharın gelmesiyle ''badem'' hareketliliği yaşanıyor. Köyde yaşayan üreticiler mevsimin ilk bademlerini toplayarak kilosu 10 ila 15 liradan İzmir, Ankara, Antalya ve İstanbul'daki Alışveriş merkezlerine satıyor. Marketlerin ve alışveriş merkezlerinin Datça'dan satın aldıkları turfanda çağlayı kilosu 25 ila 30 liradan satışa sundukları öğrenildi.
Datça’ya bahar geldi

Her şeyin başladığı yer e gidin

KAHİRE - Turizmde 2010 yılını yatırım yılı olarak belirleyen Mısır, Türkiye'den gelecek turist sayısını artırmayı amaçlıyor. Bu kapsamda İstanbul'daki ''14. Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı'na da (EMITT) katılan ülke, reklam ve tanıtıma ağırlık vererek Türkiye'den turist çekmeyi planlıyor.
Prontotour Pazarlama Müdürü Sarp Özkar, Türkiye'den Mısır'a geçen yıl 4 bin 500 kişiyi götürdüklerini söyledi.
Mısır'ın bu yıl turist sayısını artırmaya yönelik tur operatörlerine Gazete ilanları ve getirilen kişi sayısı bazında toplam 270 bin dolarlık bir teşvikte bulunacağını ifade eden Özkar, ''Sektörün paket tur satış totalinde yüzde 40'lara varan bir satış yüzdemiz olduğu için, teşviğin büyük bir kısmının bize verilmesi ön görülüyor'' dedi.
Mısır'ın 11 Şubatta İstanbul'da düzenlenen ''14. Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı''na katılarak reklam ve tanıtım yaptığını anımsatan Özkar, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Çok ciddi miktarlarda yaklaşık 200 bin TL'lik gibi bir reklam harcaması yaptılar. Mısır'ı tanıtan ve EMITT Fuarı'nın sponsoru olduklarını anlatan bir çalışmaydı bu. 2010 yılında bu reklam çalışmalarını bilboard ve gazete ilanlarıyla sürdüreceklerini belirttiler. Bizlerden de tur operatörü olarak destek bekliyorlar.
Açıkçası 'turist sayısını şu kadar yüzde artıralım' gibi bir hedeften ziyade 2010 yılını biraz da yatırım yılı olarak görüyorlar. Yapılacak reklamlarla acenteleri teşvik ederek, gerek acentelerin eski müşterilerine gerekse onların yapacağı reklamlarda Mısır'ın ön planda tutulmasını, uygun fiyatta olduğunu, yurt içi fiyatına orada Tatil yapılabileceğini insanlara anlatmak istiyorlar.'' ''AMAÇ, İNSANLARIN AKLINA MISIR'I SOKMAK'' Reklam kampanyasındaki diğer bir amacın da Mısır'a gitmeyi hiç düşünmeyen insanların aklına bu ülkeyi sokmak olduğunu vurgulayan Özkar, bu doğrultuda Mısır'ın imajını artırmaya yönelik çalışmalar yapılacağını belirtti.
Mısır Turizm Bakanlığının belirlediği ''Her şeyin başladığı yer'' sloganının çok doğru olduğunu ifade eden Özkar, ''Dünyada her şeyin başladığı yer olarak nitelendirilen 5 bin yıllık bir medeniyet olan Mısır'a, tarih, kültür gezmek isteyenler mutlaka gitmeli'' dedi.
Mısır'ın her türlü zevke ve her türlü tatilciye hitap ettiğini vurgulayan Özkar, Avrupa'ya alternatif olarak gezilip görülmesi gereken bir yer olduğunu belirtti.
MISIR TURLARI Özkar, 4 yıldır Mısır'a tur düzenlediğini, ilk yılda yaklaşık 500 kişiyi gezdirdiklerini söyledi. Bu turların tarifeli seferlerle yapıldığını anlatan Özkar, ''Bugünlere göre fiyatlarımız biraz daha fazla idi. Örneğin şu anda 199 Euro'ya satılan Kahire, İskenderiye Şarm paketleri o dönemde 499-649 euro arasında değişiyordu'' dedi.
Mısır'a götürdükleri Türk sayısının her yıl katlanarak arttığını dile getiren Özkar, rakamın bir yıl sonra 700'lere sonraki yıl 2500'e 2009 yılında ise 4500'e yükseldiğini bildirdi.
Turları iki yıl önce tarifesiz uçak (charter) ile yapmaya başladıklarını belirten Özkar, şu bilgileri verdi:
''Kasım ayının 15'inden Martın başına kadar her hafta düzenli olarak Kahire, Şarm, İskenderiye charterini kaldırdık. O zamanlar ücrete herşey dahil değildi. Mısır'da 199 avrodan başlayan 499 avroya kadar değişen bir haftalık paketlerimiz var.
Burada yapılabilecek çok fazla ekstra tur var. Ekstralar 20-60 Euro arasında değişiyor. Bir haftalık turlarda 4 akşam yemeği dahil. Misafirlerimiz 3 akşam yemeğini ve 7 öğle yemeğini kendileri alıyorlar. Mısır ekonomik bir yer olduğu için çok fazla para harcanmıyor. Buraya gelenler aşağı yukarı kişi başına 300 avro yanlarında getirse yeterli oluyor.'' ''YURT İÇİ TATİL FİYATINA YURT DIŞI FIRSATI''Mısır'a gelmek için en uygun zamanın Şubat ile Haziran ayı arası olduğunu dile getiren Özkar, ''Haziran ayından sonra sıcaklıklar arttığı için dolaşmak biraz sıkıntılı olabiliyor. Ancak yaz aylarında buradaki deniz kıyılarında da yurt içine alternatif tatil yapılabilir'' diye konuştu.
199 avrodan başlayan ekonomik turlardaki amaçlarının sürekli yurt içinde tatil yapan kişilerin, çok düşük rakamlara ve taksit imkanlarıyla yurt dışına çıkmalarını sağlamak olduğunu ifade eden Özkar, Türk tatilcilerin ''bir ülkeye bir kez gideyim her yerini göreyim'' mantığıyla hareket ettiklerini söyledi.
Özkar, sundukları bir haftalık paketlerde tarih, kültür, deniz ve güneş gibi birçok seçeneğin bulunduğunu belirtti.
Gezginlerin, ülkeye birkaç kez gelmiş olanların ise Mısır tarihinin yüzde 70'inin bulunduğu Luxor bölgesini tercih ettiğini anlatan Özkar, ''Luxor Aswan arasında gemilerle nehir turu yapılan turlarımız da var. Bu turların fiyatları ise 699 ile 899 avro gibi fiyatlardan başlıyor bin 200, bin 300 avroya kadar yükselebiliyor'' dedi.
YAPMADAN MISIR'DAN DÖNMEYİNÖzkan, Mısır'da gezilecek ve yapılacak çok şey olduğunu ifade ederek, şu tavsiyelerde bulundu:
''Kahire'de Dünyanın 7 harikasından tek ayakta olan Piramitler mutlaka gezilmeli. Turistlerin ilgisini çeken Khan-el Halili Çarşısı da görülmeye değer. Kahire Müzesi, kalesi ve kulesi de görülmesi gereken diğer yerler. Ülkenin tarihini merak edenler daha ziyade Luxor bölgesini tercih etmeli.
İskenderiye'de eski Osmanlı yerleşimlerinden biri. Görmek mümkün olmasa da İskenderiye Feneri'nin bulunduğu yerde yapılan kale, İskenderiye Kütüphanesi ve Muntaza sarayı gezilmeden bu şehirden dönmeyin. Ayrıca burada Akdeniz'den tutulan nefis balıkları tadabileceğiniz bir çok Restoran var. Bu alternatifi de mutlaka değerlendirin.
'Her şeyin başladığı yer'e gidin

Turistler Berlin i seçti

İSTANBUL - Almanya'nın Berlin Eyaleti Başbakanı Klaus Wowereit, 2009 yılında konaklamaların sayısının 2008 yılına göre yüzde 6,2 oranında arttığını söyledi.
Turistler Berlin'i seçti

Şehrin semalarında İstanbul uçacak

İSTANBUL - Türk ve Alman sanatçıların özgün tasarımlarıyla boyanan Boeing 737-800 uçağı, 27 Şubat 2010 tarihinden itibaren beş yıl süreyle, şirketin İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı merkezli uçuşlarında kullanılacak. Türkiye'de ilk olarak, turkuaza boyalı gövdesi kırmızı İstanbul simgeleriyle süslenen uçağın Avrupa'daki birçok ülkeye uçarak gönüllü Turizm elçiliği yapacağı ve milyonlarca kişiye İstanbul'u tanıtacağı ifade edildi.
Şehrin semalarında 'İstanbul' uçacak

İstanbul hamamları Wall Street Journal da

NEW YORK - Gazetenin internet sayfasının gezi bölümünde J.S. Marcus tarafından kaleme alınan ''Hamam Yenileniyor'' adlı makalede, İstanbul'da giderek gelişen ''spa'' (güzellik ve Sağlık merkezi) kültürünün eski Türk hamam geleneklerine döndüğü belirtildi.
İstanbul'da hamam geleneğinin yeni ve Modern bir tarzla geri döndüğü belirtilen makalede, beş yıldızlı otellerin ve lüks sağlık kulüplerinin spa merkezlerinde artık dikkat çekici şekilde tasarlanmış hamamların bulunduğu ve hamam kültürüne yeni kuşak müşteri kitlesinin son derece rağbet ettiği kaydedildi.
Yeni tür çağdaş hamamların en gözdeleri arasında ''Hotel Les Ottamans'ın, Swissotel The Bosphorus'un ve Four Seasons Otelinin'' hamamlarını gösteren yazıda, hamamların artık ''vücudun toksinlerden arındığı yeni sağlık merkezleri'' olarak görüldüğü vurgulandı.
Yeni tür hamamların Mimari tasarımlarının da çağdaş bir yön aldığı, aynı zamanda geçmişin geleneksel mimari çizgilerini de taşıdığı belirtilen yazıda, modern hamam anlayışın İstanbul'un geleneksel hamamlarında da etkisini gösterdiği kaydedildi.

Haberde hayatında hamama hiç gitmemiş genç kuşağın şimdi sağlık için hamamlara ilgi gösterdiği, hatta geleneksel hamamlarda aromaterapi masajlarının yapılmaya başlandığı belirtildi.

İstanbul hamamları Wall Street Journal’da

Abant çamura battı, tatilciler kaçtı

BOLU - Bolu'ya yaklaşık 35 kilometre uzaktaki Abant Tabiat Parkı'nda bulunan gölün su seviyesi, Abant dağlarındaki kar sularının göle ulaşmasıyla yükseldi.
Abant Gölü'nün su seviyesinin yükselmesiyle çevresindeki yolun bazı bölümleri su altında kaldı. Burada ulaşım güçlükle sağlanıyor.
Bolu İl Özel İdaresi ekipleri, yolun su altında kalan bölümlerinde çalışma yapıyor.
Öte yandan, göldeki iskeleler ve gölün çevresindeki bir tesisin zemin katı da su altında kaldı. Tesis sahipleri, tesisin kalorifer dairesinin suyla dolduğunu belirtti.
Tatilcileri göl çevresinde faytonla gezdiren köylüler ise su seviyesinin yükselmesinin işlerini olumsuz etkilediğini anlatarak, "Gölü çevreleyen yol su altında kaldı, çamur içinde. Bu yüzden, tatilciler gezilerini iptal etti" dedi.
Bolu İl Özel İdaresi yetkilileri ise su seviyesinin yükselmesinden haberdar olduklarını ifade ederek, "Ekiplerimiz, su baskını yaşanan tesiste ve gölün çevresindeki yolda çalışmalara başladı. Yoldaki çalışmalar gün içinde tamamlanacak" dedi.
Abant çamura battı, tatilciler kaçtı

Yabancılar Antalya da evleniyor

ANTALYA - Türkiye'de ilk kez ''Evlilik Turizmi''ni başlatan Wedding Cıty Antalya Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Erman Korkmaz, Antalya'da evlenmek isteyen yabancıların sayısının her geçen gün arttığını bildirdi. Korkmaz, Evlilik turizmini yaygınlaştırma amacıyla Türkçe, Rusça, ingilizce ve Almanca afiş ve broşürler hazırladıklarını söyledi. ''Zeus'un Hera'ya Aşkını İlan Ettiği Olympos Dağlarında Evlenin'' sloganıyla, 10.10.2010 tarihinde evlenmek isteyenler için yeni bir organizasyon düzenlediklerini belirten Korkmaz, Avrupa ve Rusya'da 100 bine yakın Turizm acentesi ile Türk konsolosluklarına bilgi verildiğini anlattı.
''Yurt dışından evlilik şirketleri ile evlenecek kişilerden Antalya'da evlenmek için yoğun talep var. Özellikle Rusya'dan ilgi büyük. 10.10.2010'da, böyle özel bir tarihte hazırladığımız projeyle evlenecek çiftlere ulaşmaya çalışıyoruz. Evlilik turizminde Antalya'yı başkent yapmak için Wedding City Antalya grubu olarak, iş ortaklarımız olan Avrupa'daki büyük Türk turizm şirketleriyle çalışarak dünya pazarındaki yerimizi almaya çalışıyoruz. Dünya turizminde Avrupa ve Rusya pazarından en fazla turisti Antalya'ya getiren diğer tur şirketleriyle de görüşmelerimiz devam ediyor.''
Yabancılar Antalya'da evleniyor

Türkiye-Irak arası tren seferleri başladı

ANKARA - TCDD Genel Müdürlüğü’nden yapılan yazılı açıklamada, Türkiye ile Irak arasında 15 Ekim 2009'da yapılan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi'nde iki ülke arasında tren seferlerinin başlaması yönünde mutabakata varıldığı anımsatıldı.
Gaziantep-Musul arasındaki ilk seferini yapacak yolcu treninin bugün Musul'dan başlayan yolculuğu yarın Gaziantep Garı'nda sona erecek. Tren, Gaziantep Garı'nda törenle karşılanacak.
Açıklamada, iki ülke arasındaki seferlerle ilgili şu bilgilere yer verildi:
"Musul'dan her Salı saat 12.00'de, Gaziantep'ten her Perşembe saat 21.00'de hareket edecek Musul-Gaziantep yolcu treni, haftada bir gün karşılıklı olarak işletilecek. Trenin gümrük ve pasaport kontrolleri de dahil olmak üzere toplam seyir süresi yaklaşık 18 saat olarak planlandı.
Türkiye-Irak arası tren seferleri başladı

Turizmde dünyaya rakibiz

İSTANBUL - Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) ve Turizm Yatırımcıları Derneği (TYD) işbirliğiyle, Ekin Fuarcılık tarafından bu yıl 14. düzenlenen Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı (EMITT), 11-14 Şubat tarihleri arasında İstanbul TÜYAP Beylikdüzü Fuar ve Kongre Merkezi’nde kapılarını açtı.
TÜROFED Başkanı Ahmet Barut, Türkiye’nin bugün artık turizmden pay alan her hangi bir ülke değil, tüm ülkeler için gerçek bir rakip haline geldiğini söyledi.
Türkiye’deki otelleri temsil eden meslek örgütü TÜROFED olarak, ulaşılan büyüklüğe paralel katkı sağlayabilmek için daha fazla güç istediklerini vurgulayan Barut, “Türkiye turizminin geleceğinde daha etkin olmak istiyoruz. Her platformda söylüyorum; sadece manevi değil, maddi katma değer, yani fon yaratmaya hazırız” dedi.
Barut, buna paralel olarak da 2010 yılında, yıllardır beklenen yasal düzenlemelerin hayata geçeceğine inanmak istediklerini belirterek “Umarım önümüzdeki yıl EMITT açılış konuşmasını bu yeni kanunla kurulmuş meslek birliğimizin başkanı yapar” ifadesini kullandı ve şunları söyledi:
“EMITT’te yabancı katılımcı sayısı artıyor, çünkü ITB, WTM fuarlarında da olduğu gibi aynı anda onlarca, yüzlerce partnerinizi bir arada görebiliyorsunuz. Bunda, aldığımız turist sayısı arttıkça, daha fazla ziyaret edilmesi gereken bir ülke haline gelmemizin de etkisi büyük. Öte yandan Türkiye’nin outgoing yani turist gönderme potansiyelinin her yıl yükseliyor olması da bir diğer etkeni oluşturuyor.
Tüm tur operatörlerimiz burada. Çünkü iç turizmin en yoğun gündeme geldiği, yüzbinin üzerinde ziyaretçinin uğradığı bir fuar düzenleniyor burada. Vatandaşlarımız erken rezervasyon terimini ilk defa burada duydu. Oteller yabancıya daha ucuz fiyat vermekle suçlanırken, artık vatandaşlarımız da tatillerini erkenden planlayarak, aynen yabancıların yararlandığı indirimleri kullanabiliyor.. Bu noktada da profesyonellik adına ciddi bir yol katettik.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, yabancı ülkelerde tanıtım yapar gibi, ülkemizde de daha fazla insanımızı tatile teşvik etmek için tanıtım yapmaktadır ve bu bir ilktir.” Türkiye'nin çok kısa sürede, Dünyanın 7. büyük turizm ülkesi olduğuna da değinen Barut, bundan dolayı duydukları gururu şu sözlerle anlattı:
"Bu bizi bir yandan çok sevindirmekte, ama aynı zamanda sorumluluğumuzu da artırmaktadır. Artık Türkiye, turizmden pay alan her hangi bir “ülke” değil, tüm ülkeler için gerçek bir “rakip” olmuştur. Bu nedenle, Otel sahibi, acente, garson, şoför, halı tezgahtarı, belediyeler, bakanlık bürokratı, bakan, meslek örgütleri, kısaca her kesim eskisinden daha iyi hizmet üretmelidir.”
TÜRKİYE BAŞARISINI DOĞAL VE TARİHİ GÜZELLİKLERİNE BORÇLU Mısır Turizm Bakanı Zoheir Garranah, global dünyada turizmin ekonomik açıdan giderek artan bir gelir teşkil ettiğini, buna rağmen bazı ülkelerce yeterince önemsenmediğini belirterek, ''Bu anlamda Türkiye, turizmin önemini idrak eden istisnai ülkelerden biri'' dedi.
Garranah, doğu ile batının birleştiği bir ülke olan Mısır'ın, EMITT'te ''onur konuğu'' olmasından büyük gurur duyduğunu söyledi.
EMITT'in öneminin giderek arttığını, fuarın turizm açısından ülkeler arasındaki uluslararası işbirliğini güçlendirdiğini belirten Garranah, ''Global dünyada turizm, ekonomik açıdan giderek artan bir gelir teşkil etmektedir. Turizm, buna rağmen bazı ülkelerce yeterince önemsenmiyor. Bu anlamda Türkiye, turizmin önemini idrak eden istisna ülkelerden biri'' diye konuştu.
Zoheir Garranah, Türkiye'nin 100 destinasyon arasında ilk 10'a girdiğini, bunun bir tesadüf olmadığını, bu başarıyı doğal ve tarihi güzellikleriyle elde ettiğine dikkati çekti.
Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığının son yıllarda yaptığı başarılı çalışmaların da bunda etkisi olduğunu dile getiren Garranah, Türkiye'de özel ve kamu kurumlarının ele ele vererek turizme önemli bir ivme kazandırdığını kaydetti.
Turizmde dünyaya rakibiz

Mersin 12 ay turist ağırlayacak

MERSİN - İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Çalışkan, Mersin'in, oluşturulan yatırım altyapısı ve turizme tahsis edilen yeni alanlarla turizm sektöründe her geçen gün geliştiğini söyledi.
Sahil bandı, bakir alanları, turizmi çeşitlendirme çabaları, tarihi ve kültürel değerleriyle yöre halkının turizme yönelik olumlu bakışının Mersin'i turizmde hak ettiği yere taşıyacağına inandığını belirten Çalışkan, özellikle yeni tahsis edilen alanlardaki yatırımların tamamlanmasıyla büyük eksiklik olarak nitelendirilen yatak kapasitesinin artırılacağını ifade etti.
Mersin'deki 8 turizm bölgesinde, önümüzdeki birkaç yıl içinde yatırımların tamamlanması ile 7 bin 500 civarındaki yatak kapasitesinin 32 bin seviyesine çıkartılmasının hedeflendiğini vurgulayan Çalışkan, bu projelerin en önemlilerini ise Tarsus-Kazanlı Sahil Bandı ile Karboğazı Kayak Merkezi projelerinin oluşturduğunu kaydetti.
Tarsus-Kazanlı Sahil Bandı Projesi'nde çalışmaların bittiğine işaret eden Çalışkan, şöyle konuştu:
''Önemli firmaların yatırım yapacağı bu bölgede, ilimize 7 bin 600 yatak kapasitesi daha eklenecek. Uluslararası standartlarda 2 golf sahası, bir kongre merkezi, bir Sağlıklı Yaşam merkezi ve günü birlik tesis yatırım belgelerinin verildiği alanda yatırım belgesi alan 5 firma inşaat çalışmalarına önümüzdeki günlerde başlayacak. Ayrıca 13.8 kilometre uzunluğunda ve 25 metre genişliğinde D-400 kara yoluna bağlantı çalışmaları sürüyor.''
KIŞ TURİZMİÇalışkan, ayrıca Mersin Tarsus Gülek Karboğazı Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi'ndeki kayak merkezi projesinin, Gülek Belediyesinin çalışması ile son şeklini aldığını ifade ederek, ''Yapılacak imar planının bakanlığa sunulup onay alınmasıyla burası da yatırımcılara açılacak. Her iki projenin hayata geçmesinin ardından aralarında bağlantı sağlandığı takdirde gerek deniz-kum, gerek yayla, gerekse kış turizmi açısından konsept oluşturarak yılın 12 ayı turist ağırlayabileceğiz'' diye konuştu.
Tarsus'tan Anamur'a kadar olan bölümde belirlenen turizm bölgelerinde de çalışmaların sürdüğüne dikkati çeken Çalışkan, şöyle devam etti:
''Silifke-Narlıkuyu-Akyar, Silifke-Taşucu-Boğsak, Silifke-Ovacık, Aydıncık-Ortaburun mevki, Anamur-Melleç gibi turizm merkezlerinin bazılarında çalışmalar sürerken, bazılarında da çalışmalar tamamlanmak üzere. Buraların projeleri tamamlandığında yatırımcılara açılacak. Ayrıca, Mezitli, Çamlıyayla, Erdemli, Silifke, Bozyazı ve Anamur ilçelerinde yatırım için belge alan firmalar bulunuyor. Tüm bu yatırımlar tamamlandığında en önemli sıkıntıların başında gelen yatak kapasitesi sorunu önemli oranda giderilecek.''
Eskiden kente yatırım yapmak isteyen yatırımcıya gösterecek yer bulmakta sıkıntı çektiklerini dile getiren Çalışkan, Vali Hüseyin Aksoy'un bu konuda ''düğmeye basmasıyla'' gerek turizm merkezleri, gerek turizm gelişim ve koruma bölgelerindeki çalışmaların ivme kazandığını sözlerine ekledi.
İNANÇ TURİZMİÇalışkan, Vatikan tarafından geçen yılın ''St. Paul Yılı'' ilan edilmesinin ve St. Paul'ün Evi ve St. Paul Kuyusu dolayısıyla Tarsus'un ''İnanç Turizmi'' açısından öneminin daha da arttığına işaret etti.
Burayla ilgili de çalışmaların sürdüğünü belirten Çalışkan, şunları kaydetti:
Mersin 12 ay turist ağırlayacak

Bu da Türk usulü suşi

BARTIN - İnkumu Tatil beldesinde Otel işletmecisi Işıl Işık, Japon mutfağını öğrenmek amacıyla İstanbul Mutfak Sanatları Akademisi'nde 15 gün kurs görmesinin ardından Suşi yapmayı öğrendi.
Şuşinin fazla tercih edilmemesi üzerine Işıl, suşiyi hamsi kullanarak yapmaya başladı. İlk önce çalışanlarına tattıran işletmeci, beğenilmesi üzerine hamsi şuşiyi restoranının menüsüne dahil etti.
Suşiyi hazırlamanın ve yemenin çok keyifli olduğunu anlatan Işık, şunları söyledi:
SADECE ÇİĞ BALIKLA YAPILIYOR DİYE BİLİNİYOR AMA BU YANLIŞ''İstanbul'da öğrendiğim suşiyi Karadeniz'e uyarlamak istedim. Onun için de içine hamsi koyarak denedim. Ayrıca, suşi genelde hep çiğ balıkla yapıldığı biliniyor. Ama bu yanlış, sadece çiğ balıkla yapılmaz. Bunu insanlara göstermek istedim. Şimdilik küçük denemelerle müşterilerimize sunmaya çalışıyoruz.
HAŞLANMIŞ VE KIZARMIŞ HAMSİ Nori denilen yosunun içine haşlanmış ve kızarmış hamsi koyarak suşi yapıyorum. Türklerin damak tadına uygun baldo pirinç kullanıyorum. Japonların meşhur pirinç sirkesi, toz şeker ve tuzla birlikte işlem uyguluyorum. Daha sonra da hamsiyle birlikte yosunu rulo yapıyorum.''
Bu da Türk usulü suşi

Her derde deva mavi yengeç

SİLİFKE - Doğu Akdeniz sahillerinde bol miktarda avlanan ancak, bugüne kadar sadece turistler ve sosyo-ekonomik seviyesi yüksek kesim tarafından tercih edilen mavi yengeci, Mersin'de, yerli halkın da keşfettiği, daha önce bu deniz ürününe tiksinti ile bakanların şimdi severek tükettikleri bildirildi. Yüksek protein değeri, doymamış yağ asitleri ve yararlı mineralleri ile Avrupa ülkelerinde bolca tüketilen, Türkiye'de ise sosyo ekonomik seviyesi yüksek ''sosyete'' diye tabir edilen kesim tarafından tercih edilen mavi yengeci, Mersin sahillerindeki lokantalarda artık yöre halkı da keşfetti. Bu sezon Doğu Akdeniz'de bol miktarda avlanan mavi yengeç, mersin sahillerindeki lokantalarda kilosu 20 lira, porsiyonu 4-5 liradan satılıyor. Mersin'in şirin Tatil yörelerinden Silifke ilçesine bağlı Taşucu beldesinde balık restoranı işletmeciliği yapan Ali Mavili, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Göksu deltasındaki Akgöl'de yakaladıkları mavi yengeçleri müşterilerine meze olarak ya da porsiyon halinde sunduğunu söyledi. Mavi yengecin Doğu Akdeniz'in en büyük zenginliği olduğunu, doğal denge bozulmadığı sürece bu zenginliğin devam edeceğini anlatan Ali Mavili, ''Özellikle bu sezon ağlarımız dolu döndük. Balıktan çok mavi yengeç satmaya başladık. Çünkü, yöre halkı daha önce tiksintiyle baktığı yengeci şimdi severek tüketiyor. Artık sadece turistlere değil yerli halka da satış yapabiliyoruz'' dedi. Mavili, kendisinin de mavi yengeci ilk kez 1980'li yıllarda tattığını belirterek, şunları söyledi: ''Ben severek yerken arkadaşlarım bana şaşıyorlardı. O günden bu güne lokantaya gelen herkese, özellikle de yöre halkına lezzeti ve protein değeri ile eşi bulunmayan bu balığı tüketmesi için ısrarcı oldum. Şimdi artık bu yörede mavi yengeci sevmeyen kalmadı. Mavi yengeci, meze olarak mutlaka lokantamda bulunduruyorum. Tüketmek istemeyenlere mutlaka tattırıyor, düşüncelerini öğreniyorum. İsteyenlere haşlama ya da kızartma olarak sunuyorum. Ama daha çok kızartması tercih ediliyor. Izgaraya konan mavi yengeçler, kömür ateşinde kısa sürede turuncu bir renk alıyorlar. Etleri ise piştikçe beyaz bir şekilde ortaya çıkıyor. Yengeç porsiyonları özel sosu ve salatası eşliğinde sunuyoruz. Ancak, yerken ayakları ve gövdesi oldukça sert olan yengeçler için özel olarak makas benzeri kırma aleti de veriyoruz.''
Her derde deva 'mavi yengeç'

Patronlar işe nasıl başladı?

İSTANBUL - Kimisi doğuştan şanslı, önüne her türlü imkan sunulmuş, kimileri de dişleriyle tırnaklarıyla kazıyarak gelmişler bugünlere. Bazıları çocuk yaşta çalışmak zorunda kalmış, bazılarınınki ise tam bir girişimcilik öyküsü...
Milliyet'in haberine göre; Altur'un sahibi Abdurrahim Albayrak, Almanya'da biriktirdiği paralarla İstanbul'a gelip minibüsçülük yapmış. Reis Gıda'nın sahibi Mehmet Reis, 7 yaşından itibaren bulaşıkçılık, çaycılık ve Ramazan davulculuğu da dahil pek çok işte çalışmış. Intercity Rent a Car'ın sahibi Vural Ak, bir nalburda tezgahtarlık ve şoförlük yapmış. Richmond otelleri ve Capitol'un sahibi Mustafa Aksoy bir kunduracıda çalışmış, Xerox'un genel müdürü Mehmet Sezgin tezgahtarlık ve garsonluk gibi bir sürü iş yapmış. Finansbank'ın ve Fiba Grubu'nun kurucusu Hüsnü Özyeğin ise ABD'de üniversitede okuduğu dönemde çalışmış. Harvard'da hamburger satan bir büfe işleten Özyeğin, hayatta ilk gerçek işinin bu olduğunu söylüyor.
Hepsi bugün geldikleri pozisyonlarda ilk işlerinin çok önemli olduğunu söylüyorlar. İş adamları ilk iş deneyimlerini anlattılar.
KOÇ BAKKAL DÜKANIYLA BAŞLADITürk iş dünyasının efsanevi iş adamlarından Vehbi Koç, 1901 yılında Ankara'nın Çoraklık semtinde dünyaya geldi. 1914'te Ankara İdadisi'ne (lise) giren Koç, 15 yaşında İdadi'yi bitirmeden tasdikname aldı.
1917'de dedesiyle ve babasıyla görüşerek esnaflığa başlayan Koç, Karaoğlan Caddesi'nde oturdukları evin altındaki dükkanı bir sandık ayakkabı lastiği, bir sandık şeker, bir kaç teker kaşar peyniri, zeytin, makarna gibi mallarla bakkal dükkánı haline getirdi. Onun görevi, dükkanı açmak, süpürmek, tozlanan malları temizlemek, müşterilerin aldığı malları tartmak ya da saymak, mangalı yakmak, camekanları temizlemekti. Ardından kösele işine giren Koç, sonrasında Otomobil ve Petrol işine girdi.
1938'de Koç Ticaret Anaonim şirketini kurdu. Ardından Demirdöküm, Türkay (şimdiki adıyla Kav), Arçelik, Otosan, Aygaz'ı kurarak hızla büyüdü. 1963 yılında Koç Holding'i kurdu.
Vehbi Koç, 1984 yılında Koç Holding İdare Meclisi Başkanlığı'nı oğlu Rahmi Koç'a devretti ama, çalışmayı bir an bile bırakmadı. 1900'lerde, küçük bir bakkal dükkanından yola çıkan Vehbi Koç, dünya çapında bir topluluk yarattı.
İLGİLİ HABER
Zenginler liginde 28 Türk var
SABANCI PAMUK İŞÇİSİYDİ Sabancı Holding'in kurucusu Hacı Ömer Sabancı 1906 yılında Kayseri'nin küçük bir köyünde doğdu. 13 yaşında babasını kaybettikten bir kaç yıl sonra, talihini denemek için köyünden ayrılan Hacı Ömer, 450 kilometrelik yolu yaya olarak katederek pamuk diyarı Adana'ya göç etti. Yeni hayatına pamuk işçisi olarak başlayan Hacı Ömer, kısa sürede işçi müteahhitliğine başladı, bir iki yılda yaptığı tasarruflarla pamuk ticaretinde mütevazı bir iş kurdu. O dönemde yanında çalışan işçiler Hacı Ömer'i "Ağa" diye çağırmaya başladılar.
Hacı Ömer Sabancı önderliğinde sonraki yıllarda sırasıyla Akbank, Bossa un ve çırçır fabrikası, Bossa Tekstil fabrikası, Oralitsa, Aksigorta ve Teknosa kuruldu.
ÖZYEĞİN'İN İLK GERÇEK İŞİ BÜFE İŞLETMECİLİĞİYDİFinansbank'ın kurucusu Hüsnü Özyeğin, 1 Nisan 2009'da Capital'den Rauf Ateş'e verdiği röportajında ilk işine 6 yaşında dedesinin mağazasında çıraklık yaparak başladığını söylüyor. Robert Kolej'de okuduğu dönemde ise İstanbul'a gelen bir Japon fuar gemisinde tercümanlık yapmış. ABD'de Oregon Eyalet Üniversitesi inşaat Bölümü'nde okuyan ve Harvard'da master yapan Özyeğin, Amerika'da Eğitim gördüğü dönemde yaz kış çalışmış. İnşaat mühendisliği stajyerliğinden, garsonluğa pek çok işte çalışmış.
İLGİLİ HABER
3 milyar dolarla en zengin Türk
İlk işini ise Harvard'daki ikinci yılında kurmuş. Harvard'da bir snack Bar (büfe) çalıştıran Özyeğin, hayatta ilk gerçek işinin bu olduğunu söylüyor. Özyeğin, "Üniversitede birkaç iş vardı. Biri Gazete dağıtmaktı. Bir kiosk vardı, Sigara falan satılırdı. Bir başkası hafta sonlarında talebelere hamburger falan satan snack bar'dı. Haftasonları üniversite kampusunda yemek olmazdı. Talebeler için kabus gibiydi, doğal olarak bu snack bar'a gelirlerdi. İşte ben burayı işletmiştim. Hayatta ilk gerçek işim buydu" diyor.
Özyeğin gençlere şu tavsiyede bulunuyor:
"Bir kere çok çalışmaları lazım. Hiçbir şey çalışmadan olmuyor. Meraklı olmaları, okumaları lazım. Sadece üniversitede okumaktan söz etmiyorum. Çevrelerini iyi takip etmeleri gerek. Üniversite hayatında çok iyi bir network, arkadaşlık, dostluk kurmaları lazım. Bunlar, iş hayatında çok önem kazanan şeyler oldu. Sabırlı olmaları, yılmamaları da önemli. Yüz metre değil, maraton koşmaları lazım. Hayat da bir maraton aslında. Yaşlandığınızda hayat kısa geliyor, ama aslında hayat çok uzun. Maraton koşmaları lazım."
AKSOY KUNDURACI ÇIRAĞIYDI, TURİZMİN PATRONU OLDURichmond otelleri ve Capitol Alışveriş Merkezi'nin sahibi Aksoy Group'un kurucusu Mustafa Aksoy henüz 11 yaşındayken kunduracı çırağı olarak atıldı iş hayatına. Askere gidene kadar da Kapalıçarşı'da bu ayakkabıcı dükkanında çalıştı.
Aynı zamanda akşamları ingilizce ve daktilo kurslarına giderek kendini geliştiren Aksoy, o günleri şöyle anlatıyor:
"O zaman Küçükçekmece'de otururduk, iş çıkışı kursa gider gece 1'de eve gelir, sabah 7'de tekrar işe koyulurdum. 3-4 yıl böyle kurslara gittim. Lisan öğrendim."
Aksoy, askerden sonra çalıştığı yer olan Kapalıçarşı'ya dönüp, deri ceket alan turistleri gördüğünde deri dikip satan bir mağazada tezgahtar olarak işe başladı, 6 ay sonra patrona gidip dericilik yapmak istediğini söyledi. Patronu 5 mağazasından birisini Mustafa Aksoy'a tahsis etti, ona sermaye de verdi, bu sayede Mustafa Aksoy dericiliğe başladı. Aksoy, dükkan hanın içinde olduğundan Kapalıçarşı'ya gidip turistleri çevirerek onları içeri girmeye ikna etmeye çalışıyordu. İlk ihracatını 1974'te ABD'ye yaptı. Kapalıçarşı'da tesadüfen tanıştığı bir Amerikalı mağazacıya deri ceket ihraç eden Aksoy, ardından Almanya'da ihracata başladı. Bu sırada derici dükkanındaki hissesi yüzde 20'den yüzde 50'nin üstüne çıkınca ayrılıp kendi işini kurdu. 1977'de Beyazıt'ta bir mağaza açarak kumaş konfeksiyon işine girdi. Sık sık kendisinden alışveriş yapan Rahaat isimli bir Iraklı ile tanıştı. Onun ısrarıyla, 1978'de Türkiye'nin de ilk kez katıldığı Uluslararası Bağdat Fuarı'na katıldı.
"Irak'ta her ailede 5 çocuk var, o nedenle hep çocuk kıyafetleri gönderdim. Fuarda 250 bin dolarlık hayatımın ilk büyük siparişini aldım. Sevine sevine Türkiye'ye geldim. Böylece 7 yıl boyunca, buraya konfeksiyon ihraç ettim. İhracatta 5 milyon doları geçtiğim için 9 yıl boyunca İTO'dan altın madalya aldım."
Aksoy, ihracattan kazandığı parayı gayrimenkule yatırıyordu. 1988'de İstiklal Caddesi'ndeki Richmond Otel'in arsasını aldı. O zaman iş hanı yapmayı planlıyordu, turizmin t'sinden bile haberi yoktu. Tam da bu sırada turizme teşvik indirimleri başladı. Aksoy bu indirimlerden yararlanmak için binayı otele çevirdi. Hemen yanındaki binayı da katarak 1992'de Richmond İstanbul Otel'i açtı.
Ardından Pamukkale'de yarım kalmış 350 odalı bir oteli satın alıp, yanındakiyle birleştirerek 1993'de Richmond Pamukkale Thermal'i, 1995'de Richmond Efes'i, 2000'de Richmond Pamukkale Spa'yı ve Richmond Nua Wellness Center'ı açtı. Bu arada 1979'da aldığı arsalardan biri de Capitol Alışveriş Merkezi'nin arsası oldu. Galeria'dan esinlenen Aksoy 18 Eylül 1993'de Türkiye'nin ikinci alışveriş merkezini açtı.
ALBAYRAK İŞE BİR MİNİBÜSLE BAŞLADI Bugün 8 bin araçlık filosuyla 100 bin çalışana personel taşıma hizmeti veren Altur'un patronu Abdurrahim Albayrak, çocukluğundan beri çalışmış, para kazanmak için yapmadığı iş kalmamış. Kendi deyimiyle para kazanma hırsı onun geninde var.
Albayrak, 1954 yılında Rize'de doğdu. On yaşından itibaren hem okula gitti hem de Okul çıkışı ve Tatil günlerinde babasının bakkal dükkanında satış yapıp, briket atölyesinde briket kesti. Aynı zamanda simit ve kestane sattı. 1968 yılında babası Almanya'ya gidince, "bak babası Almanyaya gitti kendisi akşama kadar top oynuyor, akşama kadar kahvehanelerde oturuyor" demesinler diye daha çok çalıştı. Evlerinin önündeki dereden çakıl çıkartıp, sepetle sırtında taşıdı, bunlarla tekrar briket ve künk kesti. 15 yaşına geldiğinde kendi kamyonlarıyla Rize merkeze kum ve çakıl götürmeye başladı. Babası Almanya'dan Türkiye'ye dönünce oğlunun yaptıklarına inanamayıp hayretler içinde kalmış.
Abdurrahim Albayrak o günü şöyle anlatıyor:
"Atölyemizin bahçesinde 15 bine yakın briketin istif halinde hazır olduğunu görünce çok duygulanarak beni iki yanağımdan öptüğü anı hiç unutmayacağım. O hırs ve azimle babam atölyeyi çok iyi paraya satıp, beni Almanya'ya işçi olarak götürebilmek için mahkeme kararıyla yaşımı büyüttü."
Babasıyla Almanya'nın Frankfurt şehrine giden Albayrak, şehre varınca yaşadığı şaşkınlığı şöyle anlatıyor:
"Muzu tanımıyor çikolatayı bilmiyordum. Hele hele hayatımda alafranga tuvalet görmemiştim, hatta defalarca babama tuvaleti sormama rağmen içeri gidip tuvalet göremediğimde sıkıla sıkıla babama tekrar sordum; o ilk gün çok zor anlar yaşamıştım."
Abdurrahim Albayrak, Almanya'da inşaatlarda demir işçisi olarak çalışmaya başlamış, paydostan sonra her akşam 2 saat mesai yapıp inşaatın el arabası, kürek vb. aletlerinin temizliğini yapıyor, daha sonra barakaya giderek babasına taze fasulye, kuru fasulye, pilav gibi yemekler hazırlıyor, babasıyla kendinin çamaşırlarını yıkayıp kurutuyordu. Cumartesi pazar günleri ise evlere gidip bahçe düzenlemesi, badana gibi işler yapıyor ve bunun karşılığında peşin para alıyordu. Ay sonunda babasından çok para kazanıp parasını bankaya yatırıyordu.
Uzun zaman sonra Türkiye'ye dönmek isteyince babası karşı çıkmış, ama o ısrarla Türkiye'de de bu şekilde çalışarak çok para kazanacağını söyleyerek Türkiye'nin yolunu tutmuş. Dönünce Almanya'da biriktirdiği parasıyla İstanbul Habibler'de bir arsa satın almış. Vatani görevini tamamlamak için askere giden Albayrak, askerde de boş durmamış. Askerlerin ayakkabılarını boyayıp para kazanmış.
Askerden sonra, baba ocağına dönüp bir minibüs satın alan Albayrak, taşı toprağı altın diyerek İstanbul'un yolunu tutmuş. Edirnekapı, Beşyüzevler, Sultançiftliği, Habibler, Kayabaşı ve Şamlar hattında çalışmaya başlamış. Sabah 6'da kalkıp gece 12'ye kadar çalışıp bin lira kazanmadan yatmamayı kendine şart koymuş. Bu parayı ertesi gün bankaya yatırıyor ve 30 günde 30 bin lira biriktiriyormuş. 13 ay sonra babası Almanya'dan izne gelip de banka cüzdanını görünce şaşkınlığını gizleyememiş ve ertesi gün borçsuz bir minibüs satın almışlar. 8 ay sonra üçüncü minibüslerini satın almışlar.
Patronlar işe nasıl başladı?