Monday, September 21, 2009

Fransa'nın gösbebeği Paris Turları

Seine Irmağı'nın her iki yakasına kurulmuş olan kent, Fransa turları'nın kuzey kesiminde bulunur ve sarmal bir dönüşle merkezinden çevreye birbirini izleyen 20 ilçeye ayrılmıştır. Şehrin, ırmağın kuzeyinde kalan bölümüne Sağ Yaka, güneyinde kalan bölümüne ise Sol Yaka ismi verilmiştir.Paris, Manş Denizi'ne dökülen Sen Irmağı’nın ağzından 375 km içeridedir. Buna rağmen, Seine Irmağı kanallar ve akarsular yoluyla Manş Denizi ve Akdeniz turları'e, Almanya turları'ya, Belçika'ya ve Fransa'nın öbür bölümlerine de bağlı olduğu için bir liman kenti sayılır. Paris, Orly ve Charles de Gaulle adlarında iki uluslararası havalimanına sahiptir.Paris şehir planında genellikle her katında iki ya da daha fazla daire bulunan altı katlı apartmanlar vardır. Şehirdeki bulvarlarda bulunan kafeler Paris turları halkının en büyük uğrak yerleridir. Paris'te ulaşım ise otomobil, otobüs ve metroyla sağlanır. Fransa'nın kara ve demir yolları Paris'ten başlayarak tüm ülkeye yayılmaktadır. Şehrin güneyindeki sanayi bölgesinde tabakhaneler, çimento, bira ve tütün fabrikaları bulunmaktadır. Uçaklar, lokomotifler, elektrikli araçlar, kimyasal maddeler ve ilaçlar, Paris'in sanayi ürünleri arasındadır. Paris aynı zamanda Fransa'nın film yapım merkezidir.Paris bir çok açıdan New York, Londra turları ya da başka bir Avrupa turları şehrinden daha çok iş havasında ve hızlandırılmış bir atmosfere sahiptir. Parisliler kaba ve kibirli oluşlarıyla ünlüdürler. Gene de Parislilerin bu kaba halleri kendilerine gösterilen küçük bir nezaketle bile hemen tersine döner. Bir dükkana girdiğinizde söyleyeceğiniz "Bonjour, Madame", birinin dikkatini çekmek istediğinizde kullanacağınız "excusez-moi" ya da yanlışlıkla birine çarptığınızda ya da bir hata yaptığınızda Pardon demek en asık suratlı mağaza görevlisini bile gülümseyen bir yardımcıya ve en huysuz insanı da anlayışlı bir vatandaşa dönüştürebilir. Nezaket Fransa'da oldukça önemlidir. Parisli şehir sakinleri genellikle insanlardan kalabalık içindeyken ölçülü bir ses tonuyla konuşmalarını beklerler. Trende ya da metroda yüksek sesle konuşan insanlara bakışlarıyla rahatsızlıklarını belirtirler. Genellikle işten dönen bu insanlar yorgun olduklarından gürültüden oldukça rahatsız olurlar. Paris'te yaşayanların geniş çoğunluğu turistlerle ilgilenmekten hoşlanmazlar ama kibarca sorulduğunda her Fransız size sorununuzda yardım edecektir. Paris'i gezmek için araba kiralamak kötü bir fikirdir. Trafik yoğunluğunun yanısıra özellikle turistik mekanların etrafında park yeri bulmak güçtür. Bu sokaklar arabanın icadından çok önce inşa edildiğinden, arabayla gezinti için uygun değildir. Parislilerin çoğu da bu yüzden araba sahibi değildir. Yine de Vaux-le-Vicomte Kalesi gibi şehir dışındaki mekanlara arabayla gidilebilir. Bu gibi durumlarda arabayı Paris'in dışındaki bir yerden kiralamak daha uygun olacaktır. Paris'de yürüyüşe çıkmak yaşanabilecek en büyük zevklerden biridir. Eğer kendinizi sayısız cafe ve dükkana girmekten alıkoyabilirseniz tüm şehri bir iki saat içinde baştan sona geçmek mümkündür. 2012'ye kadar şehrin merkezinin tamamen yürüyerek, bisikletle veya metroyla gezilebilecek hale getirilmesi planlanmaktadır. Bir kaç yıl içinde ise 1. 2. 3. ve 4. bölgelerin trafiğe tamamen kapatılması düşünülmektedir. Gidilecek mesafenin iki duraktan az olduğu durumlarda, metroya binmektense yürümek şehri tanımak açısından en iyi tercihdir

Sanat Mimarinin Buluşma noktası İtalya Tatil Turları

Roma sanatı, 1.yy’a kadar Etrüsk ve Yunan sanatının bir sentezi olup kendine özgü bir özelliğe sahip değildi. Roma’nın kendine ait sanatının ilk örneğini ancak M.S. 2.yy’da görmekteyiz. Bu dönemdeki sanat eserleri, estetiğe önem vermeyen fakat daha çok, rahatlıkla kullanılabilir eserlerdir. İlk cumhuriyet döneminde, daha çok ihtiyaçtan dolayı büyük binalar yapmaya başlamışlardır. Bunun en önemli örneği Tabularium‘dur. Kanun ve anlaşmaların saklandığı büyük bir arşiv binasıdır. Binalar yapılırken aynı zamanda kullanılacak malzemenin özelliği, dayanıklılığı ve kullanışlığına önem verilmekteydi. Yunanlıların mermerinden farklı olarak Romalılar, tüf ve opus caementicium (malta ve taş karışımı bir çeşit harç) kullanmışlardır.M.Ö. 5.yy’dan itibaren şehrin, kültürel, siyasi ve sosyal merkezi olan bölgede inşa edilen roma forumlarının birincisi, M.Ö. 1.yy’da Giulio Cesare (Jul Sezar)’nin yapmıs oldugu Lulium Forumu’dur. Ondan sonra gelen imparatorlar da sırasıyla Foro di Augusto, Foro di Vespasiano, Foro di Traiano forumlarını inşa etmişlerdir. O dönemin şehir ve planlama mühendisleri, tipik bir roma şehrinin ilk gelişmiş modelini (Il Catrum) ortaya çıkarmışlardır.Romalıların bir başka mimari yapısı, Etrüsk ve Yunan örneklerinden esinlenerek geliştirdikleri Roma Tapınakları (Tempio Romano)’dır. Roma tapınaklarının diğerlerine göre en önemli farkı; dini tören ve kutlamaların rahatlıkla yapılabilmesi için tapınak girişinin önu yükseltilerek çok geniş bir meydan oluşturulmasıdır. Ayrıca, bu meydana değişik foksiyonlu binalar yerleştirilmiştir. Bu çeşit tapınağa verilebilecek en önemli örnek, bugün tamamen hasara uğramış Tempio di Giove‘dir. Verilebilecek diğer örnekler ise; Tempio della Fortuna Virile (Virile Sans Tapınağı), Tempio di Ercole (Herkül Tapınağı), Tempio di Pola (Pola Tapınağı), Tempio di Vesta (Vesta Tapınağı)’dır.Roma’daki büyük anıtsal yapıların yapılması, cadde ve meydanların inşası ile birlikte gerçekleştirilirdi.Roma’da yapılan bir anıtsal yapı Tiyatro (Il Teatro) dur. Roma tiyatrolarının en önemli özelligi, hiç bir tepe veya yamaç desteği kullanılmadan, düz bir alan üzerinde, kemerlerin desteği ile inşa edilmiş olmalarıdır. Roma döneminde yapılan ilk tiyatro Teatro Pompeo‘dir. Daha sonra Teatro Marcello ve L’Anfiteatro Flavio (Colosseo) inşa edilmiştir.Roma halk yaşamında en çok yer tutan binalardan birisi de Bazilikadır. Bazilikalar, bugünkü adliye ve idari binalarının yerini alırlar. Genellikle dikdörtgen biçiminde yapılır, iç tarafı tek sıra sütun ile çevrilmiştir. Zamanla bu mimari özellik değişikliğe ugramış ve bazilikanın uzun kenarlarından birinin tam ortasına bir apsis yerleştirilmiş ve dolayısıyla ana kenarlarda da sütun sayısı azaltılmıştır. En önemli Bazilikalar; La Basilica di Massenzio, La Basilica di Pompei (M.O. 2yy.)Romalıların yaşadıkları meskenler, değişik ailelerin prestijinin bir aynasıydı. Bunun en güzel örneklerinden olan Villalar, önceleri tarım ile uğraşan insanların işlerini yürüttüğü bir yer olarak kullanılırken, zamanla, hem bir ticarethane hem de mesken olarak kullanılmışlardır. Bugüne kadar yapılan kazılarda ele geçen Roma dönemi villalarından en önemlisi, Ercolano kasabasındaki Villa dei Papiri‘dir. Şehir merkezinin dışında kurulan villaların en önemli özelliği şehirdeki evlerin tam aksine oldukça büyük alana inşa edilmesi, dolayısıyla istenildiği kadar hizmetli, hayvan barındırılıp, her çeşit meyve ve sebze yetiştilebilmeleridir. İki bölümden oluşan villaların bir bölümü la pars rustica olarak adlandırılır ve hizmetçilerin kaldığı, hayvanların barındığı, depoların buluduğu bölümdür. İkinci bölum ise la pars urbana isminin verildiği aile bireylerinin yaşadığı yerdir.Açık alanların bolluğu, pazar (mercato) fikrinin doğmasına sebep olmuştur. Önceleri, Forum’un bir parçası olan mercato yani pazar yeri, M.S. 117′de İmparator Traiano tarafından, ortasından geçen uzun bir cadde ile ayrılan dört katlı iki bina inşa edilerek otonom yani sadece ticaret yapılan bir yer haline getirilmiştir.L’Aqcuadotto (su kemeri), romalıların hayatında çok önemli bir yer tutan en önemli mimari yapılardan birisidir. Dağdaki su kaynağından şehir merkezine, daha sonra da her bir eve ulaştırmak için yapılan su kemerlerinin ilk örneği M.Ö. 312′de yapılan l’Acqua Appia’dır. Romalı mühendislerin bir başka dehası ise kullanılan suyun şehir dışına aktarılması için yapmış oldukları Cloaca Maxima olarak adlandırılan lağım sistemidir.Roma mimarisinin onuru diyebileceğimiz Anıtsal Kemerler veya Zafer Takları, ünlü aileleri veya kişileri anma törenleri için yapılmış anıtlardır. Bunların ilk örnekleri, M.Ö. 2.yy’da yapılmasına rağman Cumhuriyet döneminde ve hatta imparatorluk döneminde de belirli meydanlara dikilmiştir. En ünlü Anıtsal Kemerler; Tito, Settimio Severo ve Costantino’ninkilerdir.Heykeltraşlık alanında yunan sanatını taklit ederek geliştiren Romalılar hem rölyef, hem de heykel alanında bir çok eser bırakmışlardır. En ünlü rölyefli anıtlar; 35m yüksekligine sahip M.Ö. 1.yy’da yapılan Ara Pacis Augustae, ve 6m temel kaidesi olan Colonna Traiano (Traiano Sütunu)’dir

Bugünkü İtalya'da tatil Rehberi

Sınır ve toprak birliğini meydana getiren yeni Devletin sayısız ve çok karmaşık sorunları arasında ülkenin içerisindeki siyasi ve ekonomik farklılıklar bulunmakta idi. Eski Piemonte’nin rastgele yürürlüğe koymuş olduğu idari, yargı ve mali konularla ilgili uygulamalar, İtalya’nın ekonomik bakımdan daha güçlü olan Kuzeyi ve Ortası ile Güneyi (Mezzogiorno) arasındaki farkı daha da açmakta idi. 19. ve 20. yüzyılda özellikle köylu ve en fakir sınıfın oluşturduğu, iki Amarika’ya büyük bir göç kitlesini meydana getiren nüfus bir kaç milyonu bulmuştur.Aynı zamanda, diğer Avrupalı güçlerle rekabet için, İtalya, Afrika’ya sömürgelerini yayma politikasına girmiştir. Bu amacla, 1885-96 yıllarında Eritre, 1889-1905 yıllarında Somalya, 1911-12 yıllarında Libya ve Ege adalarını ele geçiren İtalya, 1902′de Tien-Tsin Bölgesinde bulunan ve yaklaşık 1125 km2lik bölgeyi ticari imtiyazlı bir bölge olarak Çin’den almışlardır.Roma’nın İtalya Birliğine dahil edilmesinden 1870 – 1915 yılları arasında Birinci Dünya savaşına katılmasına kadar geçen süre içerisinde, İtalya, dünya devletlerine göre ekonomik ve sosyal bakımdan çok önemli bir büyümeye sahne olmuştur. Uluslararası ilişkilerinde uygulamış olduğu politikalar, hiç kuşkusuz İtalya’nın lehine gelişmiş, idari yapısını yeniden organize etmesine ve ticari meselelerini uygulamasına yardımcı olmuştur. Daha sonra ise çoğunlukla dış yardım desteği ile ülkenin en önemli gereksinimleri olan tren yolu ağı ve ana sanayilerin kurulması bunları izlemiştir. Aynı zamanda, özellikle Bismark’lı Almanya ve Franz Joseph’li Avusturya ile Üçlü İttifak‘a katılarak uluslarası politik ilişkileri ve ticari bağları sağlamlaştşrmak için teşebbüste bulunmuştur.Dış pazarlardaki fiyatların düşmesi ve çok geniş alanlarda hala eski sistemlerin kullanılmasından dolayı Tarım alanında oldukça büyük sorunlar yaşanmasına ve bulaşıcı hastalıkların ağır yaralarına rağmen, endğstride büyüme devam etmekteydi. İpek ve pamuk olarak iki bölümden oluşan tekstil endüstrisi, metalürji ve makine endüstrileri, Alp ve Appenin vadilerine yeni inşa edilmiş hidrolik barajlardan elde edilen elektrik enerjisi ile desteklenmekteydi.Güney İtalya SorunuÜlkenin sosyal durumu şehir ve köy bölgelerinde büyük farklar göstermekteydi. Güneyde, ağır vergi yükü (örneğin; değirmen vergisi) altında ezilen köylü protestoları çok sıkça görülürken, endüstri işçileri, siyasi dernekler ve ticari birlikler ile daha organize olmuşlardı. anarşistlerin ve eşitlik isteyen hareketlerin oluşturduğu bu işçi sınıfı 1892 yılında Partita Socialistà (Sosyalist Partisi)’ni kurmuşlar ve sonra 1896′da, 1891 yılında XIII. Leo’nun “Rerum novarum” prensiplerini kabul eden Partita Democrazia Cristiana (Hıristiyan Demokrat Partisi) kurulmuştur. Birliğin kurulduğu ilk on yıl boyunca eski sağ görüşlü monarşistler ve liberalller ve sol göruşlü cumhuriyet ve reformcuların bulunduğu parlamentoda sınırlı sayıda bulunan bu hareketlerin önemli temsilcilerinin eklenmesi, parlamento arenasındaki siyasi tartışmaları büyük ölçüde hareketlendirmiştir.Birinci Dünya SavaşıUlusal kitlelerin siyasete direk olarak katılımları, henüz kadınlar dışarıda tutulmasına rağmen, 1913 yılında evrensel oy kullanma hakkının ilanı ile olmuştur. Böylelikle, 1. Dünya Savaşı (1914-18) öncesinde İtalya, sosyal birliğini kurmuş, seçiminde özgür ve her şeyden önce, Birliğin kurulması dönemine göre oldukça modern bir ülke olarak uluslararasu sahnede yerini almıştı.Avusturya ile ilişkilerin soğuması, kaybettiği topraklar arasında olan Trentino ve Venezia Giulia Bölgelerini tekrar geri alma planları, İtalya’nın eski müttefiklerini bırakarak Fransa ve İngiltere ile müttefik olarak aynı saflarda savaşmasına neden olmuştur. Savaşın sonucunda, ciddi krizle (Caporetto, Kasim 1917) karşı karşıya kalmasına ragmen Amerika Birleşik Devletleri’nin yardımını gören İtalya’nın lehine olmuştur. 1919 Vesailles Konferansı ile Trentino, Alto Adige, Venezia Giulia ve Dodecanese Bölgelerini sınırlarına katan İtalya’nın, Fiume ve Dalmaçya kıyılarını da alma isteği reddedilmiştir. Bu karara karşı bir reaksiyon Fiume halkının desteği ile birlikte Gabriele D’Anunzio tarafından gerçekleştirilmiştir.Savaş sonrası politik krizden büyük zaferlerle çıkmasına rağmen İtalya büyük çabalarından dolayı ekonomik bakımdan harabeye dönmüştü. Siyasi ve ekonomik çöküşün sonucunda iyice zayıflayan hükümet, kontrolu kaybedeceği bir döneme girmişti. Savaş sonrası eksik kalan tek konu Rapallo Antlaşması (1920) ile çözüme kavuşmuş; Zadar disindaki tüm dalmaçya kıyıları Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun yıkılması ile ortaya çıkan yeni Yugoslavya Devletine bırakılmış, ayrıca İstria’nın İtalya’ya katılması onaylanmıştır. Fiume, bağımsız bir şehir olarak ilan edilmiş fakat Yugoslavya ile yapılan özel bir anlaşma ile üç yıl sonra İtalya’ya katılmıştır.Bu dönem boyunca bir çok siyasi parti kurulmuştur; Luigi Sturzo liderliğindeki Democrazia Cristiana‘nin bir devamı olan Partito Popolare (Halk Partisi) (1919), Sosyalist partiden ayrılarak Antonio Gramsci liderliğinde kurulan Partito Comunista d’Italia (İtalya Komünist Partisi)(1921), ve en son olarak eskiden sosyalist bir lider ve müdahale seven, ateşli Benito Mussolini‘nin Fasci di Combattimento (Savaş Faşistleri). Bu hareket, 1921 seçimlerinde elde ettigi 35 milletvekili ile parlamentoya girer girmez partilerini Partito Nazionale Fascista (Milli Faşist Partisi)’ne dönüştürmüş ve ihtilal yaratacak bir değişim programı ile 28 Ekim 1922′de Mussolini Liderliğinde yeni hükümetin başına geçmişlerdir

Napolyon'un İtalyası

Bağımsızlığın ve değişimin çekirdekleri ilk olarak Napolyon savaşları ile İtalya’ya ekilmiş, ulusal birlik düşünceleri ise kendisini ilk olarak Cumhuriyetçi Devletler ve İtalya Krallığı olarak göstermiştir. Fransa’da ortaya çıkarak İtalya’da yönetim ve yargı reformları olarak genişleyen birleşme hareketi, yeniden yapılanmaya bir öncü olmuştur. Bu harket, bütün İtalyan Devletlerinin entellektuelleri ile orta-sınıfı ve çoğunlukla gizli çalışan fakat büyük halk kitlelerini etkileyen yurtsever kuruluşlardan (Guiseppe Mazzini’nin “Genç İtalya”sındaki gibi) büyük destek bulmuştur. Özgürlük ve daha fazla demokratik olma isteği, Piemonte Bölgesi’nden Sicilya’ya kadar bütün yarımadayı sarmış fakat, İspanyol anasayasının imtiyazları İtalya kanun yapıcılarına zorla kabul ettirilmiştir (Özellikle Carlo Alberto’dan II. Leopoldo’ya ve II. Ferdinando’dan IX. Pio’ya). Bu olay 1848 yılında da devam etmiştir. 1848 yılı, Paris ve Viyana ihtilallerinden sonra, sadece İtalya için değil aynı zamanda bütün Avrupa için olumlu olayların ve yeniliklerin gerçekleştiği bir yıl olmuştur.Milano ve Venedik’deki isyanlardan cesaret alan Sardenya Kralı Carlo Alberto, İtalya’nın değişik bölgelerinden gelen gönüllüler ile Papa ve Napoli’nin düzenli askerlerinin yardımı ile 1848 yılında Avusturya’ya karşı savaş açar. Fakat ani savunma karşısında Papa ve Napoli askerleri ağır bir yenilgiye uğrar. Bir yıl sonra, Carlo Alberto, Novara’da bir başka atak sonunda geri püskürtülür ve II. Vittorio Emanuele’nin lehine yapılan geri çekilmeye destek verir. Bu sırada, Roma’da bulunmakta olan Mazzini ve Giuseppe Garibaldi, Fransız ve Avusturyalı birliklerin değiştirdikleri kanun yapıcıları görevlerinden alıp bir yıl önce onaylanmış olan yeni anayasanın hükümsüz olduğunu ilan ederler.İtalya BirliğiSonraki on yıl boyunca Piemonte hükümetinin başındaki Kont Camillo Benso Cavour, kabiliyetli ve sabırlı tavrı sayesinde elde ettiği planlarını gerçekleştirme başarısı sayesinde küçük Savoy Devleti’ni büyük Avrupa güçleri ile müttefik bir devlet, Fransızlarla komşuluğunu da bir arkadaşlık durumuna getirmek için uğraşmıştır.Sonuçları elde etmek çok uzun sürmez. Kırım Savaşını sonuçlandıran 1856 Paris Kongresinde, Rus ve Osmanlı güçlerine karşı, Fransız ve İngilizlerle birlikte ittifaka imzasını atar. Cavour, ülke topraklarının sınırları hakkındaki avantajları elde etmeyi hemen başaramasa bile İtalyan sorununu sürekli gündemde tutar. Yaklaşık üç yıl süren bu dönemden sonra 1859 yılının başlarında, Piemonte destekli II. Vittorio Emanuele, tahtından, İtalyan halkına ülkenin milli egemenliğini istediğini belirten bir beyanat yayınlar. Piemonte’yi ele geçirme hayalleri yıkılan Avusturya, Sardenya Krallığına savaş ilan eder. Bu olay, Cavour’un uzun zamandan beri beklediği bir fırsattır.III. Napolyonlu Fransız ordusu ve kanlı zaferlerin Solferino ve San Martinosu, Avusturya’ya karşı bir güç oluşturarak büyük bir zafer kazanırlar. Savaş sonunda imzalanan Villafranca Antlasması ile Lombardia Bölgesi Avusturya’lıların egemenliğinden çıkar. Bu sırada, Orta İtalya ve Romagna Bölgesinde ayaklanmalar çıkarak eski rejimlere dönülür. 1860 yılında yapılan ve Piemonte’ye katılma lehine çıkan oyların yapıldığı referandumun sonucunda, Birleşik İtalya Krallığı‘na bağlı Garibaldi’nin seferi “Binler” sayesinde ele geçirilen Güney İtalya’da dahil olmak üzere tüm ülke’nin her açıdan geliştirilmesi çalışmaları başlar.17 Mart 1861′de Torino’da ilan edilen Birleşik İtalya Krallığı, henüz krallığa dahil olmayan Roma ve Venedik’i sonraki yıllar Krallığa dahil etmiştir. Prusya’nın yardımı sayesinde Avusturya’lılara karşı yapılan savaş sonunda 1866 yılında Venedik, III. Napolyon desteğinde olan Roma ise 20 Eylül 1870′de Kralliğa katılmışlardır.Bütün bu olaylar sonucunda İtalya Devletinin birliğini oluşturan sınırlar hemen oluşturulmuş ve geriye sadece ülkenin sosyal, ekonomik ve kültürel inşasının tamamlanması kalmıştı

İtalya cumhuriyeti

Avusturya Kırallığına karşı Avusturya’nın güneyinde kazandığı büyük zafer ile Napolyon Bonapart, İtalyan yarımadasına girmiş, 16 Mayıs 1796′daki Paris Barış Anlaşması ile de Bügünkü İtalya’nın Piemonte bölgesini de içine alan Savoy Krallığı ile komşu olmuştur. Venedik Cumhuriyetini de eline geçiren Napolyon Bonapart, daha sonra bu bölgeyi Milan Düklüğü karşılığında Avusturya’lılara vermiştir.Napolyon’un İtalya’ya girmesi ile Fransız Ihtilalinin etkileri tüm yarımadada kendisini hissettirmiştir. Papa’ya bağlı devletlerin 1796′da Fransızların egemenliğine geçmesinden sonra ilk bağımsızlık hareketi Reggio Emilia (Bugünkü Emilia Bölgesi)’da gerçekleşmiş ve aynı yılın ağustos ayında Emilio kralı tahtından indirilerek Aralık ayında bağımsız Cispadana Cumhuriyeti ilan edilmiştir. Bu cumhuriyet, bugünkü Italya’nın bayrağı olan beyaz, kırmızı ve yeşil renklerini ilk defa bir bayrak rengi olarak kullanmıştır. 1979 yılının Haziran 29 günü ise iki ayrı cumhuhiret birleşerek Cisalpina Cumhuriyetini kurmuşlar, aynı yılın sonlarına doğru ise Ligure Cumhuriyeti oluşmuştur. Geriye kalan diğer Papa’ya baglı devletler ise 1798′in başlarında Roma Cumhuriyeti çatısı altında birleşmiş, Roma’da yaşayan Papa da Toscana bölgesine kaçmak zorunda kalmıştır. 1799 yılında ise Napoli’nin aristokrat ve entellektuelleri Partenopea Cumhuriyetini kurarak, Kral IV. Fernando’nun Sicilya’ya kacmasına neden olmuşlardır. Daha sonra Toscana bölgesinde de bir Cumhuriyet devleti kurulmuştur.Fakat bu bagımsızlık hayalleri çok kısa sürer. Zira, Napolyon’un (1798-99) Mısır seferini firsat bilen diğer Avrupa Devletleri İngiltere monarşisi ve Rus çarı ile birlikte ittifak kurarak Italya yarımadasındaki Fransız ordusunu geri çekilmek zorunda bırakırlar. Bu geri çekilme sırasında Fransızlar özellikle Napoli’ye büyük hasarlar verirler.İkinci İtalya savaşı 14 Haziran 1800′de Marengo’nun galibiyeti ile başlamasına rağmen, 9 Subat 1801 yılında imzalanan Luneville Barışı ile yarımada yeniden Fransızların egemenliğine geçer. Yarımadanın Napolyon’dan kurtarılarak İtalya Cumhuriyetini kurmayı amaçlayan Cumhuriyetçi fikirler, Cisalpina ve Venedik bölgesinden büyük destek alarak önce 28 Aralık 1805′de İtalya Cumhuriyetini kurarlar. Daha sonra bu cumhuriyet 31 Mart 1805′de İtalya Krallığına dönüştürülür. Papa’nın kontrolu altındaki bölgeler yeniden oluşturulur; Büyük Toscana Düklüğü Etruria Krallığına dönüştürülürken, Lucca, Massa, Piombino ve Carrara Düklüğü, Napolyon’un kız kardeşi Eloise’nin, Napoli Krallığı ise erkek kardeşi Joseph’in himayesine verilir (30 Mart 1806). Yalnızca Sardenya ve Sicilya adaları, Savoy ve Bourbonlara bırakılır.Daha sonraki olaylar, Napolyon’un İtalya’daki egemenliğini daha da pekiştirmiştir. Kayınbiraderi Murat, Napoli tahtına oturmuş, İtalya Krallığı sınırlarını Trentino ve Alto Adige Bölgelerine kadar genişletmiş ve Toscana, 14 Ekim 1810 yılındaki Schonbrumm Barış Anlaşmasıyla Papa ile Fransız İmparatorluğunun ortak yonetimi altına girmiştir. Fakat, Napolyon’un Ruslara karşı yapmış olduğu 1813 Liepzig ve 1815 Waterloo savaşlarını kaybetmesi, 1815′de Murat’ın trajik sonu, 1815 Viyana Kongresi ile elde ettiği haklarla birlikte İtalya, siyasi ve toprak bakımından avantajlı bir şekilde yeniden restore edilme durumuna gelmiştir

Günümüzde İtalya ve Roma turları

Orta ve küçük ölçekli endüstrileri ve işçileri iyi çalışmakta, ihracatta ve turizmde ''Boom'' dönemi yaşanmakta. Caddeler, iyi giyinmiş, mutlu gözüken, nezaket dolu insanlarla ve heryerde çocuklarla dopdolu. Trafiği yoğun, mağazaları kaliteli, çekici ve fazla pahalı olmayan mallar ile dolu, restoranları kalabalık. Bireysellik, açık yüreklilik, karmaşa ve eğlenmeyi severek yaşamak italya turları'yı gizlenemeyecek ve hükümet krizlerinde bile işleri rast gidiyormuş gibi görünen bir ülke yapmaktadır.İtalya'yı ziyaret eden yabancıların sayısının her geçen yıl daha da arttığı kuşku götürmez bir gerçektir.Neden bu barış dolu istila, bu sonsuz uzun ve çetin yolculuk?Sonsuz güneş ışığı hakkında eskimiş sloganlar, spagetti, gondollar, mandolinler ve Latin aşıkları üzerine kurulu sebeplerin bazıları hayali veya abartılıdır. Her an değişime maruz kalabilen kısmen ucuz fiyatlar her zaman belirleyici faktörler değildir.Yabancıların İtalya'ya yönelmesinin nedenleri bazen çelişmektedir. Bazıları dinlendirici, arkadaş canlısı insanlardan hoşlanır, diğerleri yemeği, şarabı, konforlu otelleri, verilen hizmetleri, güneşi, manzarayı sever; bir çoğu ise kültür, sanat ve tarihin tadını çıkarır. Ne olursa olsun, biribirinden sadece 1 - 2 saatlik mesafelerdeki her çeşit ve her zevke uygun atraksiyonları, yoğun bir şekilde, bir paket halinde sunan Dünya'da başka bir ülke olmadığı reddedilemeyecek bir gerçektir: panoramik manzaralı gölleri, buzulları, bakımlı kayak pistleri ve her zaman dorukları karlarla kaplı dağlara tırmanış. Kumlu plajlarında, yeşil tepelari ve ormanlarında, şatolarında, üzüm bağlarında, çiftliklerinde, garip ve hoş köylerinde uzun yürüyüşler, hepsi yakın ulaşım mesafelerinde ve folklör, anıtlar, koşuşturmalı şehirler, topluluk aktiviteleri, operalar, konserler, baleler, kurslar, sanat ve tarih. Ve hiç şüphesiz! Kısa bir zaman öncesine kadar herbirinin kendi tarih ve farklı gelişimi olan ve Torino, Milano, Venedik, Floransa, Napoli, Palermo, Genova ve Roma turları gibi önemli şehirleri kendilerinin başkenti olan dükalıklar, prenslikler ve krallıklar (bazıları yabancıların egemenliğinde)'dan oluşan birçok devlete bölünmüş durumdaydı. Bu nedenle, İtalya'da bazı tarihi kalıntı veya sanat harikası bulunmayan bir kasaba yoktur.İtalyanlar, bir bütün olarak, çok çalışan, barışsever, cömert, alçak gönüllü, müsamahakar, aile düşkünü insanlardır. Bir çok savaşta, çoğunlukla yabancıların komutasında, cesurca savaşmışlar ve büyük sayılarda kayıplar vermişlerdir.Hala, bir ulus olarak İtalya'nın performansı, üzerinde yaşayan insanların bireysel başarılarının toplamı kadar iyi olamaz. Ülkesi yüzyıllar boyunca fakirleşmeye yöneldiği ve kalıcı hatalar yaptığında, İtalyan, birey olarak surumluluğunun farkına vararak tedbirini almasını bilmiştir.İtalyanlar her zaman (bugün bile) siyasi bakımdan bölünmüş (sağ ve soldan çok uzak olan bir düzineden fazla siyasi partiler), diğer insanların görüşlerini kabullenmekte isteksiz, işleri birlikte yapmak ve ortak hedefe ulaşmada başarı kazanmak amacıyla katlanılacaklar için her nasılsa güçlerini birleştirememektedirler. italyan karakterini bir bütün olarak tanımlayacak kesin bir yol yoktur.İtalyanlar kendi ulusal meziyetleri ve kusurları hakkında sürekli olarak konuşurlar. Bu tartışmalar veya münakaşalar gazetelerde, tren kompartımanlarında ve kafelerde durmaksızın devam eder: neden biz hep bu yoldayız? Kesin bir cevap yoktur; sadece tek bir şey söylenebilir, o da italyanların, bazı alışkanlıklar, adetler ve fedakarlıklarda bulunmanın italyanın tipik özellikleri olduğu görüşünde hemfikir olduklarıdır.Ve, tabii ki Futbol: çok şey söylemeye gerek var mı?«İtalya'nın sihirli büyüsü» ve halkı, gösterecek ve sunacak çok şeyi olan bu neşeli, arkadaş canlısı, coşku dolu, heyecan verici ülkeyi keşfetmek için insanları baştan çıkartmaktadırlar

İtalya turları Roma, Venedik, Palermo etkinlikler

AREZZO: "Giostra del Saracino" (At üzerinde mızrak döğüşü - Saracen) Eylül ayının ilk Pazar günü - 13. yüzyıl silahlı şövalyelerin müsabakası.ASCOLI PICENO: "Torneo della Quintana" (Mızrak döğüşü - Quintana) Ağustos'un ilk Pazar günü - 15. yüzyıl kostümleri giymiş yüzlerce kişinin katılımı ile gerçekleştirilen tarihi gösteri.CAGLIARI: "Sagra di Sant'Efisio" (St. Efisio Festivali) 1 - 4 Mayıs - Dünyanın en büyük ve en renkli alayı. 1657 yıllarına tarihlenen kostümler giyen bir kaç bin katolik hacısının atlarla, atlı arabaların eşliğinde ve yürüyerek Aziz Efisio'nun heykelinin taşınması.FLORANSA: "Scoppio del Carro" (Atlı arabanın patlaması) Paskalya Pazarı - Ayin sırasında altardan getirilen makanik bir güvercin vasıtasıyla, Katedral meydanındaki bir havai fişekler piramidi ateşlenmektedir. "Gioco del Calcio" (Futbol Maçı) 24 ve 28 Haziran - Ortaçağ kostümleri ile oynanan bir 16. yüzyıl futbol maçı. Şehrin yüksek bölgelerinde bulunan teraslı bahçelerden ateşlenen havai fişekler.FOLIGNO: "Giostra della Quintana" (At üzerinde mızrak döğüşü - Quintana) Eylül ayının ikinci yarısı - 600 adet 17. yüzyıl şövalyelerinin kostümleri ile yapılan mızrak döğüşlerinin yeniden canladırılması. Bir gece önce tarihi bir olay canlandırılmaktadır.GENZANO: "Infiorata" (Çiçek Festivali) Corpus Domini 23 Haziran. Halılar döşenmiş ve çiçeklerle süslenmiş sokaklar boyunca dinsel bir olayın ihtişamlı gösterisi.GUBBIO: "Festa dei Ceri" (Mum Festivali) 15 Mayıs - Kutsal sandıkların Ingino dağının tepesindeki Kiliseye taşınması olayının yöresel kostümler içerisinde gerçekleştirilmesi. "Palio dei Balestrieri" (Okçuların Palio'su (yarışma)) Mayıs ayının son Pazar günü - Ortaçağ elbiseleri ve silahları ile Gubbio ve Sansepulcrolular arasındaki ortaçağ arbalet (tatar yayı) yarışmaları.LA SPEZIA: "Palio del Golfo" (Körfez Palio'su (yarışma)) Ağustos'un ikinci Pazar günü - 2000 m. kürek yarışması.MAROSTICA: "Partita a Scacchi con Personaggi Viventi" (Canlı İnsanlarla Oynanan Satranç Müsabakası) Çift rakamlı Yılların Eylül Ayı - Satranç oyunu kasabanın meydanında ortaçağ kostümleri giymiş canlı taşlarla oynanmaktadır.NAPOLİ: "Piedigrotta" - 6 ve 7 Eylül - Bir dizi renkli ve harikulade gösteriler - havai fişekler, ışıklandırılmış karnaval teknelerinin gösterileri, Napolitan Şarkı Yarışması.NOLA: "Festa del Giglio" (Zambak Festivali) 20 Haziranı takip eden Pazar günü - Mecazi anlamlar taşıyan kulelerin geleneksel kostümler içerisinde rengarenk bir ortamda taşınması.NUORO: "Sagra del Redentore" (Günahtan Kurtulma Bayramı) 28 - 30 Ağustos - Geleneksel Sardunya kostümleri içerisinde rengarenk kutlamalar.PISA (PİZA): "Gioco del Ponte" (Köprü Savaşı) Haziran Ayının ilk Pazar günü - Bir köprünün ele geçirilmesi için, ortaçağ atmosferi içerisinde gerçekleştirilen, ortaçağ gösterileri ve savaş taklitleri.ROMA: "Epifania" Piazza Navona'da - 6 Ocak. Onikinci gecenin arife gecesinde, Bernini'nin harikulade anıtsal çeşmelerinin bulunduğu ortamda, oyuncak, şeker ve diğer hediyelik eşyaların sergilendiği bir panayır kurulmaktadır. 24 Mart 2002'de, palmiye (hurma Ağacının) Papa tarafından kutsanması ile başlayan kutsal hafta boyunca bir çok kutlamalar yapılmaktadır. Paskalya'da (31 Mart 2002'de) Papa, tüm dünyayı kutsayarak özel 'Urbis et Orbis''ini vermektedir."Festa de Noantri" - 16 - 24 Temmuz - Geleneksel halk dansları ve şarkıları, karnaval gösterileri ve havai fişekleri ile eski Roma turları'nın folklörü.SASSARI: "Cavalcata Sarda" (Sardunya usulü ata binme) 1 Mayıs - Bayanlar ve Bayların pahalı ve rengarenk kostümlerle, bazıları at üzerinde, İsa'nın göğe yükselme gününde, 3000 kişiden fazla insanın katılımı ile gerçekleştirilen geleneksel gösteriler.SIENA: "Il Palio" (At Yarışı) 2 Temmuz ve 16 Ağustos - Eğersiz at yarışı ve gösterileri. Palio (Bayrak/Sancak) için yarışan katılımcılar, 'contrade' olarak adlandırılan şehrin eski mahallelerinin sakinleridir. Rengarenk hareketli ortaçağ törenleri ve hata affetmeyen hünerler.Dünya'nın en canlı ve heyecen verici gösterilerinden birisi olan Palio'yu izlemek isteyen binlerce ziyaretçi ortaçağ Siena'sını tıka basa doldurmaktadırlar. Göz kamaştırıcı ortaçağ kostümleri giyen sürücüler, şehrin mahallerini (contrade) temsil etmekte ve Siena'nın harikulade güzel ana meydanının (Piazza del Campo) çevresinde, vahşi bir ortamda, atların saçlarından tutarak ve tamamen gerçek bir at yarışındaymış gibi ciddi olarak rekabet ederken tehlikeli bir şekilde koşarlar.VENEDİK: 24 Nisan 2002 San Marco (St. Mark) bayramı. "Il Redentore" (Günahdan Kurtulma Bayramı) Temmuzun üçüncü Pazar günü - Gondolların gösterileri ve 1575 yılı salgın hastalığının son bulması anısına yapılan kutlamarın yıldönümü. "Historical Regatta" Eylül Ayının ilk Pazar günü - Venedik turları Cumhuriyetinin bir gösterisini takiben iki adet kürekli gondol arasındaki geleneksel rekabet. "Venedik Karnavalı" Şubat Ayının son iki haftası (1 - 14 Şubat 2002) - Geleneksel kostümler ve maskeli kutlamalar. Sokaklarda ve meydanlarda eğlenceler. Müzik, pantomimciler, havai fişekler.VIAREGGIO: Şubat Ayının 1. ve 2. haftasındaki Karnaval Kutlamaları. 1 - 14 Şubat 2002. Karnaval kutlamalarının en önemli bölümü, harikulade ve rengarek teknelerle yapılan gösterilerdir.24 haziran'da GENOVA ve TORİNO şehirlerinde St. John the Baptist (San Giovanni Battista) adına yapılan kutlamalar; 15 Temmuz Palermo turları (S.ta Rosalia) kutlamaları ile Palermo'lular şehirlerinin koruyucu azizi adına eşi ve benzeri görülmeyen festivaller düzenlemektedirler; 4 Ekim BOLOGNA (St. Petronio); ve 7 Aralık MILAN (St. Ambrose) kutlamaları