Showing posts with label avrupa turları. Show all posts
Showing posts with label avrupa turları. Show all posts

Monday, September 21, 2009

Yunanistan tatil ekonomisi

Buna rağmen nüfusun % 30’una yakını tarım ve hayvancılıkla uğraşır. En önemli tarım ürünleri; tahıl, tütün, pamuk, pirinç, zeytin, üzüm, meyve ve sebzedir. Son yıllarda meyveciliğe ve sebzeciliğe çok önem verilmiştir. Özellikle kuru üzüm, limon ve portakal yetiştirilir. Hayvancılık gerektiği kadar gelişmemiştir. Kendisinin et ihtiyacını karşılayamamaktadır. Bu sebeple et dış pazarlardan satın alınmaktadır. Hayvancılığın geri olmasının başlıca sebebi yetersiz sayıdaki geniş otlak arazidir. Daha çok koyun, inek ve kümes hayvanları beslenir.Yunanistan balıkçılık bakımından çok gelişmiş bir ülkedir. Çok çeşitli türde balık avlanır ve yetiştirilir. İçinde soğutucuları bulunan özel balıkçı tekneleri yapılmıştır. Açık denizlerde avlanan balıkçı filosu, ülkeye dondurulmuş balık temin etmektedir.Yunanistan yeraltı madenleri bakımından çok zengin bir ülkedir. Başlıca madenleri; boksit, krom, beyaztaş, mermer, demir, nikel, amyant, magnezyum, bakır, kurşun, linyit, zımpara, sülfür, alüminyum ve petroldür. Yunanistan turları madencilik bakımından zengin olmasına rağmen bu alanın ekonomiye katkısı çok düşüktür. Ülkenin % 30’una yakın bir bölümü imalat sanayii ve endüstri alanında çalışır. En önemli endüstri kolları tekstil, kimyevi maddeler, gıda, çimento ve metal endüstrisidir.Yunanistan daha çok Federal Almanya, İtalya, Fransa, Benelüks devletleri, Japonya, Libya, ABD, İngiltere ve BDT ile ticari münasebetlerde bulunur. Avrupa turları ekonomik topluluğunun bir üyesidir. İhracatının % 50’sine yakın bir bölümünü sanayi ürünleri özellikle kimyevi maddeler teşkil eder. Diğer ihraç ürünleri şunlardır: İşlenmemiş veya yarı yarıya işlenmiş maden cevherleri, tütün, zeytinyağı, kuş üzümü, pamuk, narenciye ürünleri, tekstil ürünleri, kuru üzüm ve balık. Ülkenin ambalaj sanayii oldukca gelişmiş durumdadır. Çeşitli Türk mallarını, özellikle incir, üzüm gibi maddeleri ambalajlayarak kendi malı olarak Avrupa ülkelerine satmaktadır.Turizm, ülkenin çok önemli bir gelir kaynağıdır. Marathon, Mycenae, Olympia, Sparta, Thermopylae ve Tiryus gibi eski Yunan şehir devletleri turistlerin bir hayli ilgisini çekmektedir.Ülkenin ana asfalt yolları ve demiryolları genellikle tabii tarihi yolları takip eder. Esas demiryolu sistemi İkinci Dünya Harbinden sonra inşa edilmiştir. Karayolları çok gelişmiş durumdadır. Biri yatay, diğeri dikey olarak ülkeyi kesen iki eski ana yol Atina’da kesişir. Deniz ulaştırması ve gemicilik oldukça gelişmiştir. Pire, Akdeniz’in en önemli limanlarından biridir. Atina’da milletlerarası bir havaalanı vardır. Bazı uçak şirketleri özel kuruluştur

Atina , Akdeniz , Avrupa Hepsi Yunaninstan turları'nda

Bugünkü Yunanlıların eski Yunanlılarla alakaları kalmamıştır. Yıllarca çeşitli egemenlikler altında çeşitli milletlerle karışmış ve başka bir topluluk haline gelmişlerdir.Nüfusun üçte birine yakın bir bölümü başşehir Atina turları ve çevresinde yaşar. Bu bölgedeki nüfus yoğunluğu 100 kişinin üzerindedir. Bundan başka diğer önemli bölgeler şunlardır: Selanik, Pire, Patras, Kandiye, Tirhala, Serez, Yanya, Kırkira, Levkadas, Ahayas, Attiki, Iraklia ve Kavala’dır. Ülkede en kalabalık azınlık grup Türklerdir. Nüfusun yaklaşık % 2’sini meydana getirirler. Ayrıca bir miktar Bulgar, Rum ve Ermeni de yaşar.Ülkenin resmi dili Yunancadır. Yunanistan’da yaşayan Türkler, her türlü baskılara rağmen Türkçe konuşurlar ve Yunanca da bilirler. Yunan hükümetleri Türklere çeşitli konularda zorluklar çıkarmaktadır. Halkın % 97’si Ortodokstur. Geri kalanların çoğunluğu Müslümandır. Çok az da olsa Katolik, Protestan ve Yahudi de vardır. Yunanlılar küçük yaşlardan itibaren “Türk düşmanlığı” ile yetişirler. Alfabelerinde küçücük çocuklara bu düşmanlığı öğretirler. Gayeleri eski Bizansa kavuşmaktır. Kendilerini halen Helen Medeniyetinin devamı sayarlar.Yunanistan 1830’da Osmanlı Devletinden Hıristiyan batı ülkelerince koparılıp bağımsız olduğunda Mora Yarımadasında yaşayan 700.000 kişi kendisinin hangi ırk ve millet olduğunu bilmiyordu. Çoğunluğu çobanlık yapan muhtelif millet ve ırkların karışımından olan, Rumca konuşan bu topluluğu Avrupalı ülkeler Osmanlı Devleti aleyhine kullanarak, sizler eski Yunanlıların nesillerisiniz dediler. Nitekim A.J. Toynbee, 13 ciltlik İngilizce A. Study of History isimli eserinde eski Yunan fikrinin Akdeniz’i ele geçirmek isteyen sömürgeci emperyalist Avrupalı devletlerin, devlet adamlarının ortaya attığı bir yalan oduğunu açıkça ifade eder.Charles Seignobos’un Medeniyet Tarihi isimli eserinin 441’inci sayfasında; “Ortaçağda tamamen yok olan Grek milleti siyasi maksatlarla Osmanlılara karşı yeniden ortaya çıkartıldı.” der.Bulgar, İskit, Hunlar, Avarlar, Kumanlar, Peçenekler, Hazerler, Sırplar, Slavlar, Arnavut, Türkmen, Tatar ve İlliryalılar karışımı olan bu topluluğa Batılı tarihçi ve siyasetçiler tarafından eski Yunan şuuru verilerek Osmanlı Devletinin Akdeniz turları hakimiyetine son verilmesi ve Mora Yarımadasının elinden alınarak, yıkılışı hızlandırılmıştır. Böylece Batı emperyalizmi hem İslam ülkeleri, hem de diğer dünya devletlerinde kendine daha rahat ve kolay yerleşme yolu bulmuştur.Çok eski lügatlarda Larousse dahil; Grek kelimesi “hilekar, dolandırıcı” manasına gelir. On dokuzuncu asırda Avrupa turları ülkelerinde Grek şenlikleri yapılırken, Alman tarihçi Profesör Fall Merayere, Mora Yarımadası’nın Ortaçağlardaki Tarihi isimli eserinde; “Avrupa’da Hellen ırkı tamamen yok olmuştur. Bu günkü Hıristiyan Yunanlıların damarlarında bir damla Hellen kanı yoktur.” demiştir. Konstantin Porfirogeret ise 8. asırda İtalya’dan gelen veba ile Hellenlerin son kalıntılarının da kaybolduğunu ifade eder.1830’dan bu yana Türkiye aleyhine propaganda üç misli artmıştır. Yunanistan turları ilkokullarında Yunan çocuklarına; “Bir tek Türk kalmayıncaya kadar Türklerle savaşacağına...” dair yemin metnini ezbere okutmaktadır

Avrupada Yunanistan tatil turları

Küçük bir ülke olmasına rağmen kritik bir mevkidedir. Avrupa turları ve Afrika turları kıtalarının en çok birbirine yaklaştığı yerlerden birinde bulunur. “Avrupa-Kıbrıs-Ortadoğu”, “Avrupa-Süveyş-Hind Okyanusu” ve “Rusya-Boğazlar-Ege Denizi-Akdeniz” su yollarını kontrol edebilecek coğrafi özelliğe sahiptir.Yunanistan genel olarak beş bölgeye ayrılır: Makedonya, Trakya, Epirus, Teselya ve Mora. Yunanistan turları topraklarının hemen hemen beşte dördü dağlık, çok az bir bölümü de ovalıktır.Orta Yunanistan’da uzanan sıra dağlar Korintos Boğazında son bulur. Bu dağlar, daha sonra Mora Yarımadasının içlerine kadar devam eder. Mora Yarımadasındaki başlıca dağlar şunlardır: Panahayiko, Erimantos, Zirra, Helmos, Mealo, Tavyetos, Parnonas.Arnavutluk sınırından ülke içlerine doğru uzanan sıradağlara Pindos Dağları denir. Yaklaşık olarak 200 adet tepe bu bölgede birbirine paralel olarak yer alır. Pindos Dağlarının kuzeyine Grammos Dağları denir. Güneydeki kısımda ise, Nafpaktros ve Lodorikiyu dağları bulunur. Bu dağların ve ülkenin en yüksek noktası 2917 m’ye kadar yükselen Olimbos Dağıdır. Yunanistan ovaları kıyılarda yer alır ve genellikle denize açılır. Bir kısım ovalar ise iç kısımlarda bazı göllerin kurumasıyla ortaya çıkmışlardır. Başlıca ovalar şunlardır: Selanik, Argolidas, Messinas, Lakonias, Kopayidas ve Karlos.Yunanistan kıyıları oldukça girintili çıkıntılı olup yaklaşık olarak 150-160 km kadar uzunluğundadır. Kıyılar boyunca, Ege Denizinde ve Akdenizde yaklaşık 2000’e yakın ada Yunanistan’a aittir. Bunlardan sadece 169 tanesi yerleşim yeridir. Ege Denizinde İmroz ve Bozcaada Türkiye’ye aittir. Başlıca büyük adalar şunlardır: Girit, Rodos, Milos, Korfu, Sakız, Midilli (Lesbos), Sisam, Eğriboz, Delos ve Mykonos

Yunanistan tarihe açılan tatil turları

M.Ö. (2000-500) yıllarına kahramanlık seneleri ve ilk olimpiyat seneleri adı verilir. M.Ö. (500-400) yıllarında meydana gelen İran savaşları, medeniyet seneleridir. M.Ö. (400-300) yılları eski Yunanlıların gerileme devridir. İskenderin Makedonya, Tiva ve İsparta istilaları bu devre dahildir. M.Ö. (300-146) tarihleri dördüncü ve son devirdir. Bu son devre aynı zamanda Helenistik Dönem de denir. M.Ö. 146 yılında Roma turları İmparatorluğunun idaresi başlar. Romalılar M.S. 395’te ikiye ayrılınca Yunanlıların Orta Dönem ve Bizans tarihi başlar. Bizans İmparatorluğunun ilk hükümdarı Konstantin’dir.Konstantin 330 yılında, Doğu Roma’nın Bizans şehrini alarak ismini “Constantinople” şeklinde değiştirdi. Konstantin’in 378’de ölümüyle birlikte, imparatorluğun 1081’de başlayan gerileme dönemine kadar, sırasıyla Teodosiu, Lostianu, Iraklios, Isavroslar ve Mekadonya dönemleri geçti. Gerileme devri, Fatih Sultan Mehmed Hanın 1453 yılında “Constantinople”u alarak “İstanbul” yapmasıyla son buldu. Böylece yaklaşık 1000 yıllık Bizans İmparatorluğu tarihe gömüldü.Fatih’in İstanbul’u fethetmesi, dünya tarihinin olduğu gibi Yunan tarihinin de dönüm noktasıdır. Artık Yunan Devleti kalmamış ve Yunanistan turları toprakları bir Osmanlı eyaleti olmuştu. Atina turları 1458 sonbaharında Osmanlı topraklarına katıldı. Fatih Sultan Mehmed Han hemen Atina’ya geldi ve dört gün kaldı. Türk ve Yunan arşivlerine göre Atina’da Türk idaresi zamanında tekke, küçük kervansaray, çeşme ve sebillerin dışında 9 cami ve tam teşekküllü bir medrese yapılmıştı. Bunlar; Mescidi İsmaili, Fethiye turları Camii, Yeni Cami, Aşağı Şadırvan veya Voyvoda Camii, Sofya veya Hüsnü Bey Camii, Sütunlu Cami, Akropol eteğindeki cami, Küçük Cami, Kafisiye Kazası Camii ve Ravaklı Medrese. Osmanlıların 400 sene hakim olduğu bu yerlerdeki eserlerden bugün minaresi yıkılmış iki camiyle bir medrese kapısı kalmıştır. Diğerlerinin ise izleri bile kalmamıştır. Yunanlılar 400 yıl kadar rahat ve huzur içinde Osmanlı tebeası olarak yaşadı. 1821 yılında, Osmanlı Devletinin gerilemeye başladığı dönemlerde, Avrupalıların kışkırtmalarıyla Yunan isyanı çıktı. İsyandan sekiz yıl sonra Yunanistan Krallığı kuruldu. 1832-1913 yılına kadar Danimarka turları asıllı krallar tarafından idare edildi. Yunanistan, bundan sonra 1923 yılına kadar Balkan turları Savaşları, Birinci Dünya Harbi ve iç karışıklıklarla uğraştı. Müttefiklerin yardımıyla Yunanlılar “Megalo İdea” hülyası ile, “Helen İmparatorluğu”nu yeniden kurmak üzere 15 Mayıs 1919’da İzmir’i Batı Anadolu topraklarını işgal ettiler. Çok geçmeden, Türk Ordusu karşısında tutunamayarak 1922’de hayalleriyle birlikte denize döküldüler. (Bkz. Balkan Savaşları, İstiklal Harbi)Bu yenilgiyle birlikte Yunanistan’da iç karışıklıklar başgösterdi. 1923 yılında yapılan halk oylamasıyla Yunanistan Cumhuriyeti ilan edildi. Fakat 1926’da General Theodoros Pangalos diktatörlüğünü ilan etti. 1935 yılında monarşik idare yeniden ortaya çıktı ve Helen Kralı, George II, tahta geçti. İkinci Dünya Savaşı patlak verince, Yunanistan 1940 yılında İtalya’dan bir ültimatom aldıysa da bunu reddetti. Fakat ardından Alman, İtalyan ve Bulgarlar ülkeyi işgal etti. 1944 yılında işgal kuvvetleri ülkeden çekildi. Ülkede tekrar iç karışıklıklar başgösterdi. Ülkeye sızmış komünist güçler, Kralcılar ve İngiliz birlikleri tarafından mağlup edildi. 1947’de yapılan yeni bir halkoylamasıyla George-II, idareyi eline aldı. Daha sonra yerine kardeşi Paul-I geçti.Komünistler 1947-1949 yılları arasında tekrar karışıklıklar çıkardılarsa da, ABD’nin yardımıyla dağıtıldılar. 1963 yılına kadar ülke, Karamanlis hükümetince yönetildi. Bu tarihteki seçimleri Merkez Partisi kazandı. Ülke içinde yeniden karışıklıklar çıktı 1967 yılında Albay Papadopoulos ihtilalle idareyi eline geçirdiyse de 1973 yılında General Demetrius’un yeni bir ihtilaliyle idareyi kaybetti. 1974 yılında Kıbrıs turları problemi ortaya çıktı. Türk ordusunun “Barış Harekatı” Yunanistan’da iktidar değişikliğine sebep oldu. Yunan askeri cuntası dağıldı. Yerine Karamanlis hükümeti geldi. (Bkz. Kıbrıs)Yunanistan, 1974 yılında referandumla yeniden Cumhuriyet oldu. 1981’de Avrupa turları Ekonomik Topluluğuna katıldı. 1981 ve 1985 seçimlerini PASOK (Panhelenik Sosyalist Hareket) partisi kazandı. Haziran 1989’da yapılan seçimlerde PASOK ikinci parti durumuna düştü. Seçim sonuçları hiçbir partiye hükümet kurma imkanı vermedi. Geçici hükümet altında Kasım 1989’da yapılan erken seçimlerde de hiçbir parti hükümet kuramayınca, Nisan 1990’da yeniden ikinci kez erken seçime gidildi. Meclisteki sandalye sayısının bir fazlasını kazanan Yeni Demokrasi Partisi hükümet kurdu. Hükümetin kurulmasından sonra yapılan seçim neticesinde Karamanlis ikinci kez cumhurbaşkanı oldu

kısa kısa Yunanistan

Yunanistan Cumhuriyeti Balkan turları Yarımadasının güneyinde, kuzeyden Arnavutluk, Makedonya ve Bulgaristan, Doğudan Türkiye, güneydoğudan Ege Denizi, güneyden Akdeniz turları ve batıdan Adriyatik Denizi ile çevrili ülke.Başkenti Atina turları olan ülkenin nüfusu 10.665.989 kişidir.Resmi dili Yunanca, dini Hıristiyanlık (İslamiyet, Batı Trakya) ve para birimi Euro'dur

Prag turları gezelim görelim

The Charles Bridge - Charles Koprusu13. yy yapimi olan bu kopru; ozellikle ilkbahar ve yaz aylarinda turistlerin ve yore halkinin en cok gittigi yerlerden biridir. Ya sabahlari daha gunun ilk isiklari ile sehir aydinlanirken ve harikulade bir manzara kopru uzerinde size kucak acarken, ya da gecenin o essiz guzelliginde sevgilinizle yapacaginiz romantik bir yuruyus ile de "Kopru Ustu Asiklari" gibi elele dolasmanin hazzina varabilirsiniz.Gunesli gunlerde kopru hediyelik esya satanlar, kukla tiyatrolari, muzisyenler, ressamlar ve sanatcilarla ziyaretcilere pekcok secenek sunmakta. Bir yanda koprunun bir yerlerinde calmakta olan kemanin insan ruhunda olusturdugu huznu dusunurken, diger yanda calan bir polka muzigi ile birden huznu geride birakip neselenmeye ve fransizlarin deyimiyle joie de vivre (yasama sevinci)'i hissetmeye basliyorsunuz. Kral 4. Charles'in bas mimari olan Peter Parler tarafindan yapilan kopru, daha ziyade sovalye turnuvalari icin islevsel bir yapi olusturma amaci ile yapilmis ve o donemde susleme olarak ta sadece bir hac kullanilmisti. Fakat daha sonralari Katoliklerin baskisiyla 30 adet heykel kullanilmistir. (1600-1800 AD). Gunumuzde kopru uzerinde bulunan heykelleri cogu kopyadir cunku sehrin gecen yillar zarfinda yasadigi kotu hava sartlari heykeller oldukca buyuk zararlar vermistir. Su anda 75 adet heykel bulunmaktadir, bunlardan belki de en eski en ilginc olani 8 numarali John Nepomuk heykelidir. John Nepomuk; supheci Wenceslas IV doneminde rahip olarak gorev yapmaktaydi. Birgun guzeller guzeli kralice gunah cikarmak uzere rahibin yanina geldi. Bunu duyan Wenceslas kralicenin ask konusunda itiraflarda bulundugundan emin bir halde rahibi huzuruna cagirdi ve derhal kendisine soylenenleri birbir anlatmasini istedi. Rahip tanri huzurunda verdigi sozu bozamayacagini ve bu konuda tek bir kelime bile etmeyecegini soyledi. Bunun uzerine sinirlenen kral, rahibi Vltava nehrinden asagi atti. İste tam rahibin nehre atildigi yerde bir hale olustu denir ve bugun heykel uzerinde bulunan hale de o olayi hatirlatmak icinmis. dogrumudur bilinmez ama bizden soylemesi, eger dilek tutup hac ya da haleye dokunursaniz dileginiz gercek oluyormus

Eğlence alışveriş ve işte prag turu

Vejeteryanlar ya da kolestrol ile sorunu olanlar herhalde Prag'ta aci çekecektir çünkü et (genelde domuz) ve sarkuteri ağırlıklıdır..Et ya patates ile ya da üstte ağır bir sosu olan pilav ile servis edilir, rosto ve gulaşi da unutmayın. porsiyonlar inanılmaz büyüktür. Bir de meşhur dumpling'leri unutmamak lazım, bir çeşit mantı olan dumplingler yemekte mutlaka servis ediliyor. Yemeğinizi ünlü Çek biralarından biriyle içmeniz ozellikle tavsiye edilir. Garsonlar bira diyince, 1 lt lik bira bardaklarını önünüze koyuveriyorlar çünkü yerel halk birayı bu kocaman bardaklarda içmeyi seviyorlar. Siyah birayı tatmadan da dönmeyin. Şarap severler içinse haberler çok iyi değil, doğrusunu söylemek gerekirse çok kaliteli şarapları yok (her ne kadar kendileri bunun aksini size söylese de).Birkaç restaurant tavsiyesi:· Sonradan olma zenginlerin gözde mekanı "Pravda" Paris turları caddesi üzerinde yer alıyor. Modern dekorasyonu ve gelen insanların sıklığı göz kamaştırıyor. "U Kalicha"Duvarlarında yüzyıl önce bu restaurant-birahaneye gelen ünlü yazar ve çizerlerin notları, resimleri, karikatürleri yer alan ve J.Hasekin "Good Soldier Schweik >Arslan Asker Svayk" teması uzurine kurulmuş değişik bir mekan. Oldukça büyük turist gruplarını içinde barındıran bu restaurantta isteğe göre küçük salonlarında özel toplantı da yapılabiliyor. Yemek başladıktan kısa bir sure sonra, masaların arasında dolasan orijinal kostümler içindeki 2 müzisyen misafirleri öyle bir coşturuyor ki....Adres: na bojitsi 13, P2 "U Maltezskych rytirü'(Malta Şövalyeleri)" mutlaka biralarından içmeye gidin. Rosto ve biftekleriyle ünlü bir mekan. Akşamları rezervasyonsuz sakin gitmeyin. Kişi başı 10-20 USD arası.Adres: Prokopska 10, Prag turları 1.Telefon 5753 3666 "U Prince"tam meydanda saat kulesinin önündeki alanda yer alıyor. Özellikle akşamları yemek yemek çok keyifli oluyor. Meydanda sağa sola giden insanları keyifle izlemenin yanı sıra, restaurantin somonla yarattığı harika tatları denemekte hoş bir deneyim olabilir. Adres: Old Town Square'de Astronomik saatin karşı sırasında"Reykavik"Charles Köprüsü'ne giden yolun üzerinde bulunan bu mekanda istiridye mutlaka denenmeli. "Cafe Milena"Avusturya stili olmasının yanında bir başka ozelliği de Kafka'nin sevgilisi Milena'ya adanmış bir cafe olmasıdır. Akşam 7 cıvarı Broadway müzikallerinden derlemeleri zevkle dinleyebilirsiniz. Hafif yiyecekler ile popüler bir mekân. Kişi başı 6-8 USD arası.Adres: Staromestske Namesti 22, Prag 1. Telefon: 260-843"Kavarna Slavia" Edebiyatçıların uğrak yeri. Kafka ve Vaclav Havel'in bir zamanlar ziyaret ettiği mekânların basında gelirmiş. Kişi başı 10-20 USD arası. Adres: Smetanova Nabrazy 1012, Prag 1. Tel: 2422 9057 "Jama" oldukça popüler bir mekân. Çek mutfağı ve bol acili Meksika turları mutfağı ağırlıklı. Genellikle çok kalabalık. Kişi başı 5-8 USD arası.Adres: V Jame 7. Telefonu 2422 2383 "Ostroff" Vltava Nehri üzerindeki küçük bir adada bulunan popüler bir restaurant. Çek mutfağı ağırlıklı. Kişi başı 10-20 USD arası. Adres: Strelecky Ostrov 336. Tel: 2491 9235 "Nebozizek (Little Auger)"Petrin Tepesi üzerinde bulunan bu restaurantin manzarası görülmeye değer. Çek yemekleri ağırlıklı. Kişi başı 10-20 USD arası. Rezervasyon şart.Adres: Petrinske Sady 411, Prag 1. Tel: 537905

Prag tatil turları bilmeniz gerekenler

Saatlerinizi gider gitmez 1 saat geriye ayarlamayı unutmayın. Cep telefonlarınızı Prag'da kullanabilirsiniz. Şehir 10 bölgeden oluşuyor. Şehir merkezi "Prag 1" olarak numaralandırılmıştır. Bilginize. Ulusal Müze her ayın ilk Pazartesi günü ücretsiz gezilebilir. Türk Konsolosluğu telefonu: +420 2 2431 1402. Şehre vardığınızda mutlaka Prague Post alin. Restaurant adres ve telefonlarından, müzeler, sanat galerileri ve konserler ile ilgili bilgiler ve A'dan -Z 'ye Prag turları hakkında öğrenmek istediğiniz her şey bu dergide mevcut.. 22 no.lu tramvaya bindiğinizde şehrin manzarasının keyfine varabilirsiniz. Pazartesi günleri tüm kaleler, kuleler, ve antik döneme ait kalıntıların bulunduğu ören yerleri ziyarete kapalıdır. Prag taksilerinin edindiği kotu unu yok etmek için belediye taksimetreli sisteme geçti. İlk açılış 20 czk, beher km için 17 czk yazıyor. Prag havaalanından şehre taksi ücreti 300 czk dan fazla tutmamaktadır. Acil durumlar için; Prag sağlık Merkezi (The Health Centre Prague) Vodickova 28, 3 scodiste (stairs) 2 patro P.S. (floor) Prague 1 tel:420 2 2422 0040 Seyahat çekleri herkes tarafından kabul edilmektedir. Komercni bankasında Eurocheck ücretsiz olarak bozdurulabilir. Çoğu dükkan, mağaza ve otel kredi kartı kabul etmektedir. Amerikan Doları ve Alman Markı nakden kabul edilmektedir.Servis ücreti olarak 5-10% tip ilave edilebilir. Prag'da alışveriş yapmak isteyenlere bir kaç küçük bilgi: bankalar 8:00-17:00 mesai yapıyorlar. Alışveriş merkezleri akşamları 19:00'a kadar açık. Cumartesi ise büyük olasikla tüm dükkanlar 13:00'e kadar açık kalıyor.Pazarlıksız alışveriş yapmayın ve sakin ola Bohemya cam ve kristallerinden almadan dönmeyin. Stare Mesto Market isimli açık pazarda tahta oyuncaklar, seramikler, porselenleri bulabilir yada keyifle dolaşabilirsiniz. Mutlaka uğrayın. Adres: Havelska, Prag 1. Ayrıca mağazaları, cafeleri, barları, müzeleri ve tiyatrolarıyla unlu Nove Mesto (New town) bölgesinde daha uygun fiyatlara sahip tesislerde konaklayabilir ve yemek yeme imkanı bulabilirsiniz. Çek Cumhuriyetin'de, özellikle Prag'da, her adım başı rastlanan kiliseler olsa da, yapılan araştırmalar, 40 yıl süreyle Komünizmle yaşayan halkın yüzde 50'sinin Ateist olduğunu gösteriyor. Geri kalanlar içinde en önemli grup ise Katolikler. Çek Cumhuriyeti, Almanya, Polonya, Slovakya, Macaristan ve Avusturya'yla sınırdır.Berlin sadece 282 km; Varşova 512 km; Budapeşte turları 457 km uzaklıkta. Bilginize ve de ilginize. Prag'a gidipte konserlere gitmeden olmaz. Klasik müziğin en güzel örneklerinden, jazz ve rock'a kadar pek çok seçeneği ile konser salonları sizleri bekliyor, UNUTMAYIN!! Özellikle astronomik saatin bulunduğu meydanda, öğle saatlerinden sonra eski kostümler içerisindeki gençler bilet satışına başlıyorlar ve istek halinde ödemeleri kredi kartı ile de kabul ediyorlar. (ogrenciler icin konser salonlarinin bir kismi indirim uyguluyor. Eger yaninizda ogrenci kimliginiz varsa, ibraz etmeniz halinde pek cok yerden indirim alabiliyorsunuz) Her yılın 30 Nisan günü tüm Prag halkı, Kampa adası ve cıvarında, cadıları yakma töreni (Walpurgisnacht, Paleni Carodejnic) düzenliyor. Tabii günümüzde ateş yakmak yerine havai fişek gösterileri ile Prag bir renk cümbüşüne dönüyor.Kutlamalar bu kadarla da kalmıyor, yine Nisan ve Mayıs ayı boyunca "Prazske jaro-Prag'da Bahar" eğlenceleri ve Uluslararası Prag Kitap Fuarı ve Eylül ayında Mozart festivali düzenleniyor.Prag'da marionette&puppet yani kukla tiyatrosu oldukça popülerdir. "Other World Kingdom" isimli ve Prag'ın hemen dışında işletilen bir otelde rezervasyon yaptırırken fantezinizi söylüyorsunuz sizi buna göre misafir ediyorlar. İlginç değil mi? Old Town'da bulunan Perlova caddesi, gecenin ilerleyen saatlerinde şehrin oteki yüzünü gösteriyor size. Süslü abartılı kıyafetleriyle ünlü Çek güzelleri adeta bir geçit töreninde imisçesine caddedeki yerlerini bir bir almaya başlıyorlar

Avrupa Havalimanı Paris

Charles de GaulleRoissy Havalimanı olarak da bilinen Charles de Gaulle Uluslararası Havalimanı, Fransa'nın ana havalimanı olmasının yanısıra, dünyanın başlıca havacılık merkezlerinden birisidir. Adını 1890-1970 yılları arasında yaşayan Özgür Fransa turları Kuvvetleri'nin lideri ve Beşinci Fransa Cumhuriyeti'nin kurucusu Charles de Gaulle'den almıştır. Roissy yakınlarındaki havalimanı Paris turları'in 25 kilometre kuzey-doğusunda bulunur.Havalimanının bağlı olduğu RER raylı sistemiyle buradan Paris'in merkezine bir saat içinde 3-4 sefer düzenlenmektedir. Bağlandığı yüksek hızlı ray sistemi TGV ile havalimanından Angers, Avignon, Bordeaux, Grenoble, Le Mans, Lille, Lyon, Marseille, Montpellier, Nantes, Nîmes, Poitiers, Rennes, Toulouse, Tours ve Valence'e gidilebilir. Charles de Gaulle Uluslararası Havalimanı 2006 yılında 56,808,967 yolcu trafiğiyle Londra turları Heathrow Havalimanı'nın ardından (67,530,223 yolcu) Avrupa'nın en işlek ikinci havalimanı olmuştur. Aynı yıl hareket eden uçak sayısına göre ise 541,566 uçakla Avrupa'da birincidir.OrlyOrly havalimanı, Paris'in güneyinde Orly'de bulunmaktadır. Başlangıçta Villeneuve-Orly Airport olarak bilinen Orly Havalimanı, 1932 yılında Paris'in güney kısmında açılmıştır. II. Dünya Savaşı sırasında Alman Hava Güçlerince kullanılmış, bu nedenle de Kraliyet ve Amerikan Hava Güçleri tarafından bir çok kez bombalanmış ve oldukça zarar görmüştür. Normandiya Çıkartmasının ardından Amerikan Ordusu 9. Hava Gücü tarafından tamir edilen Orly Havalimanı, Ağustos 1944'ten Ekim 1945'e kadar Amerika turları'nın kontrolü altında kalmıştır. Orly, 1 Ocak 1948'de yeniden ticari kullanıma açıldıysa da, Amerikan Hava Kuvvetleri 1967 yılına kadar havalimanının bir kısmını nakliyat için kullanmaya devam etmiştir.Orly Havalimanı'ndan Avrupa turları şehirlerinin yanısıra, Orta Doğu, Afrika turları ve Karayiplere de uçuşlar düzenlenmektedir. Yaklaşık 15,3 km² alana yayılan havalimanının batı ve güney olmak üzere iki terminali vardır. Havaalanı otobüsleri, otoyollar ve RER B Antony istasyonuna bağlanan otomatik Orlyval metro servisleriyle, havalimanından Paris'in merkezine ulaşılabilir. Orly, A6 otobanına bağlantısı bulunan tek havalimanıdır

Fransa Paris ünlü anıtlar turu

Eyfel Kulesi, dünyanın en çok ziyaret edilen turistik yerlerinden birisidir. Paris turları'in sembolü olan Eyfel Kulesi, 1887 ve 1889 yılları arasında Fransız Devrimi'nin yüzüncü yıl kutlamaları anısına Dünya Fuarı için yapılmıştır. Aslen Eyfel Kulesi1988 Fuarı için Barcelona'ya yapılması planlanan kule, bu fikir reddedilince Paris'te Seine Nehri'nin kıyısında Champ de Mars'da yapılmasına karar verilmiştir. Kule ismini, tasarımını yapan Gustave Eiffel'den almıştır. Emile Naugier, Maurice Koechlin ve Stephen Sauvestre kulenin yapımında katkısı olan mimarlardır. 31 Mart 1889'da törenle açılışı yapılan Eyfel Kulesi, 6 Mayısta faaliyete geçmiştir. 300 işçinin bir araya getirdiği 18,038 parça demirden oluşturulan kule, Koechlin'in yaptığı dizaynla iki buçuk milyon perçinle birleştirilmiştir. Çalışmalar sırasında alınan güvenlik önlemlerine rağmen yapımı sırasında bir kişi hayatını kaybetmiştir.Arc de Triomphe Charles de Gaulle Meydanı'nın tam ortasında bulunan Arc de Triomphe (Zafer Anıtı), Napolyon Savaşları döneminde Fransa turları adına savaşan askerler anısına yapılmıştır. Bundan önce Champs-Elysées'nin batı kısmındaki Etoile Meydanı'nda bulunan anıtın hemen yan tarafında meçhul asker mezarı bulunmaktadır

Fransa'nın gösbebeği Paris Turları

Seine Irmağı'nın her iki yakasına kurulmuş olan kent, Fransa turları'nın kuzey kesiminde bulunur ve sarmal bir dönüşle merkezinden çevreye birbirini izleyen 20 ilçeye ayrılmıştır. Şehrin, ırmağın kuzeyinde kalan bölümüne Sağ Yaka, güneyinde kalan bölümüne ise Sol Yaka ismi verilmiştir.Paris, Manş Denizi'ne dökülen Sen Irmağı’nın ağzından 375 km içeridedir. Buna rağmen, Seine Irmağı kanallar ve akarsular yoluyla Manş Denizi ve Akdeniz turları'e, Almanya turları'ya, Belçika'ya ve Fransa'nın öbür bölümlerine de bağlı olduğu için bir liman kenti sayılır. Paris, Orly ve Charles de Gaulle adlarında iki uluslararası havalimanına sahiptir.Paris şehir planında genellikle her katında iki ya da daha fazla daire bulunan altı katlı apartmanlar vardır. Şehirdeki bulvarlarda bulunan kafeler Paris turları halkının en büyük uğrak yerleridir. Paris'te ulaşım ise otomobil, otobüs ve metroyla sağlanır. Fransa'nın kara ve demir yolları Paris'ten başlayarak tüm ülkeye yayılmaktadır. Şehrin güneyindeki sanayi bölgesinde tabakhaneler, çimento, bira ve tütün fabrikaları bulunmaktadır. Uçaklar, lokomotifler, elektrikli araçlar, kimyasal maddeler ve ilaçlar, Paris'in sanayi ürünleri arasındadır. Paris aynı zamanda Fransa'nın film yapım merkezidir.Paris bir çok açıdan New York, Londra turları ya da başka bir Avrupa turları şehrinden daha çok iş havasında ve hızlandırılmış bir atmosfere sahiptir. Parisliler kaba ve kibirli oluşlarıyla ünlüdürler. Gene de Parislilerin bu kaba halleri kendilerine gösterilen küçük bir nezaketle bile hemen tersine döner. Bir dükkana girdiğinizde söyleyeceğiniz "Bonjour, Madame", birinin dikkatini çekmek istediğinizde kullanacağınız "excusez-moi" ya da yanlışlıkla birine çarptığınızda ya da bir hata yaptığınızda Pardon demek en asık suratlı mağaza görevlisini bile gülümseyen bir yardımcıya ve en huysuz insanı da anlayışlı bir vatandaşa dönüştürebilir. Nezaket Fransa'da oldukça önemlidir. Parisli şehir sakinleri genellikle insanlardan kalabalık içindeyken ölçülü bir ses tonuyla konuşmalarını beklerler. Trende ya da metroda yüksek sesle konuşan insanlara bakışlarıyla rahatsızlıklarını belirtirler. Genellikle işten dönen bu insanlar yorgun olduklarından gürültüden oldukça rahatsız olurlar. Paris'te yaşayanların geniş çoğunluğu turistlerle ilgilenmekten hoşlanmazlar ama kibarca sorulduğunda her Fransız size sorununuzda yardım edecektir. Paris'i gezmek için araba kiralamak kötü bir fikirdir. Trafik yoğunluğunun yanısıra özellikle turistik mekanların etrafında park yeri bulmak güçtür. Bu sokaklar arabanın icadından çok önce inşa edildiğinden, arabayla gezinti için uygun değildir. Parislilerin çoğu da bu yüzden araba sahibi değildir. Yine de Vaux-le-Vicomte Kalesi gibi şehir dışındaki mekanlara arabayla gidilebilir. Bu gibi durumlarda arabayı Paris'in dışındaki bir yerden kiralamak daha uygun olacaktır. Paris'de yürüyüşe çıkmak yaşanabilecek en büyük zevklerden biridir. Eğer kendinizi sayısız cafe ve dükkana girmekten alıkoyabilirseniz tüm şehri bir iki saat içinde baştan sona geçmek mümkündür. 2012'ye kadar şehrin merkezinin tamamen yürüyerek, bisikletle veya metroyla gezilebilecek hale getirilmesi planlanmaktadır. Bir kaç yıl içinde ise 1. 2. 3. ve 4. bölgelerin trafiğe tamamen kapatılması düşünülmektedir. Gidilecek mesafenin iki duraktan az olduğu durumlarda, metroya binmektense yürümek şehri tanımak açısından en iyi tercihdir

Napolyon'un İtalyası

Bağımsızlığın ve değişimin çekirdekleri ilk olarak Napolyon savaşları ile İtalya’ya ekilmiş, ulusal birlik düşünceleri ise kendisini ilk olarak Cumhuriyetçi Devletler ve İtalya Krallığı olarak göstermiştir. Fransa’da ortaya çıkarak İtalya’da yönetim ve yargı reformları olarak genişleyen birleşme hareketi, yeniden yapılanmaya bir öncü olmuştur. Bu harket, bütün İtalyan Devletlerinin entellektuelleri ile orta-sınıfı ve çoğunlukla gizli çalışan fakat büyük halk kitlelerini etkileyen yurtsever kuruluşlardan (Guiseppe Mazzini’nin “Genç İtalya”sındaki gibi) büyük destek bulmuştur. Özgürlük ve daha fazla demokratik olma isteği, Piemonte Bölgesi’nden Sicilya’ya kadar bütün yarımadayı sarmış fakat, İspanyol anasayasının imtiyazları İtalya kanun yapıcılarına zorla kabul ettirilmiştir (Özellikle Carlo Alberto’dan II. Leopoldo’ya ve II. Ferdinando’dan IX. Pio’ya). Bu olay 1848 yılında da devam etmiştir. 1848 yılı, Paris ve Viyana ihtilallerinden sonra, sadece İtalya için değil aynı zamanda bütün Avrupa için olumlu olayların ve yeniliklerin gerçekleştiği bir yıl olmuştur.Milano ve Venedik’deki isyanlardan cesaret alan Sardenya Kralı Carlo Alberto, İtalya’nın değişik bölgelerinden gelen gönüllüler ile Papa ve Napoli’nin düzenli askerlerinin yardımı ile 1848 yılında Avusturya’ya karşı savaş açar. Fakat ani savunma karşısında Papa ve Napoli askerleri ağır bir yenilgiye uğrar. Bir yıl sonra, Carlo Alberto, Novara’da bir başka atak sonunda geri püskürtülür ve II. Vittorio Emanuele’nin lehine yapılan geri çekilmeye destek verir. Bu sırada, Roma’da bulunmakta olan Mazzini ve Giuseppe Garibaldi, Fransız ve Avusturyalı birliklerin değiştirdikleri kanun yapıcıları görevlerinden alıp bir yıl önce onaylanmış olan yeni anayasanın hükümsüz olduğunu ilan ederler.İtalya BirliğiSonraki on yıl boyunca Piemonte hükümetinin başındaki Kont Camillo Benso Cavour, kabiliyetli ve sabırlı tavrı sayesinde elde ettiği planlarını gerçekleştirme başarısı sayesinde küçük Savoy Devleti’ni büyük Avrupa güçleri ile müttefik bir devlet, Fransızlarla komşuluğunu da bir arkadaşlık durumuna getirmek için uğraşmıştır.Sonuçları elde etmek çok uzun sürmez. Kırım Savaşını sonuçlandıran 1856 Paris Kongresinde, Rus ve Osmanlı güçlerine karşı, Fransız ve İngilizlerle birlikte ittifaka imzasını atar. Cavour, ülke topraklarının sınırları hakkındaki avantajları elde etmeyi hemen başaramasa bile İtalyan sorununu sürekli gündemde tutar. Yaklaşık üç yıl süren bu dönemden sonra 1859 yılının başlarında, Piemonte destekli II. Vittorio Emanuele, tahtından, İtalyan halkına ülkenin milli egemenliğini istediğini belirten bir beyanat yayınlar. Piemonte’yi ele geçirme hayalleri yıkılan Avusturya, Sardenya Krallığına savaş ilan eder. Bu olay, Cavour’un uzun zamandan beri beklediği bir fırsattır.III. Napolyonlu Fransız ordusu ve kanlı zaferlerin Solferino ve San Martinosu, Avusturya’ya karşı bir güç oluşturarak büyük bir zafer kazanırlar. Savaş sonunda imzalanan Villafranca Antlasması ile Lombardia Bölgesi Avusturya’lıların egemenliğinden çıkar. Bu sırada, Orta İtalya ve Romagna Bölgesinde ayaklanmalar çıkarak eski rejimlere dönülür. 1860 yılında yapılan ve Piemonte’ye katılma lehine çıkan oyların yapıldığı referandumun sonucunda, Birleşik İtalya Krallığı‘na bağlı Garibaldi’nin seferi “Binler” sayesinde ele geçirilen Güney İtalya’da dahil olmak üzere tüm ülke’nin her açıdan geliştirilmesi çalışmaları başlar.17 Mart 1861′de Torino’da ilan edilen Birleşik İtalya Krallığı, henüz krallığa dahil olmayan Roma ve Venedik’i sonraki yıllar Krallığa dahil etmiştir. Prusya’nın yardımı sayesinde Avusturya’lılara karşı yapılan savaş sonunda 1866 yılında Venedik, III. Napolyon desteğinde olan Roma ise 20 Eylül 1870′de Kralliğa katılmışlardır.Bütün bu olaylar sonucunda İtalya Devletinin birliğini oluşturan sınırlar hemen oluşturulmuş ve geriye sadece ülkenin sosyal, ekonomik ve kültürel inşasının tamamlanması kalmıştı

İtalya tatil turları Roma, Milano, Venedik ve müzik

Napoli'nin San Carlo Tiyatrosu, Roma turları'nın Teatro dell'Opera'sı, Palermo turları'nun Teatro Massimo'su, Venedik'in La Fenice'si ve Milano turları'nun La Scala'sında sergilenen operalar özellikle kış aylarında en iyi dönemlerini yaşamaktadırlar.Temmuz ve Ağustos aylarında Roma'daki Olimpik Stadyumda ve tarihi Caracalla Hamamlarında açık hava operaları ve konserleri düzenlenmektedir. Yazın organize edilen gösterilerinin en etkileyicisi hiç şüphesiz Haziran ayının sonundan Eylül ayının başına kadar süren ve Verona turları Anfitiyatrosunda gerçekleştirilen, unutulmaz derecede etkileyici olan Opera ve Konserlerdir.Özel ilgisi olanlar için; Floransa turları'da Müzikli Mayıs, Umbria'nın Spoleto kasabasındaki İki Dünya'nın Festivali (Temmuz) ve Venedik turları Uluslararası Müzik Festivali (Eylül) kaçırılmayacak fırsatlardır. Ayrıca, tüm yıl boyunca ülke çapında çok güzel müzik konserleri organize edilmektedir

İtalya tatilinde Akdeniz mutfağını tadın

Coğrafi konumu itibariyle Avrupa turları'nın harikulade bir yerinde olan Italya, uygun iklimi ile sizlere zeytinyağı için zeytin, şarap için üzüm, makarna ve ekmek için buday gibi doğal ürünleri, sebze çeşitlerini, balık ve dana eti, tavşan, kümes hayvan etleri gibi beyaz et türlerini sunan Akdeniz turları mutfağının en iyisi ve dünyaca meşhur olanı olması itibariyle bir gurur kaynağıdır.Dünyaca bir üne sahip İtalyan mutfağının çeşitli örneklerini tatmanın mümkün olduğu ülke çapında hizmet veren uluslararası ün yapmış restoranların yanısıra, daha ekonomik seçenekler ile lezzetli yemeklerin sunulduğu “trattorie” ve “rosticceria” adı ile bilinen küçük lokantaların binlercesi bulunmaktadır. “pizzeria” isimli pizzacılar yine aynı grup içerisinde geç saatlere kadar hizmet vermektedirler. Şehir merkezlerinde yine çeşitli yerel lezzetlerin ekonomik olarak bizzat restoran sahipleri tarafından yapılıp sunulan “ev yemeği” yapan küçük aile restoranları bulunmaktadır. İtalya’nın her yöresinde kendine özgü özel yemeklerin bazıları özel isim veya yerler ile meşhur olmuştur. Napoli turları tarafında (burada doğmuş olması nedeniyle) “pizza”, Floransa’nın az pişmiş ızgara “Floransa Bifteği”, Siena’nın sadece su ve undan ibaret makarnası “pici”, Roma’nın baharat soslu makarnası “arabbiata” ile yumurta, jambon ve karabierli makarnası “carbonara”, Milano’nun safranlı pilavı, ve kuzey bölgesinin daha çok kışın yenilen tanınmış “polenta” sı (mısır unu peltesi), Sardunya adasının genç domuz etinden kızartılarak yapılan meşhur “porchetto”su, Pulia’nın sadece un ve su katılarak el ile yapılan ve şalgam-yeşilliği ile terbiye edilen taze bukle makarnası “orecchiette alla cirne di rape” ve diğer bölgelerde bulunan sayısız diğer yöresel yemekler bunların arasında sayılabilir

İtalya turları italyanca öğren

Bugün, italya turları'da konuşulan dil, Toskana (Toscana) Bölgesine özgü bir dil olup ortaçağ döneminde yaşamış, Dante Alighieri, Bocaccio gibi yazar ve siyaset adamları tarafından bütün İtalya'ya yayılmış, cumhuriyet ile birlikte ülkenin resmi dili olarak ilan edilmiş, dil kurumu kurulmuş ve dilde değişik reformlar yapılmıştır. Daha sonra ise bu dil, özellikle radyo ve televizyon ile bütün İtalyanlar tarafından kullanılır hale gelmiştir. Sardegna adasında konuşulan Sardo ile Venedik turları ve çevresinde konuşulan dil friulano dialek olmayan fakat tamamen farklı iki dil olarak Italya'da konuşulan diller sınıfına girmektedir. Belirli bir kesim İtalyan, özellikle sınır bölgelerinde yaşayanlar, azınlık dilleri konuşur. İtalyan anayasası, dört adet olan bu azınlık dillerinin konuşulmasını serbest bırakmıştır. Bu diller; Trentino-Alto Adige Bölgesinde Almanca, Valle d'Aosta Bölgesinde Fransızca, Friuli-Venezia Giulia Bölgesinde Slovence ve isviçre turları'de yaygın olan ve Dalmaçya Bölgesinin bazı kesimlerinde de konuşulan ladino dilidir. Yabanci dil ve dialektlerin arasında İtalya'nın coğrafi konum ve tarihi geçmişi bakımından yakınlığı nedeniyle konuşulan diğer diller ise; Calabria ve Sicilya turları'da konuşulan Arnavutça, Sardenya adasında Katalan, Piemonte bölgesinde Provenzale veya Occitano dili, yakın geçmişten beri devam eden göçler nedeni ile sayısı artan, belki de İtalyancadan sonra en fazla konuşulan Arapca dilidir. Bölgeden bölgeye göre değişiklik gösteren aksanların bulunduğu tüm yarımadada konuşulan İtalyanca'nın en yalın hali, doğum yeri olan Toskana bölgesinde konuşulmaktadır. Tanınmış turistik bölgelerde ingilizce de konuşulmasına rağmen, Fransızca, özellikle iyi eğitim görmüş İtalyanlar tarafından konuşulan ikinci yabancı dildir.İngilizce, genellikle otellerde, turistik mağazalarda, gemilerde, uçaklarda, trenlerde ve tur otobüslerinde anlaşılabilmektedir. Fakat, İtalyanlar, yabancıların kendi dillerini konuşmaya çalışmasına memnun olurlar. Sadece iki kelime bile aniden doğan bir arkadaşlığın başlangıcı olabilir. Otellere veya yöresel bürolara gönderilecek mektuplar ingilizce, mümkünse daktilo yazısı ile yazılmalıdır

İtalya Tatil Turları İtalya'yı tanıyalım

İtalya'nın çizme şeklindeki yarımadası Alplerden Sicilya'ya kadar 1210 km uzunluğunda ve 170 ila 240 km genişliğindedir. Ülkenin toplam yüzölçümü yaklaşık 300.000 km2'dir. İtalya, Dogu, Batı ve Güney tarafından Ligure Denizi, Tiren (Tirreno) Denizi, Ionia (İyonya) Denizi ve Adriyatik Denizi ile yaklaşık 7400 km'lik sahil şeridi ile çevrilmiştir. Kuzeydeki Alp Dağlari ile kendisine karadan komşu olan ülkeler; Fransa, isviçre turları ve Avusturya'dır. Apenin Dağları Kuzeydeki Alp dağlarından başlayarak Güneydeki Sicilya turları Adasına kadar uzanmaktadır. Sardinia (Sardunya), İtalya'nın bir başka büyük adası olup ülkenin batısında bulunmaktadır.İtalya 20 bölgeden oluşan bir Cumhuriyettir. Kuzeyden Güneye bu bölgeler; Valle d'Aosta, Piemonte, Lombardia, Liguria, Veneto, Trentino-Alto Adige, Friuli-Venezia Giulia, Emilia-Romagna, Toscana, Marche, Umbria, Lazio, Abruzzo, Molise, Campania, Apulia, Calabria, Basilicata, Sicilia (Sicilya), Sardenia (Sardunya) olup İtalya'da toplam 109 adet şehir ve kasaba bulunmaktadır.Her bölge birbirinden farklı ve her birinin kendi yöresel hükümeti bulunmaktadır; bazıları özel bir statüye ve belirli bir 'otonom'luğa sahiptir. Kuzeydeki dağ dorukları ve gölleri, oldukça geniş ve bereketli Po deltası, yuvarlak tepeleri ile Toskana ve Umbria bölgeleri, dik yamaçlı dağları ile Abruzzo bölgesi, son derece güzel ve uzun Napoli turları körfezi, portakal üretimi ile Sicilya, ormanlık dağları ile Sardenia ve İtalya'nın her yerinde uzun, güneşli, kumlu, çakıl taşlı ve kayalıklı sahilleri, 10 derece enlemini içine alan İtalya'nın cografyasını oluşturmaktadır.Yüzölçümünün % 40'ını dağların oluşturmasına ve ovalarının çoğunlukla aşırı ıslak veya kuru olmasına rağmen İtalya, Batı Avrupa turları'nın en önemli tarım ürünü üreticilerinden birisidir. Yüzyıllar boyu süren yoğun denemeler ve yıllar süren islah, kurutma ve sulama çalışmaları bunu mümkün kılmıştır. Oldukca geniş ürün yelpazesi içerisinde tahıl, prinç, hayvan yemi, ve kuzeyden gelen meyveler bulunmaktadır.Üzüm bağları hemen hemen her yerde bulunabilir. Zeytin ağaçları orta ve güney İtalya'nın tepelik bölgelerinde, turunçgiller özellilikle güneşli güneyde bol olarak bulunmaktadır. Yılın her sezonu için her türlü salatalık ve sebzeler ülkenin hemen her yerinde üretilmektedir.II. Dünya savaşından sonra italya turları ekonomik bakımdan hızlı bir ilerleme gösterek Endüstrileşmiş ülkeler arasında kendisini ispat etmeyi bilmiştir. Endüstri, kuzeydeki Milano, Genova ve Torino'da yoğunlaşmış olmasına rağmen Toskana, Emilia Romagna ve Orta ve Guney İtalya'da da önemli merkezler bulunmaktadır. Hidroelektrik kullanımında Avrupa'nın birincisi olan İtalya'nın önemli endüstrileri; çelik, makine mühendisliği, kimyasallar, lastik, tekstil, cam ve petrol endüstrisidir. İtalya, Toskana bölgesindeki çok güzel, saf Carrara mermeri ile bütün dünyaca meşhurdur

Friday, September 18, 2009

İtalya Sanat ve Mimari tatil turları

Roma sanatı, 1.yy’a kadar Etrüsk ve Yunan sanatının bir sentezi olup kendine özgü bir özelliğe sahip değildi. Roma’nın kendine ait sanatının ilk örneğini ancak M.S. 2.yy’da görmekteyiz. Bu dönemdeki sanat eserleri, estetiğe önem vermeyen fakat daha çok, rahatlıkla kullanılabilir eserlerdir. İlk cumhuriyet döneminde, daha çok ihtiyaçtan dolayı büyük binalar yapmaya başlamışlardır. Bunun en önemli örneği Tabularium‘dur. Kanun ve anlaşmaların saklandığı büyük bir arşiv binasıdır. Binalar yapılırken aynı zamanda kullanılacak malzemenin özelliği, dayanıklılığı ve kullanışlığına önem verilmekteydi. Yunanlıların mermerinden farklı olarak Romalılar, tüf ve opus caementicium (malta ve taş karışımı bir çeşit harç) kullanmışlardır.
M.Ö. 5.yy’dan itibaren şehrin, kültürel, siyasi ve sosyal merkezi olan bölgede inşa edilen roma forumlarının birincisi, M.Ö. 1.yy’da Giulio Cesare (Jul Sezar)’nin yapmıs oldugu Lulium Forumu’dur. Ondan sonra gelen imparatorlar da sırasıyla Foro di Augusto, Foro di Vespasiano, Foro di Traiano forumlarını inşa etmişlerdir. O dönemin şehir ve planlama mühendisleri, tipik bir roma şehrinin ilk gelişmiş modelini (Il Catrum) ortaya çıkarmışlardır.
Romalıların bir başka mimari yapısı, Etrüsk ve Yunan örneklerinden esinlenerek geliştirdikleri Roma Tapınakları (Tempio Romano)’dır. Roma tapınaklarının diğerlerine göre en önemli farkı; dini tören ve kutlamaların rahatlıkla yapılabilmesi için tapınak girişinin önu yükseltilerek çok geniş bir meydan oluşturulmasıdır. Ayrıca, bu meydana değişik foksiyonlu binalar yerleştirilmiştir. Bu çeşit tapınağa verilebilecek en önemli örnek, bugün tamamen hasara uğramış Tempio di Giove‘dir. Verilebilecek diğer örnekler ise; Tempio della Fortuna Virile (Virile Sans Tapınağı), Tempio di Ercole (Herkül Tapınağı), Tempio di Pola (Pola Tapınağı), Tempio di Vesta (Vesta Tapınağı)’dır.
Roma’daki büyük anıtsal yapıların yapılması, cadde ve meydanların inşası ile birlikte gerçekleştirilirdi.
Roma’da yapılan bir anıtsal yapı Tiyatro (Il Teatro) dur. Roma tiyatrolarının en önemli özelligi, hiç bir tepe veya yamaç desteği kullanılmadan, düz bir alan üzerinde, kemerlerin desteği ile inşa edilmiş olmalarıdır. Roma döneminde yapılan ilk tiyatro Teatro Pompeo‘dir. Daha sonra Teatro Marcello ve L’Anfiteatro Flavio (Colosseo) inşa edilmiştir.
Roma halk yaşamında en çok yer tutan binalardan birisi de Bazilikadır. Bazilikalar, bugünkü adliye ve idari binalarının yerini alırlar. Genellikle dikdörtgen biçiminde yapılır, iç tarafı tek sıra sütun ile çevrilmiştir. Zamanla bu mimari özellik değişikliğe ugramış ve bazilikanın uzun kenarlarından birinin tam ortasına bir apsis yerleştirilmiş ve dolayısıyla ana kenarlarda da sütun sayısı azaltılmıştır. En önemli Bazilikalar; La Basilica di Massenzio, La Basilica di Pompei (M.O. 2yy.)
Romalıların yaşadıkları meskenler, değişik ailelerin prestijinin bir aynasıydı. Bunun en güzel örneklerinden olan Villalar, önceleri tarım ile uğraşan insanların işlerini yürüttüğü bir yer olarak kullanılırken, zamanla, hem bir ticarethane hem de mesken olarak kullanılmışlardır. Bugüne kadar yapılan kazılarda ele geçen Roma dönemi villalarından en önemlisi, Ercolano kasabasındaki Villa dei Papiri‘dir. Şehir merkezinin dışında kurulan villaların en önemli özelliği şehirdeki evlerin tam aksine oldukça büyük alana inşa edilmesi, dolayısıyla istenildiği kadar hizmetli, hayvan barındırılıp, her çeşit meyve ve sebze yetiştilebilmeleridir. İki bölümden oluşan villaların bir bölümü la pars rustica olarak adlandırılır ve hizmetçilerin kaldığı, hayvanların barındığı, depoların buluduğu bölümdür. İkinci bölum ise la pars urbana isminin verildiği aile bireylerinin yaşadığı yerdir.
Açık alanların bolluğu, pazar (mercato) fikrinin doğmasına sebep olmuştur. Önceleri, Forum’un bir parçası olan mercato yani pazar yeri, M.S. 117′de İmparator Traiano tarafından, ortasından geçen uzun bir cadde ile ayrılan dört katlı iki bina inşa edilerek otonom yani sadece ticaret yapılan bir yer haline getirilmiştir.
L’Aqcuadotto (su kemeri), romalıların hayatında çok önemli bir yer tutan en önemli mimari yapılardan birisidir. Dağdaki su kaynağından şehir merkezine, daha sonra da her bir eve ulaştırmak için yapılan su kemerlerinin ilk örneği M.Ö. 312′de yapılan l’Acqua Appia’dır. Romalı mühendislerin bir başka dehası ise kullanılan suyun şehir dışına aktarılması için yapmış oldukları Cloaca Maxima olarak adlandırılan lağım sistemidir.
Roma mimarisinin onuru diyebileceğimiz Anıtsal Kemerler veya Zafer Takları, ünlü aileleri veya kişileri anma törenleri için yapılmış anıtlardır. Bunların ilk örnekleri, M.Ö. 2.yy’da yapılmasına rağman Cumhuriyet döneminde ve hatta imparatorluk döneminde de belirli meydanlara dikilmiştir. En ünlü Anıtsal Kemerler; Tito, Settimio Severo ve Costantino’ninkilerdir.
Heykeltraşlık alanında yunan sanatını taklit ederek geliştiren Romalılar hem rölyef, hem de heykel alanında bir çok eser bırakmışlardır. En ünlü rölyefli anıtlar; 35m yüksekligine sahip M.Ö. 1.yy’da yapılan Ara Pacis Augustae, ve 6m temel kaidesi olan Colonna Traiano (Traiano Sütunu)’dir

İtalya Remus ve Remulus tatil turları

Amulius, kardeşi Numitor’u tahtından indirerek yerine geçer ve Numitor’un kızı Rhea Silvia (Ilia)’yı Vestal Rahibesi yaparak tapınağa kapatarak onun çocuk yapmasını yasaklar. Çünkü Rhea Silvia’dan doğacak bir çocuğun ileride kendi tahtına göz koyabileceğini düşünmektedir.
Rhea Silvia tanrı Mars’dan ikiz erkek çocuk dünyaya getirir. Bunun farkına varan Amulius, Rhea Silvia’yı öldürerek bebekleri başıboş bir tekneye bindirerek taşmak üzere olan Tiber nehrine bırakır.
Nehrin taşması ile tekne karaya vurur ve parçalanır. Dişi bir kurt tarafından bulunan ve emzirilen bebekleri, daha sonra Picus adında Circe’den henüz dönen bir ormancı bulur ve eşi Canenzo ile birlikte bu bebeklere Romolo (Remulus) ile Remo (Remus) isimlerini vererek büyütürler.
Çoban ailesinin yanında büyüyen Remulus ve Remus, Amulius’un baş çobanından çobanlık yapmasını öğrenirler.
Amulius’un askerleri ile çobanlar arasında çıkan bir tartışmada Remus yakalanarak Numitor’a götürülür. İkizlerin, Numitor’un torunları olduğu ortaya çıkar. Liderliğini Remus ile Romulus’un yaptığı büyük bir ayaklanmadan sonra dedeleri Numitor yeniden tahta çıkar.
Daha sonra, Romulus ve Remus bir şehir kurmaya karar verirler. Fakat şehri kimin kuracağına karar veremezler. Sonunda buna tanrıların karar vermesi gerektiğinde hem fikir olarak dişi kurdun kendilerini bulduğu yere gelirler. Remus, Aventino tepesine oturur ve kafasını yukarıya çevirir. O sırada başının üzerinden altı adet kuş uçarak geçer. Palatino tepesine oturan Romulus’un başının üzerinden ise oniki kuş uçarak geçer. Böylece Roma’yi Romulus kurar.
Varro’ya göre Roma’nın Romulus tarafından Palatino tepesine kuruluşu M.O. 21 Nisan 753‘dır.
Roma’nın kuruluşu hakkında bir çok efsane ortaya atılmıştır.
- Ennius’a göre Roma’nın kuruluşu 900
- Fabius Pictor’a göre Roma’nın kuruluşu 748
- Cincius Alimentus’a göre Roma’nın kuruluşu 728‘dir.

Roma’da Monarşi Donemi – Romulus (753 – 716)
Romulus, şehir surlarını inşa ederken surların üzerinden atlayarak dalga geçen kardeşi Remus’u orada öldürür.
Romulus, Roma’da nüfusu artırmak için, kanun kaçaklarına vatandaş olma hakkı verir. Romalılar, komşu Krallık Sabinelileri bir şölene çağırarak kadınlarını kaçırırlar ve onları kendi eşleri olmaları için zorlarlar.
Sabineliler ile Romalılar arasında yapılan anlaşma ile iki ülke birleşerek iki lider tarafından yönetilir. Sabine Krali Tatius öldükten sonra Remulus iki kralliği birlikte yönetir.
Remulus’un ölümünden sonra ise, ülke 100 senatörden oluşan “patres”ler ile senatörlar arasından seçilen ve 12 kişiden oluşan bir konsey tarafından yönetilir.
Palatino tepesinde Romulus’un evi olduğu söylenen Casa Romuli (Romulus’un Evi) bulunmaktadır

İtalya tatil turuna gitmeden italya hakkında bilgiler

Toscana bölgesine ismini veren Etrüskler, İtalya’nın ilk önemli uygarlığıdır. Mezarlarında ortaya çıkarılan freskler, değerli ziynet eşyaları ve çanak çömleklerden, onların yüksek seviyede sanat ve kültüre sahip olduğu anlaşılmaktadır. Kullandıkları dil gibi asıl orijinlerinin hala bir sır olduğu, fakat M.Ö. 9.yy’da Orta İtalya’ya yayıldıkları bilinmektedir. Etruria bölgesi olarak adlandırılan yerleşim bölgesinde yaşayan halk tarih boyunca hiç bir zaman bir devlet birliği kuramamış sadece şehirler konfederasyonunda yaşamışlardır. 3 Etrüsklü ve 2 Tarquinius kralı, Roma şehrini M.Ö. 616-509 yılları arasında yönetmişlerdir. Ayrıca, Roma şehrinin ilk kalıcı taş yapılarını, “Servius duvarlarını”, idare binalarını, kamu kuruluşlarını, mahkeme binalarını, binaların ve mezarların duvar resimlerini, kutsal kanunlarını, senatoyu ve bir orduyu kuran ilk uygarlık Etrüsklerdir.
Roma Uygarlığı
Romalılar, 2.000 yıldan fazla süreden beri İtalyalı olan eski bir halk topluluğudur. Kendilerinin, M.Ö. 753′de Roma şehrini kuran ikiz kardeşler; Remus (Remo) ile Romulus (Romolo)’un soyundan geldiklerine inanırlar. M.Ö. 510 yılına kadar süren monarşi donemine kadar güçlü komşuları olan Etrüskler ile birlikte yaşayan Romalılar, tarihlerindeki ilk Cumhuriyetle tanışırlar. Sonradan ortaya çıkan halk savaşlarının sonunda, yani M.Ö. 27 yılında Sezar’ın evlatlık oğlu Ottaviano Augustus (Augusto) tarafından İmparatorluk kurulur. Bu İmparatorluk zamanla, İngiltere dahil olmak uzere Avrupanın büyük bir bölümünü, Kuzey Afrikayı, Anadolu’nun hemen ardından Hindistan’a kadar olan büyük bir bölgeyi egemenliği altına alır. Başkentleri Roma, Tiren Denizi (Mar Tirreno)’ne yaklaşık 30 km uzaklıkta ve Tiber (Tevere) nehrinin her iki yakasını içine alan bir bölgede bulunmaktadır. Romalılar, Roma’nın Remus ile Remulus tarafından kurulduğuna inanırlar.
Cumhuriyet
Roma Cumhuriyeti, bir senato ve genellikle 12 kişilik bir halk konseyinden oluşmakta idi. Senato, günümüzdeki Millet Meclisinin görevini üstlenmekle birlikte, Konsey tarafından yılda bir kez seçilen iki lider tarafından yönetilmekte idi. Senato ve liderlerin görevi hem kanun çıkarmak, hem de devleti idare etmekti.
Roma Cumhuriyetinin bu özelliği sayesinde ülkenin en becerikli insanları iktidara getirilerek birbirleri arasında bir rekabet ortamı yaratılmış, böylece iktidara gelen kişiler hem zamanlarını hem de zenginliklerini devlet için harcayarak ülkeyi güçlü hale getirmişlerdir. Dolayısı ile, önce İtalya’daki komşuları, daha sonra da Akdeniz ve Orta Doğu’daki uygarlıklar üzerinde kendi egemenliklerini kanıtlamışlardır.
Ne yazik ki rekabetin ters etkileri de görülmüş; Cumhuriyetin ilk yıllarında Patrici ve Plebeiler arasında yaşanan güç çatışmaları çoğunlukla bir çok insanın ölümü ile sonuçlanmıştır. Cumhuriyetin son yıllarında ise, Roma’nın topraklarını aşırı bir şekilde genişletmesi bazı senatörlerin gücüne güç katmıştır. M.Ö. 44 yılında Sezar (Giulio Cesare) ‘ın kendisini zorla diktatör ilan ettirmesi halk tarafından korku ile karşılanmış ve kendisini aynı zamanda Kral ilan etmesinden endişe duyulmuştu. Böylece, Cumhuriyeti korumak isteyen bazı senatör üyeleri ona suikast düzenlemişler, sonucunda ise halk savası başlamıştır. En sonunda, Sezar’ın evlatlık oğlu Octaviano savaşı zaferle sonuçlandırarak kendisini Augustus (Augusto) unvanı ile onurlandırmış ve Roma İmparatorluğunu kurmuştur. Augustus, M.Ö. 27 ile M.S. 14 yılları arasında hükümdarlık yapmıştır.
Roma ve Kartacalılar
Kartaca (Carthage), Afrika kıyısında bulunan güçlü bir ticaret şehri idi. Romalıların İtalya’yı ele geçirmesinden çok önce, Kartaca’lılar Sicilya, Sardenya, Kuzey Afrika ve İspanya’yı kontrolleri altında bulundurmakta idiler. Romalılar, İtalya’yı ele geçirdikten sonra topraklarını daha da genişletmek için M.Ö. 264 ile M.Ö. 146 yılları arasında Kartaca’lılar ile bir çok savaş yapmışlardır.
Roma, Kartacalılar ile üç korkunç savaş yapmıştır. Yaptıkları ilk Pon (Punic) savaşında, gemi yapma sanatını ve Kartacalıları denizde nasıl yenebileceklerini öğrenmişlerdir. İkinci Pon savaşında ise Kartaca Generali Hanibal, ordusu ile Alp Dağlarını aşarak bütün İtalya’yı ele geçirmiştir. Romalılar, hiç vazgeçmeden savaş üzerine savaş yaparak İtalya’yı geri almış, daha sonra Afrika’ya geçerek Hanibal’ın ordusunu M.Ö. 202′de Kartaca yakınlarındaki Zama’da yenilgiye uğratmışlardır.
Romalılar, Hanibal’den o kadar çok korkmuşlardır ki sonunda Kartaca’yı yıkarak tamamen yok etmeye karar vermişlerdir. M.Ö. 149 ile M.Ö. 146 yılları arasındaki üçüncü Pon savaşlarında Romalılar, Kartaca şehrini yakarak tamamen tahrip etmişlerdir. Kuzey Afrika, Romalıların eline geçince de eski kalıntılar üzerine yeni bir şehir kurarak buraya lejyonlerini yerleştirmişlerdir.
Romalı yazarlar, Kartacalıların çok barbar olduklarını, hatta çocuklarını tanrılara kurban verdiklerini savunurlar. Fakat, başka kaynaklar da Kartacalıların uygar ve ticaretçi bir millet olduğunu ve çok zengin bir kültüre sahip olduğunu bildirmektedir. Romalılarla savaşa girmelerinin sebebi, her iki tarafında digerinin ne istediğini bilememesidir. Yine, hem Romalılar hem de Kartacalılar diğerinin yapabileceklerinden korkmakta idiler. Pon (Punic) savaslarının sonucunda, Roma, daha önce Kartacalıların elinde bulunan Afrika ve İspanya’yı topraklarına katmış oldular.
Roma ve Britanya
Britanya (İngiltere) Sezar, M.Ö. 55′de Galya bölgesinden geçirdiği ordusu ile bu adaya saldırı düzenlemesine ragmen başarısızlığa uğrayarak M.Ö. 54′de geri çekilmiştir. Romalılar, Britanya’yı ancak İmparator Claudio döneminde M.S. 43′de ele geçirebilmiş ve M.S. 55′de Londra’ya taşınan başkenti, Colcester şehri olarak seçmişlerdir.
Romalılar, İngilterenin ileri gelenlerine önem vererek Romanın ileri gelenleri gibi davranmışlar, onlara villalar, kasabalar vererek, zengin bir Romalının haklarından da yararlandırmışlardır. Böylece, bu kişilerin halk üzerindeki kontrolünü sağlamlaştırmışlardır.
Romalıların kontrolü altında yaklaşık 350 yıl kalan Britanya, barış ve huzurlu bir ortamın bulunduğu bir yer olarak, Romalıların, tatillerini geçirdiği en gözde yerlerden biri haline gelmiştir.
Roma döneminden kalan en önemli anıtların başında; Roma İmparatorluğunun Kuzey sınırlarının belirlenmesi amacı ile Adriano (Hadrianus)’nun emri ile ve üç Romalı lejyön tarafından inşa edilen ve uzunluğu 79 mil olan Adriano Surları ve Hamamları gelir.
M.S. 410′da Saksonlara karşı yapılacak savaş için yardım isteyen Romalı İngilizler, başka yerlerde çok meşgul olduğu için Roma İmparatoru Honorius (Onorio)’dan ” Kendi savunmanızı kendiniz yapın ” cevabını alırlar. Bu durum, Romalıların İngilizler üzerindeki himayesinin sonu olur.
Roma ve Anadolu
Asia Minore (Küçük Asya), Türkiye’nin sahip oldugu topraklara eski dönemlerde verilen isimdir. Roma’nın Cumhuriyet ile yönetildiği dönemlerde, Büyük İskenderin Generalleri tarafından yönetilen Küçük Asya’nın Batı bölgesi M.Ö. 133 yılında Bergama Kralı III. Attalos’un vasiyeti ile, Doğu bölümü ise Antiochus’a karşı yapılan küçük bir savaş sonucu Romalılara katılmıştır.
Anadolu’da barış ve huzur içinde yaşayan Romalılar, M.Ö. 88′de Pontus Kralı Mithridates tarafından Küçük Asya’dan dışarı çıkarılmak istenmiştir. Bu dönemde yaklaşık 40.000 Roma askeri öldürülmesine rağmen, Romalılar M.Ö. 63′de Mithridates’i yenmeyi başarmışlardır. Yenilgiye dayanamayan Mithrades, çok küçük yaşdan beri vücudunu zehire karşı alıştırdığından, kendi kılıcını vucuduna sokarak intahar etmiştir.
Roma ve Yunanistan
Yunanistan (Grecia) Uygarlığın babası olarak gördüklerinden Yunanlılara karşı büyük saygı duyuyorlardı. Onların mimarisi ve tanrıları gibi bir çok şeylerini kopya etmişlerdir. Fakat bu kopya edilenler, Roma geleneklerine geliştirilerek uygulanmıştır.
Romalılar, Yunanlılarla ilk olarak Güney İtalya’daki şehirlerde ilişki kurmuşlardır. Bu şehirlerin bazıları Romalılardan korunma isteğinde bulunmuşlar, diğerleri ise Batı Yunanistan’da bulunan Epirus’lu Pyrrhus’dan yardım beklemişlerdir. M.Ö. 280′de Pyrrhus, sahip oldugu filler sayesinde İtalya’yı işgal etmesine ragmen, Romalılar, direnmeyi bırakmamışlar. Phrrhus, Romalılarla yaptığı savaşlarda çoğu askerini kaybettiği için kazandığı savaşlar kendisine çok pahalıya mal olmuştur. Dolayısı ile, İtalya’dan çekilmek zorunda kalmıştır.
Bu dönemlerde yunanlılar, Makedonyalıların kontrolu altında yaşamakta idiler. Fakat, Roma Generali Flaminio, Makedonyalılarla M.Ö. 196′da yaptığı savaşı kazanarak Yunanistan’ın özgür bırakılmasını beyan etmiştir. Yunanlıları özgür bırakarak, Romalı generallerin hiç birisinin daha önce yapmamış olduğu bir şey yapmış ve ülkedeki önemini artıracağını düşünmüştür. Fakat, durum böyle olmamıştır.
Romalılar, kendilerinin özgür bırakılmasından memnun kaldıklarını düşündükleri Yunalılar, hiç doğru olmadığı halde bir çok şey için, sanki hala vergi verdiklerini savunarak Romalılardan sürekli şikayetçi olmuşlardır. Sonunda Romalıların sabrı taşmış ve Yunanlılara bir ders vermeye karar vermişler. M.Ö. 146 yılında Corinth’e giren Romalılar diğer şehirlere örnek olması için, tüm şehri yakıp yıkmışlar, geriye kalan tüm Yunan şehirleri ise Roma’ya teslim olduklarını beyan etmişler. Böylece, yunanlılar, küçük bir parça da olsa ellerindeki özgürlüklerini kaybetmislerdir.
Roma ve Galyalılar
Galya (Gallia), Bugünkü Fransa topraklarına Roma döneminde verilen isimdir. Gallia (İngilizce; Gauls), Romalıların, Roma’nın Kuzeyinde yaşayan barbar kavimlar için kullandıkları bir terimdir. Eski Roma Cumhuriyeti döneminde, Kuzey İtalya’da yaşayan insanlar da aynı isimle anılmakta idi. Fakat, Galyalılar, her biri farklı lider ve geleneklere sahip çok sayıda kavimlerden oluşmakta idi.
M.Ö. 387′de Galyalılar, Romaya saldırı düzenlemişlerdir. Efsaneye göre; Galyalılar, bir gece sessiz sedasız Capitoline tepelerine (Kampidolyo) kadar gelirler. Fakat, tapınakda bulunan kazlar Galyalıların yaklaştıklarını duyarak ve kaçışarak kaz seslerini çıkartırlar. Kaz seslerini duyan Roma’lılar, tehlikenin farkına varırlar ve şehirlerini Galyalılara karşı savunurlar. Şehir, Galyalılardan kurtarıldıktan sonra da kaz kutsal bir hayvan olarak ilan edilir.
M.Ö. 59 yılında Sezar, Galya’ya bir sefer düzenleyerek on yıl içerisinde bütün Galya kavimlarini kontrolü altına alır. Sezar, “Galya Savaşları” adında bir günlük yazmıştır. Elbette, günlüğü yazarken kendisi hakkında hep övücü şeyler yazmayı ihmal etmemiştir.
Roma ve Mısır
Mısır (Egitto) Roma Cumhuriyeti döneminde Mısır, Büyük İskender’in Generallerinden birisi olan Ptolemeo tarafından yönetilmekte idi. Ptolemeo, Büyük İskender öldükten sonra onun vücudunu Mısır’a kaçırmıs, daha sonra da İskenderiye şehrinde onun adına büyük bir mezar inşa ettirmiştir. Roma Cumhuriyeti döneminde oldukça ekonomik bakımdan zayıflamış olan Ptolemeo, M.Ö. 168′de Küçük Asya’daki Krallara karşı Roma’dan yardım istemiştir.
Bir Roma elçisi, Küçük Asya Kralı ile Mısır sınırında buluştuklarında, elindeki bir değnek ile kumun üzerine bir çizgi çizer ve “Bu çizgiyi geçecek olursan, Roma seninle savaşa girer” der. Kral, korkarak ordusunu geri çeker.
Bu olaydan sonra Mısır, Roma’nın koruması altına girmesine ragmen, Octaviano’nun M.Ö. 31 yılında lejyönlerini göndermesine kadar Roma topraklarına katılmaz. İmparator olup Augustus ünvanını alan Octaviano, hiç bir Roma senatörünün burayı kontrol etmesine izin vermeyerek, Mısır’ı İmparatorluk memurları aracılığı ile idare etmiştir. Bunun en önemli nedeni ise Mısır’da üretilen buğdayın Roma’yı beslemesidir.
İmparatorluk
Roma da imparatorluk kurulmadan çok zaman önce de imparatorlar vardı; Romalı halk seçtiği liderlerin savaşlar kazanmasını, dolayısı ile Roma’nın topraklarını genişleterek gücünü artırmasını istemekte idiler. M.Ö. 264′de tüm İtalya’yı ele geçiren Roma, Akdenizde bulunan diger güçlerle ticaret yapmaya başlamıştır. Daha sonra, Afrika’da bulunan Kartacalılarla bir çok savaş yapan Roma, bu ülkeyi de ele geçirerek İmparatorluğunun sınırlarını Akdenizin ötesine taşımıştır.
Sezar döneminde Roma, Doğuda Küçük Asya (Anadolu), Batıda Galya’yı da topraklarına katmıştır. Böylece, M.Ö. 27 ‘de Augustus kendisini İmparator ilan ettiğinde Roma İmparatorluğu oldukça genişlemişti. Augustus, bir yandan askeri bir diktatörluk yaratmış, diger yandan Cumhuriyeti muhafaza etme yoluna gitmiştir. Dolayısı ile, bir İmparator olarak ordunun kontrolünü elinde bulundurduğundan halka istediklerini kolaylıkla yaptırmıştır. İmparatorluğu şehirlere ve lejyönlere ayırarak idaresine güvendiği insanları getirmiştir.
Generallerinden birisi olan Varus’un, M.S. 9′da, üç lejyonunun, Almanya ormanlarındaki bir karşı grup tarafından tuzağa düşürülerek yok edilmesine kadar Roma, topraklarını genişletmeyi sürdürmüştür. Bu olaydan sonra, artık İmparatorluğun topraklarını genişletmemesini söylemesine rağmen, İmparatorların ünlü olmasının yaptıkları savaş ve zaferlere göre orantılı olduğunu savunan Claudio ve Traiano gibi sonraki İmparatorlar ülkenin genişlemesini sürdürmüşlerdir. Dolayısıyla, İmparator Adriano (Hadrianus) dönemine gelindiğinde ülkenin sınırları çok aşırı genişlediğinden, artık bu işe bir nokta koymanın zamanı geldiğini düşünen İmparator Adriano, ülke sınırlarına son şekli vermek amacı ile surlar ve anıtsal kapılar yaptırmıştır

İtalya tarihini turlayalım

1.000.000 yıl önce ortaya çıkan ilk insan olan “Neandertal İnsan” kısa boylu ve şişman olup henüz konuşamamakta idi. 600.000 – 500.000 yıl önce yaşamış bu ilk insan hakkında en eski buluntu Pekin’de ortaya çıkarılmıştır. 500.000 yıl önce ateşi bulan insan, toplu olarak değil yalnız başına yaşamakta idi.
İtalya’da ise göçebe hayatı yaşayan ilk insan, avcı ve sebze toplayıcısı olarak yaşamını sürdürmekte idi. Ya açik havada ya da mağaralarda yaşamakta balta, biçak, mızrak yapma ve ateş yakma teknolojisine sahiptiler. Ölü gömme kültürüne de sahip olan ilk insanın ölümden sonra ikinci hayata inandıklarına dair buluntulara rastlanmıştır.
Neolitik Devir (8.000 – 3.000)
Tarım ve hayvancılıkla uğraşan Neolitik Dönem insani toprağı işlemeyi de öğrenmiş, yaptıkları ilkel seramikleri resim ve şekillerle süslemişlerdir. Bu dönemle ilgili buluntular, Puglia, Campania, Basilicata, Marche, Calabria, Sardenya ile Elba Adası ve Liguria bölgelerinde ortaya çıkartılmıştır. Obsidyen taşı kullanılarak yapılan aletler Calabria ve Sicilya adasında bulunmuştur.
Orta Neolitik dönemde pişmiş topraktan yapılmış eşyaların yapımı gelişme göstererek, iki veya üç farklı rengin birlikte kullanılması Matera-Capri ve Sasso-Fiorano kültürü olarak Sicilya Adaları ile Capri Adası, Basilicata, Puglia ve Abruzzo bölgelerinde gerçekleştirilmiştir. Orta ve Kuzey İtalya’ya özgu olan Sasso-Fiorano kültüründe kullanılan renkler gri ve parlak renktedir.
Ayrıca, İtalya’nın Kuzeyinde Diana, Güneyinde ise Lagozza kültürüne rastlanmıştır.
Bakır Devri (6.000 – 3.000)
Ege-Anadolu kültürünün bir devamıdır.
Gallura’daki Arzachena kültürü; Ölü gömme töreninde kullandıkları ve Mısır ile Girit Adasından ithal ettikleri aletler ile farklılıklar gösterir. San Michele kültürü, Sardenya’daki Campaniforme vazo kültürü, Sicilya’daki Serraferlicchio kültürü ve Campania ve lazio bölgelerindeki Gaudo ve Rinaldone kültürü bakır devrinde görülen kültürlerdir.
Bronz Devri (3.000 – 2.000)
Su üzerine yapılan yerleşim birimleri kuran Kuzey İtalya’daki Polada kültürü dışında, Sicilya’daki Castelluccio ve Tapsos kültürü Miken kültürü etkisinde kalmış organize yerleşim birimleri ortaya çıkmıştır. Yine, Sicilya’daki ve Eiola Adalarındaki Milazzase kültürü bir önceki kültür ile benzerlikler taşımaktadır.
İtalya’da yunanlıların varlığından söz edilen bu dönemde, Kuzey İtalya’da Terremare kültürü de bulunmaktadır.
Ayrıca, İtalyan mozaiği, tüm kültürler tarafından kullanılmıştır.
2.000 – 1.000 Yilları
Nehir kıyılarına oldukça büyük yapılan evler, mezarlık ve ölü yakma gibi özellileri olan Villa-noviana kültürü, ortak bir kültürle İtalya kimliğinin çikartılmasında uzun bir süre engel olmuştur.
Villanoviana kültürü dışında tüm yarımadaya ve büyük adalara yayılmış birçok kültüre rastlanan bu dönemde kuzeyden gelerek Liguria bölgesine yerleşen Celtikler, Kuzey Adriyatik Bölgesine yerleşen Umbri, Sabelli, Veneti, Asci ve Piceni, Orta İtalya Bölgesindeki Illirici, Ausoni, Sabini, Lucani, Peligni, Bruzi, Equi ve Sanniti, Adaların kıyı bölümlerinde ise Fenikeliler İtalya yarımadasının kozmopolitik kültürlerini oluşturmakta idi.
Ayrıca, asıl orijinlerinin neresi olduğu kesinlik kazanmamış fakat M.Ö. 2.000′li yıllarda bölgeye gelerek yerleşen ve İtalya’nin en eski büyük uygarlıklarından birisi olan Etrüskler