Thursday, December 31, 2009

Akdeniz çanağı kriz darbesi yedi

TÜRKİYE’de ekonominin lokomotifleri arasında yer alan Turizm sektörü, krizden en az darbeyi alarak, 26 milyon turist ve 21 milyar dolarlık gelir hedefine ulaşmayı başardı. Dünya turizmi ve turizmdeki rakipler İspanya, Yunanistan ve Portekiz’de kriz darbesi yerken, Türkiye bu zor yılda da büyümesini sürdürdü. Kriz ve domuz gribinden etkilenmemeyi başaran Türk turizm sektörü, 2010 yılı için de yüzde 10’luk büyüme hedefi koydu. Krizin ardından 28 milyon turist çekmeyi hedefleyen sektör, gelir ve kârlılığını da artırma isteğinde. Türkiye’ye bu yıl 26 milyon turist gelirken, gelecek yıl için 28 milyon kişi hedefi konuldu.Hedef geliri artırmakTürkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkanı Ahmet Barut, dünya şartlarına göre Türkiye’de turizmin 2009’da iyi geçtiğini belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı: “Gelir düşük olsa da sayılar tutturuldu. Rakipler yüzde 10 küçülürken bizim potansiyelimizi korumamız başarı oldu. En ağır krizde bile Türk turizminin iyi performans göstermesi sağlam temeller üzerine oturduğunu gösteriyor. Son yıllarda çift haneli büyüdük, 2009 ve 2010’da bu büyümeler olmayacak ama küçülme de olmuyor. Bu yıl 26 milyon turist çektik. 2010’da asıl hedef geliri ve kârlılığı artırmak.”Konaklamaya yasal dayanakCirosal olarak 21 milyar dolar hedefine ulaşıldığını ve gelecek yıl kişi sayısından çok gelir artışı planlandığını kaydeden Barut, şöyle konuştu: “Turist sayısında da 28 milyonu aşarız. Asıl odaklanmamız gereken gelir. Önemli pazarlardan olan Rusya’da, 2010’da ekonomik krizin etkisi azalacak. Daha iyi fiyata çok harcama yapan turist gelebilir. Ayrıca turizmde konaklama sektörünün yasal bir dayanağı olmasını istiyoruz. Artık geldiğimiz noktada büyük hedefleri olan turizm ülkesinde sektörün aktörlerinin ağırlığına göre temsil edildiği yasal düzenleme gerekiyor.”Kültür başkenti avantajı iyi değerlendirilmeli TÜRKİYE Seyahat Acenteleri Birliği(TÜRSAB) Başkanı Başaran Ulusoy, 2009’un çok iyi geçtiğini ve dünyada turizm daralırken Türkiye’de yüzde 2.4 büyüme yaşandığını kaydederek, şunları dile getirdi: “Hedef, 2010’da yüzde 10 büyümek. Domuz Gribi ve krize karşın Türk turizmi büyümeyi başardı. Tedbirlerle büyümeyi sürdürdük. Sektörde Özel Tüketim Vergisi’nin (ÖTV) azaltılması ve KDV’nin de eski haline döndürülmesini istiyoruz. Turizmci ihracatçı sayılmalı. Türkiye turizmde sadece kum, güneşten ibaret değil. Turizmde sunulacak ürün çeşidini çoğaltmaya çalışıyoruz. Gastronomi, Sağlık, bakım, termal ve en önemlisi İstanbul’da kongre gibi turizm çeşitlerini iyi değerlendirmeye çalışıyoruz. İstanbul’un 2010’da kültür başkenti olması avantaj yaratacak.”Havada 77 milyon yolcu taşındıTÜRKİYE Özel Sektör Havacılık İşletmeleri Derneği (TÖSHİD) Genel Sekreteri Musa Alioğlu,havacılığın 2009’u toplamda 8 milyar dolarlık hacimle geride bırakacağını söyledi. 2010 yılındaki performansın Petrol fiyatlarıyla çok bağlantılı olduğunu kaydeden Alioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu yıl zor şartlara karşın yüzde 3-5 büyüme yaşandı. THY ve özel havayolu şirketleri 77 milyon yolcu taşıdı. Gelecek yıl 85 milyon yolcu taşıma hedefi var. Türkiye’de 294 uçak filosu var. Gelecek yılın nisan ayında bu sayı 300’ü geçecek. Ama sektöre Avrupa ile rekabet edecek bazı kolaylıklar sağlanmalı, Türk sivil havacılık sektörünün biraz kollanması gerekiyor.”En çok turist Almanya’danTürkiye dünya turizm pazarında yüzde 2.4, Avrupa turizm pazarında ise yüzde 4.5 paya sahip.Turist sayısı ve Döviz gelirlerindeki artış hızıyla dünyadaki en büyük 20’nci, turist girişinde 7’nci, gelirde de 9’uncu sırada.Bakanlık ile belediye belgeli yatak sayısı bu yılın sonunda 1 milyon 2 bine, 2010 sonunda ise 1 milyon 50 bine ulaşacak. Ocak-ekim döneminde Türkiye’yi en çok ziyaretçi gönderen ülkeler sıralamasında Almanya 4 milyon 38 bin 566 ile birinci, Rusya 2 milyon 581 bin 244 ile ikinci, İngiltere 2 milyon 337 bin 902 kişiyle üçüncü sırada yer aldı.Anadolu 6 milyon turist çektiANADOLU Turizm İşletmecileri Derneği (ATİD) Başkanı Seçim Aydın, turizmin diğer sektörlere göre ekonomik krizden etkilenmediğini aktararak, şu değerlendirmeyi yaptı: “Turist sayısı ve turizm geliri olarak yüzde 5-6’lık Kayıp var. Bu 2010’da daha iyi olacak. Tanıtıma ağırlık verilirse 2010 yılının çok daha iyi geçeceğini tahmin ediyorum. Anadolu’daki artış dikkati çekecek boyutlarda. Gelecek yıl Anadolu’ya ciddi talep olacak. 2009’da gelen turist sayısı altı milyonun üzerine çıktı. Bunun daha da yükselmesini bekliyoruz. Bunda hem kültür, hem yayla turlarının büyük etkisi var. Termal tesislerin de yatak kapasitesi yükseldi.”


Akdeniz çanağı kriz darbesi yedi

İstanbul Business Traveller da

ANTALYA - Business Traveller Dergisi, Aralık-Ocak 2010 sayısında İstanbul'a iki sayfa ayırdı. Dergide Ally Miola tarafından kaleme alınan ''İstanbul Ateşler'' başlıklı haberde, kentin 2010 Avrupa Kültür Başkenti olmasının nedenlerine yer verildi.
İstanbul'un gece hayatından, Boğaz manzarasına kadar fotoğrafların yer aldığı haberde, İstanbul'un, coğrafya ve etimolojik olarak tarihten günümüze pek çok zenginlik barındırdığı belirtildi. Haberde yazar Ally Miola, İstanbul'un ''gökyüzüne uzanan minareleri, kalabalık Kapalı Çarşı'sı ve tatlı kokulu caddeleriyle'' dikkati çektiğini ifade etti.
Miola haberinde, ''Türkiye Avrupa Birliği'nin resmi üyesi olmadan önce 2010 Avrupa Kültür Başkenti oldu'' derken, bunda İstanbul'un özellikle Moda ve Turizm alanındaki atılımlarının etkisini olduğuna dikkati çekti. Ally Miola, İstanbul'un New York, Milano ve Londra gibi kendi moda haftasına sahip kentler arasına girdiğine değindi.
Haberde Miola, İstanbul'un gece yaşamının kozmopolit yapısına dikkati çekerken, Asya ve Avrupa'nın buluştuğu Boğaz manzaralı kesimleri ile Taksim, Beyoğlu, Nişantaşı, Etiler, Levent, Ortaköy ve Bebek'in ziyaret edilmesi gereken yerlerden olduğunu belirtti. Miola haberinde tarih meraklılarına Topkapı Sarayı'nın da üzerinde bulunduğu yarım adayı önerdi.
Okurlara Topkapı Sarayı'nda özellikle haremi görmelerini tavsiye eden yazar Ally Miola, yarım adada Ayasofya ve Sultan Ahmet Camii'nin de görülmeye değer yerlerden olduğunu ifade etti.
Miola'nın haberinde Kapalıçarşı'ya da geniş yer verildi. Yarım adada yürüme mesafesindeki Kapalıçarşı'da el dokuması halılar, metal takı ve süs eşyalarının satıcıyla yapılacak sıkı bir pazarlığın ardından satın alınabileceğini belirten Miola, pazarlık sırasında gelen bir fincan çay teklifinin ise zamanı olan veya kültürel bir deneyimin tadına bakmak isteyenlerce kabul edilebileceğini kaydetti. Kapalıçarşı'nın kalabalık, gürültülü ve patika gibi yollarına da dikkati çeken Yazar Miola, Çarşı'yı ziyaret edeceklere, ''Kendinizi sinirli hissettiğiniz bir günde çarşıyı ziyaret etmekten kaçının'' önerisinde bulundu. Kapalıçarşı'yı gezerken enerji takviyesi almak isteyenlere de Türk kahvesi içmelerini öneren Miola, güçlü ve koyu haliyle Türk kahvesinin ABD'de bir örneğinin bulunmadığına işaret ederek, ''Bana inanın, gerçekten denedim'' dedi.
Kültürel deneyim kazanmak isteyenlere Cağaloğlu Hamamı'nın önerildiği haberde, hamamın İstanbul'da yapılacak ''en otantik seçim'' olduğu ve daha önce Franz Liszt, Florence Nightingale ve Harrison Ford'un da bu deneyimi yaşadığı vurgulandı. Yazar Ally Miola, New York'tan İstanbul'a gelir gelmez ilk olarak burayı ziyaret etiğini ve terleyip Masaj yaptırdıktan sonra hamamdan ''yeni bir kadın olarak'' çıktığını anlattı. Miola, hamama gidenlere bütün günün ödülü olarak kendilerine lokum ziyafeti çekmelerini önerdi. Lokumun batıda ''Turkish Delight'' olarak bilindiğini anlatan Miola, kendisinin Antep fıstıklı lokuma düşkün olduğunu kaydetti.
İstanbul Business Traveller'da

Türkiye "en popüler" tatil yeri olacak

İngiltere'de seyahat turlarında uzmanlaşmış travelsupermarket.com tarafından gerçekleştirilen anket, 2010 yılında Tatil için yurt dışına çıkmayacak İngilizlerin sayısının, 2009 yılına göre bir kat artacağını ortaya koydu.



Aynı ankete göre, 2010 yılında "en popüler" yurt dışı destinasyonları ise, Türkiye, Mısır ve Fas olarak sıralandı.



The Daily Telegraph gazetesine göre, zayıf sterlinin, İngilizlerin talilerini yurt içinde geçirmeyi teşvik ediyor. Buna rağmen yine yurt dışına çıkacak olan çok sayıda İngiliz'in, euro bölgesi dışındaki ülkelere yöneleceği kaydediliyor.



Bu arada, The Times gazetesi, aynı siteyi kaynak göstererek tatil yapmak isteyenler tarafından Noel'den bu yana yapılan aramaların, en tercih edilen 10 destinasyon arasında Türkiye'nin de bulunduğunu gösterdi. İspanya'nın Kanary adalarının başı çektiği listede Türkiye, 7. sırada yer alıyor.
Türkiye "en popüler" tatil yeri olacak

Endonezya da saldırı uyarısı

Bali Valiliğinin halkla ilişkiler bölümü başkanı Putu Suardika, Valinin saldırı olasılığına karşı bir uyarıda bulunduğunu yalanlayarak, "Ne sözlü, ne de yazılı bir valilik uyarısı olduğunu" söyledi.



Suardika, bununla birlikte, geçmişte iki kez bombalı saldırıya hedef olan Bali'nin tetikte olmaya devam etmesi gerektiğini kaydetti.



ABD Büyükelçiliği tarafından Amerikan vatandaşlarına gönderilen elektronik postalarda, Bali Valisinin, "Bali'de bu gece bir saldırı düzenleneceği yönünde işaret olduğu" şeklindeki ifadesine yer verilmişti.

Bali Valisinin de vatandaşlara dikkatli olmaları uyarısında bulunduğu, ancak belirgin bir saldırı tehdidinden bahsetmediği bildirilmişti.



Cakarta'daki Amerikan Büyükelçiliğinin sözcüsü ise açıklamalarında doğrudan Bali Valiliğini dayanak aldıklarını belirterek, Valiliğin Turizm kuruluna ve otellere gönderdiği mesajı aynen aktardıklarını söyledi.

Bali emniyet sözcüsü de polisin bir saldırı tehdidinden haberi olmadığını ve her zaman güvenliği en sıkı biçimde sağlamaya çalıştıklarını kaydetti.



Bali'deki yüzlerce Otel, lokanta ve kulübün yeni yıl gecesinde dolu olacağı bildiriliyor.

Endonezya'nın başkenti Cakarta'da altı ay önce lüks bir otele düzenlenen çifte bombalı saldırıda 7 kişi ölmüştü. Tatil yeri Bali'de 2002 yılındaki intihar saldırılarında ve 2005'te Batılıları hedef alan saldırılarda 220'den fazla kişi hayatını kaybetmişti.
Endonezya'da saldırı uyarısı

İşte Erdoğan ın yılbaşı mekanı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ailesiyle birlikte yeni yıl tatilini geçirmek üzere Antalya'ya geldi.

Başbakan Erdoğan ailesiyle birlikte 30 Aralık gecesi Antalya'ya geldi.



Antalya Hava Limanı'ndan sık sık Tatil yaptığı Belek'teki Rixos Premium Otel'e yerleşen Başbakan Erdoğan'ın yeni yılı burada karşılayacağı öğrenildi.



*OTELDEN KARELER İÇİN TIKLAYINIZ...
İşte Erdoğan'ın yılbaşı mekanı

Horlama aşkı bitiriyor


Ordu Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Fatma Küçüker, Ordu Devlet Hastanesi bünyesinde geçen mart ayında açılan uyku laboratuvarının Türkiye'de devlet hastaneleri bünyesinde bir ilk olduğunu ve şu ana kadar horlama şikayeti ile gelen 150 dolayında hastanın tedavi gördüğünü bildirdi.
Horlamanın çeşitli nedenleri olduğunu anlatan Küçüker, şu bilgileri verdi:“Horlama, ağız ve burun arkasındaki hava yolunda darlık olduğunda ortaya çıkan gürültü biçimindeki ses olarak biliniyor. Sebebi dengesiz Beslenme, boğaz-burun bölgelerindeki rahatsızlıklar ve hastanın yatak üzerinde dengesiz yatması olabiliyor. Alkol ve Sigara da aynı şekilde horlamaya neden olabilir. Yine kişi eğer çok yorgun ise horlama başlar. Burada önemli unsur horlamanın sürekli olmasıdır.”Çocuklarda görülen horlamaların ise genellikle kilodan kaynaklandığını ve bu konuda ailelerin daha dikkatli olması gerektiğini belirten Küçüker, horlamanın ciddi bir sorun teşkil ettiğini kaydetti.Horlamanın sosyal olarak evli çiftler arasında da soruna neden olabildiğini vurgulayan Küçüker, şunları dile getirdi:“Horlayan kişi ailenin diğer bireyleri için de uykusuz gecelerin sorumlusu tutulur. Horlayan kişi Tatil ve iş gezilerinde istenilmeyen oda arkadaşı olur. En önemlisi evli çiftler ilk olarak yataklarını ayırır, sonra odalarını ayırır, sonuçta da bu boşanmaya kadar gidebilir. Bu nedenle horlama hali hafife alınmamalı.”TEDAVİHorlamanın tedavi yöntemleri hakkında bilgi de veren Dr. Küçüker, çeşitli önerilerde bulundu.Yetişkin kişilere Spor yapmalarını öneren Küçüker, “Horlayan kişiler uyku ilaçları, sakinleştirici ve antihistaminik denilen Alerji ilaçlarını uykudan önce almamalı. Uykudan 4-5 saat önce alkol almaktan kaçınılmalı. Uykudan 3 saat önce ağır yemek yenilmemeli. Aşırı yorgunluktan sakınmalı. Uykuda sırt üstü yatmak yerine yana yatmak tercih edilmeli. Aileler, çocukların kilo almasının önüne geçmeli. Kişinin burun ve boğazında rahatsızlık söz konusu ise mutlaka hekime başvurulmalı” diye konuştu.Ordu Devlet Hastanesi bünyesinde faaliyet gösteren uyku laboratuvarı hakkında da bilgi veren Küçüker, horlama şikayeti ile gelen hastaların öncelikli olarak yakınlarından uyku halindeki durumuyla ilgili bilgi aldıklarını belirten Küçüker, “Daha sonra hastalar bir gece burada uyutularak gece uyku hali gözlemleniyor. Horlamanın nedenleri tespit ediliyor. Eğer horlamanın sebepleri arasında kişinin burun ve boğaz kısmı ile alakalı ise tedavi o yönde yapılıyor” dedi.
Horlama aşkı bitiriyor

Çingene kızı Tuba geliyor


İŞTE ÇİNGENE TUBA(FOTO GALERİ)
Dizide çiçek satarak ailesinin geçimini sağlayan ve tesadüf sonucu şarkıcı olan Hasret’i canlandıran Büyüküstün, “Tomris Giritlioğlu, ‘My Fair Lady’ müzikalinden yola çıkarak oluşturduğu ‘Gönülçelen’ projesini getirdiğinde çok heyecanlandım. Zaten oldum olası Audrey Hepburn’ün o filmine bayılırdım. Yani bu çingene kızı ‘Bu kadar Tatil yeter’ dedirtti” dedi.
Çok uzun zamandır dizilerde oynuyorsunuz. Bir ara, “Dizilere daha ne kadar devam edeceğimi sorguluyorum” dediniz. Neden böyle bir sorgulama içine girdiğinizi açabilir miyiz?- Dizide oynarken, hayatınızı Dizi merkezli programlamak zorundasınız. Açıkçası o açıklamaya yorgun bir anda yapılan bir yorum olarak bakmak gerekir. Çünkü ben oyunculuğu dizi, Sinema filmi ve reklam filmi olarak kategorize eden bir oyuncu değilim. Bugüne kadar yer aldığım tüm projeler heyecanlanarak dahil olduğum, seyirci tarafından benimseneceğini düşündüğüm projelerdi. Sadece sinema, uzun yıllar sonra da internet üstünde veya şu anki Teknoloji ile DVD olarak yaşayan bir sanat dalı. Filmde oynamak tabii ki beni çok heyecanlandırıyor ama dediğim gibi bugüne kadar dizilerde oynadığım tüm karakterleri de severek, benimseyerek, elimden gelenin en fazlasını yapmaya çalışarak oynadım. Bundan sonra da bu böyle devam edecek. Oyunculukta samimiyet ve sahiciliğin peşindeyim. Çünkü her Proje dünyamı zenginleştirdiği gibi oyunculuğa dair yeni adımlar atmama yardımcı oluyor.“Asi” dizisinin çekimleri bittikten sonra dizi yapmamaya karar verdiniz, 6-7 aydır da ekranlardan uzaksınız. Bu zaman içerisinde neler yaptınız?- “Asi”nin çekimleri için Antakya’da yaşamak gerçekten çok keyifliydi. Ancak iki yıl evimden uzak kalmak ve dönüşte eve adaptasyon süreci kolay olmadı. Açıkçası bu yaz yurtdışında olmak gibi bir planım vardı ama Yusuf Kurçenli’nin senaryosu tüm planlarımı değiştirdi. “Yüreğine Sor” filmi, içinde olmaktan çok keyif aldığım bir proje. Aynı zamanda Karadeniz kültürünü de öğrenme şansı yakaladığım bir Film oldu. Çekimler boyunca Rize’de; Ayder Yaylası’nda yaşadım, film için şive ve horon dersleri aldım. Film sonrası, dizi için de hazırlık yapmaya ve karakterin gerektirdiği özellikler için dersler almaya başladım.ÇİNGENE KIZI ‘BU KADAR TATİL YETER’ DEDİRTTİPeki, şimdi yeni bir dizide, “Gönülçelen”de oynayacaksınız. Birkaç yıl dizi yapmama özgürlüğünüz vardı. Neden “Gönülçelen”i kabul ettiniz?- Yıllardır birlikte çalıştığım Tomris Giritlioğlu, “My Fair Lady” müzikalinden yola çıkarak oluşturduğu “Gönülçelen” projesini getirdiğinde çok heyecanlandım. Zaten oldum olası Audrey Hepburn’ün “My Fair Lady” filmine bayılırdım. Filmdeki sokak çiçekçisini başka bir etnik kültürden, Çingene bir kıza dönüştürdük. Bir etnik kimlik olarak kabulü 16’ncı yüzyıla dayanan Çingeneler, hayata bakışları ve yüzyıllardır yerleşik hayata tam adapte olamamış olmalarından ötürü, bugüne kadar genellikle televizyonda Komedi öğesi olarak yer aldı. Yüzyıllardır göçen bu halkın anlatılacak çok fazla şeyi olduğunu düşünüyorum. Özetle bu Çingene kızı, “Bu kadar tatil yeter” dedirtti bana. (Gülüyor)“Çingenelerin anlatılacak çok şeyi var” dediniz. “Gönülçelen”de neler anlatılacak?- Dizide baş erkek karakter Murat, Müzik konusunda kariyer yapmış, 30 yaşlarında bir akademisyen. Zengin olmasının yanı sıra kuşaklar boyu kökü ıstanbul’a bağlı bir ailede doğup büyümüş. Murat, ıstanbul’un en fakir semtlerinden birinde yaşayan, zengin semtlerinde çiçek satarak evine ekmek götüren Hasret’le bir araya geliyor. Onları bir araya getiren şey ise müzik. Semtin havalı şarkıcısı mahalle düğününde Sahne almayı reddedince, yerini Hasret alıyor. Böylece hayatı değişiyor. Bu eğitimsiz ve zaptedilmesi zor ses, daha fazla para kazanıp ailesinin selametini sağlamak adına kendisini Murat’a teslim ediyor. Tabii Murat, “Bu sesi öylesine adam ederim ki, onun geçmişine kimse inanamaz” iddiasını ortaya attıktan sonra! Hasret, Murat’ın ailesinin evine adım attığı andan itibaren bu eğitimin göründüğü kadar kolay olmayacağı ortaya çıkıyor. Hasret’in dobralığı, incelikle düzenlenmiş Sosyete kurallarına karşı ilgisizliği ve özgür ruhu, Murat’ın başına bela oluyor. Hasret’in yolculuğu ikisi için de çetin geçecek. Hasret’in dışarıdan bakıldığında değiştiğini düşünenlere cevabı net; kimsenin söküp atmaya yetmeyeceği kökü, hep aynı yerden nefes almaya yetecek.KIVRAK OLUP OLMADIĞIMI İZLERKEN GÖRECEKSİNİZBelli ki çok neşeli, renkli, keyifli, Türk Filmi lezzetinde bir proje. Sizi bugüne kadar hep az gülen, soğuk karakterlerde izledik. Hasret, bizi şaşırtacak ama eminim ki size de değişik ve ilginç gelmiştir...- Evet... Bol şarkılı, bol müzikli, bol danslı bir proje olacak. Bu projeyi kaçırmak istemedim. Çingenelerin özünde göçebe Yaşam vardır. “Asi” dizisinde toprağına bağlı, yüzyıllardır aynı toprak üzerinde yaşamış, hayatın anlamını toprakla bütünleştirmiş bir ailenin kızını oynadıktan sonra, hayatı günü gününe yaşamayı genlerine yerleştirmiş bir toplumun içinden gelen bir genç kızı canlandırma fikri, bana büyük heyecan verdi. Dediğiniz gibi bu projede izleyiciler, daha neşeli ve gülen bir Tuba ile buluşacak.Türk sinemasında Çingene’yi Türkan şoray, Gülşen Bubikoğlu gibi isimler de canlandırdı. O filmleri izlediniz mi?- Tabi ki izledim. Hemen hemen hepsini hem de. Çingene kültürü Dünyanın her yerinde olan, herkesin fikir sahibi olduğu, buna rağmen gizemini her zaman korumuş bir kültür bence. Çingenelerle ilgili her film, insanı kendine çekiyor. Ya da en azından beni...Hasret rolünü başarıyla canlandırabilmek için dans, şive ve ritim dersleri aldığınızı biliyoruz. Dans konusunda yetenekli misiniz? Bir Roman kıvraklığına sahip misiniz?- Dans dersleri alırken ve müziklerini dinlerken, zaten onların ruh halleriyle özdeşlik kurma şansı buluyorum. Bunun dışında mahallelerinde onları gözlemlemek de benim için önemli bir çalışma süreciydi. Bu süreç dizi boyunca da devam edecek. Bu proje için ağustos ayından beri Aydın Elbasan’dan şive ve ritim, ıstanbul Devlet Opera ve Balesi sanatçısı Hande Soner’den de şan dersleri alıyorum. Kıvrak mıyım, değil miyim, onu izlerken göreceksiniz...HASRET, FİŞEK GİBİ BİR KIZ Etnik bir kültürü yani Roman kültürünü inandırıcı bir şekilde canlandırabilmek için ağustos ayından itibaren ön çalışmalar yaptığınızı söylüyorsunuz. Bu yeterli olacak mı sizce?- Dersler dışında gözlem yapmak en önemli ön çalışma. Bir de Çingeneliğin tarihi hakkında teorik çalışma yaptım. Nereden geldikleri, tarihte nelerle karşılaştıkları, aldıkları tepkiler, göçebe hayatları, yerleşik hayata geçişleri gibi. Onların da oyunculuğuma yansıyacağına inanıyorum.Çingene kavminin aslen nereden geldiğini biliyor musunuz?- Hindistan’dan gelip dünyanın farklı yerlerine dağılmışlar. Avrupa’ya gidenler ‘soylu gezginler’ olarak adlandırılmış. Her yere gidip konaklayabilmeleri için, kraldan özel izin kağıdıyla dolaşıyorlarmış. Bir süre sonra skolastik düşünce etkisinden dolayı fal bakma yetenekleri gelişmiş ve ten renklerinin farklılığından dolayı da cadılık yapıyorlar diye suçlanıp her şehirden kovulmaya başlanmışlar. Konaklamalarına izin verilmemiş. Birkaç yüzyıl sonra yerleşik hayata geçmeye başlamışlar. Ancak hâlâ evlerini yanlarında taşıyan Çingeneler var. Hasret karakteri için “Güzelliği ve zekası ile herkesi kendine aşık eden bir genç kız” diyebilir miyiz?- Dobralığı, haksızlığa karşı çıkışı bence daha önde. Evine ekmek götürmek, hayta kardeşini okutmak gibi dertleri var bu kızın. Sokaklarda çiçek satarak büyümüş. Zorlukları iyi biliyor ama derdin içinde boğulmayıp gülmeyi, eğlenmeyi de seviyor. Yani fişek gibi, her yanından hayat taşan biri.“Sevdaya Durmak” filminde yasak aşkın içinde yer alıyorsunuz. Bir yanda aşka inanmayan bir Çingene kızı, diğer yanda yasak Aşk yaşayan bir kadın... Aşkın hallerini oyunculukta deneyimlemek nasıl bir şey?- Birinde Karadenizli bir genç kız, diğerinde Çingene... Bir sürü halde var olmayı deneyimlemek, farklı kültürlerin derinlerine inmek dolayısıyla başka başka insanlarla tanışmak, sohbet etmek, en iyisini yapabilmek için gözlem yapmak, hayatlarına bir nebze de olsa girmek çok keyifli.
Çingene kızı Tuba geliyor