Showing posts with label Edirne. Show all posts
Showing posts with label Edirne. Show all posts

Monday, December 14, 2009

Aralık güneşinde Erdek

Bandırma’dan batıya sapıp Erdek yolunu tuttuğumda içimi bir sevinç kaplar. Bir dosta, bir güzelliğe yeniden kavuşmanın heyecanından bu. İlk kez 1980 yılında gittiğim Erdek’i, 1960’lı yılların başında, Edirne Erkek öğretmen Okulu’ndan arkadaşlarımdan dinlemiştim.Erdek’in bulunduğu Kapıdağ, zamanın behrinde bir adayken, yakın kıyıyla arasında kumulların, birikintilerin yığılıp sertleşmesiyle oluşan, coğrafyada tombolo da denilen bir kıstakla Anadolu Yarımadası’na bağlanmıştır. Bugün, iki yanda denizi gördüğünüz anda Düzler’e doğru ilerlerken Kapıdağ Yarımadası’nın kapısı önünüzde açılıyor demektir. Hem de yalnız Erdek merkeziyle sınırlı değildir bu alan; bütün köyleriyle koca bir Kapıdağ Yarımadası’dır. Her mevsim ayrı güzellikleri barındıran, yeşilin türlüsü ve türküsüyle bezenmiş bir zenginlik karşınızdadır. Kışınsa ayrı bir güzelliktedir Erdek. Tenha, dingin, içli şarkıların içtenliğinde ve yalnız... Kendinizle buluşmak, ıssızlıkta kendi sesinizi duymak için birebirdir. Bütün kış kıyıları gibi, hatta daha da fazla. Kendine çekilmiştir çünkü.BU ÇINARA 1350’DE PAŞA ATINI BAĞLAMIŞTIErdek’e Çanakkale üzerinden geliyorsanız, Edincik’ten geçerek de ulaşabilirsiniz.Sakin, kendi dünyasında yaşayıp giden zeytin beldesi Edincik’te dikkatinizi çeken bazı ahşap yapılar olacaktır. Bu evlerin geçmiş zamandan günümüze selamlar taşıdığını görmemek mümkün mü? Onlarla selamlaşırken, 1350’lerde buraları Osmanlı toprağına katan Süleyman Paşa’nın atını bağladığı bin yıllık, içi oyuk bir çınara da merhaba diyebilirsiniz.Sonra, kıvrıla büküle ineceğiniz yolda ve sapaktan sonra da Erdek’e kadar bilgelik ağacı zeytinin saltanatına teslim olacaksınız. KİZİKOS’UN GİZEMİArtaki ya da Artake’den Erdek’e uzanan tarihsel sürecin öncesinde Kizikos var.Kizikos, genel yapısıyla bir üçgeni andıran Kapıdağ’ın girişindeki antik yerleşim alanı. Bugün ne yazık ki çok az bir bölümü gün yüzüne çıkarılmış. Özensiz ve düzensiz, terk edilmiş bir hazine, orada öylece yatıyor. Hadrianus Tapınağı ve dehlizleri ile köstebek yuvası gibi. Tarih yağmacılarının kazmalarla köşesini bucağını deşip kurcaladığı bir ören yeri.Söylenenlere bakılırsa, Efes kadar ya da ondan daha büyük bir alanı kaplıyor Kizikos.Bütünüyle ortaya çıkarıldığı zaman, Erdek sırf Kizikos’u görmek isteyen on binlerce insanı çekebilecektir. Ama bunun için bizdeki kazıların yazgısının değişmesi gerek öncelikle. Orada tiyatrosu, amfitiyatrosu ve günışığına çıkmış çıkmamış bölümleriyle koca bir antik kent (ve daha niceleri) dururken, ne acı ki, bize düşen yalnızca beklemek!KIYI KAHVELERİ HEP CIVIL CIVILErdek çarşısını geçip kıyıya ulaştığınızda yılın dört mevsiminde cıvıl cıvıl kaynaşan kıyı kahveleri çıkar karşınıza. Erdek rıhtımı, dalgakıranın ve Zeytinli Ada’nın korumasında rüzgârlardan uzak, deniz masallarını söyleyip durmaktadır. Kıyıda tekneler, balıkçılar... Yüzyıllık çınarların altına sıralanmış kahvelerde dinlenen, söyleşen, eyleşen insanlar...Ben Erdek’le Akçay’ı kıyıdaki bu yapılanmalarıyla birbirine benzetirim. Gerçekten ikisi birbirini andırır. Ancak burada karşıda Zeytinli Ada vardır cepheyi kapatan. Güneydoğuda ise Seyitgazi Tepesi. Akçay’ın önü ise açıktır. Arada önemli bir fark var yalnız: Akçay’da denizden fışkıran bir tatlı su kaynağı vardır: Erdek/Zeytinli Ada’da ise sıcak su...ZEYTİNLİ ADA’DA KAZILAR SÜRÜYORErdek’in incisi Zeytinli Ada’da bugün kazı çalışmaları hızla ve titizlikle sürdürülüyor. Tatil günlerinde bulunmamız nedeniyle benim adaya geçmem ve orayı yakından görmem mümkün olmadı ama Erdek Belediyesi Halkla İlişkiler Müdürü Şebnem Gürel, orayı görmüş kadar olacağım bilgi ve belge sundu bana. Sekizgen vaftiz havuzu başta olmak üzere oradaki buluntuları gerçekten görmek istiyorum. Yağmurlu sonbahar gününün azizliğine uğradığımız için gidemediğim Kirazlı Manastır’ı bir de...APOSTOL’ÜN DİLEK AĞACIAgrigento Otel’den kuzeye, kıyıdan içerilere doğru kısa bir süre yol alıp da bir yamacı tırmandığınızda güzelim bir tepede buluyorsunuz kendinizi. Sırttan denize, nefis bir manzara... Sonradan bir iki ad konusa da, kadimden beri süregelen adıyla Apostol’dür orası.Ulu çınarların birbirini çiğneyerek göğe uzandığı bu tepeden aşağılara, ötelerde uzanan denize bakarak çayınızı yudumlamak, hele mümkün olsa iki kadeh parlatmak emsalsiz bir keyif olur. Ancak, ne yazık ki burası işletmeye elverişli iyi bir tesisle taçlandırılamamış. Çınarlardan birinin oyuğundan geçenlerin dileklerinin kabul olunduğuna öylesine inanılmış ki, ağacın içindeki oyuk gelen geçenin sürtünmesiyle neredeyse cilalanmış. Tek tük çaputlar da cabası. Ortalıkta ne eren var, ne evliya; koşuşturan, ağaçtan ağaca geçen sincaplarla dallarda ötüp duran kargalar kış tenhalığının özgürlüğüne bırakmışlar kendilerini.Apostol, kadri bilinmemiş bir cennet köşesi. Erdek Belediyesi orayı gün yüzüne çıkarmalı ve yaşama katmalı. Yaz tatillerinde olduğu kadar öteki mevsimlerde, özellikle de kışın, İstanbul’un burnunun dibindeki bu cennet, kendinizi dinleyerek dinlenmeniz için Erdek içindeki ve Ocaklar’daki nezih otelleriyle, yemek ve balık çeşitleriyle sizi bekliyor. Yenikapı-Bandırma hızlı feribotu sizi oraya iki buçuk saatte ulaştırır, eğer İstanbul’da yaşıyorsanız. Başka yerlerde yaşayanlara ise isteyene hiçbir yerin uzak olmadığını anımsatmak yeter sanırım. AGRİGENTO OTELİ Müze GİBİBu kez Erdek’i bana Edirne Erkek Öğretmen Okulu’ndan arkadaşım, eski Erdek Lisesi Müdürü Namık Güven gezdirdi. Köşe bucak saklı güzellikleri bir bir bulup tanırken, ünlü Agrigento Oteli’ne de uğradık. Turistik geçinen nice il ve ilçede böyle bir Otel yok! Görkemiyle, nice gösterişli yapı yarışamaz. Koca bir müzeyi andıran tarihi koleksiyonları bağrında barındırması ise başlı başına bir farklılık ve zenginlik. Milattan öncesinden bugüne birçok tarihi eserin sergilendiği bu “müze”nin bence tek kusuru, sergilenenlerin dönemlerine göre sıralanmamış ve bölümlenmemiş olması. Yoksa, Mekke’nin kilidinden sedef kakmalara, değişik kılıç ve silahlardan Abdülhamit Fermanı’na kadar akla gelebilecek nice değerli tarihsel eşya yer alıyor Agrigento Otel’in özel müzesinde.Toplantı salonları, özel bölümleri ve havuzları ile birkaç büyük gruba birden hizmet verebilecek kapasitedeki otelin kongrelere de ev sahipliği yapabileceğini söylemek abartı olmaz; bir gerçekliği dile getirmek olur.Agrigento, görülmesi, gezilmesi gereken bir otel, eşsiz bir konaklama yeri.LÜFERE MERHABAErdek’in deniz ürünlerine ve Ege’den Balkanlar’a uzanan çeşnisiyle zeytinyağlı ağırlıklı mutfağına imrenirsiniz.Her mevsim denizin bereketi balığın türlüsüyle sofralarınızdadır ama sonbaharda ve kışta lüferin tadına bakmadan olmaz. Akya balığının bifteğini de unutmamak gerekir. Ben Kafkas Restaurant’taki damak tadını unutmadım bu balıkların.
Aralık güneşinde Erdek

Tuesday, December 8, 2009

Bayramda tarih ve kültüre gezinti fırsatı

ANKARA - Yürüyüş ve sık sık yer değiştirmeye dayalı kültür turları için en uygun dönem Sohbahar. Yazın boğucu sıcağı ile kışın soğuğundan uzak olan bu dönem, tatilcilere daha rahat gezinti imkanı sunuyor. Bu kapsamda, hafta sonu ile birleştirilebilecek Ramazan Bayramı da tarih ve kültüre yolculuk yapmak isteyenler için ideal Tatil fırsatı yaratıyor. Sohbaharda özellikle Kapadokya turları revaçta. ''Atların ülkesi''ndeki doğa ve insanın ortak çalışması sonucu oluşan büyülü peri bacaları, eski konaklar ile yer altı şehirleri mutlaka gezilmesi gereken yerler arasında. Özellikle bir gecenin buradaki konaklarda geçirilmesi tavsiye ediliyor. Kapadokya turları kapsamında Ihlara Vadisi, Derinkuyu, Uçhisar, Göreme Açıkhava Müzesi, Hacı Bektaş Veli Dergahı, Yeraltı Şehri, Asmalı Konak, Avanos, Güvercinlik Vadisi, Dervent, Paşabağ görülüyor. Bu turların fiyatları genellikle 220 TL'den başlıyor.
SOHBAHARDA AKDENİZ'İN MAVİ SULARI...
Yaz tatilini doyasıya yapamayıp, kış gelmeden Akdeniz'e gitmek isteyenler için de bayramda Pamfilya turları var. Akdeniz'in en gözde tarihi ve doğal mekanlarında unutulmaz bir yolculuk sunan bu turlar, 3 veya 4 gece sürüyor ve tekne turlarıyla Antalya kıyıları, Kemer Phaselis, Olimpos, Yivli Minare, Manavgat, Side, Apollon Tapınağı, Antik Tiyatro, Agora, Düden Şelalesi, Yörükköyü, İnsuyu Mağarası ve Sorgun geziliyor. Likya turlarında ise masmavi koylar, yeşilin binlerce tonu ve tarihsel mekanlar bir arada...
Ege'nin en gözde destinasyonlarını kapsayan bu turların uğrak mekanları arasında, Dalyan, Oniki Adalar, Ölüdeniz, Kekova tekne turları, Kaya Mezarları, İztuzu Plajı, Caretta Carettalar, Saklıkent Kanyonu, Amintaş, Simena, Batık Kent, Ölüdeniz, Kayaköy yer alıyor. Ramazan Bayramı'nı sahil şeridinde geçirmek isteyenler, Edirne'den Ayvalık'a ''rüya'' turlarına katılabilir. Edirne Selimiye Camisi'nde başlayan tur, Kırkpınar Meydanı, Tunca Nehri, Bursa Yeşil Türbe, Ulu Camii, Şeytan Sofrası, Sarımsaklı, Bozcaada, Akçay, Altınoluk, Küçükkuyu, Edremit, Burhaniye, Tavşan Adası ve Geyikli Kilisesi ile son buluyor. Akdeniz'in koylarını kapsayan Karya turlarında seçenekler arasında yer alıyor.

MİSTİK ATMOSFERE YOLCULUK...
Güneydoğu'nun sıcağının bir nebze azaldığı sonbaharda gözde kültür turlarından biri de GAP... Doğu'nun mistik ve gizemli atmosferine yolculuk yapılan bu turlarda, Adana, İskenderun, Hatay, St. Pierre Kilisesi, Gaziantep, Şanlıurfa, Harran, Balıklı Göl, Adıyaman, Nemrut, Mardin, Nusaybin, Midyat, Hasankeyf ve Diyarbakır gibi Güneydoğu'nun tarih ve kültür kokan destinasyonları geziliyor. Kilikya'ya yolculuk yapmayı isteyenler için de turlar Mersin'den başlıyor. Cennet- Cehennem, Anamur, Adana, Tarsus, St. Paul Kuyusu Kleopatra Kapısı, Yedi Uyurlar, Şahmeran Hamamı, İskenderun, Yılan Kale, Mozaik Müzesi Harbiye ve Nekropolis'ten geçerek Asi Nehri'nde son bulan turlar 3 ya da 4 gün sürüyor.
Nemrut
''Anadolu tarihine açılan kapı'' Galatya da bayram turları arasında. Tarihi yapılar ve Anadolu'nun etkileyici güzellikleri arasında gerçekleşecek turda tatilciler Hitit uygarlığına misafir oluyor. Tur kapsamında, Çorum, Hattuşaş, Büyük Kale, Aslanlı Kapı, Kral Kapısı, Yazılı Kaya, Alacahöyük, Sfenksli Kapı, Amasya, Borabay Gölü, Ferhat ile Şirin Su Yolu, II. Mehmet Cami, Torumtay Medresesi Mumyalar Müzesi geziliyor. Bayramda Türkiye'nin oksijen deposu Karadeniz'de tertemiz havayı solumak da seçenekler arasında yer alıyor. Yeşilin her tonunun bulunabileceği bu tur, Fırtına Deresi, Ayder, Artvin, Kafkasör, İyidere, İkizdere, Sümela Manastırı, Uzungöl, Ünye, Fatsa, Safranbolu ve Kastamonu'yu kapsıyor.
Hasankeyf
''TALEP ARTIYOR''
Etstur Kültür Turları Müdürü Serdar Eşmeli, Ramazan Bayramı'na yönelik taleplerinin şimdiden başladığını ve her geçen gün arttığını söyledi. Eşmeli, ''Geçen senelere oranla küçük bir büyüme bekliyoruz. Bu yıl kriz etkisi nedeniyle tatile çıkamayan, çok bunalan insanların, bayram tatili fırsatlarını kaçırmayacaklarını düşünüyoruz'' dedi. Sonbahara denk gelmesi dolayısıyla GAP, Karadeniz, Kapadokya gibi turlarda ilginin artmasını beklediklerini ifade eden Eşmeli, ''Şu ana kadar misafirlerimizin bayram tatili tercihleri ağırlıklı olarak bu bölgelere geliyor'' diye konuştu. Eşmeli, şunları kaydetti: ''Yurdumuzun dört bir yanı birbirinden güzel değeri, lezzeti, hikayeyi barındırıyor. Bu bayram misafirlerimizi, bir değişiklik yapıp cennet vatanımızın bir köşesini tanımaya davet ediyoruz. O kadar çok sayıda Güzellik var ki, bu turlardan pek çok unutulmaz anı ve yeni dostluklarla döneceklerine eminiz.''
Bayramda tarih ve kültüre gezinti fırsatı