Showing posts with label Adana. Show all posts
Showing posts with label Adana. Show all posts

Saturday, April 10, 2010

Patronlar işe nasıl başladı?

İSTANBUL - Kimisi doğuştan şanslı, önüne her türlü imkan sunulmuş, kimileri de dişleriyle tırnaklarıyla kazıyarak gelmişler bugünlere. Bazıları çocuk yaşta çalışmak zorunda kalmış, bazılarınınki ise tam bir girişimcilik öyküsü...
Milliyet'in haberine göre; Altur'un sahibi Abdurrahim Albayrak, Almanya'da biriktirdiği paralarla İstanbul'a gelip minibüsçülük yapmış. Reis Gıda'nın sahibi Mehmet Reis, 7 yaşından itibaren bulaşıkçılık, çaycılık ve Ramazan davulculuğu da dahil pek çok işte çalışmış. Intercity Rent a Car'ın sahibi Vural Ak, bir nalburda tezgahtarlık ve şoförlük yapmış. Richmond otelleri ve Capitol'un sahibi Mustafa Aksoy bir kunduracıda çalışmış, Xerox'un genel müdürü Mehmet Sezgin tezgahtarlık ve garsonluk gibi bir sürü iş yapmış. Finansbank'ın ve Fiba Grubu'nun kurucusu Hüsnü Özyeğin ise ABD'de üniversitede okuduğu dönemde çalışmış. Harvard'da hamburger satan bir büfe işleten Özyeğin, hayatta ilk gerçek işinin bu olduğunu söylüyor.
Hepsi bugün geldikleri pozisyonlarda ilk işlerinin çok önemli olduğunu söylüyorlar. İş adamları ilk iş deneyimlerini anlattılar.
KOÇ BAKKAL DÜKANIYLA BAŞLADITürk iş dünyasının efsanevi iş adamlarından Vehbi Koç, 1901 yılında Ankara'nın Çoraklık semtinde dünyaya geldi. 1914'te Ankara İdadisi'ne (lise) giren Koç, 15 yaşında İdadi'yi bitirmeden tasdikname aldı.
1917'de dedesiyle ve babasıyla görüşerek esnaflığa başlayan Koç, Karaoğlan Caddesi'nde oturdukları evin altındaki dükkanı bir sandık ayakkabı lastiği, bir sandık şeker, bir kaç teker kaşar peyniri, zeytin, makarna gibi mallarla bakkal dükkánı haline getirdi. Onun görevi, dükkanı açmak, süpürmek, tozlanan malları temizlemek, müşterilerin aldığı malları tartmak ya da saymak, mangalı yakmak, camekanları temizlemekti. Ardından kösele işine giren Koç, sonrasında Otomobil ve Petrol işine girdi.
1938'de Koç Ticaret Anaonim şirketini kurdu. Ardından Demirdöküm, Türkay (şimdiki adıyla Kav), Arçelik, Otosan, Aygaz'ı kurarak hızla büyüdü. 1963 yılında Koç Holding'i kurdu.
Vehbi Koç, 1984 yılında Koç Holding İdare Meclisi Başkanlığı'nı oğlu Rahmi Koç'a devretti ama, çalışmayı bir an bile bırakmadı. 1900'lerde, küçük bir bakkal dükkanından yola çıkan Vehbi Koç, dünya çapında bir topluluk yarattı.
İLGİLİ HABER
Zenginler liginde 28 Türk var
SABANCI PAMUK İŞÇİSİYDİ Sabancı Holding'in kurucusu Hacı Ömer Sabancı 1906 yılında Kayseri'nin küçük bir köyünde doğdu. 13 yaşında babasını kaybettikten bir kaç yıl sonra, talihini denemek için köyünden ayrılan Hacı Ömer, 450 kilometrelik yolu yaya olarak katederek pamuk diyarı Adana'ya göç etti. Yeni hayatına pamuk işçisi olarak başlayan Hacı Ömer, kısa sürede işçi müteahhitliğine başladı, bir iki yılda yaptığı tasarruflarla pamuk ticaretinde mütevazı bir iş kurdu. O dönemde yanında çalışan işçiler Hacı Ömer'i "Ağa" diye çağırmaya başladılar.
Hacı Ömer Sabancı önderliğinde sonraki yıllarda sırasıyla Akbank, Bossa un ve çırçır fabrikası, Bossa Tekstil fabrikası, Oralitsa, Aksigorta ve Teknosa kuruldu.
ÖZYEĞİN'İN İLK GERÇEK İŞİ BÜFE İŞLETMECİLİĞİYDİFinansbank'ın kurucusu Hüsnü Özyeğin, 1 Nisan 2009'da Capital'den Rauf Ateş'e verdiği röportajında ilk işine 6 yaşında dedesinin mağazasında çıraklık yaparak başladığını söylüyor. Robert Kolej'de okuduğu dönemde ise İstanbul'a gelen bir Japon fuar gemisinde tercümanlık yapmış. ABD'de Oregon Eyalet Üniversitesi inşaat Bölümü'nde okuyan ve Harvard'da master yapan Özyeğin, Amerika'da Eğitim gördüğü dönemde yaz kış çalışmış. İnşaat mühendisliği stajyerliğinden, garsonluğa pek çok işte çalışmış.
İLGİLİ HABER
3 milyar dolarla en zengin Türk
İlk işini ise Harvard'daki ikinci yılında kurmuş. Harvard'da bir snack Bar (büfe) çalıştıran Özyeğin, hayatta ilk gerçek işinin bu olduğunu söylüyor. Özyeğin, "Üniversitede birkaç iş vardı. Biri Gazete dağıtmaktı. Bir kiosk vardı, Sigara falan satılırdı. Bir başkası hafta sonlarında talebelere hamburger falan satan snack bar'dı. Haftasonları üniversite kampusunda yemek olmazdı. Talebeler için kabus gibiydi, doğal olarak bu snack bar'a gelirlerdi. İşte ben burayı işletmiştim. Hayatta ilk gerçek işim buydu" diyor.
Özyeğin gençlere şu tavsiyede bulunuyor:
"Bir kere çok çalışmaları lazım. Hiçbir şey çalışmadan olmuyor. Meraklı olmaları, okumaları lazım. Sadece üniversitede okumaktan söz etmiyorum. Çevrelerini iyi takip etmeleri gerek. Üniversite hayatında çok iyi bir network, arkadaşlık, dostluk kurmaları lazım. Bunlar, iş hayatında çok önem kazanan şeyler oldu. Sabırlı olmaları, yılmamaları da önemli. Yüz metre değil, maraton koşmaları lazım. Hayat da bir maraton aslında. Yaşlandığınızda hayat kısa geliyor, ama aslında hayat çok uzun. Maraton koşmaları lazım."
AKSOY KUNDURACI ÇIRAĞIYDI, TURİZMİN PATRONU OLDURichmond otelleri ve Capitol Alışveriş Merkezi'nin sahibi Aksoy Group'un kurucusu Mustafa Aksoy henüz 11 yaşındayken kunduracı çırağı olarak atıldı iş hayatına. Askere gidene kadar da Kapalıçarşı'da bu ayakkabıcı dükkanında çalıştı.
Aynı zamanda akşamları ingilizce ve daktilo kurslarına giderek kendini geliştiren Aksoy, o günleri şöyle anlatıyor:
"O zaman Küçükçekmece'de otururduk, iş çıkışı kursa gider gece 1'de eve gelir, sabah 7'de tekrar işe koyulurdum. 3-4 yıl böyle kurslara gittim. Lisan öğrendim."
Aksoy, askerden sonra çalıştığı yer olan Kapalıçarşı'ya dönüp, deri ceket alan turistleri gördüğünde deri dikip satan bir mağazada tezgahtar olarak işe başladı, 6 ay sonra patrona gidip dericilik yapmak istediğini söyledi. Patronu 5 mağazasından birisini Mustafa Aksoy'a tahsis etti, ona sermaye de verdi, bu sayede Mustafa Aksoy dericiliğe başladı. Aksoy, dükkan hanın içinde olduğundan Kapalıçarşı'ya gidip turistleri çevirerek onları içeri girmeye ikna etmeye çalışıyordu. İlk ihracatını 1974'te ABD'ye yaptı. Kapalıçarşı'da tesadüfen tanıştığı bir Amerikalı mağazacıya deri ceket ihraç eden Aksoy, ardından Almanya'da ihracata başladı. Bu sırada derici dükkanındaki hissesi yüzde 20'den yüzde 50'nin üstüne çıkınca ayrılıp kendi işini kurdu. 1977'de Beyazıt'ta bir mağaza açarak kumaş konfeksiyon işine girdi. Sık sık kendisinden alışveriş yapan Rahaat isimli bir Iraklı ile tanıştı. Onun ısrarıyla, 1978'de Türkiye'nin de ilk kez katıldığı Uluslararası Bağdat Fuarı'na katıldı.
"Irak'ta her ailede 5 çocuk var, o nedenle hep çocuk kıyafetleri gönderdim. Fuarda 250 bin dolarlık hayatımın ilk büyük siparişini aldım. Sevine sevine Türkiye'ye geldim. Böylece 7 yıl boyunca, buraya konfeksiyon ihraç ettim. İhracatta 5 milyon doları geçtiğim için 9 yıl boyunca İTO'dan altın madalya aldım."
Aksoy, ihracattan kazandığı parayı gayrimenkule yatırıyordu. 1988'de İstiklal Caddesi'ndeki Richmond Otel'in arsasını aldı. O zaman iş hanı yapmayı planlıyordu, turizmin t'sinden bile haberi yoktu. Tam da bu sırada turizme teşvik indirimleri başladı. Aksoy bu indirimlerden yararlanmak için binayı otele çevirdi. Hemen yanındaki binayı da katarak 1992'de Richmond İstanbul Otel'i açtı.
Ardından Pamukkale'de yarım kalmış 350 odalı bir oteli satın alıp, yanındakiyle birleştirerek 1993'de Richmond Pamukkale Thermal'i, 1995'de Richmond Efes'i, 2000'de Richmond Pamukkale Spa'yı ve Richmond Nua Wellness Center'ı açtı. Bu arada 1979'da aldığı arsalardan biri de Capitol Alışveriş Merkezi'nin arsası oldu. Galeria'dan esinlenen Aksoy 18 Eylül 1993'de Türkiye'nin ikinci alışveriş merkezini açtı.
ALBAYRAK İŞE BİR MİNİBÜSLE BAŞLADI Bugün 8 bin araçlık filosuyla 100 bin çalışana personel taşıma hizmeti veren Altur'un patronu Abdurrahim Albayrak, çocukluğundan beri çalışmış, para kazanmak için yapmadığı iş kalmamış. Kendi deyimiyle para kazanma hırsı onun geninde var.
Albayrak, 1954 yılında Rize'de doğdu. On yaşından itibaren hem okula gitti hem de Okul çıkışı ve Tatil günlerinde babasının bakkal dükkanında satış yapıp, briket atölyesinde briket kesti. Aynı zamanda simit ve kestane sattı. 1968 yılında babası Almanya'ya gidince, "bak babası Almanyaya gitti kendisi akşama kadar top oynuyor, akşama kadar kahvehanelerde oturuyor" demesinler diye daha çok çalıştı. Evlerinin önündeki dereden çakıl çıkartıp, sepetle sırtında taşıdı, bunlarla tekrar briket ve künk kesti. 15 yaşına geldiğinde kendi kamyonlarıyla Rize merkeze kum ve çakıl götürmeye başladı. Babası Almanya'dan Türkiye'ye dönünce oğlunun yaptıklarına inanamayıp hayretler içinde kalmış.
Abdurrahim Albayrak o günü şöyle anlatıyor:
"Atölyemizin bahçesinde 15 bine yakın briketin istif halinde hazır olduğunu görünce çok duygulanarak beni iki yanağımdan öptüğü anı hiç unutmayacağım. O hırs ve azimle babam atölyeyi çok iyi paraya satıp, beni Almanya'ya işçi olarak götürebilmek için mahkeme kararıyla yaşımı büyüttü."
Babasıyla Almanya'nın Frankfurt şehrine giden Albayrak, şehre varınca yaşadığı şaşkınlığı şöyle anlatıyor:
"Muzu tanımıyor çikolatayı bilmiyordum. Hele hele hayatımda alafranga tuvalet görmemiştim, hatta defalarca babama tuvaleti sormama rağmen içeri gidip tuvalet göremediğimde sıkıla sıkıla babama tekrar sordum; o ilk gün çok zor anlar yaşamıştım."
Abdurrahim Albayrak, Almanya'da inşaatlarda demir işçisi olarak çalışmaya başlamış, paydostan sonra her akşam 2 saat mesai yapıp inşaatın el arabası, kürek vb. aletlerinin temizliğini yapıyor, daha sonra barakaya giderek babasına taze fasulye, kuru fasulye, pilav gibi yemekler hazırlıyor, babasıyla kendinin çamaşırlarını yıkayıp kurutuyordu. Cumartesi pazar günleri ise evlere gidip bahçe düzenlemesi, badana gibi işler yapıyor ve bunun karşılığında peşin para alıyordu. Ay sonunda babasından çok para kazanıp parasını bankaya yatırıyordu.
Uzun zaman sonra Türkiye'ye dönmek isteyince babası karşı çıkmış, ama o ısrarla Türkiye'de de bu şekilde çalışarak çok para kazanacağını söyleyerek Türkiye'nin yolunu tutmuş. Dönünce Almanya'da biriktirdiği parasıyla İstanbul Habibler'de bir arsa satın almış. Vatani görevini tamamlamak için askere giden Albayrak, askerde de boş durmamış. Askerlerin ayakkabılarını boyayıp para kazanmış.
Askerden sonra, baba ocağına dönüp bir minibüs satın alan Albayrak, taşı toprağı altın diyerek İstanbul'un yolunu tutmuş. Edirnekapı, Beşyüzevler, Sultançiftliği, Habibler, Kayabaşı ve Şamlar hattında çalışmaya başlamış. Sabah 6'da kalkıp gece 12'ye kadar çalışıp bin lira kazanmadan yatmamayı kendine şart koymuş. Bu parayı ertesi gün bankaya yatırıyor ve 30 günde 30 bin lira biriktiriyormuş. 13 ay sonra babası Almanya'dan izne gelip de banka cüzdanını görünce şaşkınlığını gizleyememiş ve ertesi gün borçsuz bir minibüs satın almışlar. 8 ay sonra üçüncü minibüslerini satın almışlar.
Patronlar işe nasıl başladı?

Tuesday, December 29, 2009

Akdeniz in unutulmuş sahil kenti "Yumurtalık"

Yumurtalık Belediye Başkanı Turgut Erişmen, Yumurtalık denildiğinde akla ilk olarak BTC Ham Petrol Boru Hattı ile İSKEN Termik Santrali'nin geldiğini belirtti. Ekonomi alanındaki bu algıya ilçenin tarihi ve doğal güzellikleriyle birlikte turizmi eklemek istediklerini ifade eden Erişmen, şöyle konuştu:



''Yumurtalık Karataş'la birlikte Adana'nın denize kıyısı bulunan iki ilçesinden biri. Yumurtalık'ın sahillerini değerlendirerek Turizm alanında da söz sahibi olmak istiyoruz. Kentte sanayi yatırımları yoğun olmasına rağmen sanayi tesisleri ile sahil arasında yaklaşık 16 kilometre mesafenin bulunması ve akıntının ters olması sayesinde deniz burada tertemiz. Keşfedilmemiş bir cennet olan bu ilçedeki sahilleri Doğu Akdeniz'in Tatil yöresi haline getirmek istiyoruz.''



Erişmen, ilçenin turizm alanında söz sahibi olabilmesi için birçok faktörün bir arada olması gerektiğini, bu konuda birçok kurum ve kuruluştan destek beklediklerini kaydetti. Yumurtalık-Ceyhan kara yolunun duble olması halinde ilçeye ulaşımın kolaylaşacağını bildiren Erişmen, şunları kaydetti:



''Bunun yanı sıra buraya gelecek olanların konaklayabileceği 5 yıldızlı otellere ihtiyaç var. Bu yatırımların kente gelmesi için yatırımcılara gerekli kolaylıkları sağlarız. Ayrıca, BTC ve İSKEN'den kentin sosyal hayatını canlandıracak projeler yapmalarını bekliyoruz. Bir kent turizmde söz sahibi olmak istiyorsa sadece doğal güzellikleri yeterli olmuyor. Buraya gelenlerin eğlenebileceği, yemek yiyebileceği yerler olması gerekir. Kentin sosyal yaşantısı da hareketli olmalı.''



TARİHİ DOKU ELDEN GEÇİYOR



Erişmen, ilçenin doğal güzelliklerinin yanı sıra tarihi dokusuyla dikkati çektiğini belirterek, bu dokuyu da ön plana çıkarmak için çalışmalar yaptıklarını söyledi. Yumurtalık Kalesi'nin restorasyonunu gerçekleştirebilmek için girişimlerde bulunduklarını kaydeden Erişmen, şöyle konuştu:



''Kale içinde kalan bölümde evler bulunuyor. Bunları başka yerlere taşımak istiyoruz. Buranın bize tahsisi için Müzeler Genel Müdürlüğüne başvurduk ve olumlu yanıt aldık. Milli Emlak Genel Müdürlüğünden tahsis yazısı geldiği zaman restorasyona başlayacağız. Restorasyonun aslına uygun olmasına çok dikkat ediyoruz. Bu projenin yaklaşık 2 milyon TL'ye mal olması bekleniyor. Bu bedeli Kültür ve Turizm Bakanlığı, İl Özel İdaresi ve belediye kaynakları ile karşılayacağız.''



Erişmen, Akdeniz'in unutulmuş sahil kenti durumunda olan Yumurtalık'ı turizmde söz sahibi yapacak yatırımları en geç 2011 yılında tamamlamayı hedeflediklerini belirterek, atılan adımların somut getirisini göreceklerine inandıklarını söyledi.



*FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ...
Akdeniz'in unutulmuş sahil kenti "Yumurtalık"

Tuesday, December 8, 2009

Bayramda tarih ve kültüre gezinti fırsatı

ANKARA - Yürüyüş ve sık sık yer değiştirmeye dayalı kültür turları için en uygun dönem Sohbahar. Yazın boğucu sıcağı ile kışın soğuğundan uzak olan bu dönem, tatilcilere daha rahat gezinti imkanı sunuyor. Bu kapsamda, hafta sonu ile birleştirilebilecek Ramazan Bayramı da tarih ve kültüre yolculuk yapmak isteyenler için ideal Tatil fırsatı yaratıyor. Sohbaharda özellikle Kapadokya turları revaçta. ''Atların ülkesi''ndeki doğa ve insanın ortak çalışması sonucu oluşan büyülü peri bacaları, eski konaklar ile yer altı şehirleri mutlaka gezilmesi gereken yerler arasında. Özellikle bir gecenin buradaki konaklarda geçirilmesi tavsiye ediliyor. Kapadokya turları kapsamında Ihlara Vadisi, Derinkuyu, Uçhisar, Göreme Açıkhava Müzesi, Hacı Bektaş Veli Dergahı, Yeraltı Şehri, Asmalı Konak, Avanos, Güvercinlik Vadisi, Dervent, Paşabağ görülüyor. Bu turların fiyatları genellikle 220 TL'den başlıyor.
SOHBAHARDA AKDENİZ'İN MAVİ SULARI...
Yaz tatilini doyasıya yapamayıp, kış gelmeden Akdeniz'e gitmek isteyenler için de bayramda Pamfilya turları var. Akdeniz'in en gözde tarihi ve doğal mekanlarında unutulmaz bir yolculuk sunan bu turlar, 3 veya 4 gece sürüyor ve tekne turlarıyla Antalya kıyıları, Kemer Phaselis, Olimpos, Yivli Minare, Manavgat, Side, Apollon Tapınağı, Antik Tiyatro, Agora, Düden Şelalesi, Yörükköyü, İnsuyu Mağarası ve Sorgun geziliyor. Likya turlarında ise masmavi koylar, yeşilin binlerce tonu ve tarihsel mekanlar bir arada...
Ege'nin en gözde destinasyonlarını kapsayan bu turların uğrak mekanları arasında, Dalyan, Oniki Adalar, Ölüdeniz, Kekova tekne turları, Kaya Mezarları, İztuzu Plajı, Caretta Carettalar, Saklıkent Kanyonu, Amintaş, Simena, Batık Kent, Ölüdeniz, Kayaköy yer alıyor. Ramazan Bayramı'nı sahil şeridinde geçirmek isteyenler, Edirne'den Ayvalık'a ''rüya'' turlarına katılabilir. Edirne Selimiye Camisi'nde başlayan tur, Kırkpınar Meydanı, Tunca Nehri, Bursa Yeşil Türbe, Ulu Camii, Şeytan Sofrası, Sarımsaklı, Bozcaada, Akçay, Altınoluk, Küçükkuyu, Edremit, Burhaniye, Tavşan Adası ve Geyikli Kilisesi ile son buluyor. Akdeniz'in koylarını kapsayan Karya turlarında seçenekler arasında yer alıyor.

MİSTİK ATMOSFERE YOLCULUK...
Güneydoğu'nun sıcağının bir nebze azaldığı sonbaharda gözde kültür turlarından biri de GAP... Doğu'nun mistik ve gizemli atmosferine yolculuk yapılan bu turlarda, Adana, İskenderun, Hatay, St. Pierre Kilisesi, Gaziantep, Şanlıurfa, Harran, Balıklı Göl, Adıyaman, Nemrut, Mardin, Nusaybin, Midyat, Hasankeyf ve Diyarbakır gibi Güneydoğu'nun tarih ve kültür kokan destinasyonları geziliyor. Kilikya'ya yolculuk yapmayı isteyenler için de turlar Mersin'den başlıyor. Cennet- Cehennem, Anamur, Adana, Tarsus, St. Paul Kuyusu Kleopatra Kapısı, Yedi Uyurlar, Şahmeran Hamamı, İskenderun, Yılan Kale, Mozaik Müzesi Harbiye ve Nekropolis'ten geçerek Asi Nehri'nde son bulan turlar 3 ya da 4 gün sürüyor.
Nemrut
''Anadolu tarihine açılan kapı'' Galatya da bayram turları arasında. Tarihi yapılar ve Anadolu'nun etkileyici güzellikleri arasında gerçekleşecek turda tatilciler Hitit uygarlığına misafir oluyor. Tur kapsamında, Çorum, Hattuşaş, Büyük Kale, Aslanlı Kapı, Kral Kapısı, Yazılı Kaya, Alacahöyük, Sfenksli Kapı, Amasya, Borabay Gölü, Ferhat ile Şirin Su Yolu, II. Mehmet Cami, Torumtay Medresesi Mumyalar Müzesi geziliyor. Bayramda Türkiye'nin oksijen deposu Karadeniz'de tertemiz havayı solumak da seçenekler arasında yer alıyor. Yeşilin her tonunun bulunabileceği bu tur, Fırtına Deresi, Ayder, Artvin, Kafkasör, İyidere, İkizdere, Sümela Manastırı, Uzungöl, Ünye, Fatsa, Safranbolu ve Kastamonu'yu kapsıyor.
Hasankeyf
''TALEP ARTIYOR''
Etstur Kültür Turları Müdürü Serdar Eşmeli, Ramazan Bayramı'na yönelik taleplerinin şimdiden başladığını ve her geçen gün arttığını söyledi. Eşmeli, ''Geçen senelere oranla küçük bir büyüme bekliyoruz. Bu yıl kriz etkisi nedeniyle tatile çıkamayan, çok bunalan insanların, bayram tatili fırsatlarını kaçırmayacaklarını düşünüyoruz'' dedi. Sonbahara denk gelmesi dolayısıyla GAP, Karadeniz, Kapadokya gibi turlarda ilginin artmasını beklediklerini ifade eden Eşmeli, ''Şu ana kadar misafirlerimizin bayram tatili tercihleri ağırlıklı olarak bu bölgelere geliyor'' diye konuştu. Eşmeli, şunları kaydetti: ''Yurdumuzun dört bir yanı birbirinden güzel değeri, lezzeti, hikayeyi barındırıyor. Bu bayram misafirlerimizi, bir değişiklik yapıp cennet vatanımızın bir köşesini tanımaya davet ediyoruz. O kadar çok sayıda Güzellik var ki, bu turlardan pek çok unutulmaz anı ve yeni dostluklarla döneceklerine eminiz.''
Bayramda tarih ve kültüre gezinti fırsatı

Sahiller boşalıyor yaylalar doluyor

ADANA - Adana'nın Pozantı ilçesinin Akçatekir, Bürücek ve Kamışlı, Kozan ilçesinin Horzum ve Göller, Karaisalı ilçesinin Kızıldağ, Aladağ ilçesinin Başpınar ve Meydan, Osmaniye'nin Zorkun, Mersin'in Gözne Yaylaları, bu yıl sakinlerinin yanı sıra, Ramazan nedeniyle yaylalara gelen misafirlerini de ağırlayacak.
Ramazanı ve bayramı yaylalarda geçirmek isteyen vatandaşlar, ev kiralamak için arayış içerisine girdi. Talebin yoğun olarak yaşandığı Adana'nın Pozantı ilçesinde vatandaşlar, Kiralık ev bulabilmek için belediyeden yardım istiyor.
Tur Operatörleri Birliği Platform Sözcüsü ve Baracuda Tur Yönetim Kurulu Başkanı Cem Polatoğlu, sezona denk gelen Ramazanın Turizm sektörünü olumsuz yönde etkileyeceğini söyledi.
Bu durumdan en çok iç turizmin etkileneceğini ve güneydeki bazı otellerde rezervasyonlarda daralma yaşanmaya başladığını anlatan Polatoğlu, sektördeki bazı temsilcilerin müşterilerine alternatif Tatil seçenekleri sunarak talep daralmasını aşmak için arayış içerisine girdiğini ifade etti.

Pozantı Belediye Başkanı Mustafa Çay da, Ramazanın yaz aylarına denk gelmesini en iyi şekilde değerlendirerek, yörelerindeki yayla turizmini canlandırma arzusunda olduklarını ifade etti. Bu sezon ilçelerindeki yaylalara vatandaşların büyük ilgi gösterdiğini ve kiralık ev taleplerini karşılamakta zorluk çektiklerini belirten Çay, ''kiralık ev bulamayan vatandaşlar bize başvurarak belediye olarak devreye girmemizi istiyor'' dedi. Pozantı ilçesine bağlı Akçatekir Belde Belediye Başkanı Mehmet Kılınçkaya da, beldelerine gelenlerin genellikle kendi evlerinde konakladıklarını ifade ederek, buna karşın bu yıldan itibaren kiralık ev talebinde de artış olduğunu ifade etti.
Beldede resmi kayıtlara göre 18 bin konutun bulunduğunu ve bunların büyük bölümünün dolduğunu belirten Kılınçkaya, kış aylarında 500'e kadar düşen nüfusun yaz aylarında 120 bine çıktığını vurguladı. Kılınçkaya, yayladaki yoğunluğun ramazan öncesi arttığına işaret ederek, sezonluk kiralık ev fiyatlarının ise 1000-4000 TL arasında değiştiğini vurguladı.
Yaylacıların oruçlarını rahat ve serin ortamda tutabilmeleri için belediye olarak her türlü önlemi aldıklarını anlatan Kılınçkaya, ''yiyeceklerin fahiş fiyatla satılmaması için denetimlerimizi artırdık'' dedi.
OSMANİYE BELEDİYE BAŞKANI KARA
Osmaniye Belediye Başkanı Kadir Kara ise, ramazanın yaz aylarına denk gelmesi nedeniyle ünlü Zorkun Yaylası'nın bu yıl vatandaşlar arasında daha cazip hale geldiğini söyledi.
Sahil kenarlarına giden yöre halkının Ramazan öncesi tatillerini tamamlayarak Zorkun Yaylasına akın etmeye başladığını anlatan Kara, şöyle konuştu: ''Belediye olarak biz de ramazanın yayla sezonuna denk geleceğini düşünerek, hemşehrilerimizin oruçlarını daha rahat ortamda tutabilmelerini sağlamak için gerekli tedbirlerimizi aldık. Yaylada geçtiğimiz yıllarda yaşanan içme suyu sıkıntısının bu sezon yaşanmaması için gerekli tedbirleri aldık. Ayrıca, yayla yolundaki çalışmaları tamamladık. Zabıta ekiplerimiz sürekli denetim yapıyor. Zorkun'u daha güzel ve yaşanılabilir hale getirmek için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz.''
Sahiller boşalıyor yaylalar doluyor