Showing posts with label Kapadokya. Show all posts
Showing posts with label Kapadokya. Show all posts

Saturday, April 10, 2010

Baharın ilk tatilini yapmak isteyenler...

İSTANBUL - EtsTur Kültür Turları Müdürü Serdar Eşmeli, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı hafta sonuyla birleştirmek isteyenlerin, farklı yörelerin tarih, Eğlence, Müzik ve yemek kültürünü tanıtan ''Anadolu Kültür Turları''nı tercih edebileceğini söyledi.
Likya, Safranbolu-Ilgaz-Amasra-Bartın ya da Assos, Bozcaada, Foça, Ayvalık, Cunda gibi yerlerin kültür turları kapsamında ilgi gördüğünü belirten Eşmeli, şu bilgileri verdi:
- Adını tarihi Likya uygarlığından alan ve Muğla yöresine yönelik gerçekleştirilen tur 22 Nisanda başlayacak. Misafirlerimizi Dalyan'ın rahatlatıcı doğası karşılayacak. Dalyan'daki ilk tekne turuyla birlikte Ölüdeniz ve Kelebekler Vadisi ile 12 Adalar tekne turları sizi maviye doyuracak. Bu özel turla hem Kral Mezarları'nı gezebilecek hem de caretta carettaları görebileceksiniz. Üç gece Otel konaklamalı turun fiyatı 271 TL'den başlıyor.
- Dünyanın sayılı güzelliklerinden olan Kapadokya, kültür turları kapsamında ilgi görüyor. 22 Nisan akşamı yola çıkarak, peri bacaları arasında dolaşabilir, balonla yöreyi yukarıdan inceleyebilir, yer altı mağaralarının ilgi çekici hikayesini öğrenebilirsiniz. Turun fiyatı 330 TL'den başlıyor.
- Karya turuna çıkanlar, Efes Antik Kenti'nin ilgi çekici hikayesini dinleyebilir, ünlü Şirince Şarapları'nı tadabilir ve Azmak Çayı'nda tekne turuna çıkabilir. Üç gece otel konaklamalı turun fiyatı 229 TL'den başlıyor. - Safranbolu-Ilgaz-Amasra-Bartın'ı kapsayan Bitinya turunun çok sıcak olmayan bir dönemde gezginlere yeni yerler keşfetme fırsatı veriyor. 23 Nisanda yola çıkacak üç gece otel konaklamalı turun fiyatı 330 TL'den başlıyor.
- Yüzyıllardır şifa dağıtan Pamukkale de güzel bir Tatil alternatifi olabilir. Bu turun fiyatı ise 329 TL'den başlıyor.
YURT DIŞI TATİL FIRSATLARI 23 Nisan tatilinde yeni ülkeler görmek isteyenler için de farklı seçenekler bulunuyor.
- Gösterişli katedraller, kuleler, köprüler ve müzeler arasında keyifle geçecek Prag turu, 22 Nisanda başlayacak ve üç gece sürecek. Fiyatlar ise 299 euro'dan başlıyor.
- Yunanistan'ın en gözde üç şehri, Selanik, Atina ve Kalambaka'nın bahar aylarında görülmeye değer... 20 Nisanda hareket edecek turun fiyatı 299 Euro'dan başlıyor.
- İtalya'nın sıcak kültürünü tanıma fırsatı sağlayan Roma turu da 22 Nisanda başlayacak ve turun satış fiyatı ortalama 499 Euro.
ÇOCUKLARIYLA TATİL PLANI YAPAN AİLELER İÇİN BİRKAÇ ÖNERİ - Tunus turu 22 Nisanda hareket edecek. Üç gece, beş yıldızlı otelde yarım pansiyon konaklama transferler, Türkçe rehberlik hizmeti dahil paket fiyatı kişi başı 349 Euro'dan başlıyor.
- Filler adası Sri Lanka'da çocuklarınızla farklı bir kültürü keşfedebilirsiniz. 20 Nisanda yola çıkacak ve yedi gece sürecek turda, beş yıldızlı otellerde 999 Euro'dan başlayan fiyatlarla konaklayabilirsiniz.
Baharın ilk tatilini yapmak isteyenler...

Wednesday, February 17, 2010

Kapadokya da balon turlarına ilgi arttı

Bölgede 10 firma 45 balonla hizmet veriyor. Yaz aylarında müşteri sayısının artması nedeniyle bazı firmalar kiraladıkları balonları da kullanıyor.



Türk Hava Kurumunun dönem dönem düzenlediği balon pilotu kursuna katılanlar, 22 saatlik Eğitim uçuşunun ardından tecrübeli bir balon pilotunun denetiminde 170 saat ticari uçuş yaptıktan sonra Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünden onaylı ticari balon pilotu uçuş belgesi alabiliyor. Balonları sadece sertifikalı pilotların kullanmasına izin veriliyor.



Özel bir firmanın uçuş koordinatörü Metin Kayhan, balon turlarının her geçen yıl daha fazla ilgi gördüğünü söyledi.



Balon turlarına katılanlardan 150 ile 230 avro ücret alındığını,grup indirimi de yapıldığını ifade eden Kayhan, şöyle konuştu:



''Balon turlarına 2008 yılında 120 bin kişi katılmıştı. 2009 yılında bu sayı 150 bine ulaştı. Bölgeye gelen yabancı turistler, balon turlarına büyük ilgi gösteriyor. Turistleri kaldıkları otellerden cip ve minibüslerle uçuş bölgesine getirip kahvaltı ikramından sonra balonla uçuruyoruz. 1 saat süren kısa turlar için 150 avro, 1.5 saat süren uzun turlar için ise 230 avro ücret alınıyor. Turistlere grup indirimi de yapılıyor.''

Kayhan, genelde Göreme beldesinden kalkan balonların rüzgar yönüne göre Zelve, Paşabağları veya Uçhisar yakınlarına indiğini belirterek, ''İniş yapıldıktan sonra tura katılanlara şampanya ikram edip uçuş sertifikası veriyoruz. Balon turlarına katılanların yüzde 95'i yabancı turistler. Yerli turistler fiyatlarımızı biraz pahalı buluyor'' dedi.



İngiltere, İspanya ve Rusya'dan ithal edilen balonlarla düzenlenen turlara katılanlar, sabah güneşin doğmasına yakın saatlerde havalanıp Kapadokya bölgesinin eşsiz peri bacalarını ve ilginç yeryüzü şekillerini havadan izleme imkanı buluyor. Balonlar, büyüklüklerine göre 3-36 yolcu taşıyabiliyor. Balon turlarına ilginin artırılması için zaman zaman balonda nikah kıyılması, balon pilotunun ''Noel Baba'' kıyafeti giymesi, yılbaşında balonda dansöz oynatılması gibi değişik etkinlikler de düzenleniyor.
Kapadokya'da balon turlarına ilgi arttı

Salyangoz simgeli Umbria güzeli


Üç yıl aradan sonra İtalya’da olmanın keyfi anlatılamaz benim için. Toscana güzelliklerini doyasıya yaşamıştım geçen gezimde ve ruhum selvilerin dallarına asılı kalmıştı. Nice çeşmelere para atmıştım kısa zamanda dönebilmek için. Lazio ve Umbria tanrıları kabul etti dualarımı. Kış günü yolunuzu İtalya’ya çevirirseniz Roma yakınlarındaki Orvieto’yı görmeden dönmek seyahatinize haksızlık olur. Orvieto, Dünyanın en önemli ortaçağ miraslarından, İtalyan “Yavaş Şehir”lerinin en önemlilerinden. Yaşanılır şehirler yaratmak fikrinden yola çıkan “Yavaş Şehir” akımı, küçük kentlerin geleneksel yapılarını, sıkı kurallarla korumaları gerektiğini savunuyor. Bugün dünyada sayıları 91’e yükseldi. Amaç, Modern ile geleneksel arasında, kaliteli yaşamı destekleyen bir denge oluşturabilmek. Yavaş şehirli olabilmenin en önemli kuralları gürültü kirliliğini ve trafiği kesmek, yeşil alanları, yaya bölgelerini artırmak, yerel üretim yapan çiftçilerle bu ürünleri satan dükkan ve lokantaları desteklemek, yerel sanatı ve zanaatı korumak. Bu küçük şehirlerde, süpermarket ya da McDonald’s sakın aramayın, bulamazsınız.Orvieto, geniş Paglia Vadisi’nin ortasında bir ada gibi yükselen volkanik tüf birikimlerinin üzerinde, yassı platoya kurulmuş. Puslu bir havada Roma-Floransa otobanından baktığınızda, köpüklü dalgalar arasında ilerleyen bir Savaş Gemisi gibi görünür. Eteklerinde üzüm bağlarıyla donanmış arazilerle buluşur.Roma Termini Garı’ndan Orvieto’ya trenle 1,5 saatte, gidiş-dönüş 11-13 Euro’ya ulaşabilirsiniz. Otobüs bir başka seçenek. (www.atcterni.it/). Şehir merkezine 1888’de yapılan, 1990 yılında yenilenen finüküler, 580 metre uzunluktaki raylı yoldan sizi 157 metre yuksekliğe üç dakikada çıkarır. Bundan sonrasını yürüyerek veya bisikletle dolaşabilirsiniz.SÜNGER TAŞINDAN BİNALAR, SOKAKLARÖnemli bir Etrüsk kenti olan Orvieto, çanak çömlek endüstrisi nedeniyle Roma zamanında da önemini sürdürmüş. Roma yıkılınca Vizigotların akınına uğramış. 12. yüzyılda kendini yöneten bir komün olarak kardinale bağlanıp, Papalık şehri olmuş. 1860’da İtalya Birliği’ne katılıyor. 15. yüzyıl sonunda sivil yenilenme geçirip, eski bölgelerde düzenli bir şekil oluşturuluyor Orvieto’nun tarihi bölgesinin görüntüsü o zamandan günümüze korunmuş. Dar kemerli ortaçağ sokakları, evler tüf (sünger taşı) ve bazalt taşından yapılmış. Sarımsı renkte.Merkezde, Orvieto Katedrali’nin bulunduğu Doumo Meydanı sade, orantılı. Sol köşedeki ortaçağdan kalma saat kulesinin tepesinde çan ve heykel bulunuyor. Duomo’ya çıkan dar caddeler el ürünleri satan hediyelik eşya mağazalarıyla dolu. Seramikler, toprak kaplar, tahta oyma oyuncaklar, demirden yapılmış hediyelikler, Şarap mağazaları... İsteseniz de eliniz boş dönemezsiniz Orvieto’dan. Sofralık Rosso şarabının iki şişesini altı Euro’ya almamak zaten düşünülemez. İmzalı seramik çanaklar boy boy. El yapımı çikolata dükkanından eli boş dönmek imkansız. İnanın gözünüz doyacak şehrin renkli sokaklarında. Soliano Sarayı’nın 1. katında Emilio Greco Müzesi’ni gezin. 1995’te ölmüş heykel sanatçısının grafik çalışmalarını da izleyebilirsiniz. Katedralin karşısında Palazzo Papale (Papalık Sarayı) 1200’lerde yapılmış, en zarif binalardan biri, içinde Arkeoloji Müzesi’ni gezebilirsiniz. Etrüsk, Korint, Yunan vazoları ayrıca bronz savaş aletleri, başlıklar, kalkanlar sergileniyor.KAPADOKYA BENZERİ YERALTI ŞEHRİOrvieto ile Kapadokya arasındaki benzerlik şaşırtıcı. Halkı, volkanik platonun doğasını 3 bin yıl boyunca iyi kullanmış. Yeraltında tüneller, pasajlar, atölyeler, kuyular, su sarnıçları inşa etmiş. Yeraltındaki şehir 1970’lerde, toprak kayması sonucu bulunmuş. “Orvieto’nun altı bomboş” sözünün doğruluğu ortaya çıkmış. Etrüskler yağmur suyunu tutmak, dağıtmak amacıyla kanallar yapmış. 264’te, tam iki yıl kuşatmaya bu sistem sayesinde dayanmışlar.Çok sayıda odalar tünellerle bağlı birbirine, penceler var, mağaralar bir takım alet tamirinde kullanılan yerler, depolama yerleri olarak yapılmış. Yer altında ortaçağdan kalma bir zeytin presi, değirmeni bulunmuş. Asil ailelerin çoğu, şehir kuşatıldığında evlerindeki gizli tünelle surların eteklerine ulaşıyormuş. San Patrizio Kuyusu, finüküler istasyonuna yakın panoramik terasın kenarında. 1527’de, Papa VII. Clements tarafından inşasına başlanmış. 10 yılda tamamlanmış. Kuşatmalara karşı sarnıç işlevi gören kuyu, 62 metre derinliğinde. MÖ 5.yüzyılda yapılan Belvedere Tapınağı, şehirdeki tek Etrüsk kalıntısı. Etrüskler zamanında başlayan sur yapıları her dönemde onarım geçirmiş. Kent surları eski çağlarda tüf kayalıklarının doğal halinden oluşmuş olmalı, koruma amacıyla daha sonra duvarlar daha da yukseltilmiş. Albornoz Kulesi’nden vadiyi, doğanın renklerini seyretmelisiniz.Piazza del Popolo, 13. yy gotik-romanesk stilde yapılmış. Umbria Kış Caz Festivali’ne ev sahipliği yapan güzel binalardan biri. Şehir Festival nedeniyle ocak ayında çok canlı. Meydanda pazar kuruluyor. Cumhuriyet Meydanı’ndaki Gotik Belediye Binası 16. yüzyılda yapılmış. Gün batarken meydanın sokak lambaları yağmur damlalarıyla ışıldıyor.
ORVIETO VE YORTULARI
Etrüsk döneminin ruhani merkezi Orvieto, Hıristiyan dünyası için önemli iki yortunun da başladığı yer. 1263’te bir papaz Roma’ya hacca gider. Dönerken yolda Santa Cristina Kilisesi’nde ayine katılır. Ekmekten sunağın örtüsüne kan damladığını görür. Papa örtünün Orvieto’ya getirilmesini ister. Corpus Christi (İsa’nın bedeni) yortusunu başlatır. Hem rahipler hem de kasaba halkı bu örtü için değerli bir mabet yapılması konusunda anlaşır. 1290’da yapımına başlanan ve bugün İtalya’nın en büyük katedrallerinden biri olan yapı, görkemli mimarisi, iç ve dış cephelerindeki işlemeleriyle dikkat çekiyor. 1960’da restorasyondan geçmiş. Geçmişte Papa, Corpus Cristi yortusunda kente gelip, kanlı örtüyü sokakta taşıyormuş. Bugün ortaçağ giysili kalabalıklar yürüyüş yapıyor. Yortu bu yıl 3 Haziran’da kutlanacak. Diğer önemli dini kutlama Palombella (Beyaz Güvercin) Yortusu, Orvietolu bayan asilzadenin vasiyetiyle başlatılmış. Paskalya pazarından 50 gün sonra kutlanıyor. Katedral önüne gotik tarzda içinde Meryem, Havarilerin figürleri bulunan ayaklı seyyar bir tapınak konuyor. Üzerine çelik tel geriliyor, kutsal ruhu temsil eden beyaz güvercin figürü kayarak geliyor, havai fişek gösterisi yapılıyor.
Salyangoz simgeli Umbria güzeli

Wednesday, December 23, 2009

Her fotoğrafımın bir öyküsü var


Çağını belgelemeyi misyon edinen fotoğrafçı, geçen hafta İFSAK’ın galerisinde “Dünyada Zaman” başlıklı bir Sergi açtı. Son 10 yılda çektiği fotoğrafların yer aldığı sergi 8 Ocak’a kadar açık. “Ülkelerden Esintiler” ve “Dünyada İnsan Halleri” bölümlerinden oluşuyor. Fotoğraflar ayrıca www.ibrahimzaman.com sitesinden de görülebiliyor. “Seyahate çıkarken yanımda en az 100 kutu Film taşırım” diyen İbrahim Zaman, sergideki üç fotoğrafın öyküsünü anlattı.
METEORA MANASTIRLARI
600 metredeki kartal kayası
Yunanistan’ın Kalambaka (Kalabaka) şehrine çok yakın olan Meteora bölgesine 2005’te gittim. Neredeyse yerden 90 derece açıyla yükselen bu dev taş blokların üzerine 9. yüzyılda manastırlar kurulmuş. O dönemde Din adamları sepetler ya da çıkrıklarla inip çıkartılırmış. Zaten o dönemde başka türlü de ulaşmak mümkün değildi herhalde. Kalambaka’dan Meteora’nın belli bir noktasına kadar otomobille gidilebiliyor. Ardından yaklaşık 500 metre yürünüyor. Kayaların yanına vardığınızda döne döne giden taştan merdivenler gördük. Yaklaşık 200 basamak çıkınca bir platformla karşılaştık. Burası ilk aşama. Kimisinde 600 basamağa kadar çıkılabiliyor. Ama aşağıya baktığımda, ne kadar yüksek olduğunu gördüğümde ayak bileklerim sızladı. Her etapta fotoğraf çektim. Bu fotoğrafı da mekânı anlatmak amacıyla dışından, başka bir yükseltiden çektim. Devasa, anıtsal, yontulmuş gibi bir taş kütlesinin dibinde, ona göre daha küçük kalan bir kayanın üzerine inşa edilmiş bir ibadethane. Zaten aşağı yukarı her kayanın tepesine manastır, şapel, kilise ya da izdiva mekanları kurulmuş. İzin verilen hepsine çıkabiliyorsunuz.
BROMO DAĞI
Sanki Ay’da yürüyordum
2002’de Endonezya’dan Bali’ye geçerken uğradık Cava Adası’na. Yogyakarta şehrinden Bromo Dağı’na gitmemiz otomobille 13 saat sürdü. Gündoğumunu görüntüleyecektik. Bölgede pek çok yanardağ var ve her birine seyir alanları yapılmış. Fotoğraftaki bana göre en fotojenik olanıydı. Saat 04.30’da tepeye varıp gündoğumunu beklemeye başladık. Çok yüksek ve soğuk. Kalın giyinmak ya da seyir platformundan battaniye kiralamak gerekiyor. Yazdı, şafak sökerken istediğim volkanı seçtim. Gün ağardıkça Enteresan bir görüntü çıktı karşıma. Yanardağın kraterleri, çevredeki vadilerle yükseklikler, lavların aktığı kanallar Ay yüzeyinde yürüyormuşum hissi yarattı. İsteyenler kratere doğru yürüyüşe de çıkabiliyor ama yukarıdaki görüntü daha fotojenikti. Yanına yaklaştıkça plan daralıyor, anlatım kısırlaşıyor. Başlarda kraterin ağzı dumansızdı. Çekimlere gündoğumundan önce başlamıştım. Sonra güneşin ilk ışıkları tepesini yalama noktasındayken çalışmaları sürdürdüm. Güneş yükselmeye başladığında duman çıkmaya başladı. Kendi kendime bir an “Acaba patlar mı” diye kuşkulandıysam da çekime devam ettim. Meğer zaman zaman böyle yaparmış. Şanslıydım, çünkü en iyi kareler bunlardı. Güneş yükseldikçe dağın gizemi silindi. Yaklaşık beş saat beklemiştim bu fotoğraf için. O dönemde Dijital fotoğraf makinesi yoktu. İki kutu film bitirdim.
ŞVEDAGON TAPINAĞI
Sekiz saat bekledim
Tapınak, Burma’nın başkenti Rangoon yakınlarında. Çevresi altından tapınaklarla çevrili. 2004’te gittim. Birkaç ayrı yönden 250’şer basamaklı merdivenlerle çıkılıyor. Ayakkabı yasak, ayaklar çıplak olmalı. Tırmanışa ilahi bir Müzik eşlik ediyor. Tapınakların platformuna yaklaştıkça buhur kokusu artıyor. Yukarıya vardığınızda karşınıza buhurdanlıkla gezenler çıkıyor. Bu durum ilahilerle de birleşince muhteşem gizemli bir ortam oluşuyor. Çıkarken “Nedir bu altınların muradı” diye çok merak ediyordum. Sonuçta Haliç’e de “Altın Boynuz” diyoruz ama baktığınızda hiç de öyle değil. Bu düşüncelerle merdivenleri bitirdiğimde stupa’nın en büyüğünün gerçekten altın olduğunu görünce çok sevindim. Onun çevresindekiler altından değildi tabii. Fotoğraf çekerken yukarı çıkarken yaşadığım mistik havayı yansıtmaya çalıştım. Bunun için akşam saatini bekledim. İlahiler de çalışmamı çok etkiledi. Altın tapınak gece olunca ışıklandırılıyor. Bu sayede pırıl pırıl oluyor. Çevreden başka ışıklar da almadığı için hiçbir yansıma olmuyor ve doğrudan tapınağı görebiliyorsunuz. Adeta karanlığı delmiş bir altın kütleye dönüşüyor. Bu fotoğrafı çekebilmek için yaklaşık sekiz saat bekledim.
en sevdiği beş yer
' Kapadokya ' Pamukkale' Safranbolu ' Bali ' Brezilya
ne okur
Rehber kitaplar
nerede kalır
Tek ölçütü Temizlik
ne giyer
Rahat kıyafetler
neyle seyahat eder
Uzun mesafede uçak
çantasının vazgeçilmezler
Fotoğraf makineleri, objektifler,sehpa, yedek ayakkabı, rehberler
ne yer, ne içer
Vejetaryen, Türk mutfağına yakın tatları tercih ediyor
kiminle seyahat eder
Yalnız ya da arkadaşlarıyla
ne alır
Kartpostal, ülkelerin kendi fotoğrafçılarınca hazırlanan albümler

Her fotoğrafımın bir öyküsü var

Tuesday, December 8, 2009

Bayram turları turizmcileri sevindirdi

ADANA - Tur Operatörleri Birliği Platformu Sözcüsü, Baracuda Tur Yönetim Kurulu Başkanı Cem Polatoğlu, Ramazan Bayramı turlarının satışına başladıklarında, bayram tatilinin Turizm sezonunun sonuna denk gelmesi nedeniyle vatandaşların Tatil arayışı içerisinde olmayacağını tahmin ettiklerini belirtti.
''Tatilden yeni çıktığımız için turlara ilgi olmaz diye düşünüyorduk ama tam tersi oldu'' diyen Polatoğlu, şöyle devam etti: ''Turlara olan ilgi bizi sevindirdi. Biz kendimizi durgun bir satış dönemine hazırlıyorduk. Bu durgunluğu aşmak için tur fiyatlarını geçtiğimiz yıla göre yüzde 30 ile 40 oranlarında düşürdük. Şu an ise umduğumuzdan çok daha iyi bir dönem geçiriyoruz. Çoğu turlarda rezervasyonlar çok erken tarihlerde doldu. Bazı turlara da ek uçak seferleri koymak zorunda kaldık.''
YURT İÇİNDE KÜLTÜR TURLARI
Polatoğlu, bayram tatilini yurt içi turlara değerlendirmek isteyenlerin, yaz tatilinde denize doydukları için kültür turlarına rağbet gösterdiğini belirterek, tatil süresinin kısa olmasının da bu turlara olan ilgiyi artırdığını kaydetti.
Kültür turlarında genellikle yaşanılan şehirlere yakın mesafelerdeki yerlerin tercih edildiğini ifade eden Polatoğlu, ''Safranbolu, Kapadokya en çok ilgi gören yerler arasında. İnsanlar sahillerden yeni geldikleri için kıyı kesimindeki oteller sanatçılı programlar hazırladıkları halde çok fazla ilgi görmüyor. İlgiyi artırmak için yüzde 30 ile yüzde 50 arasında indirim yaptılar ama kültür turları daha çok rağbet görüyor'' dedi.
YURT DIŞINDA ALIŞVERİŞ TURLARI
Polatoğlu, yurt dışı turlarda ise kültür turlarına oranla, Prag, Roma, Paris gibi şehir turlarının rağbet gördüğünü kaydederek, bu turların genellikle alışveriş amaçlı tercih edildiğini vurguladı.
Bayram turları turizmcileri sevindirdi

Bayramda tarih ve kültüre gezinti fırsatı

ANKARA - Yürüyüş ve sık sık yer değiştirmeye dayalı kültür turları için en uygun dönem Sohbahar. Yazın boğucu sıcağı ile kışın soğuğundan uzak olan bu dönem, tatilcilere daha rahat gezinti imkanı sunuyor. Bu kapsamda, hafta sonu ile birleştirilebilecek Ramazan Bayramı da tarih ve kültüre yolculuk yapmak isteyenler için ideal Tatil fırsatı yaratıyor. Sohbaharda özellikle Kapadokya turları revaçta. ''Atların ülkesi''ndeki doğa ve insanın ortak çalışması sonucu oluşan büyülü peri bacaları, eski konaklar ile yer altı şehirleri mutlaka gezilmesi gereken yerler arasında. Özellikle bir gecenin buradaki konaklarda geçirilmesi tavsiye ediliyor. Kapadokya turları kapsamında Ihlara Vadisi, Derinkuyu, Uçhisar, Göreme Açıkhava Müzesi, Hacı Bektaş Veli Dergahı, Yeraltı Şehri, Asmalı Konak, Avanos, Güvercinlik Vadisi, Dervent, Paşabağ görülüyor. Bu turların fiyatları genellikle 220 TL'den başlıyor.
SOHBAHARDA AKDENİZ'İN MAVİ SULARI...
Yaz tatilini doyasıya yapamayıp, kış gelmeden Akdeniz'e gitmek isteyenler için de bayramda Pamfilya turları var. Akdeniz'in en gözde tarihi ve doğal mekanlarında unutulmaz bir yolculuk sunan bu turlar, 3 veya 4 gece sürüyor ve tekne turlarıyla Antalya kıyıları, Kemer Phaselis, Olimpos, Yivli Minare, Manavgat, Side, Apollon Tapınağı, Antik Tiyatro, Agora, Düden Şelalesi, Yörükköyü, İnsuyu Mağarası ve Sorgun geziliyor. Likya turlarında ise masmavi koylar, yeşilin binlerce tonu ve tarihsel mekanlar bir arada...
Ege'nin en gözde destinasyonlarını kapsayan bu turların uğrak mekanları arasında, Dalyan, Oniki Adalar, Ölüdeniz, Kekova tekne turları, Kaya Mezarları, İztuzu Plajı, Caretta Carettalar, Saklıkent Kanyonu, Amintaş, Simena, Batık Kent, Ölüdeniz, Kayaköy yer alıyor. Ramazan Bayramı'nı sahil şeridinde geçirmek isteyenler, Edirne'den Ayvalık'a ''rüya'' turlarına katılabilir. Edirne Selimiye Camisi'nde başlayan tur, Kırkpınar Meydanı, Tunca Nehri, Bursa Yeşil Türbe, Ulu Camii, Şeytan Sofrası, Sarımsaklı, Bozcaada, Akçay, Altınoluk, Küçükkuyu, Edremit, Burhaniye, Tavşan Adası ve Geyikli Kilisesi ile son buluyor. Akdeniz'in koylarını kapsayan Karya turlarında seçenekler arasında yer alıyor.

MİSTİK ATMOSFERE YOLCULUK...
Güneydoğu'nun sıcağının bir nebze azaldığı sonbaharda gözde kültür turlarından biri de GAP... Doğu'nun mistik ve gizemli atmosferine yolculuk yapılan bu turlarda, Adana, İskenderun, Hatay, St. Pierre Kilisesi, Gaziantep, Şanlıurfa, Harran, Balıklı Göl, Adıyaman, Nemrut, Mardin, Nusaybin, Midyat, Hasankeyf ve Diyarbakır gibi Güneydoğu'nun tarih ve kültür kokan destinasyonları geziliyor. Kilikya'ya yolculuk yapmayı isteyenler için de turlar Mersin'den başlıyor. Cennet- Cehennem, Anamur, Adana, Tarsus, St. Paul Kuyusu Kleopatra Kapısı, Yedi Uyurlar, Şahmeran Hamamı, İskenderun, Yılan Kale, Mozaik Müzesi Harbiye ve Nekropolis'ten geçerek Asi Nehri'nde son bulan turlar 3 ya da 4 gün sürüyor.
Nemrut
''Anadolu tarihine açılan kapı'' Galatya da bayram turları arasında. Tarihi yapılar ve Anadolu'nun etkileyici güzellikleri arasında gerçekleşecek turda tatilciler Hitit uygarlığına misafir oluyor. Tur kapsamında, Çorum, Hattuşaş, Büyük Kale, Aslanlı Kapı, Kral Kapısı, Yazılı Kaya, Alacahöyük, Sfenksli Kapı, Amasya, Borabay Gölü, Ferhat ile Şirin Su Yolu, II. Mehmet Cami, Torumtay Medresesi Mumyalar Müzesi geziliyor. Bayramda Türkiye'nin oksijen deposu Karadeniz'de tertemiz havayı solumak da seçenekler arasında yer alıyor. Yeşilin her tonunun bulunabileceği bu tur, Fırtına Deresi, Ayder, Artvin, Kafkasör, İyidere, İkizdere, Sümela Manastırı, Uzungöl, Ünye, Fatsa, Safranbolu ve Kastamonu'yu kapsıyor.
Hasankeyf
''TALEP ARTIYOR''
Etstur Kültür Turları Müdürü Serdar Eşmeli, Ramazan Bayramı'na yönelik taleplerinin şimdiden başladığını ve her geçen gün arttığını söyledi. Eşmeli, ''Geçen senelere oranla küçük bir büyüme bekliyoruz. Bu yıl kriz etkisi nedeniyle tatile çıkamayan, çok bunalan insanların, bayram tatili fırsatlarını kaçırmayacaklarını düşünüyoruz'' dedi. Sonbahara denk gelmesi dolayısıyla GAP, Karadeniz, Kapadokya gibi turlarda ilginin artmasını beklediklerini ifade eden Eşmeli, ''Şu ana kadar misafirlerimizin bayram tatili tercihleri ağırlıklı olarak bu bölgelere geliyor'' diye konuştu. Eşmeli, şunları kaydetti: ''Yurdumuzun dört bir yanı birbirinden güzel değeri, lezzeti, hikayeyi barındırıyor. Bu bayram misafirlerimizi, bir değişiklik yapıp cennet vatanımızın bir köşesini tanımaya davet ediyoruz. O kadar çok sayıda Güzellik var ki, bu turlardan pek çok unutulmaz anı ve yeni dostluklarla döneceklerine eminiz.''
Bayramda tarih ve kültüre gezinti fırsatı