Showing posts with label Arkeoloji. Show all posts
Showing posts with label Arkeoloji. Show all posts

Saturday, April 10, 2010

En kültürlü turistler: Ruslar

MOSKOVA - Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Türkiye'nin tanıtımı için Rusya'daki kampanya hakkında bilgi verdi:
"Rusya için bu yıl reklam harcaması için bakanlık olarak ayırdığımız miktar şu an 8 milyon dolar. Geçen yıl kriz olmasına rağmen bu rakamı 10 milyon doların üstüne çıkarmıştık. Bu sadece bakanlık olarak ayırdığımız bütçe. Bunun 4-5 katı kadar bir harcamayı da turizm sektörü çeşitli bileşenleriyle kendisi yapıyor. Kamu ve özel sektör olarak yıl içinde Rusya'da 50 milyon dolar civarında bir tanıtım kampanyası yapacağız."
Günay, Rusya'dan bu yıl Türkiye'ye 3 milyon civarında turist beklediklerini ve Türkiye'nin 2010 yılını yüzde 10'luk bir artışla 30 milyon turist civarında kapatmasını beklediklerini söyledi.
"Rusya ve Türkiye, Avrasya'nın iki önemli ülkesi. İki büyük imparatorluk, iki büyük devlet kökünden geliyor. Kültürlerini çok geniş bir coğrafyada tanıtabilmiştir. Şu anda çok büyük bir coğrafyada Rusya ve Türkiye kültürleri arasında çok büyük bir işbirliği var."
EN KÜLTÜRLÜ TURİSTLERGünay, Türkiye'ye gelen en kültürlü turistleri derin bir Edebiyat ve sanat geçmişine sahip Rusların oluşturduğunu belirterek şunları kaydetti:
"Elbette ben Rus halkının çok kültürlü bir halk olduğunu biliyorum. Bu edebiyat, Şiir, Müzik, felsefe, resim, ancak kültürlü bir halka ait olabilir. Antalya'ya gelen Rus turistler günübirlik kültür turlarına da katılıyor. Ama doğrudan Anadolu içlerine yapılan kültür turlarına da katılmalarını önemsiyoruz. Örneğin Antalya'ya gelen Rusların önemli bir St. Nikolaos'u görmeye Demre'ye gidiyorlar. Ayrıca Antalya'ya gelenler Aspendos gibi çeşitli kazı yerlerine gidiyorlar. Türkiye'de çok sayıda, şu anda devlet olarak 100 kadar arkeolojik kazı yapıyoruz. Başka ülkelerin Arkeoloji üniversiteleri de 50 kadar kazı yapıyor. Yani şu anda 150 kazı yapıyoruz. Bunlar Türkiye'nin her tarafına yayılıyor. Urfa yakınlarında şu anda Almanlar tarafından 20 yıldan beri bir kazı yapılıyor. Bu kazıdaki buluntular milattan 9 bin 9 bin 500 yıl öncesine kadar gidiyor. Çok etkileyici, anıtsal ve belki Dünyanın en eski tapınak bölgesi. Gaziantep yöresinde bir kazı yapılıyor. Milattan 12 bin yıl kadar eskiye gidiyor. Anadolu'nun ortasında Japonlar bir kazı yapıyor, milattan 4 bin yıl kadar eskiye gidiyor. Biz bu topraklarda hangi uygarlığa ait kalıntılar varsa, hiçbir ayrım yapmadan geleceğe aktarmak için çıkarmaya çalışıyoruz."
En kültürlü turistler: Ruslar

Wednesday, February 17, 2010

Salyangoz simgeli Umbria güzeli


Üç yıl aradan sonra İtalya’da olmanın keyfi anlatılamaz benim için. Toscana güzelliklerini doyasıya yaşamıştım geçen gezimde ve ruhum selvilerin dallarına asılı kalmıştı. Nice çeşmelere para atmıştım kısa zamanda dönebilmek için. Lazio ve Umbria tanrıları kabul etti dualarımı. Kış günü yolunuzu İtalya’ya çevirirseniz Roma yakınlarındaki Orvieto’yı görmeden dönmek seyahatinize haksızlık olur. Orvieto, Dünyanın en önemli ortaçağ miraslarından, İtalyan “Yavaş Şehir”lerinin en önemlilerinden. Yaşanılır şehirler yaratmak fikrinden yola çıkan “Yavaş Şehir” akımı, küçük kentlerin geleneksel yapılarını, sıkı kurallarla korumaları gerektiğini savunuyor. Bugün dünyada sayıları 91’e yükseldi. Amaç, Modern ile geleneksel arasında, kaliteli yaşamı destekleyen bir denge oluşturabilmek. Yavaş şehirli olabilmenin en önemli kuralları gürültü kirliliğini ve trafiği kesmek, yeşil alanları, yaya bölgelerini artırmak, yerel üretim yapan çiftçilerle bu ürünleri satan dükkan ve lokantaları desteklemek, yerel sanatı ve zanaatı korumak. Bu küçük şehirlerde, süpermarket ya da McDonald’s sakın aramayın, bulamazsınız.Orvieto, geniş Paglia Vadisi’nin ortasında bir ada gibi yükselen volkanik tüf birikimlerinin üzerinde, yassı platoya kurulmuş. Puslu bir havada Roma-Floransa otobanından baktığınızda, köpüklü dalgalar arasında ilerleyen bir Savaş Gemisi gibi görünür. Eteklerinde üzüm bağlarıyla donanmış arazilerle buluşur.Roma Termini Garı’ndan Orvieto’ya trenle 1,5 saatte, gidiş-dönüş 11-13 Euro’ya ulaşabilirsiniz. Otobüs bir başka seçenek. (www.atcterni.it/). Şehir merkezine 1888’de yapılan, 1990 yılında yenilenen finüküler, 580 metre uzunluktaki raylı yoldan sizi 157 metre yuksekliğe üç dakikada çıkarır. Bundan sonrasını yürüyerek veya bisikletle dolaşabilirsiniz.SÜNGER TAŞINDAN BİNALAR, SOKAKLARÖnemli bir Etrüsk kenti olan Orvieto, çanak çömlek endüstrisi nedeniyle Roma zamanında da önemini sürdürmüş. Roma yıkılınca Vizigotların akınına uğramış. 12. yüzyılda kendini yöneten bir komün olarak kardinale bağlanıp, Papalık şehri olmuş. 1860’da İtalya Birliği’ne katılıyor. 15. yüzyıl sonunda sivil yenilenme geçirip, eski bölgelerde düzenli bir şekil oluşturuluyor Orvieto’nun tarihi bölgesinin görüntüsü o zamandan günümüze korunmuş. Dar kemerli ortaçağ sokakları, evler tüf (sünger taşı) ve bazalt taşından yapılmış. Sarımsı renkte.Merkezde, Orvieto Katedrali’nin bulunduğu Doumo Meydanı sade, orantılı. Sol köşedeki ortaçağdan kalma saat kulesinin tepesinde çan ve heykel bulunuyor. Duomo’ya çıkan dar caddeler el ürünleri satan hediyelik eşya mağazalarıyla dolu. Seramikler, toprak kaplar, tahta oyma oyuncaklar, demirden yapılmış hediyelikler, Şarap mağazaları... İsteseniz de eliniz boş dönemezsiniz Orvieto’dan. Sofralık Rosso şarabının iki şişesini altı Euro’ya almamak zaten düşünülemez. İmzalı seramik çanaklar boy boy. El yapımı çikolata dükkanından eli boş dönmek imkansız. İnanın gözünüz doyacak şehrin renkli sokaklarında. Soliano Sarayı’nın 1. katında Emilio Greco Müzesi’ni gezin. 1995’te ölmüş heykel sanatçısının grafik çalışmalarını da izleyebilirsiniz. Katedralin karşısında Palazzo Papale (Papalık Sarayı) 1200’lerde yapılmış, en zarif binalardan biri, içinde Arkeoloji Müzesi’ni gezebilirsiniz. Etrüsk, Korint, Yunan vazoları ayrıca bronz savaş aletleri, başlıklar, kalkanlar sergileniyor.KAPADOKYA BENZERİ YERALTI ŞEHRİOrvieto ile Kapadokya arasındaki benzerlik şaşırtıcı. Halkı, volkanik platonun doğasını 3 bin yıl boyunca iyi kullanmış. Yeraltında tüneller, pasajlar, atölyeler, kuyular, su sarnıçları inşa etmiş. Yeraltındaki şehir 1970’lerde, toprak kayması sonucu bulunmuş. “Orvieto’nun altı bomboş” sözünün doğruluğu ortaya çıkmış. Etrüskler yağmur suyunu tutmak, dağıtmak amacıyla kanallar yapmış. 264’te, tam iki yıl kuşatmaya bu sistem sayesinde dayanmışlar.Çok sayıda odalar tünellerle bağlı birbirine, penceler var, mağaralar bir takım alet tamirinde kullanılan yerler, depolama yerleri olarak yapılmış. Yer altında ortaçağdan kalma bir zeytin presi, değirmeni bulunmuş. Asil ailelerin çoğu, şehir kuşatıldığında evlerindeki gizli tünelle surların eteklerine ulaşıyormuş. San Patrizio Kuyusu, finüküler istasyonuna yakın panoramik terasın kenarında. 1527’de, Papa VII. Clements tarafından inşasına başlanmış. 10 yılda tamamlanmış. Kuşatmalara karşı sarnıç işlevi gören kuyu, 62 metre derinliğinde. MÖ 5.yüzyılda yapılan Belvedere Tapınağı, şehirdeki tek Etrüsk kalıntısı. Etrüskler zamanında başlayan sur yapıları her dönemde onarım geçirmiş. Kent surları eski çağlarda tüf kayalıklarının doğal halinden oluşmuş olmalı, koruma amacıyla daha sonra duvarlar daha da yukseltilmiş. Albornoz Kulesi’nden vadiyi, doğanın renklerini seyretmelisiniz.Piazza del Popolo, 13. yy gotik-romanesk stilde yapılmış. Umbria Kış Caz Festivali’ne ev sahipliği yapan güzel binalardan biri. Şehir Festival nedeniyle ocak ayında çok canlı. Meydanda pazar kuruluyor. Cumhuriyet Meydanı’ndaki Gotik Belediye Binası 16. yüzyılda yapılmış. Gün batarken meydanın sokak lambaları yağmur damlalarıyla ışıldıyor.
ORVIETO VE YORTULARI
Etrüsk döneminin ruhani merkezi Orvieto, Hıristiyan dünyası için önemli iki yortunun da başladığı yer. 1263’te bir papaz Roma’ya hacca gider. Dönerken yolda Santa Cristina Kilisesi’nde ayine katılır. Ekmekten sunağın örtüsüne kan damladığını görür. Papa örtünün Orvieto’ya getirilmesini ister. Corpus Christi (İsa’nın bedeni) yortusunu başlatır. Hem rahipler hem de kasaba halkı bu örtü için değerli bir mabet yapılması konusunda anlaşır. 1290’da yapımına başlanan ve bugün İtalya’nın en büyük katedrallerinden biri olan yapı, görkemli mimarisi, iç ve dış cephelerindeki işlemeleriyle dikkat çekiyor. 1960’da restorasyondan geçmiş. Geçmişte Papa, Corpus Cristi yortusunda kente gelip, kanlı örtüyü sokakta taşıyormuş. Bugün ortaçağ giysili kalabalıklar yürüyüş yapıyor. Yortu bu yıl 3 Haziran’da kutlanacak. Diğer önemli dini kutlama Palombella (Beyaz Güvercin) Yortusu, Orvietolu bayan asilzadenin vasiyetiyle başlatılmış. Paskalya pazarından 50 gün sonra kutlanıyor. Katedral önüne gotik tarzda içinde Meryem, Havarilerin figürleri bulunan ayaklı seyyar bir tapınak konuyor. Üzerine çelik tel geriliyor, kutsal ruhu temsil eden beyaz güvercin figürü kayarak geliyor, havai fişek gösterisi yapılıyor.
Salyangoz simgeli Umbria güzeli

Times, İstanbul a övgü yağdırdı

LONDRA - Gazete, "Hughes'un, ilk ziyaretinden 30 yıl sonra, 2010 Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul'un gizli hazinelerini bulmak için bu şehre döndüğünü" kaydetti.
Yazısına, Avrupa Kültür Başkenti olarak 2010 yılının İstanbul için renkli bir yıl olacağına dikkati çekerek başlayan Hughes, "İstanbul benim favori şehrim. Bu şehri ilk olarak 18 yaşındayken ziyaret ettim ve şehre aşık oldum ve çocuklarımın da bu şehri görmelerini istedim" ifadesini kullandı.
Ailesiyle yaptığı İstanbul seyahatinden yazısında bahseden Hughes, şehirde tarihin çok kültürlülüğün yansımalarını görülebildiğini belirtti.
Kapalı Çarşı'dan, Les Ottomans otelinden, Çırağan Palace oteldeki Turga restorandan, Ortaköy'den yazısında övgüyle bahseden Hughes, Ortaköy'le ilgili "Tepemizde 20. yüzyılın Boğaz Köprüsü'nün tekno ışıkları, altımızda ise hafifçe aydınlatılmış 18. yüzyıl camisi" ifadesini kullandı.
Asya'yı Avrupa'ya deniz altından bağlayacak Marmaray tüneli için yapılan kazılar sırasında çıkan camlar, vazolar, takılar gibi 25 binden fazla objenin İstanbul Arkeoloji Müzesinde sergilendiğine dikkati çeken Hughes, bu müzeyi çok beğendiğini kaydetti.
Yazısında, İstanbul'daki deniz taşımacılığı ve fiyatları konusunda da bilgi veren Hughes, 2010 Kültür Başkenti programı kapsamında İstanbul'da "Adalar Müzesi" açıldığını ve Prenses adalarıyla bu müzede bilgi verildiğini belirtti.
Bettany Hughes yazısına, "İstanbul heyecanlı, cana yakın, çeşitli ve paradoksal. Şehir ilk ziyaret ettiğimden, 30 yıldan bu yana çok değişmiş. Şimdi eski gerçekten yeniyle bir arada ve bu yılki sanat programı bize İstanbul'un ne kadar parıltılı bir geleceği olduğunu hatırlatıyor" ifadeleriyle son verdi.
Times, İstanbul'a övgü yağdırdı